1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Orgeneral Başbuğ ve Washington

MesajGönderilme zamanı: 21 Kas 2010, 18:16
gönderen TurkmenCopur
ORGENERAL BAŞBUĞ

Türkiye 1980 yılında Amerika'yla Savunma ve İşbirliği Anlaşması imzalamıştı. Anlaşma çerçevesinde her yıl yüksek düzeyli Ortak Savunma Grubu toplantıları yapılırdı. Toplantıların 18'ncisi, 2003 yılı Kasım ayının ikinci yarısında Washington yakınlarındaki Williamsburg kentinde yapılacaktı. Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ toplantıya katılmak üzere Washington'a geldi. Toplantıların en önemli gündem maddesi Irak'tı. Türk tarafının gündeminde Kuzey Irak'ta yuvalanan PKK teröristlerinin durumu vardı. Süleymaniye olayı Pentagon'la Genelkurmay'ın arasını açmıştı. Aradan 4 ay geçmesine rağmen aradaki soğukluk devam ediyordu. Heyetler halinde görüşmeler yapılacaktı ama Orgeneral Başbuğ'un Washington programı da yüklüydü. Başbuğ'un ikili temasları vardı.

Orgeneral Başbuğ, Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Peter Pace, Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage ve Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Stephen Hadley'le ayrı ayrı görüştü. Başbuğ ile Orgeneral Pace ilk görüşmesini Pentagon'da yaptı. Heyetler Pentagon'da tank gibi bir odaya alındı. Odanın adı da 'Tank' idi. Gizlilik dereceli önemli toplantılar bu odada yapılırdı. Son derece güvenli bir odaydı . Masanın bir başına Orgeneral Başbuğ, karşısına da Orgeneral Pace oturdu.

Salonda gergin bir hava vardı. İlk sözü Orgeneral Başbuğ aldı. Başbuğ, "Süleymaniye olayı ilişkilerimizde derin yara açtı. Hep hatırlanacak ve unutulmayacak. Umarım bir kez daha olmaz. Bu defa karşılık görürsünüz" dedi. Amerikalı yetkililer, olaydan üzüntü duyduklarını, tamamen bir yanlış anlamadan kaynaklandığını, hadisenin geride kaldığını söylediler. Amerikalılar özür dilemedi, ancak, "Geçmişi unutalım, geleceğe bakalım" şeklinde bir yaklaşımları oldu. Türk General, daha sonra Kuzey Irak'taki PKK konusunu açtı. Terör kamplarının varlığının Türkiye'yi rahatsız etmeye devam ettiğini anlattı. Başbuğ, "Bu kamplar güvenliğimizi tehdit ediyor" dedi. Askeri operasyon konusunu gündeme getirdi. Amerikalılar, operasyon konusuna hiç girmedi. Es geçtiler. Zaten Bush Yönetimi Irak savaşının başından beri PKK'ya karşı askeri bir harekat yapacakları konusunda Türkiye'ye ne söz verdi ne de umut.

Pentagon'un 'Eylem Planı'nda Kuzey Irak'taki PKK Terör örgütüne karşı askeri bir harekat yapılmasına ilişkin öncelikli hiç bir madde yoktu anlaşılan! Türk askeriyle ortak bir operasyon da planda yer almıyordu. Ayrıca, Amerikan Güçlerinin ortak bir operasyon yapması için Irak Geçici Yönetimi'nin onay vermesi gerekiyordu. Orgeneral Pace, durumu böyle açıkladı. Dolayısıyla PKK'nın Kandil Dağı'ndaki Kampına askeri bir operasyon yapılmayacağı Pentagon'un Tank Odası'nda da bir kez daha anlaşıldı. Görüşme, Orgeneral Başbuğ'un, Kuzey Irak'ta PKK olduğu sürece Türk Özel Timi'nin de varlığını devam ettireceğini söylemesiyle sona erdi. Iraklı Kürtler Kuzey Irak'taki Türk Özel Timi'nden rahatsızdı. Talabani ve Barzani, Amerikalılara sürekli bu birliğin çekilmesi için baskı yapıyordu. Süleymaniye olayından sonra Türk Timi'ni kaçıracaklarını ummuşlardı. Iraklı Kürtlerin hesabı Türkiye'ye uymadı .

'Türk Özel Tim'i Kuzey Irak'ta kalmaya devam etti. Orgeneral Pace, İlker Başbuğ'un Türk Timi'nin kalacağına ilişkin sözlerine itiraz etmedi. Toplantı, samimi bir şekilde sona erdi. Toplantıyla aradaki soğukluk bir nebze olsun giderilmiş oldu. PKK Orgeneral Başbuğ, temaslarının sonunda bir açıklama yaptı. İlker Başbuğ, Amerika'nın Kuzey İrak'ta PKK terör örgütüne karşı ciddi bir operasyon hazırlığı içinde olduğunu söyledi. Toplantılarda Amerikalılar tarafından açıkça böyle bir söz verilmemişti. Ama yapmayacağız da denmemişti. Orgeneral Başbuğ neden böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmişti? Orgeneralin taktiği, yoksa Amerikalıları harekete geçirmek miydi? Orgeneral Başbuğ'un açıklamasına hem Amerikalılar hem de Türkler çok şaşırdı. Açıklamanın yankıları bir anda Washington'un dışına çıktı. Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliğine kadar yankısı oldu. Orgeneral Başbuğ'un açıklaması Amerikalıları zor durumda bıraktı, ama Amerikalılar açıkça bir şey söylemekten kaçındı.

Orgeneral Başbuğ'a göre, Türkiye'nin Irak'tan kaynaklanan iki sorunu vardı. Birincisi Irak'ın toprak ve siyasi bütünlüğünün sağlanması, diğeri de PKK terör örgütünün varlığıydı. Ortak Savunma Grubu toplantılarında bu konuların tartışması yapıldı. Tartışmalardan net bir sonuç çıkmadı. Her şey sözde kaldı. Amerikalılar teröre karşı yapılan mücadeleyi uzun uzun anlattı. Görüşmeler Amerikalıların Irak'ın tamamına hakim olmadığını bir kez daha gösterdi. Amerikan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Pace, 2003 Aralık ayının ilk haftasında Türkiye'ye gideceği sözünü verdi. Pace'in ziyaretini Amerika'nın Avrupa'daki Kuvvetleri Komutan Yardımcısı'nın ziyareti izleyecekti.

Amerikalar, İlker Başbuğ'a Irak'ın siyasi ve coğrafi yapısını muhafaza etmek amacının dışında gizli bir planı olmadığını da söyledi. Orgeneral Başbuğ bu konuda ikna olmuş gibi göründü. Başbuğ, bunu Amerika'nın ciddiyetinin belirtisi olarak yorumladı. Washington'daki görüşmeler, Süleymaniye olayını biraz olsun hafifletti. Yapılan açıklamalardan, ilişkilerin düzeltilmesinde iki tarafın da çıkarı olduğu sonucuna vardığı anlaşılıyordu.. Aradan bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen 2004 yılının sonuna gelindiğinde Bush yönetimi PKK konusunda parmağını bile oynatmadı .

Bu sırada, henüz sinagog baskınıyla ilgili bombalı terör saldırıları soğumadan, İstanbul bu kez başka bir bombalı saldırıyla sarsıldı. İngiltere'nin İstanbul Konsolosluğunun bombalanması haberi, 2004 Mart ayının ikinci yarısında Washington'a Amerikalılarla terörle yapılacak mücadeleyi konuşmak için tekrar gelen Orgeneral Başbuğ'a ulaştı. Amerikan televizyonları habere geniş yer verdi. Televizyonlar, Londra'da bulunan Başkan Bush'un tepkisini sık sık aktardı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın saldırıyı kınayan açıklamasını televizyonlar naklen yayınladı. Dışişleri Bakanı Powell, Abdullah Gül'ü arayıp taziyetlerini bildirdi. İstanbul'daki Amerikan Konsolosluğu normal vize işlemlerini durdurdu. Türkiye'de bir olay olduğu zaman Yunanlı gazeteciler Washington'da durumdan vazife çıkarırdı. Terör saldırıları Yunanlı Gazetecileri hareketlendirdi.

Her zamanki gibi Dışişleri Bakanlığı'ndaki basın toplantılarının yapıldığı salonu doldurdular. Amerikalı Gazeteciler terörün kaynağına ilişkin sorular sorarken, bir Yunanlı gazeteci Dışişler Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli'ye bazı güçlerin saldırıyı bahane edip AKP Hükümetine karşı harekete geçip geçmeyeceğini sordu. Yunanlı gazetecinin bazı güçler olarak adlandırdığı Türk Ordusuydu. Amerikalı sözcü, soruyu hemen anladı ve sözlerinin varsayıma dayandığını ve görüşlerini paylaşmadığını söyledi. Ereli, "Daha önce de söylediğim gibi bu medeniyete karşı yapılmış bir saldın" dedi. Sözcü, "Türkiye'de demokrasi güçlü ve canlı. Bu da Türkiye'nin gücünün bir parçasıdır.

Türkiye tamamen demokraside kararlıdır. Türkiye, kendisinin uzun demokrasi tarihine uygun şekilde terörist saldırılara uygun yanıtı verecektir" şeklinde konuştu. Yunanlı gazeteci istediği cevabı alamamıştı. Yunanlı gazetecinin art niyeti öteki gazetecilerin de dikkatini çekti.

Bu soru beni yıllar öncesine götürdü:

Daha sonra Atina Büyükelçisi ve NATO'da Amerika'nın Daimi Delegesi olan dönemin sözcüsü Nicholas Burns, yine buna benzer sorular soran Lambros adlı Yunanlı bir gazetecinin kafasına elindeki plastik örümceği esprili bir şekilde atmıştı. Terör olayları bir anda Türk-ABD yakınlaşması için vesile oldu. İki taraf yetkilileri, İstanbul'daki bombalı saldırı olaylarını, soğukluğu tamir edici bir unsur olarak kullandı.

Kaynakça
Kitap: Washington'da Akrobasi
Yazar: Yılmaz Polat