Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

3.5 Milyon Vergi Yükümlüsü Kurtarıldı

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

3.5 Milyon Vergi Yükümlüsü Kurtarıldı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 02:38

3.5 MİLYON VERGİ YÜKÜMLÜSÜ KURTARILDI

İktidar, Vergi Usul Kanunu'nun "vergi mahremiyetini" düzenleyen hükmüne sığınarak, "Vergi Barışı'ndan kimlerin yararlandığını" açıklamaktan kaçındı.
Resmi bilgilere göre, Vergi Barışı Yasası'ndan yararlanmak amacıyla 3 milyon 475 bin 144 başvuru yapıldı.

İktidar, vergi affıyla 10 katrilyon gelir beklediğini açıklarken, resmi kayıtlar gelirin hiç de beklendiği gibi olmadığını ortaya koydu. 30 Eylül 2004 tarihi itibariyle 4 katrilyon 700 trilyon lira tahsilat yapılabilmişti. Resmi kayıtlar da gösterdi ki, iktidar üyelerinin ciddi gelir kaynağı olarak sundukları afta beklenen gelirin ancak yarısı tahsil edilebilmişti.

ERDOĞAN'I KURTARAN AFFIN GÖRÜŞME TUTANAKLARI

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın vergi barışı adı altında getirdiği ve kendisinin de yararlandığı af düzenlemesine ilişkin yasanın görüşülmesi sert tartışmalara sahne oluyordu. Ancak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da affedileceğinden o günlerde kimse haberdar değildi.

AKP'li birçok bakan ile yandaşın bağışlanmasının yolunu açan Vergi Barışı Yasası'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşme tutanakları özetle şöyle:

CHP Grubu adına Prof. Oğuz Oyan (İzmir) - Vergi afları, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok da alışık olmadığımız bir uygulama değil; ancak, vergi aflarının Türk vergi sistemindeki yeri, marazi bir nitelik taşımaktadır; çünkü, bir vergi sisteminin doğru işlediğinin en iyi kanıtı, en az vergi affı çıkarılmasıyla ölçülebilir. Türkiye'de eğer bu kadar çok vergi affı çıkarmıyorsa, buradan bizim çıkaracağımız ilk sonuç, Türkiye'de vergi sisteminin doğru düzgün işlemediği sonucudur.

Şimdi, önümüze gelen, bu "vergi barışı" namı altındaki af tasarısının genel gerekçesine baktığımız zaman, orada da, Türkiye'nin, 2000 ve 2001 yıllarında yaşadığı ekonomik krizin ve bunun 2002'ye sarkan etkilerinin önemli bir gerekçe olarak sunulduğunu görüyoruz. Eğer, Türkiye'de, aflar bu kadar sık yapılmamış olsaydı ve Türkiye'de vergi bilinci yerleşmiş olsaydı, belki, bunu, gerçekten haklı bir gerekçe olarak kabul etmek mümkün olabilirdi. Bunun tamamen haksız olduğunu söylemiyoruz; ama, bu nedenle, Türkiye'de vergi afları ne yazık ki tek başına gelmiyor.
Bakınız, Türkiye'de, bu 36 affın önemli bir bölümü 1980 sonrasında yaşandı. Türkiye, 1981 ile 1998 arasında tam 11 adet vergi affıyla tanıştı.

Bunun anlamı şu:

17 ya da 18 yılda 11 tane af demek, her iki yıldan daha sık aralıklarla, aflar aracılığıyla vergi sistemine müdahale etmek demektir, ortalaması 21 ay; yani, Türkiye, 1980 sonrasında, bakınız, 21 ayda bir -iki sene bile değil- vergi affına başvurmak zorunda bırakılmıştır.

Burada, eğri oturup doğru konuşalım; yani, bu, sadece ekonomik kriz dolayısıyla ortaya çıkan bir tasarı değil, Türkiye'deki bu alışılmış yapı içinde, kanıksanmış yapı içinde, zincire yeni bir halka eklemekten ibaret bir olaydır. Af uygulamaları, adeta, bir uyuşturucu etkisi yapmaktadır. Vergi affıyla geçmişe sünger çekme eylemini yapıyorsunuz; ama, bu, gelecekteki tahsilatın da bir bölümüne sünger çekme anlamına gidiyor; çünkü, her af yeni bir affı doğuran özellikler taşıyor. Vergi kaçakçılığını düzenleyen maddeyle ilgili af, bir şekilde, komisyonda değişikliğe uğratılmak istendi. Bu afla getirilmek istenen neydi; sahte ya da yanıltıcı belge düzenleyenleri -namı diğer naylon fatura düzenleyenleri- ve bunları basanları af kapsamı dışında bırakmak; ama, bunları kullananları affın içerisine almaktı.

Bu maddeyi geri çekmeniz için, biz yeterli çabayı gösterdik; burada yine önergemizi vereceğiz, geliniz, bu maddeyi metinden çıkarın. Çıkarmazsanız -ki, muhtemelen, siz, burada, yeniden değişikliğe gideceksiniz- ne olur; bir kere, Maliye Bakanı'nın da bu aftan yararlanması söz konusu olduğu için, komisyonda, buraya "bilmeyerek" sözcüğünü ekleyerek; yani, bu fiilleri, kaçakçılık suçunu bilmeyerek işleyen; yani, belgeyi bilmeyerek kullananları af kapsamına alarak, bilerek kullananları af dışına atmaya çalışırsınız. Bu, tabii, çok tehlikeli bir mecra.
Başkan - Sayın Oyan, lütfen toparlar mısınız?..

Oğuz Oyan (Devamla) - Temiz sayfa, Türkiye açısından önemlidir. O yüzden, burada üzülerek söylüyorum, bu af tasarısı, çözdüğünden daha fazla sorun yaratmaya adaydır. Sizi uyarı görevimizi yeniden yapıyoruz. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

AKP Grubu adına Mehmet Mustafa Açıkalın (İstanbul) - Bu tasarının ismi "barış tasarısı." Tasarının amacı, devlet ile iş dünyasının, kamu idaresi ile vatandaşın barıştırılması, geçmiş ihtilaflar ve alacaklarda belirli şartlarda sulhe ulaşılması ve geleceğe yeniden temiz bir sayfayla başlanılmasıdır. Gerçekten de bu -biraz önce ifade edildiği üzere- bir başlangıçtır.

Vergi Barışı Kanunu Tasarısı, pek tabiidir ki, devlete katkı sağlamanın ötesinde, ayrıca, bir vergi barışı mesajı da taşımaktadır. Bu bir barıştır, bir uzlaşmadır; işleyen ve yeterince talep bulan bir sistem tesis etmek ihtiyacı da bulunmaktadır. Kanun tasarısının birinci amacı, tahsilatın hızlandırılmasıdır; ikinci amacı, dava ve ihtilaf safhasında olan alacaklar bakımından, tahsilat yanında, yargı merciinde önemli ölçüde -180 bin adet- olduğu ifade edilen dosya ve ihtilaf sayısının azaltılmasıdır.
Bu tasarının vatandaşlarımıza ve vergi mükelleflerimize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AKP sıralarından alkışlar)

Başkan - Sayın Açıkalın, teşekkür ediyorum.

CHP Grubu adına Birgen Keleş (İstanbul) - Çıkarılan af sınırsız olmamalıdır, gerçekten bu olaylardan olumsuz yönde etkilenen kesimleri rahatlatmalıdır ve sahte fatura kullananları kapsamına almamalıdır; ama, ne yazık ki, sahte fatura kullananlar bu vergi kapsamına alınmıştır. Ayrıca, hiç ama hiç gündeme getirilmemesi gereken hayali ihracat da gündeme getirilmiştir ve tıpkı hayat standardında olduğu gibi, Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki tartışmaların son zamanlarında bir önergeyle gündeme getirilmiştir, tepki gösterilince de komisyondan çekilmiştir. Kuşkusuz, hatadan dönmek olumlu bir yaklaşımdır; ama, hayali ihracatın ne olduğunu ve boyutlarının nerelere ulaştığını düşündüğümüzde, bunun gündeme getirilmesi bile -sonradan geri çekilmiş de olsa- bir talihsizliktir. Nasıl oluyor da, hayali ihracat yapanların, bu vergi affı kapsamına alınmasını önerebiliyorsunuz?
Değerli arkadaşlarım, yapmayınız; çünkü, gelecek kuşaklara yapabileceğimiz en büyük kötülük, yolsuzluk yapanların hesap vermediklerini ve yolsuzlukların yanlarına kar kaldığını onlara göstermemizdir. Bu nedenle, hayali ihracat yapanlar cezalarını çekmelidirler. Bankaların içini boşaltanlar, her kuruşu topluma ödemelidirler ve özelleştirmeyi büyük bir yağma haline getirenler, bunun hesabını vermelidirler.

Başkan - Teşekkür ediyorum Sayın Keleş.

CHP Grubu adına Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul) - Bu tasarın ın belki de en anlamlı maddesi 2'nci madde.

Anlamlı olmasının nedeni şu:

Kamu alacakları kesinleşmiş, kişiler özgür iradeleriyle beyanlarında bulunmuşlar şu kadar gelir elde ettik diye; ama, elde ettikleri gelirin önemli bir kısmını ödeyememişler şimdi, bu Vergi Barışı Yasa Tasarısıyla bu alacakların bir kısmının alınması öngörülüyor, izin verirseniz değerli milletvekilleri, son dört yılda beyan edildiği halde, tahakkuk ettiği halde tahsil edilemeyen toplam vergilerin miktarına bakalım: 1998 yılında bu rakam 1 katrilyon 80 trilyon lira, 1999 yılında 3 katrilyon lira civarında, 2000 yılında 3 katrilyon lira, 2001 yılında da 4 katrilyon lira. 2002 yılının rakamları henüz Maliye Bakanlığının internet sitelerinde yer almıyor, o nedenle o rakamı bilemiyoruz; ama, şöyle bir baktığımızda, kişilerin beyan edip ödeyemedikleri vergilerin, bütçe açıklarının bu düzeye ulaştığı bir ortamda hiç de küçümsenmeyecek rakamlar olduğu ortaya çıkıyor.

Şimdi, izin verirseniz, burada şu soruyu sormamız gerekiyor:

Bu vergiler niçin tahsil edilemedi? Kişiler kazandılar, getirdiler Maliye Bakanlığı'na beyannamelerini verdiler, şu kadar gelir elde ettik dediler; ama, Maliye Bakanlığı, burada, acaba, görevini yerine getirmedi mi?!

Bu tasarının, şu açıdan hiçbir anlamı yok:

Bu vergiler de toplanamayacak değerli arkadaşlarım. Niçin ödesinler ki bu vergiyi! Bu vergiyi ödesinler diye, siz, neyle sıkıştıracaksınız bu mükellefleri! Elinizde hiçbir şey yok ki doğru dürüst... O halde, bu vergiden kimler yararlanacak; hapis tehdidi altında olanlar ancak bundan yararlanacak, hapisten kurtulmak için. Eğer öyle bir tehdit yoksa, göreceğiz hep beraber, bu vergilerin önemli bir kısmı buradan sağlanamayacak, elde edilemeyecek.

Bir başka yanlışlık -az önce, yine, burada ifade edildi- 36 kez af yasası çıkarmışız, vergi affı yasası... Artık, toplum, öyle bir beklentiye girdi ki, yeni hükümet kurulduğunda nasıl olsa bir af çıkacak, ben niye vergimi ödeyeyim... Böyle bir beklentiye toplumu soktuğunuz andan itibaren, toplumda vergi bilimcini, maalesef, yaygınlaştıramazsınız, sağlam raya oturtamazsınız.

CHP Grubu adına Ali Kemal Deveciler (Balıkesir) - Tasarının 7'nci maddesi ile Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri daha önceki yıllara ilişkin olarak vermiş oldukları beyannamelerde, bildirdikleri matrahlarını, yıllar itibariyle, belli oranlarda artırdıklarında, bunlar hakkında vergi incelemesi yapılmayacaktır ve artırım miktarları dışında da bu mükellefler hakkında herhangi bir tarhiyatta bulunulmayacaktır. Aslında, bu madde, önceki yıllarda vergi kaçırmış bulunan, noksan beyanda bulunmuş ve kendisini inceleme tehdidi altında gören mükelleflerin eksik beyanlarının belli bir kısmını tamamlamak suretiyle ve bu tamamlamadan sonra yine gerçek matrahlarının bildirilmeyen kısmını da affeden bir madde görünümündedir.

Burada şunu belirtmek istiyorum:

Bu madde, kendisini inceleme tehdidi altında gören kişileri, şirketleri rahatlatmaya yöneliktir; çünkü, küçük esnafımızın kazancı bellidir. Tüm gelirlerini beyan eden, tüm gelirlerini kayıt içine alan, kazancının tamamını beyannamesinde gösteren ve vergisini ödeyen bir mükellef düşünelim; ama, bu tasarı yasalaştığında, bu dürüst mükellef, acaba matrah artırımı yapayım mı yapmayayım mı diye tereddütte kalacak ve belki de, kazancı olmadığı halde, korkarak, matrah artırımında bulunup ek vergi ödemek zorunda kalacaktır; çünkü, Demokles'in kılıcı gibi, devamlı olarak, bu küçük esnaf, kafasında bunu hissedecek, acaba matrah artırımı yapmazsam vergi incelemesi olur da daha büyük ceza yer miyim düşüncesiyle, olmayan bir kazancın vergisini kat be kat ödemek durumunda bırakılacaktır.

Diğer taraftan ise, matrah artırımıyla kendisini incelemeden kurtaran, yapmış olduğu yüzde 30'luk matrah artışının belki 10 misli, 20 misli gelirini, kazancını kayıtdışı bırakan mükellefler, şirketler, vergi denetiminden kurtarılmış olacaktır.

"Sayın Bakanın da hakkında -ne yazık ki Sayın Bakanımı burada göremiyorum. İsterdim ki, bu konuşmalarımı yaparken Sayın Maliye Bakanım da burada koltukta oturmakta olsun-...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Başkan - Sayın hatip, buyurun.

Ali Kemal Deveciler (Devamla) - ... Sayın Bakanın hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanması devam etmekte olduğu suçlamayı ortadan kaldıran maddeyi de kapsayan bir yasa tasarısıdır, vergi affı değildir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Bu tasarının bu ilgili maddesi, kabul edildiğinde, halkımızın büyük bir kesimini yaralayacaktır, kamu vicdanını sızlatacaktır. Bu tasarının kabul edilmesi durumunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanmamış büyük bir skandalı hep birlikte yaşamış olacağız. Onun içindir ki, bu, ülkemiz için büyük bir skandal olacaktır. Çünkü, sahte, naylon fatura suçlamasından kendisini kurtaracak ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmakta olduğu bu davayı ortadan kaldırmaya ve kendini aklamaya yönelik bir af getiren bir bakan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman görülmemiştir arkadaşlar (CHP sıralarından alkışlar). Onun için, bu bir ilktir. Bu maddenin kabulü halinde, bizler, bu Meclis olarak hep birlikte bir ilki yaşayacağız. Sayın Bakan kendisini aklamış olacaktır ve aklanmış ve suçundan arınmış bir Maliye Bakanı olarak bundan sonraki görevini gönül rahatlığıyla, huzur içerisinde sürdürecektir.

Sayın AKP'li milletvekilleri, sizlere sesleniyorum:

Hem partinizin adının AK Parti olduğunu söylüyorsunuz hem "AK Parti olarak ak sayfa açacağız" diyorsunuz; ama, ne yazık ki, bu söylemlerinizin hiçbirini tutmuyorsunuz. Görüyoruz ki, altmış günlük iktidarınızda, sizin söylemlerinizin aksine olan yasaları çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Bugün de burada, naylon faturacıları, hayali ihracatçıları da siz aklamaya çalışıyorsunuz; ama ne yazık ki, hayvancıya, çiftçiye, esnafa, çalışanlara destekle ilgili yasadan hiç bahsetmiyorsunuz. Nerede bu yasalar, soruyorum sizlere? (CHP sıralarından alkışlar)

Başkan - Teşekkür ederim Sayın Deveciler.
Sayın Maliye Bakanımızın söz talebi vardır.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ahmet Ersin (İzmir) -
Bağırmayın, duyuyoruz!

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (Devamla) - Duyabiliyor musunuz?

Ahmet Ersin (İzmir) - Bağırmanıza gerek yok; duyuyoruz.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (Devamla) - Teşekkür ediyorum, iyi duyun... (AK Parti sıralarından alkışlar)

Muhterem arkadaşlar, burası milli iradenin tecelli ettiği yer, burası ciddi bir kürsü; milletvekilliği de ciddi bir iş. (AK Parti sıralarından alkışlar) Burada söylenilenler çok önemli; kimsenin, milletin huzurunda yalan söylemeye hakkı yok burada. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bizim muhalefete saygımız var ve dikkatle hepsini dinliyoruz, dinlemeye de devam edeceğiz ve faydalandıklarımızdan dolayı da teşekkür edeceğiz; ama, bir şey hariç, burası iftira kürsüsü değil (AK Parti sıralarından alkışlar). Ya okuduklarını anlasınlar yahut da iftira etmesinler (AK Parti sıralarından alkışlar).

Muharrem Doğan (Mardin) - Naylon fatura ne oldu Sayın Bakan?

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (Devamla) - Gelen tasan, ne hükümetin komisyona gönderdiği tasarı ne komisyondan çıkmış olan tasarı ne de burada verilecek önergeler olursa ondan sonraki tasan, asla ve kat'a, Maliye Bakanı'nı aklamıyor (AK Parti sıralarından alkışlar). Böyle bir şeyi de ne düşünürüz ne yaparız. Biz, AK Parti hükümetiyiz; karıştırılmasın...
(AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Bundan sonra, sizleri bilgilendirmek için tekrar huzurlarınıza gelebilirim; yalnız bu konuya açıklık kazandırmak için geldim.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum; sağ olun, var olun (AK Parti sıralarından alkışlar).

Muharrem Doğan (Mardin) - Naylon faturadan bahsetmediniz!

CHP Grubu adına Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul) - Bu tasarının gerçek anlamda anlam ifade edebilmesi için tasarının yasalaşmasından sonra insanların artık yanlış beyanda bulunmamaları gerekir, ona yönlendirmemiz gerekir, devlet ile yurttaş arasında barışı sağlamak gerekir, karşılıklı güveni ve itimadı tesis etmek gerekir. Bana söyler misiniz lütfen, bu yasa tasarısının içinde, naylon faturayı engelleyebilecek ciddi bir hüküm var mı; yok, eski hükümler duruyor. Eski hükümler, naylon faturacılığı engelledi mi; hayır. Peki, engellemek için bir şey getiriyor musunuz; hayır. Peki, bunun adı ne; vergi barışı. Arkadaşlar, bunun neresi barış?!

Unal Kaçır (İstanbul) -
Madde üzerinde...

Kemal Kılıçdaroğlu (Devamla) - Tabii, madde üzerinde konuşuyorum, Katma Değer Vergisiyle ilgili konuşuyorum. Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, eğer Katma Değer Vergisi iadesini bugünkü sistemde sürdürürsek, devletin soyulmasına açıkça çanak tutmuş oluruz. Katma Değer Vergisi denetimini yapabiliyor muyuz yeteri kadar? Aklımıza bu soru gelir. Yeteri kadar denetim elemanı vardır, Maliye Bakanlığı, denetim elemanları aracılığıyla denetler. Hepimiz de biliyoruz ki, Maliye Bakanl ığı'nın denetim elemanlarının sayısı çok sınırlıdır ve çok azdır ve inceleme oranımız yüzde 1,5-2 civarındadır, bütün mükellefleri inceleme oranımız.

Eğer, siz, vergi yasalarında ciddi önlemler getiremezseniz, artık bundan böyle, vergi affı projeleri, yasa tasarıları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminden eksik olmaz değerli arkadaşlar. Neden eksik olmaz; çünkü, naylon faturacılık yine bütün hızıyla devam edecektir, Katma Değer Vergisi iadeleri yoluyla yine devlet soyulacaktır, milyarlarca, katrilyonlarca lira paralar gidecektir ve biz, vergi toplamak için yine gideceğiz mükellefe, adeta ona şantaj yapacağız: Matrahını artır; artırmazsan, kusura bakma, seni incelerim... Böyle devlet anlayışı, böyle devlet ciddiyeti olmaz değerli arkadaşlar.
Ben, fazla bir şey söylemek istemiyorum; çünkü, bu tasarı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin tasarısı değil, bu tasan, adaleti ve kalkınmayı kendisine ilke edindiğini söyleyen değerli partinizin tasarısıdır. Sizlere hayırlı olsun arkadaşlar.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Başkan - Sayın Kılıçdaroğlu, teşekkür ederim.

CHP Grubu adına Enis Tütüncü (Tekirdağ) - AKP'nin şimdiye kadarki icraatlarında ortaya çıkan bir çelişkiye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. AKP, bilindiği gibi, yolsuzlukların önlenmesinde büyük iddialar ortaya koymuştur; ancak, hükümet kurulduğundan bu yana, haksızlıklar ve yolsuzluklar konusunda geniş halk kesimlerinde yerleşmiş, kabul görmüş değer yargılarına, duyarlılıklarına, hatta tepkilere göz kapatan bir tutum sergiliyor, öyle görüyorum. Örneğin, geçenlerde, mali miladın kaldırılması konusunda, AKP, söz verdiğini ileri sürerek kayıtdışı ekonomiyi serbest bırakan, hatta bir bakıma teşvik eden yasal düzenlemeye giderken, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda vermiş olduğu sözü es geçmiştir. Şimdi ise, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla toplum vicdanında derin yaralar açmış olan naylon fatura kullanma skandalına af getirmek istiyor.

Naylon fatura kullanılması, kamu vicdanında, devleti dolandırma ve hazineyi soyma olarak kabul edilen bir olay değil mi?! Böylesine yerleşmiş bir kanı, kabul görmüş bir düşünce mevcut değil mi?! AKP'ye oy veren saygıdeğer vatandaşlarımı, ben, şimdi, şöyle düşünmek istiyorum; ama, gönlüm varmıyor; nasıl düşüneceğiz... Şimdi, AKP, naylon fatura kullananlar ile bir taraftan ekonomik kriz altında ezilmiş, depremler altında yıpratılmış namuslu vergi mükellefini aynı kefeye koyan bir tavır ve davranış sergiliyor; AKP'nin durumu bu. Yani, AKP'ye oy veren geniş halk kesimi bunu kabul edebilir mi?! Geniş halk kesiminin vicdanında, bu tavır ve davranış, acaba, nasıl olumsuz yansımalara yol açar; bunu düşünmenizi rica ediyorum.

Başkan - Teşekkür ederim Sayın Tütüncü.

CHP Grubu adına Ali Topuz (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının en tartışmalı ve en dikkat çekici maddesi 14'üncü maddedir. Bir başka deyişle, 14'üncü madde, bu tasarının asıl amacını saptırmaya dönük, olumsuz bir etki yapmaktan başka hiçbir olumlu içerik taşımamaktadır. Keşke, bu 14'üncü madde bu tasarının içinde olmasaydı. Bu, hem Parlamentomuz için hem milletvekillerimiz için hem toplumumuz için daha hayırlı bir iş olurdu. Daha önceki maddelerin konuşulması sırasında bir arkadaşımızın burada yaptığı konuşma üzerine, Sayın Maliye Bakanı heyecanlanarak ve sinirlenerek kürsüye fırlayıp bir konuşmamış olsaydı, bu madde üzerinde yapacağım konuşmayı daha başka türlü yapacaktım. Sayın Maliye Bakanı bu kürsüye gelerek, bence, çok büyük hatalar işledi. Sayın Maliye Bakanımız, milletvekilliğinin ciddi bir iş olduğunu hatırladı; ama, bakanlığın da çok ciddi bir iş olduğunu unuttu (CHP sıralarından alkışlar). Sayın Maliye Bakanı, bu kürsünün bir iftira kürsüsü olmadığını söyledi; ama, bu kürsüden gerçekdışı ifadelerde bulunmayı yeğledi.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, burada, ne hükümetin metninde ne de komisyondan Genel Kurula aktarılan metinde kendisinin aklanmasına dönük hiçbir hükmün bulunmadığını ifade etti. Sayın Bakan, zaten, bu konular ilk defa basına aktarıldığı zaman da, kendisiyle bu işin ilgisinin olmadığını, hayretler içerisinde "acaba ben de mi bundan yararlanıyordu muşum, hele bir inceleyeyim" diyerek, bu konuda ne kadar samimiyet dışı bir davranış içerisinde olduğunu kanıtlamıştı. Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının 14'üncü maddesiyle açıkça, Sayın Bakan'ı, yargılanmakta olduğu bir suç dolayısıyla, bu kanunun uygulayacağı hükümlerden muaf tutmuştur; yani, yargılandığı suç, bu kanun tasarısıyla suç olmaktan çıkarılmıştır, kasıt budur; hükümetin gönderdiği tasarının içeriği budur. Bunu hiç kimse başka türlü yorumlayamaz, başka yerlere çekemez. Zaten Sayın Bakan da bunun b öyle olduğunu anladı, Adalet ve Kalkınma Partili sayın milletvekillerinin bir kısmı da bunun böyle olduğunu anladı, bizim orada yaptığımız konuşmadan sonra hemen Sayın Bakan'ın bu kanun tasarısı kapsamı dışına çıkarılmasıyla ilgili önerge vereceklerini söylediler; ama, sonra o önergeyi vermediler; başka bir önerge verdiler (AK Parti sıralarından "kim" sesi).

Ali Kemal Deveciler (Balıkesir) - Canikli...

Ali Topuz (Devamla) - Komisyon üyeleriniz bilir, kim olduğunu onlara sorun, o arkadaşlarınız size söyler. Komisyonda düzenleme yapılırken, Sayın Bakan'ın konusunun bu kanun tasarısı kapsamı dışına çıkarılmasına dönük bir gayret sarf edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na gelen yeni metin -bir yoruma göre- Sayın Kemal Unakıtan'ın bu kapsam dışında kaldığını ifade ediyor; bir kısım arkadaşlarımızın yorumu öyle, bir kısım arkadaşlarımızın yorumu bu noktada onlarla mutabık değil.

Şunu ifade etmek istiyorum:

Ne olursa olsun, hükümetin iradesi, Bakan'ın iradesi, kendisini burada affettirmeye dönüktür; zorlandığı için bu aftan kurtulma çarelerini aramıştır;
Değerli arkadaşlarım, hanginiz seçmenin önüne gittiniz de, biz, naylon fatura suçlarını orta-dan kaldıracağız dediniz; bir taneniz kalkıp bunu söyleyebilir mi?! (CHP sıralarından alkışlar) Eğer, siz, naylon faturaları affedeceğiz deseydiniz, şuraya 363 kişiyle gelme imkanınız olabilir miydi?.. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, siz, buradan çıkıp, halkın önüne gidip, "evet, biz naylon fatura verenlerin bir kısmını affettik" diyebilecek misiniz, diyebilecek misiniz? (AK Parti sıralarından "yok böyle bir şey" sesleri, gürültüler)
Değerli arkadaşlar, bakınız...

Nusret Bayraktar (İstanbul) - Yok öyle bir şey!

Ali Topuz (Devamla) - Sevgili Adalet ve Kalkınma Parti'li milletvekilleri; lütfen, sadece, kendi yöneticilerinizin ve bakanlarınızın size söylediklerini doğru olarak kabul etmeyin, bizim söylediklerimizin de doğru olabileceğini düşünerek, bir kere, iki kere, üç kere düşünün, o zaman, göreceksiniz ki, siz, naylon fatura kullananlara af getiriyorsunuz. (AK Parti sıralarından "alakası yok" sesleri) Nasıl alakası yok efendim! Nasıl alakası yok, nasıl alakası yok! (AK Parti sıralarından gürültüler) Eğer, siz, bunu anlamakta güçlük çekiyorsanız...

Ayhan Zeynep Tekin (Adana) - Heyecanlanmayın...

Nusret Bayraktar (İstanbul) - Söylediklerinizle alakası yok.

Başkan - Sayın milletvekilleri...

Ali Topuz (Devamla) - ...müsaade edin, güçlük çekenler gelsinler, biz, onlara, bunun aslının ne olduğunu gösterelim; yoksa, biz, burada olmayan bir şeyi mi söylemeye çalışıyoruz!
Değerli arkadaşlarım, isyanınızı anlıyorum; ben de sizin yerinizde olsam, belki, böyle isyan etme duygusu taşırdım. İncelemediğiniz, ayrıntısını bilmediğiniz bir konuda, söylenenlerin de doğru olabileceğini hiç kabul etmeden, burada hüküm veriyorsunuz (AK Parti sıralarından gürültüler).

Ayhan Zeynep Tekin (Adana) - Hep siz biliyorsunuz, biz hiçbir şey bilmiyoruz!

Nurettin Aktaş (Gaziantep) - Doğru ise, değerlendiririz.

Başkan - Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibe müdahale etmeyin.

Ali Topuz (Devamla) - Ne olursunuz, bir defa söylediğinizi bir inceleyin, bir 24 saat düşünün Hanımefendi; bir düşünün, bir okuyun ne olduğunu, bir anlayın (AK Parti sıralarından "inceliyoruz" sesleri, gürültüler).

Ayhan Zeynep Tekin (Adana) - Biz, sizi anlamıyoruz!

Ali Topuz (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabii, hoşunuza gitmiyor söylediklerimiz. Bizim bütün çabamız şudur: Yolsuzluklarla mücadele etmek için daha birkaç gün önce, hep beraber, burada bir araştırma komisyonu kurulması için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Ali Topuz (Devamla) - Birkaç dakika izin verir misiniz Sayın Başkan... Başkan - Buyurun Sayın Topuz, devam edin efendim.

Ali Topuz (Devamla) - Bu araştırma komisyonu, bilgi toplayacak, çok geniş çapta çalışacak, yeni bilgilere ulaşacak, yeni delillere ulaşacak ve onların üzerine yürüyerek yolsuzlukla mücadele edecek. Kararlı olduğunuzu ifade etmek için de burada söylenmesi gereken her şeyi söylediniz.
Yeni bilgi arayacağınıza hazır elinizde birtakım bilgiler var; bu bilgiler, bir sürü yolsuzluğun yapıldığını gösteriyor; haydi bakalım bu bilgilerden yararlanarak niye bunun üstüne gitmiyorsunuz?! Neden gitmiyorsunuz?! (CHP sıralarından alkışlar) Ne zaman gideceksiniz? Yoksa, üzerine gittiğiniz zaman içinizdeki birtakım insanlara burada dokunacak diye mi korkuyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından "alakası yok" sesleri, gürültüler) Evet, iddia ediyorum, bir kısmınıza dokunacak diye korkuyorsunuz.

Ayhan Zeynep Tekin (Adana) - Korkar bir halimiz var mı?!

Ali Topuz (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hep kendinizi esirgemeye çalışıyorsunuz. Dokunulmazlıkların zaten kaldırılmasıyla ilgili öteleme gayretinizin ne olduğunu zaten anlıyoruz. Siz zannediyorsunuz ki, zaman içerisinde bütün suçlarınızı yasayla ortadan kaldırırsınız, ondan sonra da dokunulmazlıkların kaldırılmasına hacet kalmaz veya dokunulmazlıkları da böyle kaldırdık dersiniz.
Sizi, bu tarihi kürsüden uyarıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onuruyla, onun tarihten gelen gururuyla oynayacak davranışa alet olmayın. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Başkan - Teşekkür ediyorum Sayın Topuz.

AKP Grubu adına Salih Kapusuz (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; saat 15.00'ten beri, Meclisi'ıniz, en ciddi konuları tartışmaya devam ediyor. Bu kadar uzun süredir çalışan bu Meclis'te, elbette, konuşmacıların, zaman zaman tansiyonlarının yükseldiğini ve amacını aşan konuşmalarda ifadelerin dahi yer alabildiğini görebiliyoruz (AK Parti sıralarından alkışlar). Ancak, ifade etmek istediğim husus şudur ki, insanlar, bazı değerlendirmeleri yaparken, birazcık da, insaflı ve vicdanlı olmalıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, şimdi, bakıyorum da, tasarının görüşmeleri başladığı andan şu ana gelinceye kadar belirli noktalara odaklandık. Sayın Bakan'ımızla ilgili bir itham ve iddia, ar-2M kasından, bu, 15'inci maddeyle ilgili ne idiğü tam anlaşılmış olduğunu zannetmediğim değerlendirmeler ve benzeri konulara özellikle her maddede atıfta bulunuldu.

Mustafa Özyurt (Bursa) - işinize gelmedi!

Salih Kapusuz (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, öncelikli olarak şunu ifade etmek isterim ki, değerli grup yöneticilerimizin önüne de gelmiştir, bu konuyla ilgili verilmiş bir önergemiz var. Önergemiz, biraz sonra okunacak ve oylanacak; fakat, ben, burada, kamuoyunun yanlış bilgilenmemesi için birkaç hususu açıklamak istiyorum. Sayın Bakan'ımızın biraz önce yapmış olduğu açıklamayı belki arkadaşlarımız yeterli bulmadılar, belki de hissi buldular, bunu da saygıyla karşılarız; ama, bir sayın bakan ki, komisyonda bunu geniş bir şekilde anlatmışsa, kendisiyle alakalı olmadığını ifade etmişse, yetmemiş, kamuoyunu bilgilendirmek adına bir basın açıklaması göndermişse, hala bunlar açıkça orta yerde bilinirken ve dururken, bu konuya bu kadar yoğunlaşmak, kanaatim odur ki, birazcık haksızlık oluyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, elbette, yargıda karar haline gelmemiş bütün iddialar, sadece iddiadan ibarettir. Hüküm giymek, mahkemenin, bağımsız yargının kararıyla sonuçlanır.

Hüseyin Güler (Mersin) - Ne alakası var?

Salih Kapusuz (Devamla) - Şu anda, bir dava süreci devam ediyor. Zannedersem birçok arkadaşımızla ilgili, değişik konularda davaların olması da mukadderdir, gayet de doğal.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bakınız, şimdi, size bir şey soracağım:

Siz bir bankanın yöneticisi olsanız, ihracatçı bir firmaya kredi verseniz, sizin kredi vermiş olduğunuz o firmada, herhangi bir şekliyle bir naylon fatura bulunsa, siz, o bankayı, o banka yönetimini suçlayabilir misiniz? (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) insaf edin yahu... (CHP sıralarından "suç işlemişse suç" sesleri) insaf edin arkadaşlar... Sayın Bakan, bir özel finans kurumunda yönetimde bulunuyor; onların işlem yaptıkları herhangi bir firmayla ilgili olarak da, iddia edilen bir rapora istinaden, bir dava gündemde duruyor. Bu dava, daha henüz kesinleşmemiş.

Hüseyin Güler (Mersin) - Çok masumane!..

Salih Kapusuz (Devamla) - Bu kadar alenen, her şey ortadayken, Sayın Bakan bakanlık görevinde olmasa, siz, ne Kemal Unakıtan'ı tanıyacaktınız ne bu meseleyi konuşacaktınız; ama, sizi bu noktaya çeken şey -üzülerek ifade edeyim ki- taşıdığınız kimlik ve görevdir; Sayın Unakıtan'ın milletvekili olması ve bakan olmasıdır. Değerli arkadaşlar, istirham ediyorum, milletvekillerine gelince bu kadar acımasız olmayalım. Hepimiz aynı gemideyiz, aynı görevde bulunuyoruz. İnsanların hatası varsa, yanlışı varsa, sonuna kadar arkasında dururuz, ne gerekiyorsa yaparız; ama, sadece sıfatı milletvekilidir diye, bakandır diye, kesinleşmemiş -biraz önce örneğini verdiğim gibi, siz, bir banka müdürünü, ihracat yapan bir firmaya birileri sahte fatura verdiğinden dolayı nasıl sorumlu tutamazsanız- bir konuda, Sayın Bakan'ımızı da, bu manada, sorumlu tutma hakkınız yoktur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ben inanıyorum ki, hiçbir dürüst esnaf, tüccar, sanayici kendisinin isminin lekelenmesini, kötü işlere bulaşmasını istemez; ama, Türkiye'de iyi yönetim sergileyemeyen iktidarlar, üzülerek ifade edelim ki, birçok dürüst insanı iş sahibi iken işsiz ettiler, perişan ettiler. Birçok insan sürekli küçülmek mecburiyetinde kaldı. Dolayısıyla, bu insanların, şu anda problemleri var. Biz istiyoruz ki, bu problemlere çözüm bulalım. Elbette, bu çözümü bulurken, bu sosyal olayların, vergiye taalluk eden hususların, bıçak gibi, fiziki olay gibi birbirinden ayr ışt ırılmas ı da mümkün değildir. O halde, ne yapacaksınız; bir ortalama yol bulacaksınız.

Siz, başından beri bir şey söylüyordunuz, bu yasada adalet yok diyen, şu maddede adalet yok diyen arkadaşlarıma bir hatırlatmada bulunuyorum, evet, Hükümetimizden bir tasarı geldi, bu tasarıda farklılıklar vardı, biz, milletvekili arkadaşlar olarak, Genel Kurul'da bunu düzeltiyoruz.
Yani, el insaf derken, istirham ediyorum, bu konularda...
Bakın, farklı düşündüğünüz konularda bizi ikaz edin, biz bunlara saygı gösteriyoruz, inşallah, birlikte düzenlemek istediğimiz birtakım konularla ilgili olarak da, elbette, sizlerin katkılarını, her seviyede bekleyeceğiz.

Bir husus daha var ki, bizim, hiçbir korkumuz yok arkadaşlar. Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere -bütün milletvekilleri, bu 363 kişi huzurlarınızda-bakanları ve milletvekilleriyle, bizden aradığınız her şeyi, sonuna kadar arayın; ama, aradığınız o yanlışlıkları, burada bulmayacaksınız, bulamayacaksınız, çok açık. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Anadolu'da bir tabir var...

Haluk Koç (Samsun) - Sevgili Başkanım, yargı karar versin...

Salih Kapusuz (Devamla) - Evet, Sayın Koç, zaten biraz önce sizin Sayın Bakan'ımızla ilgili dediğiniz konuyu ben de söyledim, doğru; arkadaşım çıktı...

Haluk Koç (Samsun) - Hep beraber açalım önlerini.

Salih Kapusuz (Devamla) - Yargı karar vermediği halde yargıçlık yaptı, yargıladı (AK Parti sıralarından alkışlar).

Biz şunu söylüyoruz:

Arkadaşlar, değerli dostlar, şunu yapalım, yargılayıcı olmayalım, biraz anlayışlı olalım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Başkan - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

Şahsı adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Topuz; buyurun efendim (CHP sıralarından alkışlar).

Ali Topuz (İstanbul) - Tekrar huzurunuza çıkmak zorunda kaldığım için beni bağışlayın; ama, mecbur kaldığımı ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, gerek Sayın Bakan gerekse Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri, bize hitaben "kendinizi yargı yerine koyup bizi suçluyorsunuz" ifadesinde bulundular...

Salih Kapusuz (Ankara) - Yargılamayın dedim.

Ali Topuz (Devamla) - "Yargılamayın" dediler. Oysa, bizim yargılamaya niyetimiz yok, yargının önüne çıkın diyoruz size...

Salih Kapusuz (Ankara) - Çıkıyoruz işte.

Ali Topuz (Devamla) - Yargıdan kaçmayın diyoruz size.

İsmail Bilen (Manisa) - Kaçan yok efendim.

Ali Topuz (Devamla) - Şu iddianame ve devam eden davaya göre, Sayın Bakanın yargı önüne çıkıp aklanma yolunu seçmesi yerine, bu kanun tasarısıyla suçunu ortadan kaldırmaya çalıştığını şimdi size ispat edeceğim.

Burada "bilerek işleyenler bu kanun kapsamı dışındadır" denirken, Sayın Kemal Unakıtan'ın, şu elimdeki iddianamede belirtilen suçunun zaten bilerek işlenmiş bir suç olduğu tespit edildiği için dava açılmış, dolayısıyla, bu, bu kanunun kapsamına girmeyecekti; ama, şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin sayın milletvekilleri, grup başkanvekillerinin imzasıyla buraya bir önerge sunmuşlar.
Biraz evvel benim konuşmalarıma karşı biraz şüpheyle bakan Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımın can kulağıyla dinlemesini rica ediyorum.
"Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesinde sayılan fiilleri 31.8.2002 tarihinden önce işleyenler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaz, soruşturma aşamasında olanlar için takibat yapılmaz, açılmış bulunan kamu davaları ortadan kaldırılır ve kesinleşmiş mahkumiyet kararları infaz edilmez." Ne demektir bu?! (CHP sıralarından alkışlar) Şunun cevabını bana verin, bu ne demektir?

K. Kemal Anadol (İzmir) - Bilerek işleyenler!

Ali Topuz (Devamla) - Bu, naylon fatura dolayısıyla suçlanmış olan herkesin suçunu ortadan kaldıran bir belgedir; Sayın Kemal Unakıtan'ın da suçunu ortadan kaldıran bir belgedir. Bunu kabul edecek olursanız, Sayın Kemal Unakıtan mahkemeye gitmeyecek. Biz, Kemal Unakıtan'ın suçlu olduğunu, burada bir savcı sıfatıyla söylemiyoruz, devam etmekte olan bir yargı işleminin önüne engel çıkarmayın, bırakın gitsin, suçsuzluğunu orada kanıtlayacaksa kanıtlasın, kanıtlayamayacaksa da cezasını çeksin diyoruz.

Siz, şimdi, bu maddeyle, Sayın Kemal Unakıtan'ı daha evvelki maddeyle yeterince kurtaramadığınız gibi bir komplekse kapılmış olmalısınız ki ya da Kemal Unakıtan'la beraber başka birtakım insanları da bu kanunun kapsamı dışına çıkarmak gibi bir amacınız olduğu için veya öyle birtakım telkinlerin altında kaldığınız içindir ki, buraya, bu fıkrayı getirdiniz.
Şimdi, Halep oradaysa, arşın burada; samimiyetiniz, dürüstlüğünüz ve yolsuzluklara karşı tavrınız, bu önergenin oylaması sırasında ortaya çıkacak. Bu önergeyi oyladığınız takdirde, sizin kamuoyu önüne çıkabilme yüzünüz kalmayacaktır; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her gittiğiniz yerde, bu yaptığınız şeyi millete anlatacağız, bunun hesabım veremeyeceksiniz.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Başkan - Sayın Topuz, teşekkür ederim.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 14'üncü maddesinin madde başlığının "Uygulanmayacak hükümler" olarak, (1) numaralı fıkrasının da aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve (2) numaralı fıkrasında yer alan "...5, 6... " ibaresinin fıkra hükmünden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları
"1- Vergi Usul Kanununun 359'uncu maddesinde sayılan fiilleri 31.08.2002 tarihinden önce işleyenler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaz, soruşturma aşamasında olanlar için takibat yapılmaz, açılmış bulunan kamu davaları ortadan kaldırılır ve kesinleşmiş mahkumiyet kararlan infaz edilmez."
Başkan - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkam Sait Açba (Afyon) -Takdire bırakıyoruz.

Başkan - Hükümet önergeye katılıyor mu efendim?

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!])

Ali Topuz (İstanbul) - Bravo, Sayın Bakan!..

Ali Kemal Deveciler (Balıkesir) - Hayırlı olsun, hayırlı!..

İzzet Çetin (Kocaeli) - Onlar hortumcuydu, siz nayloncusunuz!

Kemal Anadol (İzmir) - Naylon parti bu, AK Parti değil; naylon parti!..
(CHP Grubu milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)

Başkan - Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Sayın milletvekilleri, Vergi Barışı Kanunu Tasarısı'nın oylamasına 206 milletvekili katılmış, 205 kabul ve 1 çekimser oy kullanılmıştır. Böylece, tasan kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan'ın teşekkür için konuşma talebi vardır.
Buyurun Sayın Bakan'ım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; önce, bu Vergi Barışı Kanunu Tasarısı'nı kabul ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum ve hepinizi tebrik ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, biz, bu kanun tasarısını kabul etmekle ne yaptık? Bunu kabul etmekle, bir defa, acil eylem planımıza bakın, orada bir ayda şunu yapacağız, iki ayda şunu yapacağız, üç ayda şunu yapacağız diye milletimize biz bir söz verdik. Bir ayda mali milat ve Nereden Buldun Kanunu'nu kaldıracağız dedik, elhamdülillah sayenizde kaldırdık. (AK Parti sıralarından alkışlar) Üç ay içerisinde de vergi bar ışını getireceğiz dedik, iki ay içerisinde getirdik ve onu da iki ayda kabul ettiniz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, burada iki zihniyet gördük; vatandaşının derdine derman olanlar, vatandaşının derdine derman olmayanlar. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu kadar kolay, bu kadar basit! Bugün, vergi barışını kabul ettiniz, yarın da, inşallah, yine, huzurunuza vergi yansını getireceğiz. Ne demek vergi yarışı; bu ülkede, vergisini, düzgün, kaçırmadan, namuslu bir şekilde ödeyen vatandaşımızın da vergisinde indirim yapacağız, bunu da getireceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, naylon fatura... Naylon fatura... Naylon faturaya en büyük savaşı biz açarız; çünkü, biz, biliyoruz. Biz, özel sektörden, esnaflıktan, sanayicilikten geldik, milletin içinden geldik, milletin derdini biliyoruz. Naylon faturayla savaş başka türlü olur. Sivrisinekle mücadele, sivrisinek avlamakla olmaz, bataklığı kurutmakla olur. Naylon faturayı doğuran sebepleri ortadan kaldırmakla naylon faturayla savaş edilir, yoksa, o nayloncu, bu nayloncu diye birçok masum vatandaşı zulüm altında bırakmak, inletmek, mahkeme kapılarında, hapishane kapılarında çürütmek, hakiki mücadele değildir. Onun için, biz, her şeyin akıllıcasını yapağız. Bizim hükümetimizin, Maliye Bakanlığı'ınızın politikası budur. Bunları, size, bilgi vermek için arz etmiş bulunuyorum. Tabii, daha fazla bilgi vermek isterdim; ama, vaktinizi de almak istemiyorum. Onun için, hepinize tekrar tekrar teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum; sağ olun, var olun arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Kaynakça
Kitap: BİR AKP BELGE'SELİ MASKESİZ SOYGUN
Yazar: İlhan TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir

cron