Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İşgal Edilen Hazine Arazileri Taksitle Satılıyor

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

İşgal Edilen Hazine Arazileri Taksitle Satılıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 02:36

İŞGAL EDİLEN HAZİNE ARAZİLERİ TAKSİTLE SATILIYOR

Belediyeler, imar ve yapı işlerini düzenleyen yasal hükümlere bağlı kalmaksızın, kendisine ait olmayan arsa veya araziler üzerinde inşa edilen yapılar olarak tanımlanabilecek gecekondulardan bir sonraki dönemde oy alabilmek için su, kanalizasyon ve yol gibi hizmetleri götürerek, bu yapıların yasallaşmasını sağlıyor ve bu yolla kaçak yapılaşmayı özendiriyorlardı. AKP iktidarı da belediyelerin bu uygulamalarını desteklermişçesine gecekonduculara af çıkardı.
Hükümet, Hazine arazilerinin satışına ilişkin yasayla, var olan yapılara çözüm bulmak yerine gecekondulaşmaya yeşil ışık yakarken, kamuya ait arazilerin de yağmalanmasının yolunu açıyordu. Çıkartılan yasayla, Hazine arazileri üzerinde 31 Aralık 2000 tarihinden önce yapılmış gecekondular affedilecek, arsalar da işgalcilerine satılacaktı(l).

Satış tutarının yüzde yirmi beşi peşin, kalanı ise üç yıl süreyle ödenebilecekti. Hükümetin kamuoyuna açıkladığı hedef de; işgal edilen arazilerin satışıyla bütçeye önemli bir gelir sağlanmasıydı.
17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan ve binlerce insanın yaşamını yitirdiği Marmara depreminden, iktidar ders çıkartmamıştı. Af düzenlemesiyle beş yüz bin gecekondu sahibi affediliyordu.

PARASINI VEREN GECE KONDUSUNU YAPSIN

Gecekondu affıyla Hazine arazilerinin yağmalanmasına göz yuman iktidar, Yapı Denetim Yasası ile de bu yapıların denetimine sınırlama getirdi. Düzenlemeyle, bodrum katı dışında inşaat alanı 200 metrekareye kadar olan ve iki katı geçmeyen tek parselde yapılan müstakil yapılar, Yapı Denetim Yasası kapsamından çıkarıldı, iktidar, yurdun çıkarma olmadığı açık olan Hazine arazilerinin satışıyla bir yandan kamu alanlarının yağmalanmasına yasal kılıf uyduruyor, bir yandan da bu yapıların denetlenmesine gerek duymuyordu.

Olası depremlere karşı önlem alması gereken hükümet, parasını verene işgal ettiği araziyi satıyor, gecekonducunun konutunu da denetlenmeden yapmasına göz yumuyordu. Neyin karşılığında? Kamuya ait olan arazileri işgal edenlerin parasını taksitle ödemesi karşılığında.

İktidar, işgal ettikleri arazileri gecekonduculara satarken, arazi mafyalarının güçlenmesinin de yolunu açıyordu. Gecekondu sahiplerinden arazileri düşük oranlardaki fiyatlarla satın alacak vurguncular, aradan geçecek birkaç yılın ardından

aldıkları arazileri değerlerinin onlarca katma satabilecekti.
İşgal edilen arazilerin satışından devletin kasasına para gireceğini savunanlar, yeni yolsuzlukların önünün açılacağı gerçeğini görmezden geliyordu.

ÇEVREYİ KİRLETMEK DE SERBEST

Türk Ceza Yasası'nda çevreyi kasıtlı olarak kirletenlerin, yasanın yayımlanmasından iki yıl sonra cezalandırılması öngörüldü.
İktidar, fabrika atıklarını göllere boşaltan, çevreyi her geçen gün yaşanılmaz hale getiren büyük holdinglere bir kıyak daha geçiyordu. Hükümet, arıtma tesisi, baca filtresi bulunmayan ya da olup da masrafın artmasını engellemek için çalıştırmayanlar, doğrudan çevreyi kirletenlerin iki yıl daha çevreyi öldürmesine göz yumuyordu.

3 BİN BELEDİYE BAŞ KANI HAPİSTEN KURTARILDI

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, çevre suçlarına ilişkin cezaların yasadan iki yıl sonra yürürlüğe girecek olmasıyla 3 bin 200 belediye başkanının hapisten kurtarıldığını itiraf ediyordu. 27-29 Eylül 2004 tarihinde Kızılcahamam'da yapılan AKP 3. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuyu değerlendiren Pepe, "Türkiye'de 3 bin 200 belediyenin 1700'ü AKP'ye 1600'ü ise muhalefet partisine (CHP) bağlı. Bunların kaç tanesinin arıtma tesisi, düzenli çöp depolama yerleri var. Kanun çıkarsa 3 bin 200 belediye başkanı ertesi gün hapse girer" diyerek, iktidarın niyetini de ortaya koyuyordu.

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, çevreyi kirletenlere iki yıl daha süre verilmesini ise "Şimdi 'düzenli çöp tesisi, arıtma tesisi yapın' diyorsunuz. Ne kadar zamanda yapacaksınız bunları? Bu boyacı küpü mü? Akşamdan koyup sabahtan çıkaracaksınız bunu? Süre lazım. Yani burada belediye başkanlarını düz duvara tırmandırmanın manası yok" diyerek, zaman gerekçesine dayandırıyordu.

2004'ün Ağustos ayında, İstanbul'da yaşanan sel felaketinin ardından belediye başkanlarına "Kaçak binaları hiç acımadan yıkın" talimatını veren Recep Tayyip Erdoğan'ın bu düzenlemelerin ardından söylemi ne kadar inandırıcı olabilirdi ki?

HEDEF, AFFEDEREK TEM İZ TOPLUM YARATMA

AKP iktidarı, "suçlu" bulduğu önceki hükümet üyelerini birer birer Yüce Divan'a sevk ederken, yirmi bine yakın yolsuzluk ve hortum sanığının affedilmesinin de ilk adımını attı.
"Ekonomik suça ekonomik ceza" mantığına dayanan düzenlemeyle, Hazine'yi zarara uğratanlar affedilecekti. Ancak, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen düzenlemenin yasalaştırılması süreci, yoğun tepki ve tartışmalar üzerine bekletmeye alındı.
Hortumları keseceğini ve yolsuzlukların ümüğünü sıkacağını öne süren iktidar, Türkiye'de yolsuzlukların temelini oluşturan tüm suçları affedip ortadan kaldırarak, "temiz toplum" yaratma hedefine ilerliyordu.

Yolsuzluklarla Mücadele Yasa Tasarısı yasalaştırıldığında affedilecek suçlardan bazıları şöyleydi:
Zimmet, ihaleye fesat karıştırmak, kendi kurumuna mal satma, irtikap, rüşvet, rüşvete aracılık, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama, delilleri ve suç eşyasını ortadan kaldırma, nüfuz kullanma, evrakta sahtekarlık, sahte evrak düzenlemek, kamu taahhütlerinde hile, ağır nitelikli dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı, sermaye piyasasında haksız elde edilen para, haksız mal edinme, karapara aklama, banka batırılması ve kaçakçılık....

KENDİ RAPORLARINI DA YOK SAYDILAR

Yolsuzlukların nedenleri, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin belirlenmesi için 7 Ocak 2003 tarihinde Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon çalışmalarının ardından hazırladığı raporda, yolsuzlukla mücadele konusunda yapılması gerekenlere dönük bir dizi önerilerde bulundu.

4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda da görüşülen rapor, en başta iktidar tarafından yok sayıldı, iktidarın hiçe saydığı rapordaki bazı öneriler şöyleydi:

- Yolsuzluk kapsamında değerlendirilen suçların af ve erteleme yasaları kapsamı dışında tutulması için anayasa değişikliği yapılmalıdır.
- Büyük ölçekli ve geniş kapsamlı yolsuzluk olaylarında, yaptırımın işlenen fiillere ve yol açtığı zararlara oranla yetersiz ve etkisiz kaldığı, caydırıcı nitelik taşımadığı ortaya çıkmıştır.
- infaz sistemi ve suçtan zarar gören mağdurun haklarının ihmali, kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Özellikle çağdaş düşüncelerle kabul edilmiş erteleme ve şartla salıverme gibi kurumların, mevcut diğer birtakım hükümler dikkate alınmadan adeta her olayda otomatik olarak uygulanması buna örnek olarak gösterilebilir.
- Yolsuzluklar ve karapara aklama ile mücadelenin günümüzdeki temel problemi, yolsuzluk ve aklama olaylarını saptama güçlüğü değildir. Sorun, adaletin önüne suçun delillerini getirmek, failleri belirlemek ve mahkum ettirmek hususlarında ortaya çıkmaktadır.
Meclis Araştırma Komisyonu'nun raporu, AKP'nin yapmaması gerekenlerden çok, yaptığı ve yapacağı düzenlemelerin yol haritası niteliğindeydi.

Kaynakça
Kitap: BİR AKP BELGE'SELİ MASKESİZ SOYGUN
Yazar: İlhan TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir