Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erdoğan'ın Ticari Yaşamı Ve Şirketleri

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Erdoğan'ın Ticari Yaşamı Ve Şirketleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 02:17

ERDOĞAN'IN TİCARİ YAŞAMI VE ŞİRKETLERİ

AKŞAMA ÜLKER GETİREN BAŞBAKAN


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta makam aracının bagajında taşıdığı bir tutam bal tadındaki Ülker'in çikolata ve gofretlerini çocuklara dağıtıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın ticari faaliyetinin etik olup olmadığı tam da bugünlerde tartışılıyordu.
"Biz tüccar siyaseti yapacağız. Böyle yapmazsak, olaylara böyle yaklaşmazsak, ekonomideki sıçramayı yapamayız" diyen Erdoğan, siyasette nasıl bir yol izleyeceğini de açıkça, ortaya koyuyordu. Bu nedenle de Erdoğan, kendince ticari faaliyetlerinden vazgeçmek istemiyordu.

Şirketlerdeki ortaklığı için "hakem atamayı" bile düşünmüştü Erdoğan. Ancak bu "hukuken mümkün olmuyordu!"
Başbakan, ortağı olduğu şirketlerin başına kendisi adına işlemleri izleyecek birisini ataması hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle bu düşünceden vazgeçerken, acaba hisselerini tamamen çocuklarına ya da bir yakınma devretmeyi neden düşünmemişti ki?

ÇİKOLATALI GOFRETLER ŞİRKETTEN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, İhsan Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile İhsan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ortağıydı.
Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketlerin tümü de İstanbul'un Anadolu yakasında Ülker ürünlerinin dağıtımını yapıyordu.
Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.; Ülker Grubu'nun bisküvi ve çikolata ürünlerini dağıtan şirketi idi.
Grubun, süt, yağ, yoğurt dağıtımını ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu İhsan Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. üstlenmişti.

Durumu özetleyecek olursak, "tüccar" Başbakanın tartışmalara konu olan üç şirketi de, Ülker Grubu'nun ürünlerinin dağıtımını yapıyordu!

ERDOĞAN'IN VAZGEÇEMEDİĞİ ORTAKLARI

Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, 4 Ocak 1995 tarihinde İstanbul Ticaret Odası'na kaydoldu. Şirketin yönetim kurulu üyeliklerini, Ziya İlgen (Erdoğan'ın eniştesi), Atilla Özokur, Ergün Bodur ve Reşat Sözen üstlendi. Şirketin iş konusu, her türlü yaş ve kuru meyve ile sebzeden kuruyemişe, nebati ve hayvani yağdan konserveye, salçadan reçele kadar her türlü gıda alanında faaliyet yürütmekti. Şirketin sermayesi ise 350 milyar liraydı.

Beş yüz milyar lira sermaye ile kurulan İhsan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi'nin çalışma alanı meslek grubu ise resmi kayıtlara, yağ, peynir ve yoğurt olarak kaydedildi.
Bu şirketin yönetim kurulu üyeliklerini de Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de olduğu gibi Atilla Özokur, Ergün Bodur, Reşat Sözen ve Ziya İlgen üstlenmişti.

Recep Tayyip Erdoğan için bu kişilerle ortaklık etmek bir vazgeçilmezdi. Başbakanlık koltuğuna oturduktan kısa bir süre sonra kurduğu Yenidoğan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi'ni de Sözen, Özokur, İlgen ve Bodur ile kuracaktı.

BAŞ BAKANIN ŞİRKETLERİNİN İŞ HACMİ ARTIYOR

Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, AKP iktidarı döneminde artan iş yoğunluğu da dikkate alınarak sermayesinde 1 trilyon 150 milyar lira artırım yapıldı.

Şirketin 2004 yılındaki olağanüstü genel kurulunda şirketin sermayesinin 350 milyar liradan 1 trilyon 150 milyar liraya çıkartılması kararlaştırıldı. Artırımın 1 trilyon 115 milyar 400 milyon lirası şirkete ait taşınmazların satış kârından karşılanacaktı.
Olağanüstü genel kurulda, sermaye artırımının 34 milyar 600 milyon lirasının ise Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu şirket ortakları tarafından nakit olarak 31 Temmuz 2007 tarihine kadar ödenmesi benimsendi.

ERDOĞAN'A DÜŞEN KÂR PAYI

Erdoğan'ın, 2007 yılma kadar hissesiyle orantılı olarak 4 milyar 152 milyon lira ödemesi gerekecekti. Olağanüstü genel kurulda hisse artırımına gitmeyen Erdoğan'ın yüzde 12'lik payı karşılığında sahip olduğu tutar 180 milyar liraya yükseldi.
Olağanüstü genel kurulda, şirketin 2001 ve 2002 yılı kârından dağıtım yapılması da benimsendi. Buna göre, şirketin söz konusu yıllardaki kârların ikinci tertip yedek akçeler dahil 611 milyar 100 milyon liranın ortaklara dağıtılması kararlaştırıldı. Erdoğan yüzde 12'lik hissesi karşılığında 73 milyar 332 milyar lira kâr payı alacaktı.

HELAL KAZANCIN VERGİSİ NASIL ÖDENDİ?

Recep Tayyip Erdoğan için ticarette "esas olan helal kazancın vergisini" ödemekti. Dünden Bugüne Tercüman gazetesinde yayımlanan 3 Mart 2004 tarihli söyleşisinde bunun özellikle altını çiziyordu. "Buna da kim ne diyebilirdi ki?" Ticarete başbakan olduktan sonra da başlamamıştı. Öyle olsa "Haydi yine eleştirsinler"di. Ama Erdoğan ticarete on yedi yılını vermişti.
Devletle de hiçbir alışverişi yoktu.

Yalnızca küçük bir konu hariç:

Vergi. Kazancının vergisini veriyordu. "Üstelik vergi konusunda da en hassas kurumlardan birisinin distribütörü olarak"(!)

COLA TURKA SEVGİSİNİN NEDENİ

Erdoğan, 18 Ağustos 2003 tarihinde Sakarya Akyazı'da bulunan Cola Turka fabrikasının açılışını yapıyordu.
Cola Turka'nın ilk çıkışının "çok anlamlı ve farklı" olduğunu söyleyen Erdoğan, "Türkiye genelinde Ülker ailesi diğer ürünlerde nasıl tutturduysa, Cola Turka'da da tutturması, arzu edildiği zaman bir şeyin başarıldığını göstermesi bakımından anlamlıdır" diyordu.
Erdoğan için Cola Turka'nın çıkışının "anlam ve farklılığının nedeni ise kısa süre sonra öğrenilecekti.
Şimdilik bu konuyu daha sonra irdelemek üzere burada bırakıp Erdoğan'ın siyaset-ticaret açmazına ilişkin eleştirilere yaklaşımına bakalım.

Recep Tayyip Erdoğan, ortağı olduğu şirketler nedeniyle sıkça eleştirilerin hedefi olunca "bir ara hukukçulara kayyuma devretme konusunu danışma" gereksinimi duydu. Bunun hukuken olanaksız olduğu gerekçesiyle hakem atayamadığı, bu nedenle de ticari faaliyetini sürdürmek zorunda kaldığına inanılmasını bekliyordu. Ancak Recep Tayyip Erdoğan'ın, partisinin iktidarından önce kurduğu şirketlere Başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra bir yenisini daha eklemesi doğrusu inandırıcılığını güçleştiriyordu.
Erdoğan, Dünden Bugüne Tercüman gazetesindeki söyleşisinde "Başbakan olduktan sonra yeni bir şey eklenmiş de değil" diyordu. Oysa, Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra 10 Aralık 2003 tarihinde Yeni-doğan Gıda Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'yi kurmuştu.

Başbakan Erdoğan'ın dördüncü şirketi Yenidoğan Gıda Pazarlama ve Ticaret A.Ş., 100 milyar lira sermaye ile kuruldu. Recep Tayyip Erdoğan'ın bu şirketteki payı yüzde 12 idi.
Başbakan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan şirketin yüzde 9'una, Reşat Sözen yüzde 30'una, Sabri Ülker'in damadı, Ülker Grubu icra Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Özokur'un kardeşi Atilla Özokur yüzde 25'ine, Ergün Bodur yüzde 15'ine, eniştesi Ziya İlgen ise yüzde 9'una sahip oldu.

Erdoğan'ın Cola Turka fabrikasının açılışında söylediği "anlamlı ve farklı çıkış" sözlerinin nedeni anlaşılıyordu. Piyasada tutması arzusunu dile getirdiği Cola Turka'nın İstanbul'un Anadolu yakasına dağıtımını Başbakan Erdoğan'ın şirketi Yenidoğan Gıda A.Ş. yapacaktı.
Fabrikanın açılışında Cola Turka yazılı şapkayla fabrikayı gezen Erdoğan, objektiflere karşı yeni içeceği yudumluyordu.

BAŞBAKAN ŞİRKETİ NASIL KURULUR?

Yenidoğan Gıda Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin faaliyet alanı ise adı zamanla Recep Tayyip Erdoğan ile özdeşleşen Cola Turka başta olmak üzere Ülker'in ürettiği içeceklerin dağıtımıydı. Şirket, İstanbul'un Anadolu yakasında altı bin noktaya dağıtım yapıyordu.
Ticari faaliyetlerini Başbakanlıktan önce kurduğu şirketler aracılığıyla yürüten ve etik konusundaki duyarlılığı bilinen Erdoğan, acaba yeni kurulan şirketten haberdar edilmemiş miydi?

Ortaklardan Atilla Özokur, 25 Aralık 2003 tarihli Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada, "Koskoca Başbakan'a sormadan bir şirket nasıl kurarsınız?" diyerek bu sorunun kendince anlamsızlığını ortaya koyuyordu.
Aslında Erdoğan, tüm eleştirileri görmezden gelip kulak ardı ederek, ticarette bildiği yolda ilerliyordu.
Recep Tayyip Erdoğan'a 220 bin dolar, 55 bin mark "borç veren" oğlu Ahmet Burak Erdoğan ise, Atilla Özokur'un söylediğine göre, en yalın ifade ile yeni şirkette "500 milyon lira dolayında maaşla çalışan" bir personeldi. Hepsi o kadar.
Erdoğan, malvarlığındaki ciddi artış nedeniyle yargılandığı davada, servetindeki artışın en temel kaynaklarından birisi olarak 500 milyon maaşla çalışan oğlundan aldığı borç dövizleri bildirmişti.

"ERDOĞAN SENİN SORUNU YANITLAMAZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haksız malvarlığı edindiği gerekçesiyle yargılandığı dava sırasında malvarlığındaki artış hanesinde görünenleri, büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan'ın düğününde geleneklere göre takılan takılardan elde ettiğini açıklamıştı. İstanbul CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın küçük oğlu Bilal Erdoğan'ın 10 Ağustos 2004 tarihinde Reyyan Uzuner ile yapılan nikâhında takılan altınların adedini ve tutarını merak etti. Kılıçdaroğlu,

Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, şu sorulara yanıt aradı:

"Başbakanlık yaptığınız dönemde çocuklarınızın düğününe gelen konukların, çocuklarınıza taktığı takıların cinsi, adedi ve tutarı ne kadardır? Konuğunuz yabancı devlet adamlarınca getirilen armağanlar var mıdır? Bu armağanların cinsi nedir? Bu armağanlar 3628 Sayılı Yasa'nın (mal bildirimi yasası) 3. Maddesine göre beyan edilmiş midir?"

AKP Manisa Milletvekili ve TBMM Başkanı Bülent Arınç, soru önergesini ilginç bir gerekçe ile geri çevirdi:

"İçtüzüğün 96. Maddesi'ne göre soru, kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürülmeksizin, kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyen bir önerge ile açık ve belli konular hakkında bilgi istemekten ibarettir. İlgi önergenizde yer alan 1 numaralı sorunuz belirtilen nitelikleri taşımadığından, önergeniz işleme konulmamış ve ilişikte iade edilmiştir."
Gerçekten de Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorusu uzun, özel yaşama ilişkin ve kişisel görüş içeren nitelikte miydi?

MURANO ADASI'NDAN VAZO

Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "saydam yönetim" sözünü hiç ağzından düşürmeyen Başbakan Erdoğan'a ne kadar takı takıldığını ve yabancı konukların armağanlarının cinsini sorduğu oğlunun düğününe; İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano da katıldı. Düğünde 9 bin kişi yerini almıştı.
İtalya Başbakanı Berlusconi, nikâhtan önce uğradığı İtalya'nın İstanbul Başkonsolosluğumda gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine, damat Bilal Erdoğan'a,saat, geline kolye, Başbakan Erdoğan'a Venedik Murano Adası'nda üretilen dünyaca ünlü kristal vazo, Emine Erdoğan'a ise bilezik hediye ettiğini söyledi.

ERDOĞAN DEVLETLE BARIŞIYOR

Recep Tayyip Erdoğan aktif siyaset sahnesinde, "hocası" Necmettin Erbakan ile yollarını ayırdıktan sonra milli görüş gömleğini çıkarıverdi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, 21 Kasım 1994 tarihli Milliyet gazetesindeki açıklamasında "elhamdülillah şeriatçıyım" diyen Erdoğan, artık değiştiğine de inanılmasını istiyordu. Siyasi geçmişinden milli görüş gömleğini bir çırpıda çıkararak kurtulan Başbakan, AKP'nin çıkardığı aflarla da ekonomik geçmişinden kurtuluyordu.
AKP iktidarının başlattığı "toplumsal barış ve temiz sayfa açma" atağının en önemli ayağı "vergi affı" idi.

Peki 27 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe giren vergi affı kısaca neydi? Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından hazırlanan düzenleme, vergisini ödemekte güçlük çeken mükellefler ile devletin barışmasından çok, vergi kaçakçılarını ve naylon faturacılarının affedilmesiydi. Naylon fatura, sahte belge kullanarak devletten vergi iadesi alanlar, defter kayıtlarını tahrip edenler, ödemesi gereken vergiyi ödemeyenler ve vergi matrahım gizleyenlerin affedilmesiydi. Vergi yükümlüleri, 1998-1999-2000 ve 2001 yıllarında beyan ettikleri vergi matrahını (vergiye esas gelirini) gönüllü olarak artırıp, artırdığı bölümün vergisini öder ise bu yıllara dönük vergi incelemesi yapılmayacaktı.
Öz olarak, affedilen vergi yükümlülerinin geçmişte yaptıkları görmezden gelinecekti.

SEZER: AF, ADALET DUYGUSUNU İNCİTİYOR

İktidarın "toplumsal barış" adına çıkartıldığını savunduğu vergi affı düzenlemesi, TBMM Genel Kurulu'nda 16 Ocak 2003 tarihinde kabul edilmesinin ardından onay için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e gönderildi. Ancak Cumhurbaşkanı Sezer, yasanın sahte belge kullananların bağışlanmasını öngören hükmünü, anayasa ve hukuk devleti ilkelerine aykırı bularak, yeniden görüşülmek üzere TBMM'ye iade etti.

Sezer'in iade gerekçeleri ana hatlarıyla şöyleydi:

"Yasa ile sahte belge basanlar ve düzenleyenler af kapsamı dışında tutulmakta; buna karşılık, bu sahte belgeleri kullananların eylemleri af kapsamına alınmaktadır. Bu durum, adalet duygusunu ve toplumsal barışı zedeleyecek niteliktedir. Sahte belgeden asıl çıkar sağlayanlar, bu belgeleri kullananlardır. Sahte belge kullananlar, bu belgeleri basanlar ya da düzenleyenler gibi topluma karşı suç işlemekte ve vergisel kamu düzenini bozmaktadırlar.
Ülkemizde 1980-2000 yıllarında 11 kez af yasası çıkarılması, bu kurumu gelenekselleştirmiştir. Bu durum, bir yandan vergi suçlarının işlenmesini özendirmekte ve vergi cezalarının caydırıcı etkisini azaltmakta; öte yandan da vergisini zamanında ödeyen yurttaşların adalet duygusunu incitmekte ve güvenini sarsmaktadır."

Düzenlemede hiçbir değişiklik yapılmadan Meclis tarafından ikinci kez Çankaya Köşkü'ne gönderilince Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e, yasayı onaylamak dışında bir seçenek kalmamıştı.
Yasa, 27 Şubat 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
AKP iktidarı yasayı, toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak vergi affı olarak yansıtsa da yasadan yararlananlar ortaya çıkmaya başladıkça, bazı kişi ve kuruluşların nasıl kollandığı anlaşılacaktı.

KURTULMASI GEREKECEK KADAR GEÇMİŞİ YOK

İktidar, vergi affıyla devletin kasasına 10 trilyon liranın üzerinde paranın gireceği konusunda iddialıydı.
"Devletle barışmak" için affedilmek isteyen vergi mükellefleri ortaya çıktıkça işin rengi epeyce değişiyor ve asıl amaç da anlaşılıyordu.
Devletle barışmak isteyen şirketler arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketler de vardır!)
Erdoğan'ın yüzde 12'sine sahip olduğu Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, İhsan Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve İhsan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi bağışlanmak istiyordu.
Bu listeye, Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan iken kurduğu Yenidoğan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi girememişti. Henüz vergi verecek kadar faaliyeti ve kurtulması gerekecek kadar da bir geçmişi olmamıştı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzde on ikisine sahip olduğu ve "bağışlanmak" üzere başvuran Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., resmi kayıtlara göre, 1999 yılında 74 milyar 375 milyon lira gelir beyan etti. Bu döneme ilişkin şirketin ödemesi gereken vergi 19 milyar lira olarak belirlendi.

Vergiye esas alınacak geliri olmadığını bildirmesi nedeniyle 2000 yılına dönük olarak şirkete vergi tahakkuk ettirilmedi. 2001 yılında 850 milyar lira gelir bildiren Emniyet Gıda A.Ş., 2002 yılında 1 trilyon 127 milyar lira gelir sağladı. Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketin, 2001-2002 yılları için ödemesi gereken toplam vergi 501 milyar lira olarak hesaplandı.

GEÇMİŞİNİ 'EMNİYET'E ALDI

Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, AKP iktidarı döneminde çıkarılan vergi affından yararlanabilmek için 1999 yılına dönük olarak 36 milyar 240 milyon liralık ek gelir bildirdi. Bu gelir artırımı nedeniyle şirket, 9 milyar 60, milyon liralık ek vergi ödemek zorunda kaldı. Emniyet Gıda A.Ş., 2000 yılında vergi ödemesini gerektirecek kadar gelir elde etmediğini beyan etmişti. Ancak, çıkarılan af yasasının ardından 2000 yılı için asgari matrah artırma düzeyi olan 8 milyar 437 milyon liralık gelir bildirdi. Bunun karşılığında ise devlete 2 milyar 109 milyon lira vergi ödemeyi kabul etmiş oldu.

Durumu özetleyecek olursak; Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu şirket, 1999-2000 yılına dönük yaptığı gelir artırımıyla bu dönemlerin denetlenmemesi karşılığında ek vergi ödemeyi kabul ediyordu. AKP Genel Başkanı'nın ortağı olduğu Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., gelir artırımıyla vergi affından yararlanıyor ve şirket kayıtlarının incelenmemesini güvence altına alıyordu.
Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzde on iki payının bulunduğu İhsan Gıda Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi, 1998, 2000 ve 2001 yıllarında vergiye tabi gelirinin olmadığını beyan etti. Yani, şirketin, vergi ödeyecek kadar kazancı olmamıştı.

Şirket, 1998 yılı için beyan ettiği 18 milyar 385 milyon liraya ek olarak 6 milyar 27 milyon lira; 18 milyar 200 milyon lira bildirdiği 1999 yılı için de 6 milyar 750 milyon lira ek gelir bildirdi.

Gelirinin olmadığını bildirdiği 2000 yılı için 8 milyar 437 milyon lira, 2001 yılı için ise 11 milyar 250 milyon lira ek gelir beyanında bulundu. Böylece, şirketin vergi affından yararlanabilmek için yaptığı gelir artırımları nedeniyle devlete toplam 8 milyar 114 milyon lira vergi ödeyeceğinin güvencesini verdi.

ERDOĞAN'IN ŞİRKETİ DENETLENEMEYECEK

İhsan Gıda Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi ise 1998 yılına dönük olarak gelirinde 6 milyar 27 milyon liralık artırıma gitti. Gelir artırımı nedeniyle şirketin ödeyeceği vergi 1 milyar 506 milyon lira olarak hesaplandı. 1999 yılında 6 milyar 750 milyon liralık gelir arttıran şirket, bunun karşılığında devlete 1 milyar 688 milyon lira ödemeyi taahhüt etti.

Daha önce vergiye tabi gelirinin olmadığını bildirdiği 2000 yılı için ise vergi affının çıkarılmasının ardından 8 milyar 437 milyon liralık gelir gösterilmesi dikkat çekti. İhsan Gıda A.Ş., 2001 yılma dönük denetimden kurtulabilmek için de 11 milyar 250 milyon lira ek gelir gösterdi. Bunun karşılığında şirkete 2 milyar 812 milyon lira vergi tahakkuk ettirildi. İktidarın toplumsal barışı sağlama iddiasıyla çıkardığı vergi affının sağladığı denetlenmeme olanağından yararlanan Başbakan'ın bu şirketi de diğer şirketleri gibi bir daha geçmişleriyle yüzleşmeyecekti. Şirketlerin ödediği ek vergiler karşılığında eski kayıtlarının üzeri bir daha açılmamak üzere örtülüyordu.

ERDOĞAN YANIL(TIL)DI

Resmi kayıtlarda şirketlerinin vergi affından yararlandığı açık olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, vergi affından yararlanmadığı konusunda ısrarlıydı. Hatta vergi affından yararlanmak için şirketleri başvurmamıştı bile!

Belgesi de hazırdı:

Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi'nden vergi borcu olmadığına ilişkin alman yazı.
Cumhuriyet gazetesinde 2004 yılında konuya ilişkin haberler yayımlanınca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, avukatı Fatih Şahin'in noter aracılığıyla gönderdiği yazı ile haberleri yalanlamak istedi. Şahin açıklamasında, haberlerde, "tamamen gerçekdışı ve dolayısıyla Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsiyet haklarını ihlal eden itham ve iddialara" yer verildiğini öne sürüyordu.

"Gerçekdışı ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kişilik haklarını ihlal eden haber nedeniyle" yaptığı 12 Mart 2004 tarihli açıklama şöyleydi:

1- Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Başkanlığı'nın ekte sunulan yazılarından da anlaşılacağı üzere Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A. Ş. ile İhsan Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 27 Şubat 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 2. Maddesi kapsamına giren kesinleşmiş vergi borcu bulunmadığı gibi bu şirketlerin mezkur madde hükmünden yararlanma talebi de olmamıştır."

2- Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A. Ş. ile İhsan Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 27 Şubat 2003 tarihi itibari ile vadesi geldiği halde ödenmeyen herhangi bir vergi borcu bulunmamaktadır ve vergi ile ilgili beyan ve ödevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiştir. Anılan şirketlerin 11 Mart 2003 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde ödenmeyen herhangi bir vergi borcu bulunmamaktadır."

Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi'nden verilen belgede, özetle; Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketlerin "Vergi Barışı Kanunu'nun ikinci maddesi kapsamına giren "kesinleşmiş vergi borcu ve bu madde hükmünden yararlanma" isteği ile vadesi geldiği halde ödenmeyen bir vergi borcu olmadığı anlatılıyordu.
Zaten kimse Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın vergi borcu olduğu ve bu nedenle vergi affından yararlandığını söylememişti ki. Erdoğan yasanın 7. maddesinden yararlanmıştı. Yani Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketler, vergi denetiminden kurtulabilmek için daha önce bildirdikleri gelirlerinde gönüllü artırım yaparak vergi affından yararlanmışlardı.

Konuya ilişkin CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı yorum ise şöyle olmuştu:

"Bir şirket vergi kaçırmazsa niçin vergi denetiminden kurtulmak için daha önce gelir elde etmediği yıllar için 'gelir elde ettim' diye beyanda bulunsun? Sayın Başbakanın asıl yanıtlaması gereken soru budur. Kendisini suçlu hissetmeyen pek çok namuslu vergi yükümlüsü, vergi affından yararlanmayarak Maliyeye şu mesajı vermiştir; 'Ben vergilerimi düzenli ve zamanında ödüyorum. Vergi affından yararlanmamı gerektirecek bir açığımda yok. Ayrıca Maliye isterse defter ve belgelerim de her zaman denetime hazırdır.' Bu söylem maalesef Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı için geçerli değildir. Çünkü onun ortağı olduğu şirketler vergi affından yararlanarak, denetimden kaçmıştır."

ERDOĞAN: DEVLET KAZANSIN YETER

Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması beklenen, af yasasındaki "matrah artırımı'na ilişkin hükümden yararlanıp yararlanmadığı idi. Bu düzenleme, gelir artırımında bulunan mükellefleri vergi incelemesinin dışında tutmayı yasal güvence altına alıyordu. Başbakan Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketler işte bu kapsama giriyordu.

Aftan yararlanmadığına ilişkin açıklamasının gerçeği açıklar nitelikte olmadığım anlayan Recep Tayyip Erdoğan, vergi affından yararlanmasının nedenini; Kanal D'de yayınlanan 14 Mart 2004 tarihinde Diyarbakır'dan konuk olduğu Teke Tek programında, "devlete daha çok vergi ödemek" olarak açıklayacaktı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ticari faaliyetinin devlet adamlığı ile ne kadar bağdaştığı tartışılırken, başında bulunduğu hükümetin çıkardığı vergi affıyla şirketlerinin geçmişi yasal güvence altına almıyordu.

ŞİRKETLERİNDEN DE PARA KAZANAMADI!

Servetini hiç kimsenin öğrenemediği Recep Tayyip Erdoğan'ın bir türlü vazgeçemediği ticaretteki kazancı ne kadar olabilirdi ki? Ana muhalefet partisi CHP Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer, 8 Mart 2004 tarihinde, Başbakan'ın ticaretten sağladığı kazancı ve ne kadar vergi ödediğine ilişkin merakını bir soru önergesiyle gidermek istedi. Recep Tayyip Erdoğan adına soru önergesini, 28 Mayıs 2004'te Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin yanıtladı. Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketlerden elde ettiği bir ücret gelirinin olmadığını ve şirketin kâr payı da dağıtmadığını bildirdi. Ücret geliri olmadığı için de vergi ödenmemişti!

Oysa, Erdoğan'ın ortağı olduğu Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin olağanüstü genel kurulunda, şirketin 2001-2002 yılı kârından dağıtım yapılması kararlaştırılmıştı. Şirket bu iki yıllık döneme ilişkin 611 milyar liralık kâr dağıtıyordu. Şirketin yüzde 12'sine sahip olan Erdoğan'a da bu payı karşılığında 73 milyar 332 milyon lira düşüyordu.
Kira geliri de olmayan Başbakan, neredeyse zararına ticaret yapıyordu; geçinememek pahasına olsa da!.. Yalnızca Emniyet Gıda A.Ş.'nin 2001-2002 dönemindeki kârını saymazsak...

SEVABINA BAŞBAKANLIK

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, 22 Şubat 2004 tarihinde Türkiye'yi ziyaret ederek, ikili görüşmelerde bulunuyordu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alman meslektaşı Gerhard Schröder ile sohbet ederken, Almanya Başbakanı'nın aldığı maaşı merak etti. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, merakını giderebilmek için Alman meslektaşına "aldığı maaşı" sordu.

Gerhard Schröder'in yanıtı, Erdoğan'ı şaşırtmaya yetti. Almanya Başbakanı, on beş bin Euro (!) maaş alıyordu. Erdoğan'ın ki ise hepi topu "3 bin küsur Euro" idi. Recep Tayyip Erdoğan'ın maaşı bunun yarısı bile değildi (!) Başbakanın da dediği gibi "düşünün işte..."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "3 bin küsur Euro" olduğunu belirttiği maaşı ise o dönemde 6 milyar 213 milyon liraya denk düşüyordu...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi maaşı ile karşılaştırdığı Almanya'da kişi başına düşen milli gelir 25 bin 700 Amerikan Doları iken, Türkiye'de ise kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 3500 Amerikan Doları idi. Başbakan, maaşına imrendiği meslektaşının yönettiği Almanya'da asgari ücretin 900 Euro olduğunu da görmezden geliyordu.
Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının 6 milyar lirayı aşkın maaşıyla geçinemediği için ticaret yapmak zorunda kaldığını söylediği günlerde; Türk-İş, Türkiye'de açlık sınırını 474 milyon lira, bir ailenin insan onuruna yakışır biçimde yaşaması için gereken yoksulluk sınırını ise 1 milyar 442 milyon lira olarak hesaplıyordu. Asgari ücret ise günlük 12 milyon lira, aylık 360 milyon liraydı.
1 DB Tercüman, 3 Mart 2004.

Bindiği makam arabasından uçağa kadar tüm masrafları devlet tarafından karşılanan Başbakan, çocuklarının eğitim masraflarını da bazı işverenler karşılamasına karşın nasıl oluyorsa hâlâ geçinemiyordu!
Başbakanın, kendi ülkesindeki açlık ve yoksulluğu görmezden gelerek yabancı bir devlet başkanıyla kendi maaşını karşılaştırıp geçinememekten yakınması ise Türkiye için hazin bir manzaraydı.

"ERDOĞAN'I ONURUYLA YAŞATALIM" ÖNERİSİ

Başbakan, ticari faaliyetlerini sürdürmek zorunda olmasını, aldığı aylıkla geçinememesi ile gerekçelendirmeye çalışıyordu.
CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 2005 Ek Bütçe Yasa tasarısının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmeleri sırasında ilginç bir önerge verdi. Kılıçdaroğlu'nun verdiği önergede, Başbakan maaşıyla ilgili tertibe 3 trilyon liralık ek ödenek aktarılması öneriliyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu, önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

"Başbakan ticari faaliyetlerini sürdürmek zorunda olmasının gerekçesini, aldığı aylıkla geçinemediğini, Alman Başbakanının 15 bin Euro aylık aldığını, kendi aylığının ise 3 bin Euro civarında kaldığını söyleyerek gerekçelendirmektedir. Bu önergenin amacı, Başbakanın tüm çalışmalarını ülkeye hizmet için ayırmasını sağlamak amacıyla, aylığı ortalama 15 bin Euroya gelecek şekilde Başbakanlık bütçesine ödenek konmasını sağlamaktır. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, insan onuruna yakışacak ve aldığı aylıkla başka bir işe gerek duymaksızın yaşayacak ve ülkeye hizmet verebilecektir."

Hükümetin "ciddiyetsiz" bularak katılmadığı önerge, CHP'li komisyon üyelerinin kabul oyuna karşı AKP'lilerin "ret" oyuyla reddedildi.
Milletvekillerinin üç ayda bir aldıkları ödenek ve yolluklarının tutarı 20 milyar lirayı buluyordu. Milletvekillerinin aylığı yaklaşık 6,6 milyar liraya denk düşüyordu. Başbakan ise milletvekili maaşına ek olarak 220 milyon lira bir ek ödenek daha alıyordu. Ama geçinemiyordu!..

ERDOĞAN'A 1.2 TRİLYON LİRALIK PAY

Ticaret yapmadan Başbakanlık maaşıyla geçinemeyeceğinden yakınan Recep Tayyip Erdoğan, o ticari faaliyetleri nedeniyle hep eleştirilerin odağında yer aldı.
İktidarının 2.5 yılını geride bıraktığı günlerde Erdoğan "sürpriz" bir kararla Ülker'e başvurarak, distribütörlükten ayrılma istemini iletti. Erdoğan yüzde 12'sine, kardeşi Mustafa Erdoğan ile eniştesi Ziya İlgen'in de toplam yüzde 18'ine sahip oldukları payı elinden çıkartıyordu.

Sedat Ergin'in 25 Şubat 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi'ndeki haberine göre, Erdoğan ortağı olduğu Emniyet Gıda, İhsan Gıda ve Yenidoğan Pazarlama şirketleri Ülker'in Anadolu Yakası dağıtımcılığını 3 trilyon liraya devretti. Her üç şirkette de yüzde 12 hissesi olduğundan Erdoğan'ın payına bu "satıştan 1.2 trilyon lira düştü.

Erdoğanlar'ın hisselerini devralan ise Ülker'in Trabzon bayisi Ahmet Günaydın idi.
Bu satışın ardından gözler, Erdoğan'ın hisselerini satın alan işadamı Ahmet Günaydın'a çevrildi. Erdoğan ile tanışıklığı, geçmişe dayanan bir dostluk ilişkisi var mıydı? Günaydın'ın kendi anlatımına göre dost değildiler; hatta tek kare fotoğrafları dahi yoktu. Erdoğan'ın hisselerini satacağını, dostlarından öğrenen Günaydın, "ticaret yapmak için hisse almıştı." Satın alınan hisseler, siyaset-ticaret tartışmalarının odağındaki Başbakan Erdoğan olunca biraz dikkat çekmişti hepsi o. Onun için de "bu işin arkasında ne var, ne yok diye düşünmeye de gerek yoktu." İlla Erdoğan ile bir bağı araştırılıyor ise o da sahibi olduğu Kuzey TV'de Başbakan'ın çıkıp konuşmasıydı.

ÜLKER: ERDOĞAN GİTTİ RAHATLADIK

Recep Tayyip Erdoğan'ın dağıtımcılığı bırakması, Ülker Grubu'nu da rahatlatmıştı. Ülker Holding Gıda Grubu Başkanı Metin Yurdagül, Erdoğan'ın bu kararının kendileri için de "sürpriz" olduğunu açıklarken, duydukları kıvancı şöyle dile getirdi:

"Başbakanla işbirliğimizin sona ermesiyle rahatladık. Hakkımızda çıkan asılsız söylentiler bizi üzüyordu. Başbakan'ın ortak olduğu şirketlerle distribütörlük bağımız artık kalmadı. Bu söylenti kaynağının ortadan kalkması bizi çok rahatlattı. Çünkü Başbakanın ortağıyız diye herkesin gözü üzerimiz-deydi. Başarımızı Sayın Başbakan'a bağlıyorlar, yaptıklarımızı görmezden geliyorlardı."
Ülker Holding Gıda Grubu Başkanı Metin Yurdagül, Erdoğan'ın "böyle bir kararını beklemediklerini" de gizlemiyordu.

ERDOĞAN'IN HİSSESİ YÜZDE 3 BİN 300 DEĞER KAZANDI

"Ticarete başbakan olmadan" önce başlayan Erdoğan'ın hisseleri Başbakan olduktan sonra ne kadar kazandırmıştı ki?
Hatırlayalım; Erdoğan Başbakanlık koltuğunda otururken 10 Aralık 2003 tarihinde eski ortaklarıyla birlikte Yenidoğan Gıda Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'yi kurmuştu. Yeni şirketin sermayesi ise 100 milyar liraydı. Recep Tayyip Erdoğan'ın şirketteki payı yüzde 12, kardeşi Mustafa Erdoğan ile eniştesi Ziya İlgen'in ise toplam yüzde 18 idi. 100 milyar lira sermaye ile kurulan şirketin yüzde 12'sine Erdoğan 12 milyar lira ödeyerek ortak olmuştu.

Erdoğan'ın distribütörlük hisselerinin devrinden Erdoğan'ın payına 1.2 trilyon lira düşmüştü. Üç şirkete ait yüzde 12'lik hisselerin devredildiği ve ortalama her bir şirketin de değerinin 400 milyar lira olduğu hesaplanırsa, Erdoğan'ın 2003 Aralık ayında 12 milyar lira vererek ortak olduğu Yenidoğan Gıda A.Ş.'deki payı, 2 Şubat 2005 tarihinde tam yüzde 3333 artarak, 400 milyar lira olmuştu!
Başbakan Erdoğan'ın ortağı olduğu Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sermayesinde ise iş yoğunluğu dikkate alınarak 29 Eylül 2004 tarihinde 1 trilyon 150 milyar lira artırım yapıldı. Şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan karar uyarınca, Erdoğan'ın yüzde 12'lik hissesi 180 milyar liraya yükseldi. Bu artış dikkate alındığında ise devir işleminin ardından payına 400 milyar lira da bu şirket nedeniyle düştü. Böylece Erdoğan, bu şirketin hisselerinin devrinden 220 milyar lira kazanç elde ediyordu.

Erdoğan'ın AKP lideri olarak verdiği mal beyanında Emniyet Gıda'nın değeri 95 milyar, İhsan Gıda'nın değeri ise 25 milyar lira olarak gösteriliyordu. Bu beyanın 10 Eylül 2001'de verildiği dikkate alındığında ise Erdoğan'ın ilk şirketteki payı yüzde 32, ikinci şirketteki ise yüzde 1500 değer kazanmıştı.
Ülker Grubu, sürekli reklamlarını yapan bir Başbakan dağıtımcıyı "kaybederken", Erdoğan bu satışlardan oldukça kârlı çıkmıştı.

TÜCCARLIKTAN SİYASETE DÖNÜŞ

Yine de Erdoğan'ın içi buruktu. Çünkü "tüccar siyasetin" tüccarlık bölümünden kendi deyimiyle "adeta lanet olsun diyerek" vazgeçmişti.
Tayyip Erdoğan'ın ortağı olduğu şirketlerdeki hisselerini satışının gerekçesi "etik" olmadığına yönelik eleştiriler değildi elbette.

Satış gerekçesini de kendinden dinleyelim:

"Yasal olarak engel bulunmamasına rağmen 'etik değil' diye tartışma olunca lanet olsun dedim ve hisseyi devrettim. Şu anda maaşlı durumdayım."

Recep Tayyip Erdoğan'ın şirketlerindeki paylarını devriyle eline nakit 1.2 trilyon lira geçmişti. Ne ki, bu para servetinin yalnızca bir bölümüydü. Tamamını ise açıklamamakta ısrarlıydı.

MUAZZAM SERVET HABERİ YAKTI

Ta ki Yeni Şafak gazetesinin 23 Ocak 2006 tarihli sayısında Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a atfen "Bir siyasi parti liderinin bankada milyon YTL'lik muazzam hesabı var" manşet haberine kadar. Haberde tarif edilen parti CHP, "zengin genel başkan" olarak anlatılmaya çalışılan lider ise Deniz Baykal idi.

ERDOĞAN'A SERVET KISKACI

Ne olduysa AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen gazetenin bu haberinin ardından oldu. Deniz Baykal haberin çıktığı ilk gün, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın özel hesaplarını açıklamasını istedi.

"Önemsiz gibi görünen" ama aysbergin derinliğine işaret edilen bir ayrıntıydı Baykal'ın istediği:

"Sadece son fotoğrafı istemiyorum. Gençlik fotoğraflarını da istiyorum. Nereden başlayıp nereye, nasıl geldi? Kaynakları, belgesiyle 30 yıl önce neydi, bugün ne, onu çıkartın. Benimkini de koy, Başbakanınkini de koy."

Başkent siyasilerin malvarlığı tartışmasının zemini oluverdi. Deniz Baykal ve diğer siyasi parti liderleri kişisel malvarlıklarını açıklarken, herkesin ortak beklentisi AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın da servetini açıklamasıydı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN SERVETİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tartışmalara ve baskılara daha fazla kulak tıkayamayarak, servetini açıklamak zorunda kaldı.
AKP iktidarı 3 yıl geride bırakırken, tüccar-siyasetin lideri Erdoğan, kişisel malvarlığını 7 Şubat 2006 tarihinde Başbakanlığın resmi sitesine koyduruyordu.

Şimdi Başbakanlığın resmi internet sitesinde yer alan servete, o günün değerlemeleriyle bir göz atalım:

TAŞINMAZ MAL BİLGİLERİ


Arnavutköy-Bolluca Köyü 376 metrekare arsa (40 bin YTL). Güneysu-Dumankaya Köyü 2 bin metrekare arsa (10 bin YTL).

BANKA VE MENKUL DEĞERLER

Banka hesaplarında 1 milyon 361 bin 290 YTL (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı).
Nezdinde 120 bin ABD Doları (Bankada olmayan varlıklar).

EŞİNE AİT TAŞINIR MAL BİLGİLER

2006 model Volkswagen Passat araba. Muhtelif takılar (35 bin 640).

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kendisinin hazırladığı ve devletin resmi sitesinde yayımlanan mal beyanı bu şekildeydi. Ama nedense Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu açıklaması kimselere "inandırıcı" gelmemişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine başlarken verdiği 15 Nisan 1994 tarihli mal bildirimi dikkate alındığında, Başbakan Erdoğan'ın servetinin toplam değeri 12 yılda 5 milyar 110 milyon liradan, 1 trilyon 670 milyar liraya yükselmişti. Dolar bazında hesaplandığında ise 141 bin 160 dolarlık serveti 1 milyon 260 bin dolara çıkıyordu!

OĞLUNA BORCUNU ÖDEDİ!

Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı olarak 10 Eylül 2001 tarihinde verdiği mal beyanında, oğlu Ahmet Burak Erdoğan'a 220 bin dolar ve 55 bin mark "borçlu" olduğunu beyan ediyordu. Ancak kamuoyuna açıkladığı mal beyanında, oğlu Ahmet Burak Erdoğan'a "borçlu" olduğu yönünde bildirimde bulunmadığına göre, oğluna borcunu ödemişti!
Erdoğan, aile içi borç yükünden kurtulmuştu. Babasından 220 bin dolar ve 55 bin markı "tahsil eden" Ahmet Burak Erdoğan ise babasının izinden giderek ticarete yönelmiş ve "iş takibi yapmak yerine" bir gemi almıştı! O geminin öyküsünü de ileriki sayfalarda anlatacağız.

BİR EVİ BİLE YOK!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi mal bildirimini dikkatle incelendiğinde ne kendisinin ne de eşi Emine Erdoğan'ın bir evinin bile olmadığı anlaşılıyordu!
Başkent günleri öncesinde ve başbakanlık döneminde İstanbul'a gittiğinde kullandığı Üsküdar Emniyet Mahallesi'ndeki evi ile Rize'nin Güneysu ilçesindeki villaya malvarlığında yer verilmemişti. Başbakanlık kaynakları, gazetecilere, Üsküdar'daki evin çok hisseli olduğu ve Erdoğan'ın payının olmadığı, villanın ise annesinin üzerine tapulu olduğu haberini uçuruyorlardı.
Emine Erdoğan'a ait Volkswagen Passat marka otomobili daha önceki modellerde 2000 olarak görünürken, bu açıklamada otomobilin modelinin 2006 yükseldiği anlaşılıyordu.

'HARAM ZIKKIM OLSUN'

Tayyip Erdoğan'ın servet açıklamasını doyurucu bulmayan CHP lideri Deniz Baykal, helal kazanç ve gizli kasa sorgulaması yapıyordu:

"Servet beyanının doğru olması için servet beyanı yapanın bir gizli kasası olmaması, malvarlığının birilerinin üzerinde bulunmaması... Sen hem kendi hem arkadaşlarının parasını harcadığın zaman o beyannamenin bir anlamı olur mu? Servet beyannamen üzerine savcı dava açmış, sonra sen iktidar oldun diye o karar Yargıtay'a götürülmemiş. O konuda sağlıklı bir yargı süreci işlememiş. Az veya çok olmasıyla meşgul değiliz. Ama helal kazanç olsun. Helal kazançsa helal olsun, ama helal kazanç değilse haram zıkkım olsun."

Tayyip Erdoğan ise Başbakanlık internet sitesine koyduğu malvarlığı açıklamasını partisinin grup toplantısında değerlendirirken, "Neyimiz varsa, ticaretimizden maaşımızdan son kuruşuna kadar oradadır" diyerek, açıkladığı malvarlığında her şeyin yazıldığını savunuyordu. Erdoğan gizli saklı malvarlığı kalmadığına inanılmasını bekliyordu.

Kaynakça
Kitap: BİR AKP BELGE'SELİ MASKESİZ SOYGUN
Yazar: İlhan TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron