Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Akp'nin Yolsuzlukla Mücadele Anlayışı

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Akp'nin Yolsuzlukla Mücadele Anlayışı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 02:15

AKP'NİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE ANLAYIŞI

Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kurulan AKP parti programında; siyasi iktidarın kötüye kullanılmasına bağlı olarak Türkiye'nin yolsuzluklar kıskacına girdiği belirlemesi yapılıyordu. Her geçen yıl kamu yönetimindeki yolsuzlukların boyutunun daha da arttığı saptamasının ardından "her türlü yolsuzlukla mücadelenin" AKP'nin öncelikli politikaları arasında yer alacağı vaadinde bulunuluyordu. Partinin izleyeceği politikanın odağını ise "kamu yönetimindeki şeffaflığın" oluşturacağı savunuluyordu.
AKP'nin seçim beyannamesinde ise seçmenlere, "yolsuzlukla mücadelede cesur adımlar atılacağı" ve yolsuzluk konusundaki cezaların ağırlaştırılacağı sözü veriliyordu.

İşte aynı AKP'nin lideri, bakanları ve milletvekilleri hakkında düzenlenen yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarının nasıl ortadan kaldırıldığına ve kaldırılmaya çalışıldığına bakalım şimdi de...

'AF' EDERSİNİZ SAYIN ERDOĞAN

"Gideceği yere kadar" bindiği demokrasi tramvayı, "mücadelesini iktidara" getirebilmek için "papaz elbisesi bile giymeyi göze alan" vatmanı ile ilerliyordu.
Geleneksel Milli Görüş çizgisinin geçmişte kaldığına inanılmasını isteyen Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarının önceliği, "yoksulluğa, işsizliğe ve her şeyden önemlisi artık kabullenilemez noktaya gelen yolsuzluğa" son vermekti. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin programındaki ve seçim bildirgesindeki hedef buydu. Elbette kendine özgü yöntemler kullanacaklardı...
Gelin görün ki, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından günümüze değin yolsuzluk iddialı dosyalarla ve sis perdesi aralanamayan malvarlığına ilişkin tartışmalarla hep yüz yüze kalıyordu.

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, sanık Recep Tayyip Erdoğan ve sanık Ali Müfit Gürtuna hakkında işlem yapılması istemiyle düzenlediği yüz otuz üç sayfalık dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. Recep Tayyip Erdoğan, dosyadaki "nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, görevi kötüye kullanma" suçlamalarının da aralarında bulunduğu iddialar nedeniyle bir dönem yargıç karşısına çıkmaktan yorgun düşmüştü, ta ki, dosyaların üzerine dokunulmazlık şalı örtülünceye değin.

Recep Tayyip Erdoğan genel başkanlığındaki AKP, iktidar olunca dokunulmazlıkların kaldırılması vaadini de bir çırpıda unutuvermişti. Seçmene verilen sözün tutulmamasının gizli gerekçesi ise, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 81 milletvekili hakkında düzenlenen dokunulmazlıklarının kaldırılması istemli 107 fezleke de gizliydi. AKP'li 24 milletvekili hakkındaki suçlama ise "yüz kızartıcı" nitelikteydi. Yani anayasanın milletvekili seçilemeyecekleri tanımladığı suçlardı.

Tozlu raflara kaldırılan dosyalarda, dokunulmak istenmeyenler arasında kimler yoktu ki:

59. Hükümetin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Mili Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ve daha nicesi...

ERDOĞAN BAĞIŞLANIYOR

Daha önce iki seçim kaybeden Recep Tayyip Erdoğan, 1991 tarihinde milletvekili seçilmeyi "başarmıştı." Tam Ankara'ya gelmeye hazırlanıyorlardı ki; Erdoğan ailesinin planı dönemin "tercihli oy sistemine" takılmış ve Yüksek Seçim Kurulu Erdoğan'ın mazbatasını iptal etmişti.

27 Mart 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Erdoğan, eşinin memleketi Siirt'te 12 Aralık 1997'de "Minareler süngümüzı Kubbeler miğferıcamiler kışla, müminler asker" dizelerini okuyunca siyasi yaşamı bir süreliğine noktalandı.
31 Mayıs 2004 tarihli Dünden Bugüne Tercüman gazetesindeki söyleşide, yaşamı kimi zaman "hüzzam" kimi zaman "nihavent" olarak değerlendiren Başbakan Erdoğan, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan mahkûmiyeti nedeniyle 26 Mart 1999 günü girdiği Pınarhisar Cezaevi'ndeki günlerini ise yıllar sonra uzlet (inzivaya çekilme) olarak tanımlayacaktı.
Milli Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından bu partinin Meclis grubunu oluşturan milletvekillerinden elli beşi, Necmettin Erbakan'ın "gelenekçi" çizgisini terk ederek, Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan "yenilikçi"
AKP'ye katıldılar.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 Kasım seçimlerinde İstanbul 1. Bölge'den milletvekilliği adaylığı Yüksek Seçim Kurulu'ndan döndü. YSK, bu kararını, Erdoğan'ın "siyasi yasağının henüz sona ermediği" gerekçesine dayandırmıştı.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 16 Kasım 2002 tarihinde, hükümeti kurma görevim AKP Kayseri Milletvekili Abdullah Gül'e veriyordu. AKP'nin Güllü 1. Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti'nin 58. Hükümeti olarak 18 Kasım 2002 tarihinde kuruluyordu.
İktidara gelen Adalet ve Kalkı nma Partisi'nin öncelikli hedefi, genel başkanı Erdoğan'ın önündeki siyasi yasak engelini kaldırmaktı. Zamanla görüldü ki, bu ilk adım, hükümetin iktidarı süresince atacağı adımların da habercisi niteliğindeydi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda "ideolojik ve anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından" hüküm giyenlerin milletvekili seçilemeyeceğine ilişkin Anayasa hükümlerinde değişiklik yapıldı.
Bu yolla halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan mahkûm olan Erdoğan'a önce milletvekilliği, ardından da Başbakanlık yolunun açılması hedeflendi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ilk önce düzenlemeyi onaylamadı. Ancak, TBMM Genel Kurulu'ndan düzenlemenin noktasına bile dokunulmadan ikinci kez Çankaya Köşkü'ne gönderilmesi nedeniyle Cumhurbaşkanı'na değişikliği onaylamak dışında bir seçenek kalmadı.

Erdoğan'ın seçimlere katılmasına engel oluşturan Milletvekili Seçimi Yasası da aynı günlerde değiştiriliyordu. Yaşama geçirilen bu değişikliklerin ardından, AKP Genel Başkanı'nın seçilmesinin önünde hiçbir yasal engel kalmamıştı.

BAŞ BAKANLIK YOLU AÇILIYOR

Yalnızca Erdoğan'ın milletvekili seçilmesinin yolunu açacak bir seçime gereksinim vardı. Bunun için de parti yöneticileri hazırlıklara başladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Vecdi Gönül, Yüksek Seçim Kuruluna dilekçe ile başvurarak, Siirt'in Pervari ilçesi Doğanköyü'ndeki seçimlerin "sandık kurullarının usulünce oluşturulmadığı için oy kullanılamadığı" gerekçesiyle iptal edilmesini istedi. Yüksek Seçim Kurulu'nun bu istemi yerinde görmesiyle AKP lideri Erdoğan için milletvekilliği umudu doğdu.

YSK, Siirt'te 3 Kasım'da yapılan seçimin yenilenmesini; CHP'li Ekrem Bilek, AKP'li Mervan Gül ve kamuoyunda "Jet Fadıl" olarak bilinen bağımsız aday Fadıl Akgündüzün milletvekilliklerinin iptalini kararlaştırdı. Seçimin yenilenmesi kararının ardından Recep Tayyip Erdoğan da, milletvekilliğine aday oldu. Ancak, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun yaptığı açıklama yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Kanadoğlu, 3 Kasım 2002 seçimlerinde adaylık başvurusu kabul edilmeyenlerin, yasal değişikliklerle seçilme yeterliliğine kavuşan ya da kavuşacak olanların Siirt'te yapılacak seçimlerde aday olmalarının hukuken mümkün olamayacağına dikkat çekti. Kanadoğlu, yasal ve anayasal değişikliğin de Erdoğan'a siyaset yolunu açamayacağının hukuki gerekçelerini ortaya koyuyordu.

SİYASETE 'BİTTİĞİ' YERDEN BAŞLIYOR

Ancak, Yüksek Seçim Kurulu, AKP tarafından anayasa ve seçim yasalarında yapılan değişiklikle Recep Tayyip Erdoğan'ın yenilenecek Siirt seçimlerine adaylığına vize verdi Yargı kararıyla siyasete nokta koyduğu Siirt'te yenilenen 9 Mart 2003 tarihindeki seçimde, Erdoğan, milletvekili seçiliyordu. Erdoğan'ın 11 Mart'taki yemin töreninin hemen ardından Başbakan Abdullah Gül, yerini liderine bırakmak üzere istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de aynı gün AKP Genel Başkanı'na hükümeti kurma görevini verdi ve Erdoğan, "emanetini" Gül'den devralarak 14 Mart 2003'te 2. AKP hükümetini kurdu.
Böylece AKP iktidarının affettiği ilk kişi, genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan oluyordu. Erdoğan'ın affedilmesiyle başlayan bağışlama, bağışlanma süreci devam edecekti!

"SERVETİ YAŞAMIYLA ÇELİŞ EN BAŞBAKAN"

AKP'nin seçim beyannamesinde, "siyasetçilerin ve kamu yöneticilerinin mal varlıklarının şeffaf hale getirileceği" güvencesi veriliyordu. Bunun tek istisnası, AKP iktidara gelince anlaşıldı ki; Başbakan Erdoğan bu güvence dışındaydı...

Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin hemen ardından verdiği 15 Nisan 1994 tarihli mal bildirimi şöyledir:

- Kendisine ait İstanbul, Bolluca köyünde 376 metrekare arsa (100 milyon lira)
- Kendisine ait Rize, Güneysu'da 2 bin metrekare tarla (500 milyon lira)
- Kendisine ait1[*] 65 metrekare daire (200 milyon lira)
- Kendisine ait2[**] 110 metrekare daire (500 milyon lira)
- Kendisine ait 100 bin Alman Markı (2 milyar 100 milyon lira)
- Kendisine ait 50 bin ABD Doları (1 milyar 600 milyon lira)
- Burak Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nde yüzde 10 hisse
- Eşi Emine Erdoğan'a ait 10 adet altın bilezik (50 milyon lira)
- Eşine ait beşibirlik, 1 adet (50 milyon lira).

O dönemde ABD Dolarının 320 bin lira olduğu dikkate alındığında, Erdoğan ailesinin o tarihlerde, yaklaşık 169 bin dolarlık bir malvarlığına sahip olduğu görülüyordu. Mayıs 2005 değeriyle ise yaklaşık 233 milyar lira...

10 GÜNDE ARABASI YÜZDE 50 DEĞERLENDİ

Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından 10 Ocak 1995 tarihinde verdiği ikinci mal bildiriminde, Erdoğan ailesinin bir önceki yılki malvarlığına 29 Aralık 1994 tarihinde Emine Erdoğan adına alman 1995 Model Ford Escort marka otomobil ekleniyordu.

Otomobil, Emine Erdoğan adına 29 Aralık 1994 tarihinde 469 milyon 983 bin liraya fatura ediliyordu.
Ancak Erdoğan'ın 12 gün sonraki 10 Ocak 1995 tarihli mal beyanında, aynı araç yüzde 49 artarak, 700 milyon lira olarak bildiriliyordu!. Oysa yeni alınan bir otomobil, ertesi gün satılmak istense piyasada ikinci el araç sınıfında yer alırdı.

Erdoğan ailesinin Bolluca'daki arsasının değeri de sadece bir yıl sonra ikiye katlanarak 200 milyon lira olurken, Beyoğlu'ndaki dairenin değeri üç kat artarak 600 milyon liraya yükseliyordu. Recep Tayyip Erdoğan'ın 1995 yılındaki beyanına göre, 15 Nisan 1994 tarihli bildirimindeki 100 bin Alman Markı ise 70 bin Alman Markına düşüyordu...

EMİNE ERDOĞAN ARABASINI DEĞİŞTİRİYOR

Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Mayıs 1997 tarihli mal bildiriminde de bazı "küçük" değişiklikler olduğu görülüyordu.1[4] Emine Erdoğan, 1995 model Ford'unu 1996 model Opel ile değiştiriyordu; Balkan Otomotiv'den alınan yeni araç, 2 Temmuz 1996 tarihinde 1 milyar 888 milyon 50 bin liraya fatura ediliyordu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın bu mal bildiriminde Burak Gıda Ticaret ve Limited Şirketi hissesi yer almazken, Emniyet Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin yüzde 40'lık hissesine sahip olduğu bildirimi yer alıyordu.
Emniyet Gıda Limited Şirketi'nin, Erdoğan'ın Başbakan olduktan sonra en çok başını ağrıtan şirketlerden biri olduğunu belirtip ilerleyen sayfalarda bu konuyu ayrıntılı olarak irdeleyeceğimizden şimdilik geçelim.

Erdoğan, Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle Türk Ceza Yasası'nın 312ı2. maddesi uyarınca verilen cezası Yargıtay tarafından onanınca seçme, seçilme hakkını kaybediyor, muhtarlığa bile aday olamayacak duruma düşüyordu. Bu suçun kesinleşmesi nedeniyle 6 Kasım 1998 tarihinde de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda kalıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı görevinin sona ermesinden 25 gün sonra verdiği 1 Aralık 1998 tarihli mal bildirimi ise şöyledir:

- Bolluca beldesinde 376 metrekare arsa (1 milyar 500 milyon lira)
- Samandıra'da 1800 metrekare arsa (12 milyar lira)
- Rize, Güneysu'da 2000 metrekare tarla (3 milyar lira)
- Emniyet Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nde 40 milyar lira değerinde yüzde 20 hisse
- 1998 model Passat model otomobil (9 milyar 500 milyon lira)
- Emine Erdoğan'a ait 8 adet altın bilezik (300 milyon lira)
- 1 adet beşibirlik takı (500 milyon lira).

Erdoğan'ın bir önceki dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak verdiği 1997 tarihli mal bildiriminden 7 ay sonra 72 bin 500 Alman Markı ile 50 bin ABD Doları eksiliyordu.
Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı görevine başladığı günlerde değeri 100 milyon lira olan Bolluca'daki arsası 4 yılda yüzde 1500 artarak 1,5 milyar liraya, Güneysu'daki arazisi de yüzde 60 artarak 3 milyar liraya yükseliyordu.

ERDOĞAN'IN BAŞKANLIKTA ALDIĞI MAAŞLAR

Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü 1994-1998 yılları arasında toplam 13 milyar 846 milyon 346 bin 113 lira maaş almıştı.
Belediye başkanı olarak Erdoğan'ın Mart 1994'te aldığı ilk maaşı 27 milyon 674 bin 840 lira idi. Belediye Başkanlığı görevinden ayrılmadan önce aldığı son maaşı ise 522 milyon 325 bin 737 liraydı.
Erdoğan, 1994 yılında toplam 474 milyon 904 bin 586 lira maaş alırken; 1995'te 1,1 milyar lira; 1996 yılında 2 milyar 40 milyon lira; 1997 yılında 4 milyar 56 milyon lira; 1998 yılında ise 6 milyar 173 milyon lira maaş alıyordu.

GENEL BAŞKAN ERDOĞAN'IN MALVARLIĞI

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Refah Partisi'nin devamı niteliğindeki Fazilet Partisi'nin de siyasi yaşamını Anayasa Mahkemesi karasıyla noktalamasının ardından "milli görüş ocağını" terk eden 55 milletvekili "muhafazakâr demokrat" kimliği ile merkez partisi olma iddiasını taşıyan Adalet ve Kalkınma Partisi'ni, 14 Ağustos 2001 tarihinde kurdu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP Genel Başkanı olarak 10 Eylül 2001 tarihinde verdiği mal bildirimi ise şöyleydi:

- Bolluca beldesinde 376 metrekare arsa (40 milyar lira)
- Rize, Güneysu'da 2 bin metrekare arazi (10 milyar lira)
- Şirket ortaklığı yüzde 12 (95 milyar lira)
- Şirket ortaklığı yüzde 12 (25 milyar lira)
- Şirket ortaklığı yüzde 12(1 milyar lira)
- 340 bin ABD Doları
- 130 bin Alman Markı
- 174 adet Cumhuriyet altını (14 milyar 300 milyon lira)
- Eşi Emine Erdoğan'a ait muhtelif takılar (7 milyar 800 milyon lira)
- Emine Erdoğan'a ait Passat 2000 model otomobil (10 milyar lira)

Recep Tayyip Erdoğan, bu dönemde "borçluydu." Alacaklısı ise oğlu Ahmet Burak Erdoğan idi. Erdoğan oğluna, 220 bin ABD doları ve 55 bin Alman Markı borçluydu.

"SERVETİ 10 KATARTTI"

Recep Tayyip Erdoğan "mücadelesini" iktidara adım adım taşırken, hakkındaki yolsuzluk iddialı dosyalar ve servetine ilişkin soruşturma da peşini hiç bırakmadı.
Erdoğan, Haber Türk Televizyonu'nda 24 Şubat 2002 tarihinde "Basın Kulübü" adlı programda servetine ilişkin soruları yanıtlıyordu. Gazetecilerin "1 milyon dolarınız var mı efendim? Kimseye muhtaç değilsiniz, servetinize 1 milyon dolar diyebilir miyiz?" sorusuna geleceğin başbakanı kısaca "eder" yanıtı veriyordu.
AKP liderinin, televizyonda servetine ilişkin yanıtlarının gazetelere de yansımasının ardından içişleri Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma başlatıldı.

Mülkiye Başmüfettişleri Necati Küçükdumlu, Murat Özgan, Orhan Tavlı, Adnan Gürsoy ve Candan Eren tarafından hazırlanan raporda, Recep Tayyip Erdoğan'ın 1998-2001 yılları arasındaki malvarlığının 10 kat arttığı sonucuna varıldı.
Rapor ve belgeleri inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan hakkında "malvarlığındaki" ciddi artış nedeniyle soruşturulma yapılmak üzere dosyayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Bekir Selçuk, 5 Haziran 2002 tarihli iddianame ile AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında "Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Yasası'na muhalefet" suçundan dava açtı.

Suç tarihi ise, Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na başladığı 1 Nisan 1994 ile Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle hakkındaki mahkûmiyetin kesinleşmesiyle görevinden istifa etmek zorunda kaldığı 5 Kasım 1998 tarihleri arasındaki dönemi kapsıyordu.

Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden ayrıldıktan 25 gün sonra 1 Aralık 1998 tarihli mal bildirimi ile 10 Eylül 2001 tarihinde AKP lideri olarak verdiği bildirim arasında, malvarlığına girenlerin toplamının 290 milyar 326 milyon lira, çıkanların toplamının 34 milyar 188 milyon lira olduğu ve ikisi arasındaki farkın ise 256 milyar 41 138 milyon lira olduğu vurgulanıyordu. Başsavcılık, aradaki 256 milyar 138 milyon liranın Erdoğan'ın haksız olarak edindiğini iddia ediyordu.
Erdoğan, AKP lideri olarak verdiği mal bildiriminde, büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan'a 220 bin dolar ve 55 bin Mark da "borçluydu!"

29 KİLOGRAM ALTIN TAKILDI

4 Temmuz 1979 doğumlu Ahmet Burak Erdoğan'ın genç yaşta sahibi olduğu paranın kaynağı ise, Sema Ketenci ile 23 Şubat 2001 tarihindeki düğünlerinde "gelenekler" çerçevesinde takılan takılardı.
Burak-Sema çiftinin düğününde takılan altınlardan 29 kilo 139 gramı, ASGOLD Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 23 Temmuz 2001 tarihinde paraya çevrildi.

Belgeye göre Ahmet Burak Erdoğan tarafından bozdurulan altınların ayarları, gramları ve o günkü değerleri şöyle idi:

- 24 ayar muhtelif hurda altın 1320.80 gram, değeri: 15 milyar 244 milyon 673 bin 600 lira.
- 22 ayar 14087.69 gram hurda altın, değeri: 149 milyar 690 milyon 158 bin 864 lira.
- 18 ayar 2450.18 kilogram, değeri: 21 milyar 316 milyon 566 bin lira.
- 14 ayar 11.280,72 kilogram, değeri: 76 milyar 550 milyon 965 bin 920 lira.
Satılan altınlar karşılığında Erdoğan'ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan'a 262 milyar 802 milyon 362 bin 384 lira ödendi 42. belgesi verildi.

Ahmet Burak Erdoğan, aynı gün Rona Döviz ve Kıymetli Maden Ticaret A.Ş.'den 1 milyon 320 bin liradan 190 bin ABD Dolan aldı. Bunun karşılığında şirkete, 250 milyar 800 milyon lira ödeme yaptı.

KENDİ ŞİRKETİNDEN DANIŞMANLIK ÜCRETİ ALDI

Erdoğan, Belediye Başkanlığından ayrıldığı 5 Kasım 1998 ile AKP Genel Başkanlığı'na seçildiği 16 Ağustos 2001 tarihleri arasında ortağı olduğu Emniyet Gıda A.Ş.'den ve İhsan Gıda A.Ş.'den "danışmanlık" ücreti aldığını ve bununla geçimini sağladığını savunuyordu; bunu da gelir olarak savcılığa sunmuştu. Ancak savcılık, Erdoğan'ın danışmanlık ücreti aldığına ilişkin şirketlerin kaşeleri üzerinde kim tarafından atıldığı belli olmayan imzaların yer aldığına dikkat çekiyor; "Bu iki yazının hukuki niteliği olmadığı gibi her iki yazıda belirtilen ücretlerin sanığın hayat standardı karşısında malvarlığındaki artışı açıklayacak büyüklükte ve hukuki değerde olmadığı" sonucuna varıyordu.

Buna göre, Emniyet Gıda A.Ş.'den 1998 Kasım ayında 90 milyon, Aralıkta 150 milyon lira "danışmanlığı karşılığında" net ücret aldı. 1999 Ocak ayında 200 milyon lira karşılığında danışmanlık hizmeti veren Erdoğan, şubat ve mart aylarında da aynı ücrete çalıştı. Nisandan hazirana kadar herhangi bir danışmanlık hizmeti vermediği için bir gelir de elde edememişti!
1999 yılının Ağustos ayından aralık ayına kadar ise beş ay süreyle 1 milyar lira karşılığında hizmet veriyordu. Erdoğan'ın 2000 Ocak ayında ücreti 257 milyon 692 bin liraya düşerken, bu aydan itibaren yıl sonuna kadar hiçbir ücret almıyordu.
2001 Ocak ayında ise 1 milyar 266 milyon lira ücret karşılığında danışman olarak bilgisine başvuruluyordu. AKP liderliğine geldiği 2001 Ağustosu'na kadar 1 milyar 266 milyon lira ile 1 milyar 116 milyon lira arasında değişen ücretler alıyordu.
Erdoğan'ın Emniyet Gıda A.Ş.'den 1998-2001 yılları arasında aldığı brüt ücret 20 milyar 16 milyon 414 bin 180 lira iken, belgeye g öre eline 15 milyar 515 milyon 692 bin 500 lira geçmişti.

Recep Tayyip Erdoğan, yine ortağı olduğu İhsan Gıda A.Ş.'ye ise yalnızca 2001 yılında 8 ay boyunca danışmanlık hizmeti verdi. Erdoğan, ağustos ayına kadar bu şirketine verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında 794 milyon lira ile 844 milyon lira arasında değişen oranlarda ücret aldı. Erdoğan'ın İhsan Gıda'dan aldığı brüt ücret 8 milyar lira, eline geçen ise 6 milyar 442 milyon lirayı buluyordu.

Erdoğan, malvarlığındaki "ciddi artışı", ortağı olduğu şirketler Emniyet Gıda A.Ş.'den 15 milyar 515 milyon lira ve İhsan Gıda A.Ş.'den aldığı 6 milyar 442 milyon lira olmak üzere toplam 21 milyar 957 milyon liralık "danışmanlık" ücreti ile açıklamaya çalıştı.

Bu durum iddianamede şöyle değerlendiriliyordu:

"Sanık (Erdoğan), danışmanlık ücreti aldığına dair şirketlerin kaşeleri üzerine kim tarafından atıldığı belli olmayan imzalı yazılar vermiştir. Bu iki yazının hukuki niteliği olmadığı gibi her iki yazıda belirtilen ücretlerin sanığın hayat standardı karşısında malvarlığındaki artışı açıklayacak büyüklükte ve hukuki değerde olmadığı sonucuna varılmıştır."

Erdoğan'ın malvarlığındaki "ciddi" artıştaki çelişkiye de yine iddianamede şöyle değiniliyordu:

"Mevcut artışın bir siyasi parti liderinin sosyal yaşamı, aile fertlerinin yaşamı ve bu yaşamların gereği olan giderler dikkate alındığında bu dönem gelirleri ile açıklanamayacağından, 256 milyar 138 milyon 421 bin 808 liranın haksız edinilmiş mal niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır."

Erdoğan, malvarlığındaki ciddi artış nedeniyle 5 yıl 10 aya kadar hapis istemi, haksız edindiği iddia edilen malların zor alımı ve ömür boyu kamu hizmetinden yasaklanması istemiyle 17 Temmuz 2002 tarihinde Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı.

BİLİRKİŞİ KURULU: SERVETİNDE ARTIŞ VAR

Malvarlığındaki artış iddiasını araştırmak üzere savcılık dosyasında bilirkişi olarak, emekli Sayıştay Denetçisi Osman Zeki Mahmutyazıcıoğlu ile yine Sayıştay Denetçisi Kenan Tepe ve emekli Başmüfettiş Burhan İper görevlendirilmişti.
Mal beyanlarının karşılaştırmasını yapan bilirkişi kurulunun 5 Haziran 2002 tarihli raporunda, Erdoğan'ın belediye başkanlığından parti başkanlığına kadar geçen 33 ay 10 günlük dönemde malvarlığında yaklaşık 256 milyar 138 milyon 421 bin 808 lira artış saptamasına yer verildi. Gelirinin Erdoğan'ın "yaşam standardı karşısında değerlendirildiğinde malvarlığındaki artışı açıklayacak büyüklükte" görülmediğine işaret edilen bilirkişi raporunda, "01.12.1998-10.09.2001 döneminde malvarlığında art ış olduğu, artışın bir siyasi parti liderinin sosyal yaşamı ve bu yaşamın gereği olan giderler dikkate alındığında dönem gelirleri ile açıklanamayacağı görüş ve kana tine varılmıştır" denildi.

İKİNCİ BİLİRKİŞİ: SERVET ARTMADI, AZALDI

Davanın açılmasının ardından mahkeme yeniden bir inceleme istiyordu. İkinci bilirkişi kurulu ise emekli Sayıştay Uzman Denetçisi Faruk Eroğlu ile Hüseyin Özer ve avukat Mehmet Serdar Karahan'dan oluşuyordu.
Yeni bilirkişi kurulu, ilk bilirkişinin değerlendirmelerine katılmamıştı. Öyle ki, iki rapor taban tabana zıttı.
Erdoğan malvarlığındaki artışın kaynağı olarak oğlu Ahmet Burak Erdoğan'ın düğününde gelen takıları göstermişti. Bilirkişiler de, düğüne ilişkin basına yansıyan haberlerden hareketle, "sosyal konumu ve popülaritesi, davetlilerin toplumun en yüksek gelir gruplarından olması nedeniyle dava konusu hediyelerin boyutunun yadırganmayacak düzeyde olduğu" kanaatine varmaktaydı.

Bilirkişinin, Erdoğan'ın servetine ilişkin inceleme sonuçlan da dikkat çekiciydi:

"Sanığa ait tüm mal bildirimleri üzerinde yapılan idari soruşturmalarda; sanığın belediye başkanlığı yaptığı dönemin sonuna kadar servetinde artma değil azalma olduğu, belediye başkanlığını bıraktığı tarih ile siyasi parti başkanı olduğu ve üzerinde bir kamu görevi olmadığı dönemlere ilişkin mal bildirimi incelemelerinde yine sanığın vermiş olduğu ikinci beyanına dayanılarak haksız mal edinildiği kanaati hasıl olmuş ve dava açılması istenilmiştir. Beyanlarda, bir servet gizlenmesi veya gerçeğe aykırılık olduğu tespit edilmemiştir. Beyan sahibinin beyanının aksini kanıtlamak, özellikle de Türk geleneklerimize göre nişan, nikâh ve düğün törenlerinde takılan, getirilen altın, para ve eşyaların miktar ve değerinin çok olmasının kanıtlanması işlemi oldukça zor olmaktadır. Düğün sahibine bırakılan hediyelerin elde edildiğinin kanıtı ancak elde edenin beyanına itibar edilmesi ile mümkün görülmektedir. Sanığın oğluna genel ahlaka uygun olarak, düzenlediği düğün töreninde bırakıldığı beyan edilen tüm hediyelerin kesin ve açık bir kanıta dayanmadan haksız olarak elde edildiğini söylemek mümkün bulunmamaktadır. Sanığın 01.12.1998-13.09.2001 dönemine ait iki mal bildirimi arasında haksız mal edinmeden söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır."

Recep Tayyip Erdoğan'ın malvarlığındaki artış savına ilişkin hazırlanan iki bilirkişi raporu birbiriyle taban tabana zıtlıklar içeriyordu. Bu zıtlığa karşın mahkeme tarafından üçüncü bir bilirkişi heyeti tayin edilmemesi ve bu çelişkinin ortadan kaldırılmasına gereksinim duyulmamış olması dikkat çekiciydi.

KENDİ İKTİDARINDA DAVADAN KURTULDU

Recep Tayyip Erdoğan, 5 yıl 10 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşmasına katılmazken, avukatı Hayati Yazıcı, Haseki Hastanesi'nden alman beş günlük istirahat raporunu mahkemeye sunuyordu. Haseki Hastanesi'nde İç Hastalıktan Uzmanı Doktor Hikmet Feyizoğlu tarafından Erdoğan'a "akut gastroenterit" teşhisi konuldu. Yani Erdoğan "ishal"di. Feyizoğlu, 22 Ekim 2002 tarihli raporunda, Erdoğan'a beş gün "yatak istirahatını" uygun görmüştü.

Erdoğan'ın, hastanenin 22 Ekim 2002 tarihli poliklinik protokol defterinde 3403 numaralı muayene kaydı bulunuyordu. Ancak, Erdoğan'ın hastaneye geldiğini gören olmamıştı. Sonra anlaşıldı ki, Doktor Feyizoğlu, Erdoğan'ı "evinde muayene" etmişti.
Erdoğan'a ishal raporunu veren Feyizoğlu'nun ağabeyi Akif Feyizoğlu ise bir süre sonra AKP iktidarı tarafından, SSK İstanbul Bölge Müdürlüğü'ne getirilecektir!
İstirahatlı Recep Tayyip Erdoğan, katılamadığı duruşmanın olduğu günün akşamı iyileşmiş olmalı ki, Avrupa Birliği Büyükelçileriyle yemekte bir araya gelebilmişti.

Erdoğan, malvarlığındaki ciddi artış nedeniyle AKP Genel Başkanı olarak yargılanmaya başlanmıştı. Yargılaması süren Erdoğan'ın genel başkanlığını yürüttüğü AKP ise 4 Kasım 2002 sabahına iktidar partisi olarak uyanıyordu.
Siyasi yasağı nedeniyle milletvekilliğine aday olamayan Recep Tayyip Erdoğan'ın malvarlığı davası, AKP'nin Kayseri Milletvekili Abdullah Gül başbakanlığında kurulan 1. AKP Hükümeti döneminde de sürdü.

KASIRGADAN NASIL KURTULDU?

Aylarca süren yargılama sonunda, iktidardaki AKP'nin lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın lehine olan bilirkişi raporuna, uygulamada her zaman aleyhe olan kararlara ve durumlara karşı çıkan Hazine'nin avukatlarından Serpil Dalokay, nedense bu kez "takdiri" mahkemeye bırakıyordu. Savcı Ali Özdemir de malvarlığındaki artış döneminde Recep Tayyip Erdoğan'ın "para kazanma hakkına" sahip olduğu yönünde görüş bildiriyordu.

Mahkeme, "Erdoğan'ın, haksız mal edindiğine ilişkin aleyhinde yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı" ve "suç unsurunun da oluşmadığı" gerekçesiyle AKP Genel Başkanı'nın 21 Ocak 2003 tarihinde beraatine karar veriyordu.
Karara, kamu adına itiraz etmesi beklenen Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Fahri Kasırga da bu yönde bir isteme gereksinim duymayınca, Recep Tayyip Erdoğan'ın beraat kararı kesinleşiyordu.

Durumu özetleyecek olursak, AKP Genel Başkanı olarak yargılanmaya başlanan Erdoğan, liderliğini yaptığı AKP'nin iktidarı döneminde hakkındaki haksız mal edindiği suçlamasıyla açılan davadan beraat ediyordu.
Erdoğan hakkında beraat kararı veren Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Kozan ise görevlendirme yoluyla yürüttüğü Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına resmen atanıyordu.

Kaynakça
Kitap: BİR AKP BELGE'SELİ MASKESİZ SOYGUN
Yazar: İlhan TAŞÇI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir