Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kuşatma Nereden Ve Nasıl Yarılır

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Kuşatma Nereden Ve Nasıl Yarılır

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 19:35

KUŞATMA NEREDEN VE NASIL YARILIR

Kuşatılmış Türkiye


Türkiye, bugün dış cepheden ve iç cepheden kuşatılmış durumdadır. Bu kuşatma, 1990 yılındaki Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra ABD'nin Irak'ın kuzeyinde bir kukla devlet kurmasıyla başladı; 3 Kasım 2002 erken seçimlerinde, ABD'nin bir operasyonla AKP iktidarını Türkiye'nin tepesine oturtmasıyla tamamlandı. Seçim süre-cinde ısrarla belirttiğimiz gibi, ABD, Türkiye'yi içerden vuracak bir hükümet planlamıştı ve bunu gerçekleştirdi. AKP iktidarı, yönetime geldiği günden beri hem Irak cephesinde, hem de Kıbrıs cephesinde ABD ile işbirliği halindedir ve Türkiye'yi içerden vurmaktadır.

Türkiye'yi dış cepheden kuşatan güçler şunlardır:

Kıbrıs cephesinde:

- ABD-AB
- İngiltere
- Yunanistan
- Güney Kıbrıs Rum kesimi Irak cephesinde
- ABD
- İngiltere
- İsrail
- Kuzey Irak'ta Kukla Kürt Devleti

Türkiye'yi iç cepheden kuşatan güçler ise şöyle sıralanabilir:

- Tayyip Erdoğan iktidarı
- ABD güdümlü büyük tefeciler, hortumcular, dolar ve borsa vurguncuları
- Holding medyası
- ABD güdümlü irtica
- ABD güdümlü bölücülük

Ekonomik kuşatma, teslimiyetin zeminini oluşturmaktadır. Türkiye bugün toplam 300 milyar dolar iç ve dış borca batırılmış bulunmaktadır. Herkes bilmektedir ki, Türkiye'nin bugünkü mafya-tarikat rejimi içinde bu borcu ödeme olanağı yoktur. Buna rağmen dünya merkezleri borç vermeye devam ediyor. Çünkü amaçlan Türkiye'ye haciz koymaktır. Türkiye'nin, bu borcu, toprağıyla ve Mehmetçiğin kanıyla ödemesi planlanmıştır.

II. İktidar Mevzilerinden Kuşatma

Bugün Türkiye'de mafya-tarikatçı-bölücü koalisyonu iktidardadır. Tayyip Erdoğan'ın kurmay kadrosu, CIA güdümlü mafya-tarikat kadrolarından ve yine CIA bağlantılı bölücülerden oluşmaktadır. AB'ye Uyum Yasaları, İkiz İhanet Yasaları, Kamu Yönetimi Temel Kanunu ve Türk Ordusu'nun Kıbrıs'tan çıkartılması gibi, Türk devletini adım adım ortadan kaldıran girişimlerde, AKP yönetimi ve PKK hep aynı cephede ve işbirliği halindeler. ABD'nin planındaki birinci aşama gereği, Türkiye'deki yerel yönetimler AKP ile PKK arasında parsellenecek ve Türkiye'nin bölünmesi süreci yerel zemine oturtulacaktır. Yerel yönetimler, çeşitli NGO'lar, bazı vakıflar, bazı tarikatlar vb. bu amaçla kullanılmaktadır.

Hep böyle olmuştur:

Tarihimizin bütün devrimci atılımlarında Türk ve Kürt ortak vatanlarının bağımsızlığı için sımsıkı birleşirken, emperyalizm onlara karşı irtica ve bölücülüğü Türkiye'yi içerden vurmak için kullanmıştır.
Gelinen nokta çarpıcıdır. İki ay önce kimin aklına gelirdi, Türkiye'de Boşnakça, Lazca ve Zazaca televizyon olacak ve etnik parçalama devlet eliyle yürütülecek.

Milli devlet, devlet iktidarını ele geçiren Haçlı İrtica ve bölücülük tarafından yıkılmakta ve millet dağıtılmaktadır. Milli devletin ve milletin temelini oluşturan Kemalist Devrim Türkiye'nin altın-dan çekildiği zaman, doğacak sonuç budur.

KUŞATILMIŞ TÜRKİYE

III. ABD'nin "İslam Cumhuriyeti" Yönetimi Gayrimeşrudur


ABD güdümlü Haçlı İrtica, Türkiye'mize son darbeleri indirme hazırlığı içindedir. Powell'in Türkiye'den "İslam Cumhuriyeti" diye söz etmesi, bu son darbe kapsamındadır.
Türkiye'nin direnci kırılmakta ve ABD'nin silahlı müdahalesi için uygun zemin döşenmektedir. Sıra şimdi Türk Ordusu'nun "İslam Cumhuriyeti" ile uyumlu hale getirilmesine gelmiştir.
ABD'nin "İslam Cumhuriyeti" diye adlandırdığı mafya- tarikat yönetimi gayrimeşrudur. Bu yönetimin Cumhuriyet'i ortadan kaldıran uygulamaları gayrimeşrudur.

Ya ABD güdümlü Haçlı irtica Cumhuriyet'i yıkacak, ya da Cumhuriyet onlardan kurtulacaktır. Böyle bir tarihi noktaya gelmiş bulunuyoruz.

IV. Zaman Dar

Ve en önemlisi zaman dardır.
Türkiye ve Türk Devrimi, dıştan ve içten kuşatılmış, iç hat durumuna düşmüştür. Burada kurbanlık koyun gibi beklenemez. İç hat durumundan çıkmak için acil bir yarma hareketi gerekir. Tayyip Erdoğan iktidarından bir an önce kurtulamazsak, Türkiye çok ağır faturalar ödeyecektir. Çünkü Türkiye'nin direnme imkanları bu iktidar tarafından hızla yıkıma uğratılmaktadır.
Ve en önemlisi, Tayyip Erdoğan yönetimi, devlet imkanlarını kullanarak mevzilerini pekiştirmekte, halkın bir kesimini tarikat ağında örgütlemekte ve Cumhuriyet'e son darbeyi indirmede dış düşmana hizmet edecek iç yıkıcılığı inşa etmektedir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında İngiliz emperyalizmi ve padişah hükümetinin Anadolu'daki Mustafa Kemal hükümetini boğmak için 23 isyan örgütlediği unutulmamalıdır. Bu girişimler Cumhuriyet Devrimi yıllarında emperyalizm güdümlü bölücü isyanlar halinde devam etmiştir.
İrtica ve bölücülük, bugün de iç cephede kitlesel kalkışmalar tehdidini açıkça yöneltmekte ve bu kalkışmalarda savunma perdesi altında silah kullanacağını ilan etmektedir.

V. Kuşatma Nereden Yarılır

Kuşatmayı, ancak iç cepheden yarabiliriz. Türkiye'nin dış cep-hedeki tehdide karşı direnebilmesi için, öncelikle içerdeki işbirlikçilerini iktidardan indirmemiz ve etkisiz hale getirmemiz gerekiyor. Türkiye'nin bütün imkan ve kabiliyetini dış tehdide karşı seferber edebilmesi için birinci görev budur. Bu iktidar tepemizde olduğu sürece, Türkiye'nin kendisini savun-maya karar vermesi bile imkansızdır. Bu kararın Türkiye'yi içerden kuşatma görevini üstlenmiş bir iktidarla alınması mümkün değildir. Türkiye'nin bütün imkan ve kuvvetlerini bu darboğazdan çıkmak için seferber edecek bir milli hükümetin kurulması, Türkiye için bir hayat memat sorunudur. Tayyip Erdoğan yönetimini yıkma mücadelesi, ancak ABD güdümlü mafya-tarikat rejimini tasfiye, başka deyişle devrim perspektifiyle yürütüldüğü zaman tutarlı olabilir.

Türkiye'deki mafya-tarikat rejiminin elbette Tayyip Erdoğan'lar dışında başka seçenekleri de bulunmakta ve hazırlanmaktadır. Ancak Tayyip Erdoğan iktidarını yıkmak, hortumcunun, irticanın ve bölücülüğün üzerine yürümenin ve bu güçleri etkisiz hale getirmenin yakıcı ve önemli adımıdır. Bazıları, bugünkü koşullarda bu iktidarın indirilmesinin mümkün olmadığını düşünmektedir. Unutulmamalıdır; 1919 yılı başında İstanbul'daki padişah hükümetinin bertaraf edilmesi umudunu taşı-yan kimse de yoktu. Bir tek Mustafa Kemal Paşa, böyle bir plana sahipti ve bunu mümkün görüyordu. Milletin kurtuluş ihtiyacı Anadolu'da bir milli hükümet kurulmasını zorunlu kılıyordu. Nitekim, Ekim 1919'da Damat Ferit Paşa hükümeti düşürülmüş ve arkasın-dan altı ay içinde 23 Nisan 1920'de Ankara'da milli meclis ve milli hükümet kurulmuştur. Bugün de Türkiye'nin mevcut kuşatmayı yarma ihtiyacı, bir milli hükümeti zorunlu hale getirmektedir ve Türkiye'nin bu birikimi vardır.

Böyle durumlarda öncülerin tavrı belirleyicidir. Ergenekon'da o öncü, dağlardaki madenlerin eritilmesine önderlik eden, dağın içi-ne hapsolan topluma yol gösteren, demirci ustasıydı. Sakarya boylarında ise, o öncü, milleti uyandırmak için, ölümüne direnen kahramanlardı. Türkiye, her zaman o birikime sahiptir. İşçi Partisi, o birikimin örgütlü müfrezesidir.

VI. Kuşatma Nasıl Yarılır

Tayyip Erdoğan hükümeti nasıl bertaraf edilebilir ve milli hükümet nasıl kurulabilir? Tayyip Erdoğan iktidarı, Millet-Ordu işbirliğiyle bertaraf edilebilir. Millet-Ordu işbirliği, hiçbir zaman saray darbesi anlamını taşımamaktadır. Millet-Ordu işbirliğinin unsurları Milli Kuvvetler olarak adlandırılacaktır.

Milli Kuvvetler şöyle sıralanabilir:

- Halk hareketi
- Milli Güçbirliği
- Meclisteki Milli Kuvvetler
- Ulusal medya (Ulusal Kanal vb.)
- Türk Ordusu

Milli Kuvvetlerin esas belirleyici unsuru, halk hareketidir. Bugün Halk hareketini oluşturan kuvvetler şunlardır:

- İşçi hareketi
- Kamu emekçileri hareketi
- Üniversite ve gençlik hareketi
- Köylü hareketi
- Milli sanayici ve tüccarların mücadelesi

Bütün bu kuvvetlerin mücadelesini bir yatakta toplamak ve hükümetten kurtulma hedefine yöneltmek günün görevidir. Bu görevi tanımlayan ve bu görev için mücadele eden tek bir parti vardır. O da İşçi Partisi'dir.

İşçi hareketinden yükselen "Şalter inecek, hükümet gidecek" sloganı, hükümeti indirmenin yollarından birini göstermektedir.
İşçi hareketi, Tekel'in, Petkim'in ve TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesi-ne izin vermedi; milli devleti eyaletlere bölme amacı taşıyan Kamu Reform Yasası tasarısının geri çekilmesinde etkili oldu; Cumhuriyet ekonomisinin mevzilerini savunmada belli başarılar kazandı.

2003 yılı Ocak ayında yapılan Kıbrıs ve Kuzey Irak mitingleri, 30 Ağustos'ta gerçekleşen "Mehmetçik Coniye kalkan olamaz" mitingi ve Eylül ayında Ankara, İstanbul ve İzmir'de toplanan Halkçılık Kurultayları'nın arkasından 25 Ekim'de Ankara'da ve 29 Ekim'de İstanbul'da üniversitelerin ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nin geniş kitlelerin katılımıyla gerçekleştirdikleri yüz bin kişilik yürüyüşler, kitlesel eylemler bağımsızlığı ve Cumhuriyeti savunan halk hareketinin adım adım ilerlediğini gösterdi. Arkasından 2004 yılı mücadeleleri geldi. İşçi hareketi yanında üniversitelerin YÖK yasa tasarısına karşı isyanı, İstanbul Üniversitesi'nde gerçekleştirilen NATO toplantısına karşı Avrasya Toplantısı ve kitle hareketleri, halk hareketinin devam ettiğini gösterdi. Bu süreç içinde İstanbul Üniversitesi merkez olmak üzere Ulusal Birlik Konseyi kuruldu. AKP iktidarını yıkmak için, ABD güdümlü medyanın toplum içindeki etkisinin kırılması ve bu amaçla ulusal bir medyanın inşası yolunda da belli başarılar kazanıldı. Ulusal Kanal, Anadolu ve Trakya'nın birçok yerinde bir toplumsal hareket geliştirdi; yerel kuvvetlere ve emekçi örgütlenmelerine dayanarak direklerini dikti, vericilerini yerleştirdi; en uzak köşeye kadar ulaştı ve kablo hakkının iadesi için büyük bir mücadele yürüttü. Ulusal Kanal'ın ve az sayıda millici basın organının çabalarına rağmen, Türkiye'ye karşı yürütülen psikolojik harekat, Türkiye halkının bilincini karartmaya, özgüvenini sarsmaya devam etmekte ve yeni mevziler kazanmak-tadır. Bu durumda Ulusal Kanal başta olmak üzere Ulusal Medya araçlarının geliştirilmesi ve etkili kılınması ihtiyacı, düne göre daha yakıcıdır.

Çeşitli mecralarda yürütülen mücadelenin bir önderlik altında birleştirilmesi, bugünün merkezi görevidir. Bu mücadele içinde iktidarın nasıl indirileceği sorusuna cevap olarak çeşitli seçenekler ortaya çıkacaktır. Türkiye'nin artık ne yazık ki, korunacak bir bağımsızlık ve cumhuriyeti bulunmuyor. Tam bağımsızlığı yeniden kazanmak ve cumhuriyeti yeniden kurmak önümüzdeki görevlerdir. Bu nedenle milli devleti kurtarmak, bir devrim meselesi haline gelmiştir. Cumhuriyet, artık ancak bir devrimle kurtarılabilir ve yeniden yapılandırılabilir.

VII. Milli Hükümet Milli Hükümetin Kurulması

Cumhuriyet'i yıkmak isteyenler kesinlikle yıkılacaktır.
Tayyip Erdoğan'ın attan düşüşü, bir ata binme macerasının sonunu göstermişti. Herkes attan düşebilir. Ama bir başbakan, fiyaka için atın üzerine çıkarsa, ortada bir macera olayı vardır. Tayyip Erdoğan'ın şov yapacağım diye manejde ata binmesi ile iktidarda yaptıkları arasında çarpıcı bir benzerlik bulunuyor. Tayyip Erdoğan, bilmediği ve yapamayacağı işlere kalkışmaktadır ve yeteneksizliğini de şovla örtmek peşindedir.

Küçük macera attan düşmekle sonuçlanmıştır. Büyük macera ise, iktidar koltuğundan düşmekle sonuçlanacaktır.
Tayyip Erdoğan iktidarının bertaraf edilmesi ile Milli Hükümetin kurulmasını, mutlaka tek bir eylem olarak düşünmemek gerekir. Sürecin çeşitli aşamalardan geçen bir seyir izlemesi daha büyük olasılıktır. Önce Tayyip Erdoğan iktidarı bertaraf edilecek, sonra bazı ara aşamalardan geçilecek, çeşitli hükümet çözümleri denenecek ve zamanla Türkiye'nin ihtiyacı olan, Milli Hükümet çözümü-ne varılacaktır. Bugün mesele, Türkiye'yi Haçlı irticadan kurtara-cak ve milli hükümeti kuracak gücü adım adım inşa etmektir.

Milli Hükümetin Program ve Stratejisi

Milli Hükümetin programı, özet olarak milli devleti savunmak ve Kemalist Devrim'i tamamlamak; Cumhuriyet'in değerleri temelinde, bağımsız, halkçı, kamu sektörü ve özel sektörün toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için birbirini tamamladığı, laik bir Türkiye kurmaktır.

Bu programın alt başlıklarını sıralayacak olursak:

- İç tehdit unsurlarını bertaraf ederek milletin güçlerini birleştirmek, caydırıcı, bir savunma kuvveti inşa etmek.
- Dış tehdide karşı Kıbrıs ve Kuzey Irak cephelerinde kararlı direnme, Irak'taki ABD işgaline son verilmesi ve Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya yönelik Avrasya birikiminin harekete geçirilmesi.
- Milli Direnme Ekonomisini inşa etmek, iç borçları on yıl takside bağlamak, hortumcunun malına el koymak, ülke içindeki dolar ve euroyu Türk lirasıyla değiştirmek, Avrupa Gümrük Birliği'nden çıkmak, Türkiye'de üretilebilen malları dışardan almamak, bir üretim ekonomisi inşa etmek için tarımı ve milli sanayiyi desteklemek, özelleştirmeye son vermek, KİT'lere yatırım yaparak verimli çalışmalarını sağlamak, ülkenin bütün işgücü birikimini değerlendirecek bir emek seferberliği gerçekleştirmek, iç piyasada yabancı hipermarket ve süpermarketlerin hegemonyasına son vererek Türk esnaf ve tüccarının ticaret tekelini sağlamak.

Kaynakça
Kitap: Mafyokrasi
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KUŞATMA NEREDEN VE NASIL YARILIR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 19:37

MİLLİ HÜKÜMETİN PROGRAM VE STRATEJİSİ MİLLİ HÜKÜMET

Türkiye'nin bölgedeki ve dünyadaki ittifak potansiyelini değerlendirmesi, öncelikle Türkiye'nin kendisini savunmaya karar vermesine bağlıdır. Kendisini savunmada kararlılık göstermeyen bir Türkiye, ne Kıbrıs cephesinde ne de Kuzey Irak cephesinde müttefik bulabilir.

Milli Hükümetin stratejisi, milli devleti yeniden kurarak, Kemalist Devrim'i tamamlamaktır:

- Bu amaçla, başta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalizme ve Ortaçağ ilişkilerine karşı, işçi sınıfı, köylülük, küçük esnaf ve zanaatkar, milli sanayici ve tüccar ile ordudan oluşan milletin bütün güçleri birleştirilecektir.
- Bugün belirleyici görev, ABD'den gelen esas tehdide karşı milli bağımsızlığın, milli egemenliğin, toprak bütünlüğünün ve Cumhuriyet Devrimi değerlerinin savunulmasıdır.
- ABD tehdidine karşı, başta Rusya-İran-Azerbaycan-Suriye ve diğer Arap ülkelerinin oluşturduğu bölge güçleri olmak üzere Asya'dan Almanya-Fransa'ya kadar uzanan Avrasya ittifak potansiyelini adım adım harekete geçirmek, uluslararası görevdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir