Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bir "Beyaz Müslüman"ın portresi: Sabahattin Zaimoğlu

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Bir "Beyaz Müslüman"ın portresi: Sabahattin Zaimoğlu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 02:30

Bir "Beyaz Müslüman"ın portresi: Sabahattin Zaimoğlu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar ve üst düzey bürokratların cenazesine katıldığı Profesör Sabahattin Zaim kimdi?

Yıl: 1934.

Türkiye'ye o yıl göç etmişlerdi.
Dayısı İbrahim Vardar (gazeteci Ahmet Vardar'ın babasıdır) bir gün onu, Fatih Zeyrek'teki Nakşibendi Şeyhi Hacı Hasip Efendi'ye götürdü. Sekiz yaşındaydı...
Ölene kadar Nakşibendi Gümüşhanevi Tekkesine bağlı kaldı...

Tarih: 15 mayıs 1926.

Bugün Makedonya sınırlan içindeki İştip'te doğdu. Medrese mahallesinde oturuyordu. Annesi Sahne ev kadınıydı. Babası Mustafa Efendi esnaftı. Bir Yahudi'yle ortak kerestecilik yapıyordu.
O zor günlerde Türkler ve Yahudiler birbirlerine yakındı. İki halk da hedefti. Bu güç dönemde, iki halk arasında birbiriyle evlilik yapan bile oldu. Örneğin bugün İzmir'de yaşayan İştipli İbrahim Beyka ailesi gibi.

Sabahattin Zaim ilkokula, Yeniköy Kilisesi'nin bahçesindeki mektepte başladı. Makedonya'nın ilk Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov okul arkadaşıydı. Okulda öğrenciler "Cita Tursi Azia" Türkler Asya'ya şarkılarını söylüyordu sürekli. Sabahattin'in kendinden dört yaş büyük ağabeyi Burhanettin, bu ırkçı şarkılara, konuşmalara dayanamayıp, "gavurlarla birlikte okumayacağım" diyerek İstanbul'a gitti.
Müslümanların, Yahudilerin, Hıristiyanların ortak çıktıkları yağmur duaları çok eskilerde kalmıştı artık...

İki yıl sonra, yıl 1934.

Oğullan Burhanettin gibi, Zaim ailesi de baskılara dayanamadı. Paraya çevrilebilen tüm malları sattılar. Paranın dışarıya çıkarılması yasaktı. İmdada Yahudi tüccarlar yetişti, para İstanbul'a gönderildi.
Ve Zaim ailesi, Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret edip, limandaki İtalyan bandıralı gemiye binip Türkiye'nin yolunu tuttu...

Sabahattin Zaim, yaşamı boyunca hiç unutmadı; Kadıderesi'nde Türk ailelerinin kadınlı erkekli tef çalıp oynadıkları; kahkahalar eşliğinde yemek yedikleri piknikleri...
İstanbul Fatih'te dedeleri (annelerinin babası) Ali Vardar'ın (şimdiki Fatih Kız Lisesi'nin olduğu) konağına yerleştiler. Sabahattin, Fatih Çarşamba'daki Fethiye 16'ıncı Mektebinin üçüncü sınıfına kaydedildi. İlkokulu 1937 yılında bitirdi. Üç yıllık Fatih Ortaokulu'ndan sonra 1940 yılında Vefa Lisesine başladı.
Lisedeki öğretmenlerinden, "İslamcı-sosyalist" Nurettin Topçu'nun etkisinde kaldı. Zaten, her ikisi de Zeyrek'teki Nakşibendi Dergahının müridiydi. Öğretmeni gibi o da, insanlığın kurtuluşunu ahlaki ve manevi değerlerin yükselişinde görüyordu.
Sabahattin Zaim, 1943 yılında Ankara'ya Mülkiye Mektebine gitti. Mayıs 1947'de okulu bitirip, temmuz ayında İstanbul Maiyet Memurluğu'na tayin oldu. Fatih Merkez Bucağı Müdürlüğü'nde ve Eyüp Kaymakam Vekilliğinde staj yaptı. Kaymakamlık kursunu bitirdikten sonra, 30 mart 1950 tarihinde Kahta Kaymakamlığı'na atandı. Mayıs 1951-nisan 1952 tarihleri arasında yedek subay olarak askerlik yaptı. Mayıs 1952 Ayancık, ağustos 1952'de Abana kaymakamlıklarına getirildi.

Fakat: Kaymakamlığı sevmedi.
Bir üst düzey bürokratın beş vakit namaz kılması, sık sık camiye gitmesi o günlerde pek görülen olay değildi. Temmuz 1953'te istifa etti. Aynı yıl açılan sınavı kazanarak İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü'nde asistan oldu.

1955 yılında, "İstanbul Mensucat Sanayinin Bünyesi ve Ücretler" konulu tezini savunarak "iktisat doktoru" oldu. Bu süreçte iktisat Fakültesinin dekanı kimdi biliyor musunuz; Prof. Sabri Ülgener!
Prof. Ülgener, İslam'ın kapitalizmle uyuşabileceğini yani, "İslam Kalvenciliği'ni ilk telaffuz eden akademisyendi.

İşin teorik yanından ziyade, başka bir ilişkiye dikkat çekmek istiyorum:

Prof. Ülgener'in babası Mehmed Fehmi Efendi, Nakşibendi Gümüşhanevi Dergahının kurucusu Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin sağ koluydu! Sabrı Ülgener, 1911 yılında bu dergahta dünyaya gelmişti.
Sabahattin Zaim'e, Prof. Ülgener ve dolasıyla Gümüşhanevi Dergahı sahip çıkmasın da kim çıksın?

Gümüşhanevi Dergahının üniversitelerde "örgütlenme" süreci Soğuk Savaş Döneminde hız kazandı.
Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Recai Kutan, Korkut Özal gibi üniversiteliler dergahın müritleriydi.
Dergah salt, akademik dünyayla ilgili değildi; iş dünyasına da el attı.

23 ocak 1956'da genel müdürlüğünü Necmettin Erbakan'ın yaptığı "Gümüş Motor" adlı ilk özel teşebbüsü faaliyete geçirdi. Ortaklar arasında Sabahattin Zaim de vardı. "Gümüş Motor" iflas edip yerine "Pancar Motor" kurulduğunda Sabahattin Zaim, şirketin yönetim kuruluna alındı.

1950'ler, Soğuk Savaş Döneminin başladığı yıllardı. İktidarda Demokrat Parti vardı. ABD'den kredi almak için, Türkiye'de komünist tehlikesi varmış havası yaratıldı. Bu nedenle yakalanan bir avuç demokrat aydın, dünya kamuoyuna "tehlikeli komünist" olarak gösterildi.
Kurucuları arasında Sabahattin Zaim gibi "Nakşibendi münevverlerin" olduğu, Komünizmle Mücadele Derneği, İlim Yayma Cemiyeti gibi antikomünist örgütler faaliyete geçirildi.
ABD, komünizmle mücadele verenlere ödüller yağdırıyordu...
Sabahattin Zaim, 1955 yılında misafir öğretim üyesi olarak, ABD'nin en iyi üniversitelerinden Cornell Üniversitesi'ne gitti. İki yıl kaldı. Döndükten sonra 1957'de doçent, 1960'da profesörlüğe yükseldi.

Aynı yıl:

27 Mayıs 1960 askeri ihtilalini yapanlardan bakanlık teklifi aldı! Teklif getirenler, 14'ler olarak bilinen ihtilalin radikalleriydi ve Prof. Zaim yanıt vermeden tasfiye edildiler. Ancak Prof. Zaim, ihtilalci askerlere yardım etmekten geri durmadı; Milh Birlik Komitesi Sosyal ilişkiler Sivil işler Komitesi Başkanlığı görevinde bulundu.
10 Eylül 1959'da dünyaevine girdi. Eşi Ulya, Kayserili Galip Cıngıllıoğlu'nun kızıydı.
"Demirbank'ı sahibi" Cıngıllıoğlu ailesi, Kayseri'de demir, halı ve deri ticaretiyle uğraşırdı. Galip Cıngıllıoğlu'nun dedesi Cıngıllızade Ömer Fevzi, İngilizce bilen, Avrupa'yla ticari ilişkileri olan bir tüccardı. 1923-1925 yılları arasında Londra'da yaşamıştı.

Sabahattin Zaim zengin bir aileye damat olmuştu. Ama o akademik hayatı sevdi. 1963-1964 öğrenim yılında Almanya'daki Münih Üniversitesi'ne misafir öğretim üyesi olarak gitti.
Akademisyenliğin yanında, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinde de çalıştı. 1966-1967 yıllarında Koç Holding'de Sosyal Yardım Vakfı'nda görev aldı. İşçi-işveren ilişkilerinde aktif rol oynadı.

Bu ilişkiler bugün çok kişiye şaşırtıcı gelebilir ama dün öyle değildi:

1958 yılında Vehbi Koç hacca giderken yanında Gümüşhanevi Dergahının Şeyhi Mehmet Zahid Kotku vardı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyt Zabsu'nun dedesi İbrahim Uzel'in sahibi olduğu Uzel Makine'de danışmanlık yaptı. Devletin KİT'lerinde, Anadolu Cam Sanayii A.Ş. ve TÜMOSAN'da yönetici olarak bulundu. Milli Prodüktivite Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
Çok çalışkandı.

Üniversitelerde ek akademik görevler aldı:

1967 yılından 1980 yılına kadar, Işık Mühendislik Akademisi ve Galatasaray Y. iktisat ve Ticaret Akademisi'nde görev yaptı. 1977-1979 yıllan arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyeliği'nde bulundu.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Suudi Arabistan'a gitti. Cidde'de Melik Abdülaziz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Bu ülkeyle kişisel ilişkileri hep iyi oldu. İslam Kalkınma Bankası'nda Yöneticileri Seçme ve Değerlendirme Komitesi'nde müşavirlik yaptı. 1981 -1982 yıllarında islam Konferansı, islam Bankacılığı Temsilciliği'nde bulundu. Görevi Prof. Nevzat Yalçıntaş'a teslim edip Türkiye'ye döndü.
Faisal Finans Kurumu Yönetim Kurulu başkan vekilliği (1998-2002) ve son olarak da Kuveyt Türk'te murakıplık yaptı.
Ömrü çalışmakla geçti.

Bel ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede "lenf kanseri" teşhisi kondu. Kurtarılamadı.
"Parlamenter sisteme geçtiğimiz 1876'dan beri en iyi hükümet AKP Hükümetidir" diyen Prof. Zaim'in cenazesine, Cumhurbaşkanı Gül'den, Başbakan Erdoğan'a, bakanlardan üst düzey bürokratlara, belediye başkanlarına kadar binlerce insan geldi.

Edirnekapı Sakızağacı Kabristanı'nda toprağa verildi. Burada "aile mezarlığı'nın olduğu söylendi. Doğruydu; beş yıl önce kaybettiği eşi Ulya, ağabeyi Burhanettin ve kardeşi Mustafa'nın mezarı oradaydı.
Ama.. Prof. Zaim'in Türkiye'de ilk bağlandığı Hacı Hasip Efendi ve daha soma dergahın postnişine oturan Abdülaziz Bekine gibi Gümüşhanevi Dergahı'nın Nakşibendi şeyhlerinin de mezarı oradaydı.
Şeyhlerinden hiç ayrı düşmek istemedi...

Sabahattin Zaim'in evlattan kimler?

- Mehveç Tarım: 1960 doğumlu. 1983 İ.Ü Tıp Fakültesi mezunu. Marmara Üniversitesi'nde doçent. 1988'de göz doktoru Mesut Tarım'la evlendi. Merve ve Safa adında iki çocuğu var.
- Selim Zaim: 1962 doğumlu. İTÜ Makine mezunu. Babası gibi Cornell Üniversitesi'nde doktora yaptı. Fatih Üniversitesi İşletme Bölüm başkanıdır. Anne tarafından akraba, BEKO Dış Ticaret ve Pazarlama Müdürü Funda Gökçin'le evli. Zeynep ve Ulya Elif adında iki çocuğu var.
- Kerim Zaim: 1963 doğumlu. İTÜ Sakarya Mühendislik mezunu. Gün Sazak şirketlerinde çalıştı. Sonra kendi şirketini kurdu. Saadet Partisi'nden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeliğine seçildi. Akrabadan, Kayserili İclal Arslan'la evlendi.
- Abdülhalim Zaim: 1969 doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar mezunu. Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptı. YÖK tarafından doktora yapmak için ABD'ye gönderildi. İstanbul Üniversitesi'nde doçent olarak çalışmaktadır. Özlem Kaya'yla evli. Kerem Can, Ekrem ve Ediz adında üç çocuğu var.
- Halil Zaim: 1974 doğumlu. İstanbul Üniversitesi İktisat mezunu. Aynı fakültede araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır. Malezyalı Nur Hasimah'la evli. Nur Hatice ve Sabahattin adında iki çocuğu var.

Ünlü akrabalar kimler?

- Sabahattin Zaim'in anne soyu iki koldan ilerliyor. Büyük dedesi Köprülü Ali Ağa'ınn iki oğlu vardı. Ahmed Ağa ve Emin Ağa. Emin Ağa kolundan gelen ünlüler arasında, Orgeneral Teoman Koman, Prof. Macit Gökberk, Şükrü Naili Paşa, Prof. Demir Başar, Vali Bedri Oskay, Vali Rıfat Vardar, Yazar Ayten Aygen, Gazeteci Emre Aygen gibi isimler var.
- Sabahattin Zaim'in teyze oğlu Profesör Cevat Babuna'nın, dört kızı, bir oğlu var: Büyük kızı Ceyda, Prof. Zaim'in yanma asistan olarak aldığı Prof. Tevfik Ertüzün'ün eşiydi. Ertüzün, DYP milletvekilliği yaptı; trafik kazasında hayatını kaybetti. Prof. Babuna'nın tüm çocukları, "Adnan Hoca" olarak bilmen Adnan Oktar'ın arkadaşları oldukları gerekçesiyle sık sık medyada yer alıyor.

Burada biraz soluklanmamız gerekiyor:

Adnan Oktar'la birlikte çalışan Babuna ailesine mensup olan dört kardeş, 19 ocak 2008 tarihinde yayın organlarına kendi hazırladıkları bir CD'yi gönderdiler.

Bu CD'de Tuba Babuna ailesinin Sabetayist olduğunu açıkladı:

Ben Ehli Sünnet inancına bağlı Müslüman bir insanım ama ailem Sabetayist insanlar. Benim annem de babam da üç büyük dönme cemaatinden biri olan Karakaşiler kulundandır. Annemin ailesi Selanik dönmesidir.
Babam anne tarafından Selanik dönmesidir. Baba tarafından Köprülü dönmesidir. Annem hatta Ataman ailesine mensuptur ve bu aileyle ilgili Dönmeler ve Dönmelik adlı kitapta da uzun uzun bahsi geçer bu ailenin.
Babamın ailesiyle ilgili konular da bu tarz kitaplarda bahsi geçer. Sabetay Sevinin sünnetine uygun yaşıyorlar, annem de babam da.
Benzer konuları Beyaz Müslümanlar'ın Büyük Sim/Efendi 2 kitabında açıkladığımız için geçiyoruz.

Prof. Zaim'in akrabalarını tanımayı sürdürelim:

- Prof. Zaim'in diğer teyze oğlu Prof. Cavit Babuna, uzun yıllar İ.Ü. Tıp Fakültesinde görev yaptı. Oğlu Aydın Babuna Boğaziçi Üniversitesinde profesör. Diğer oğlu Adnan Babuna Boğaziçi Üniversitesi Makine mezunu. Mekke ve Libya'da çalıştı. Halen Erdemir Şirketi'nin İstanbul temsilcisi.
- Bilgi Üniversitesi rektörlüğünü de yapmış olan Lale Duruiz, Sabahattin Zaim'in babaanne tarafından akrabası.
- Bilgi Üniversitesi İktisat Fakültesi dekanı Prof. Burhan Şenatalar, Sabahattin Zaim'in hem öğrencisi, hem akrabası. İÜ. İktisat Fakültesinin dekanlığım da yapan Şenatalar YÖK üyeliği de yaptı.
- Anneanne tarafından akraba iki de üst düzey general var: 1960 İhtilalı'ne katılmış, Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapmış Orgeneral Ahmet Dural ve halen Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Orhan Yöney...
- Ailede ünlü futbolcular da var: Hüseyin Amcalarının küçük oğlu Selahattin Aytaç'ın damadı Galatasaray'ın Ankaraspor'a kiralık verdiği Necati.
- Bir diğer futbolcu ise, Babaanneleri Akile Hanım'ın yeğeni Galatasaray'ın eski kaptanı Cüneyt Tanman.
- Ağabey Burhanettin Zaim, eski Bakan Ali Çoşkun'la dünür. Oğlu Mehmet Zaim, Çoşkun'un kızı Işıl'la evliydi. Sina adında oğullan vardı. 1992'deki bir trafik kazasında Ali Coşkun eşini ve kızı Işıl'ı kaybetti. Mehmet Zaim, yeniden evlendi. Ülker Gıda'da üst düzey yöneticisi.
- Burhanettin Zaim'in bir diğer oğlu Halit, Siemens'te Türkiye bilgisayar bölümü müdürü. Kızı Yeşim ise uluslararası bir gözetim şirketinde yönetici olarak çalışıyor.
- Sabahattin Zaim'in küçük kardeşi Mustafa iş hayatına Eczacıbaşı'nda başladı. Uzel Traktör Sanayii'nde devam etti. Amcasının kızı Mahture'yle evlendi. İki çocuğu da sakat doğdu. Banu 13, Hakan 16 yaşında hayata gözlerini yumdu. Çocuklarının üzüntülerine dayanamayan Mustafa Zaim 47 yaşında vefat
etti.

"Taha Kıvanç"ya da Fehmi Koru... İzin veriniz burada bir parantez açayım:

Yeni Şafak gazetesinde "Taha Kıvanç" takma ismiyle komplo teorileri kaleme alan Fehmi Koru, bu kez "kalemine", Hürriyet gazetesinde, "Bir Beyaz Müslüman'ın Portresi: Sabahattin Zaim" başlıklı yazımı konu etti.
Her daim söylediğim yazdığım gibi eleştiriye açık biriyim. Ama son dönemlerde bazı dinci yazarlar eleştiriden çok, "küçümseme" "küfür etme" "bulandırma" ve en acısı yalanlarla dolu güya eleştiri yazıyor.
Ben genelde bu tür kişilerle pek tartışmam; çünkü önemsemem. Ancak bu zatın yalanlarla dolu makalesini, "büyük bir hazine bulmuş" gibi internet sitelerine koyan meslektaşlarımı aydınlatmak için mecburiyetten bir açıklama yapma zorunda hissettim.

Ve dedim ki:

Sevgili meslektaşlarım, siz bu dinci yazarları tanımıyorsunuz, onların nasıl yalanla beslendiklerinin farkında değilsiniz.

Gelin ben size bu olaydan yola çıkarak bakın nasıl kafa bulandırdıklarını anlatayım:

Sözde dinci yazar Fehmi Koru diyor ki, Prof. Zaim'le ilgili yazımdaki bilgileri, tüm Türkiye'nin nüfus kayıtlarının tutulduğu, gizli MERNİS sisteminden alıyormuşum. Orada çalışanlar bana yardım ediyormuş.

Bakın ne diyor:

Artıkyazarlık kolaylaştı. Yeter ki bütün nüfus kayıtlarının tutulduğu MERNİS biriminde istediğin bilgileri temin edeceğin biri olsun. Aslında ileride herkesin istifadesine açılacağı söylenen MERNlS sisteminin kayıtlı olduğu bilgisayara erişmenizi sağlayacak şifreye sahip olmanız da yeterli. Yapacağınız bütün iş, verilere çapraz sorgulama yapmaktan ibaret. Bir kişinin anne-baba, kardeş, eş ve çocuklarının adlarım veritabanına verip soyadları çapraz sorguladığınızda elinize bir şema çıkıyor zaten. Birden fazla isim birden fazla şema demek. Alın bunu vurun ötekine, işte size 'karıştırmacı gazetecilik ürünü' bir yazı...

Bu türün en gözde yazarı kendisine Hürriyette de köşe verilmiş olan Soner Yalçın. 5N1K programı ve bazı CNN Türk programlarının yapımcısı olan Soner Yalçın bir internet sitesini de yönlendiriyor.
Pazar günü koca bir Hürriyet sayfasını işgal ederek 'Sabahattin Zaim' tablosunu okurlarının dikkatine sundu; "Bir beyaz Müslüman'ın Portresi" başlığıyla... MERNIS'teki asistanı kendisine isimleri sağlamış, o da onları alt alta getirerek müthiş bir 'kolaj' yapmış...

(19 aralık 2007 Yeni Şafak.)

Bakınız ben teknoloji özürlü biriyimdir. Öyle MERNiS filan da bilmem; asistan da tanımam. Ama sözde yazar iyi biliyor ki sistemin nasıl çalıştığını bir bir anlatıyor!
Hayatları boyunca hep bililerinin verdiği bilgileri, dosyaları haber yapan Fehmi Koru gibi sözde gazetecilerin gazeteciliği bilmedikleri de aslında kendiliğinde böyle güzel ortaya çıkıveriyor işte.
Bakınız, Sabahattin Zaim'le ilgili bilgiler sanki çok gizliymiş de ben onu ancak devletin gizli birimlerimden alıyormuşum havası vermeye çalışıyor.
Uzatmayayım.

İlgili yazımdaki bilgileri ben hangi kaynaklardan buldum size onu yazayım:

1. İştip ve Köprülü Hatıraları, Burhanettin Zaim.
2. Rumeli Benimdi, Ayten Aygen
3. Mülkiye Tarihi (I. Cilt), Ali Çetinkaya
4. Sabri Ülgener ve İktisat Tarihi, Ahmet Güner Sayar
5. Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce/İslamcılık (Cilt 6), İletişim Yayınları
6. Saklı Hayatlar-2, Cemal A. Kalyoncu
7. Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı /Efendi-2, Soner Yalçın
8. Ayrıca Sabahattin Zaim'in vefatından sonra çıkan haberler, makaleler.

Hadi şimdi soralım bakalım; kim karıştırıcı?
Ayrıca, devlet elinizin altında; benim devletin gizli ya da açık bir kurumu, örgütü ya da ne bileyim neyse bir tek ilişkimi gösteren bilgi/belge ortaya koymazsanız; sizi bu mesleğin yüzkarası olarak tarihe havale edeceğim.
Hodri meydan...
Bu yazıyı odatv.com'da yazdığımdan beri bu sözde gazetecinin sesi kesildi. Utandığını hiç sanmıyorum.

Paranoyak kimdir?
Aslında meselenin özü ne biliyor musunuz? Gazeteci, yazar, siyasetçi, akademisyen vb kimliklerde gördüğünüz bazı insanların ruh sağlığı hiç yerinde değil. Aşağıda yazacaklarımı bazı isimleri gözünüzün önüne getirerek okumanızı rica ediyorum.
O zaman bu kişilerin davranışlarını, söylemlerini ve yazdıklarını daha iyi anlayacağınızı umuyorum.

Önce bir tanım.
Paranoya: Sistemleştirilmiş sanrılarla (gerçekte var olmayan şeyleri görmek, işitmek gibi dayanıksız algılama) ve kişisel çatışmaların başkalarında olduğu varsayılan düşmanlığa yüklenerek yansıtılmasıyla tanımlanan ruhsal bozukluk. Mantık dizgesine oturtulmuş ısrarlı, değiştirilemez, çoğunlukla büyüklük ve zulme uğrama sanrılarıyla tanımlanan, sinsice gelişen kronik, işlevsel psikoz.
Yaşamları boyunca hafif kuşkulu olan bazı insanlar yaşlılıklarında paranoitleşirler.
Paranoit kişilik bozukluğu başkalarından kuşkulanmak ve onlara karşı giderek artan güvensizlikle tanımlanır; başkalarının amaçlan daima kötü niyetli olarak yorumlanır...
Şüphecilik paranoyağın en belirgin ve ayrılmaz özelliğidir. Paranoyak için hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Paranoit kişilikli insan, masum görünüşlü gerçeklerin kendisini şaşırtmasına izin vermez; onların içyüzünü görebildiğini iddia eder.

Sürekli gizli anlamlar çıkarmaya çalışır; oralarda bir yerde olduğunu bildiği düşmanları hakkında ipuçları arar. Algılamalarını, eskiden beri var olan düşüncelerinin ve önyargılı kararlarının ışığında yorumlar; yukarıdan aşağıya doğru giden bir mantık izler ve gizli düşmanlık tezini destekleyen en ufak bir ipucuna bile dört elle sarılır!

En güçlü kanıtlan bile kendisini sahte bir rahatlığa yönlendirecek düzmece olgular gibi görerek bir kenara atar. Paranoyak bunlara kanmayacak kadar akıllıdır; yüzeyde çelişkili görünen gerçekler olsa olsa düşmanlarının ne denli akıllı ve kötü niyetli olduğunu kanıtlamaktadır. O tehlikenin orada olduğunu bilir! Yüzeyde rastlantı gibi görünen olaylara anlamlar yüklemek sabit bir fikir haline gelir...
İnanılmaz bir koleksiyoncudur, ama sadece kendi tasarladığı mantık sistemine uygun gerçekleri toplar. Bu anlamda paranoya ruhsal bozuklukların en entellektüelidir...
Paranoyakların muhalifleri, rakipleri ya da hasımları yoktur sadece düşmanları vardır. Düşmanlar ise yok edilmelidir...
Hiçbir itiraza tahammül göstermez. O gerçeği bilmektedir. Kendisinden farklı düşünecek kadar "aptal olardan" küçümser...
Mücadeleci, sinirli, huysuz, aşırı alıngan, kavgacı, tartışmacı, kolay incinen ve aşın şekilde savunmacıdır...

Paranoyak sürekli tehdit altında ve tehlikede olduğu konusundaki sabit fikirlerini sorgulamayı göze alamaz. Çünkü bu onun kendini duygusal açıdan iyi hissetmesi için psikolojik olarak gereklidir.
Önemsizliğinin, sıradanlığının utancıyla yüzleşemez, bir komplonun merkezinde olduğunu "kanıtlamak" onu güçlü kılar.
Düşmanlar topluluğunun odak noktası olmak, paranoyağa büyük önem kazandırır.
Paranoyakların düşmanlarına gereksinimleri vardır...

Her zaman üstün bir güçten ya da dışarıdaki kişinin dileğini yaptırabileceğinden korkar ve abartılmış bir bağımsızlık tavır sergiler... Onu denetim altına almak isteyen ve özerkliğini yok etmeye çalışan hayali düşmanlarla sürekli savaşır...

Kendini Kaf Dağı'nda gören hırslı bir kişi sürekli başarısız oluyor ve başkaları tarafından önemsenmiyorsa, bunu kötü niyetli insanlara bağlar...
Bu bilimsel tespitlerden sonra parantezi kapatıyorum.

Dönelim konumuza...
Abdullah Gül'ün Çankaya Köşkü'ne çıkışını kimlerin desteklediği konusunda herkesin bilgisi var. Ya da var mı?
Modacı Cemil İpekçi'nin AKP'yi hararetle savunmasın size şaşırtıcı geliyor mu? Meseleyi sadece hükümetten ihale almak olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. Sabetayistler AKP'yi destekliyor mu; destekliyorsa neden destekliyor?

Bu sorunun yanıtı bir kitaptır:

Beyaz Müslümanlar'ın Büyük Sırrı/Efendi 2'yi okumanızı tavsiye ederim. Bugün Türkiye'yi yöneten AKP kadrolarını yetiştirenler konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız ilgili kitaba mutlaka göz atmalısınız...

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir