Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Abdullah Gül'ün Kökeni Hakkında

Yahudimi yoksa Arapmı?

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Abdullah Gül'ün Kökeni Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Kas 2010, 22:29

Devlet Bakanı Beşir Atalay, Abdullah Gül gibi Siirt göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Gül ailesi Siirt'ten göçmek zorunda kaldıklarında Kayseri'ye yerleştirilmiş, Atalay'lar ise Kırıkkale'nin Keskin ilçesi, Armutlu Köyü'ne gönderilmişlerdi.

Abdullah Gül'ün Seyir Defteri

Gülük İmamı Ahmet Hamdi Gül ile Adeviye Gül evliliğinin ardından çok geçmeden 29 Ekim 1950 tarihinde Kayseri'de bir erkek çocukları oluyordu. Çocukları 29 Ekim'de doğduğu için bir adını da Cumhur koydular. Ancak Cumhur ve yakın çevresi bu adı hiç beğenmeyince Abdullah isminde karar kıldılar. Cumhur adı 2 yaşındaki bir fotoğrafın arkasında kalmıştı. Aile bu olayı oğulları Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı olunca hatırladı. Gazetelere servisler yapıldı.

Hatırladıkları sadece bu kadar da değildi. Yıllarca Kayserili olduğunu söyleyen Gül ailesi aslında Kayseri'ye 1915 yılında Siirt'ten göçmüştü. Aile; çevreye kendini Arap olarak tanıtmıştı. Oysa Araplıkla hiçbir ilgileri yoktu. Tayyip de Siirt'li olan eşinin Arap olduğunu ilan etmişti. Ancak nüfus kayıtlarından ulaştığım belgelerde Emine Erdoğan'ın Yahudi olduğunu belgelemiştim. Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Akif Beki'nin yazdığı "Erdoğan'ın harfleri" adlı kitaba göre Erdoğan Musa'nın soyundan geliyordu.

Aynı kitapta Erdoğan'ın Erbakan'ın yanında yetişmesi adeta Firavun'un yanında yetişen Musa ile özdeşleştiriliyordu. Bu özleştirmede öyle bir uyum vardı ki, bir insanın Yahudi soyundan olduğu ancak bu denli mükemmel anlatılırdı. Kitap da, sadece Musa'nın soyundan gelindiğini itiraf etmekle de kalınmıyordu. Musa nasıl Firavun'un koynunda yetişiyorsa, Erdoğan'ın da aynı Musa gibi Erbakan'ın yanında yetiştiği vurgulanıyordu...

Kitap'ta Abdullah Gül, Musa'nın kardeşi Harun olarak şu sözlerle açıklanıyordu:

"...Hayatından bir başka önemli ayrıntı da Hızır'la çıktığı yolculuk. Bu yolculukta büyük bir sabır sınavından geçer. Dayanamayıp itiraz ettiği olayların hikmetini her seferinde sonradan anlar ve yanıldığını, aslında şer gibi görünen olayların altında daha sonra büyük hayırlar çıktığını görür.

Musa peygamberin en önemli özelliklerinden biri de şu:

Peygamberliğini kardeşi Harun'la paylaşır. Bunda kendi arzusu da önemli rol oynar çünkü kardeşi Harun'u daha yumuşak dilli bulmaktadır. Ama İsrailogullarını Mısır'dan çıkardıktan, Kızıldeniz'in karşı yakasına geçirip özgürleştirdikten sonra, kardeşi Harun'la arasını açan bir olay yaşanır. Kavmini çölde kardeşine emanet edip Sina Dağı'na çıkar ve on emirle geri döndüğünde onları altından bir buzağıya tapar halde bulur. Aceleci davranıp kardeşini suçlar ve herkesin gözü önünde sakalını çekip onunla kavga eder, halkının karşısında Harun peygamberi küçük düşürür. Kardeşinin suçsuz olduğunuysa ancak daha sonra anlar.
Onlar peygamberliği bunlar iktidarı paylaştı..." Akif Beki bu açıklamaları Tevrat'taki bilgilere ve Yahudi inancında yer alan bilgilere göre yapıyordu.

Beki açıklamalarına şöyle devam ediyordu:

"...Ana hatlarıyla Musa peygamberin kıssası böyle nakledilir. Bir Hurufi için, Tayyip Erdoğan'ın yaşam öyküsüyle bu kıssa arasında paralellikler kurmaksa hiç de zor görünmüyor.

İşte Tayyip Erdoğan'ın serüveni:

Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi şahsiyetlerinden birinin, Necmettin Erbakan'ın yanında yetişiyor. Onu liderliğe götüren süreç, kazara işlediği bir suç, iyi niyetle okuduğu bir şiirle başlıyor. Sürgüne değil ama cezaevine gidiyor, halkın umudu olarak geri geliyor. Siyasi yasağı önce büyük bir kötülük gibi gözüküyor, sonra Erdoğan için yeni bir başlangıca dönüşüyor. Kendi yolunu çiziyor. Kaderin garip cilvesine bakın ki (böylesine, Hurufiler ancak tevafuk diyebiliyor), yasakları başladığı yerde, Siirt'te bitiyor. Yasaklandığı yerden başbakan olarak çıkıyor. En çok oligarşinin korkularından çekiyor, öcü gibi gösterili yor, siyasi yaşamı boyunca bununla mücadele ediyor. Ve oligarşinin korkulan (bu anlamda kehanet) gerçek oluyor, Erdoğan iktidara geliyor. Ama onu son umut ve kurtarıcı olarak gören hal kının oylarıyla.

Ve Musa peygamberle Tayyip Erdoğan'ın yaşamındaki en inanılmaz paralellik tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Tayyip Erdoğan iktidarını Abdullah Gül'le, en az 30 yıllık bir geçmişe dayanan yol arkadaşıyla paylaşıyor.

Hemen burada İbn Arabi'nin Musa peygamberle ilgili yorumuna değinmek gerekiyor. Çünkü içinde, Tayyip Erdoğan'ın Abdullah Gül'le ilişkileri konusunda çok çarpıcı bir ipucu barındırıyor bu yorum. İbn Arabi, önce Musa peygamberle kardeşi Harun'un arasını açan olayı ve İsrailoğullarının gözü önünde Musa peygamberin aceleci davranarak, aslını araştırmadan suçladığı kardeşi Harun'u nasıl küçük düşürdüğünü hatırlatıyor. Sonra da, sabırlı davransa, Musa peygamberin İsrailoğullarının sapkınlığında kardeşi Harun'un suçsuz olduğunu göreceğini söylüyor. Bu yorumdan yola çıkan bir Hurufi, Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül'ün de aralarındaki iktidar paylaşımında benzer sorunlar yaşayabileceklerini söyleyip, Erdoğan'a fitneciler karşısında sabır tavsiye edebilir..." Tayyip Erdoğan 24 Nisan 2007 tarihinde tam da Ermenilerin sözde soykırım iddialarının yıldönümünde, AKP'nin Cumhurbaşkanı adayını "Kardeşim Abdullah Gül" sözleriyle açıklıyordu.

Kaynakça
Kitap: Musanın Gülü
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Abdullah Gül'ün Kökeni Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 02:26

Cumhurbaşkanı Gül'ün 600 yıllık soyağacı

O halde Gül ailesini tanımaya çalışalım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül aslen nereli? Sivaslı Sarrafzade Ailesi'yle ne tür akrabalık bağlan var? Siirt'ten 1915'te mi göç ettiler?
Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin ile Gül Ailesi'nin nasıl bir bağlantısı var?
Büyük büyükdedesi Şeyh Tennuri kim? Gül'ün akrabaları arasında hangi ünlü isimler var?
Kayınvalide Adeviye Gül ile gelini Hayrünnisa Gül'ün benzer yazgıları nedir?

Resim

Resim

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı yaklaşık 600 yıl öncesine gidiyor. Bu iddianın sahibi, Gül'ün annesinin amcası Kayseri Ansiklopedisi yazan Abdullah Satoğlu; ve büyük bir azimle ailenin soyağacını çıkarmış olan Gül'ün kuzeni Mehmet Celalettin Satoğlu'dur. Ailede soyağacı konusunda çalışan ilk kişi ise Gül'ün annesinin dedesi Mehmet Ali Satoğlu'ydu!
Soyağacını incelemeye başlamadan önce, ailelerin kendileri tarafından hazırlanan şecerelerine ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Bu notlardan sonra gelelim soyağacına:

Soyağacının en başında Sivaslı kuyumcu Hüseyin Efendi var.
Aile, Sivas'ta "Sarrafzadeler" olarak tanınıyor.
Hüseyin Efendi'nin bilinen tek oğlu ise Şeyh İbrahim Tennuri.
Şeyhin doğum tarihi bilinmiyor; ölüm tarihi: 1482.

Ailenin en tanınmış, adı tarih ansiklopedilerine geçmiş üyesi Şeyh İbrahim Tennuri'yi kısaca tanımakta yarar var:

Şeyh Tennuri, Sivas'taki ilköğrenimi ardından Konya'ya gitti; Mevlana San Yakup'un öğrencisi oldu. San Yakup'un 1438'deki ölümünün ardından Hunad Hatun Medresesi'ne müderris olması sebebiyle Kayseri'ye geçti.
Ancak birkaç yıl soma medresenin vakfiyesinde, sadece Hanefi müderrislerin görev alabileceği şartı üzerine Şeyh Tennuri görevi bıraktı. Çünkü kendisi Şafii mezhebindendi.
Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in ününü duyunca, Beypazarı'na gidip ona intisap ederek Bayramiye tarikatına girdi.
Üç ay dünya nimetlerinden uzak durup inzivaya çekildi. Ardından tasavvuf eğitimi tamamladı.
Akşemseddin'den icazet ve hilafet alarak tekrar Kayseri'ye döndü. Bu kez kendi tekkesini kurup, öğrenci kabul etmeye başladı.
Bu arada, kendi geliştirdiği kabızlık hastalığını tedavi şekli, "İbnü's Sanaf" olan lakabının değişmesine neden oldu! Kabız olan müritlerini, sıcak fırın (tennur) üzerine oturtup, su içirip terleterek tedavi etmesi üzerine, "Tennuri" lakabını aldı!

Bir gün, Kayseri'de irşad faaliyetlerini sürdürürken, aldığı haber üzerine alelacele hocası Akşemseddin'in yanına gitti. Telaşının sebebi soma ortaya çıktı:

Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.
Fetih'ten üç ay soma tamamladığı, 5 140 beyitlik mesnevi tarzındaki manzum eseri Gülzar-ı Manevi'yi, Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etti. (Bu eser Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir.)
Bu jest karşısında Fatih Sultan Mehmed, Şeyh Tennuri ve oğullarının vergiden muaf olduklarına dair ferman çıkardı.
Şiirlerinde "aşık" mahlasını kullanan Şeyh İbrahim Tennuri'nin mezarı ve oğullan Şeyh Lütfullah ve Şeyh Ali'nin sandukaları da, Kiçikapı'dan Talas Caddesi'ne çıkılan ve kendi adını taşıyan sokakta, kendi yaptırdığı Şeyh Camii haziresindedir.
Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı Şeyh İbrahim Tennu-ri'nin oğlu Şeyh Kasım'dan yürümektedir.
Şeyh Kasım'ın kızı Ayşe, Kayseri ulemasından tanınmış Süleyman Efendiyle evlendi.
Süleyman Efendi-Ayşe Kadın evliliğinden doğan Kadı Bedreddin Mahmud aileyi zenginliğe kavuşturdu.
"El-hac Bedreddin Mahmud" Kayserinin en zengin adamıydı.
Mal varlığı gayrimenkulleri hakkında 966/M.1558 tarihini taşıyan "Vakifname"ye göz atarsanız Kayserinin yansının Kadı Bedreddin Mahmud'a ait olduğunu görürsünüz.

Uzatmayayım:

Abdullah Gül'ün anne soyağacı Abdülhay, Mahmud Paşa, Mustafa Efendi, Hacı Paşa olarak sürüp gidiyor...
Soyağacı Cumhuriyet'ten sonra netleşiyor.

Sarrafzadeler Ailesinden gelen Fatma Hanım, eşi Hacı Mükremin'in soyadını alıyor:

"Satoğlu!"

Fatma-Hacı Mükremin Satoğlu'nun beş çocuğu oluyor:

Mustafa, Ayşe, ibrahim Nafiz, Fatma (Nanekioğlu) ve Yüzbaşı Ahmed Efendi.
Artık yavaş yavaş Abdullah Gül'e yaklaşıyoruz.
Abdullah Gül'ün büyük büyükdedesi (annesinin babasmın dedesi) İbrahim Nafiz.
İbrahim Nafiz'in kimle evli olduğu bilinmiyor.

Dört çocuğu vardı:

Mükremin, Behiye, Mehmed Ali ve Merzuka.
Behiye ve Merzuka hakkında soyağacında bilgi yok; ya erken öldüler ya evlenmediler.

Soyağacı erkeklerden yürüyor:

Abdullah Gül'ün dedesinin babası Mehmet Ali Satoğlu (1876-1968) Kadiri tarikatına mensup bir din adamıydı. Yukarıda yazdığım gibi, ailenin şeceresini çıkaran da oydu.
Mehmet Ali Satoğlu iki kez evlendi.
Birinci kansı Adeviye'den Abdullah Gül'ün dedesi İsmail doğdu. Abdullah Gül'ün annesinin "Adeviye" adı da buradan geliyor; İsmail Satoğlu kızına annesinin adını vermişti.

İlkokul öğretmeni İsmail Satoğlu Hacı Kadın'la evlendi ve üç çocuğu oldu:

Ahmet, Nazif ve Abdullah Gül'ün annesi Adeviye.
Abdullah Gül'ün anne şeceresine burada bir virgül koyup babasının soyağacına göz atalım...
Gül'ün baba soyuna ait fazla bilgi yok.
Gül'ün biyografisini yazan kitaplara (Örneğin Köşke Gül Harekatı H. Tecimen-B. Bengisu-Akış Yayınları) ve bazı yayın organlarına (Örneğin 23.08.07 tarihli Hürriyet) göre, Gül Ailesi 1915 yılında Siirt'ten Kayseri Develi'ye göç etmişlerdi.

Burada biraz durmak gerekiyor:

1915 yılı, Anadolu'nun altüst olduğu bir dönemdi.
Kafkas Cephesi'nde Ruslara yardım edip, ayaklanma çıkardıkları için Ermeni Tehciri'nin yapıldığı bir yıldı 1915.
Gül Ailesi Siirt'ten neden ayrıldı? Göçün sebebi nedir?
Karışıklık ve iç çatışmalardan kaçıp, daha sakin olduğu için Kayseri'yi tercih etmiş olabilirler mi? Ama, Kayseri'de de benzer olaylar vardı.
Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi 1927 doğumlu. Yani göçten 12 yıl sonra doğmuş, bu nedenle Kayseri'ye geliş sebebini bilemeyebilir.
Aileyi Kayseri'ye getiren muhtemelen Abdullah Gül'ün büyük-dedesi Hacı Abdullah Efendi.
Batıda yaygın olup bizde nedense hep küçümsenen "adbilim" (onomastik) burada karşımıza çıkıyor. "Abdullah" Allah'ın kulu demek. Osmanlı'da savaş dönemlerinde evsiz barksız, ailesiz kalan öksüz çocuklara genellikle "Abdullah" adı veriliyordu. Abdullah Gül'ün büyükdedesi Abdullah da Birinci Dünya Savaşı döneminde kimsesiz mi kalmıştı acaba? Bilinmiyor.

Bu konuyu çok da uzatmak istemiyorum. Çünkü "1915'te Siirt'ten Kayseri Develi'ye gittiler" bilgisinin doğru olmadığım (C. Kalyoncu, 30.04.07 tarihli Aksiyon dergisi ve S. Kurt, 14.08.07 tarihli Zaman gazetesi) iddia eden bilgiler de var.
Demek ki daha fazla araştırma yapılması gerekiyor!
Ama...

Burada bir parantez açmak gerekiyor.
Abdullah Gül'ün soyağacına ilişkin Hürriyet gazetesinde 26 ağustos 2007 tarihinde kaleme aldığım yazıma ilişkin, Cumhurbaşkanı Gül'ün hem eniştesi hem de halasının oğlu olan AKP Milletvekili Prof. Mehmet Tekelioğlu bir mektup gönderdi. Bazı yanlışlıkları düzeltti.
1915 tarihli Siirt'ten göçe ait hiçbir açıklamada bulunmadı.
Acaba bu, bilginin doğru olduğu anlamına mı geliyordu? Bunun üzerine Hürriyette "Çankaya Köşkü'nün 1915 Sırrı" başlıklı bir yazı kaleme aldım.
1915 Ermeni Tehciri'ne ilişkin dünyaya en güzel yanıtı artık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül verebilir.

Şöyle ki:

Çankaya Köşkü'nün ilk hali olan bağ evinin sahibi Ermeni bir tüccar olan Ohannes Kasapyan'dı (1857-1944).
Ankara keçisi yetiştiricisi ve 1500'e yalan dokuma tezgahında üret-tiklerini Manchester'a ihraç eden Ohannes Kasapyan, 1915yılında büyük Ermeni göçünde Ankara'yı terk etti. Ohannes Kasapyan'ın bağ evi, zamanla Çankaya Köşkü'ne dönüştürüldü.
Şimdi Çankaya Köşkü'nde, 1915yılında Siirt'ten ayrılıp Kayseri'ye göç etmiş bir ailenin torunu olan Abdullah Gül oturuyor.

Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Gül dünyaya şu meszui vermelidir:

"1915 yılında Anadolu'da büyük olaylar yaşandı. Bu olaylardan sadece Ermenüer değil, tüm Osmanlı tebaası etkilendi. Benim ailem de göç etmek zorunda kaldı. Ermeni kardeşlerimize yapılan soykırım değildir; sadece Birinci Dünya Savaşı koşullarının dayatmalarıdır. Ve bu büyük altüstten, benim ailem de etkilenmiştir."

Bu yazıya da Gül ailesinden bir yalanlama gelmedi. Demek Cumhurbaşkanı Gül'ün baba tarafı Siirtli'ydi.. Bu bilgilerden sonra tekrar dönelim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün soyağacına...
Abdullah Gül'ün anne tarafından dedesi ismail Satoğlu, izmir Torba Yeniköy'de ilkokul öğretmenliği yapıyordu. Üç çocuğunu da okutuyordu. Adeviye Satoğlu daha kız sanat okulunu bitirmemişti ki, Kayseri'de Tayyare Fabrikasında çalışan Ahmet Hamdi'yle görücü usulüyle evlendirildi.

İlginç olan şuydu:

Satoğlu Ailesi okumuş-yazmış, zengin bir aileydi; Güller ise yoksuldular.
Ahmet Hamdi-Adeviye çifti, Düvenönü semtindeki evde yaşadı. Daha sonra Eski Sanayi semtindeki bir eve taşındılar. Sahabiye Mahallesindeki Satoğlu Apartmanı'na ise sanırım Abdullah Gül lise 2'deyken yerleştiler.

Yazdım; Hayrünnisa Özyurt öğrenciyken, Çemberlitaş Kız Lisesinde okurken, okulu yarım bıraktırılarak Abdullah Gül'le evlendirildi.
Yani Hayrinnüsa Hanım da tıpkı kayınvalidesi gibi genç yaşında okulu bırakıp, başörtüsü bağlayıp evinin kadını oluverdi.
Aynı kaderi Abdullah Gül'ün kız kardeşi Hatice de yaşadı! Bitmedi.
Okulunu daha yeni bitiren Abdullah Gül'ün kızı Kübra da hemen evlendi! Hatice'nin kızı Hümeyra da okulu bitirdi ve hemen evlendirildi!
Tesadüf mü?

Daha önce sordum:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer AKP'liler neden kız çocuklarını en iyi okullarda okutuyor ve sonra da çalıştırmayıp hemen evlendiriyor?
Türkiye'yi büyütüp kalkındırmak için kadın erkek elbirliğiyle çalışmamız gerekmiyor mu?
Cumhurbaşkanı, başbakan çocuklarının topluma örnek olması gerekmiyor mu?
Ve aslında başörtüsünden önce bunu tartışmamız gerekmiyor mu?.. Adeviye, Hayrinnüsa, Kübra, Hatice, Reyhan, Hümeyra vb, ailelerinin soyağaçlarında isim olarak varlar, ama ne yazık ki hayatın içinde yoklar..

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Abdullah Gül'ün Kökeni Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 02:28

Gül ailesinin ünlüleri kimler?

- Cumhurbaşkanı Gül'ün akrabalar arasında "Milli Görüşçü" olan ilk kişi, Gül'ün dedesinin kardeşi Harita Mühendisi Mehmet Satoğlu'ydu; Necmettin Erbakan'la birlikte Milli Nizam Partisi'nin 18 kurucusundan biriydi. Yani basında yazılanın aksine, Gül ailesini Milli Görüşçü yapan baba Ahmet Hamdi Gül değil, Mehmet Satoğlu'ydu!
- Babası Ahmet Hamdi Gül, 1973 seçimlerinde MSP'den aday oldu; Kayseri 8. sıraya konuldu; seçilemedi.
- Akrabalardan (Gül'ün annesinin amcaoğlu) Abdurrahman Satoğlu, 1973 yılında Türkiye'de Selamet adında Milli Selamet Partisi'ni (MSP) öven kitap yazdı.
- Gül'ün akrabalarından Göbülük ve Fişekçioğlu aileleri Kayseri'de kuyumculuk yapıyor. Yani, "ata mesleği" kuyumculuk sürdürülüyor.
- Akrabalar arasında genç yaşlarında özel sektörün en tepe noktasına çıkmış isimler var: Sony Ericsson Genel Müdürü Fatih Gemalmaz; Ankara Sigorta Genel Müdürü Cemil Satoğlu gibi.
- Akrabalar arasında, Şeyh İbrahim Tennuri'nin "aşık" mahlasını sürdürenler de yok değil: Başta Gül'ün büyük amcası Abdullah Satoğlu, kuzenleri Emine Beyza Satoğlu, Yüksel Gemalmaz, Hulusi Satoğlu...
- Aynı zamanda gazetecilik de yapan Abdullah Satoğlu, Kültür Bakanlığı'na Kayseri Ansiklopedisi hazırladı. Ailede bir başka şair Hulusi Satoğlu ise yerel gazetelere Kayseri basın tarihini yazmıştır.
- Kuzen Betül Gemalmaz, Nancy Buther'ın Akıllı Kadınlar Met-roseksüel Erkekler adlı kitabını Türkçe'ye çevirdi.
- Akrabalar arasında sinema yazan da var: Murat Mıhçıoğlu. Esquire-Antrak-Altyazı gibi dergilere sinema eleştirileri yazıyor. Halen Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor.
- Gül'ün kız kardeşi Hatice'nin kızı Hümeyra Tekelioğlu da Turuncu dergisinde ve Patika'da denemeler yazıyor.
- Ailede, başta Gül'ün dayısı Prof. Dr. Ahmet Satoğlu olmak üzere akademisyen çok. Dr. Fehime Benli, Dr. Bilal Eryılmaz, Dr. Yüksel Gemalmaz, Mehmet Mirat Satoğlu...
- Akrabalar arasında başta Gül'ün eniştesi AKP Milletvekili Mehmet Tekelioğlu olmak üzere siyasetle uğraşanlann sayısı da fazla: Ahmet Göbülük Kayseri Büyükşehir II Genel Meclisi üyesi, Mehmet Göze, İstanbul Büyükşelür İl Genel Meclisi üyesi...
- İzmir AKP Kadın Kollan Başkanı Gülsüm Satoğlu son seçimlerde milletvekili aday adayı oldu ama listeye giremedi
- Macit Gül'ün eşi Reyhan'ın babası Şaban Bayrak, Kayseri RP milletvekilliydi.
- AKP Kayseri milletvekili, uçak mühendisi Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, Abdullah Gül'ün hem eniştesi hem de halası Hamdiye Haninim oğlu.
- Abdullah Gül'ün iki dayısı vardır; Prof. Ahmet Satoğlu doktordur. Diğer dayısı Nazmi Satoğlu ise tütün eksperliğinden emeklidir..

Gül'ün kız kardeşi Hatice'nin kızı Hümeyra da kuzeni Kübra gibi nişanlıydı. Gül Cumhurbaşkanı seçilip Çankaya Köşkü'ne çıkınca Hümeyra da evlendi. Ne diyelim, Allah mutlu mesut etsin.
Ama bizim tartışmamız gereken sorular var.

Örneğin bir soru hala yanıtını bulamamıştır:

Türkiye'yi siyasal krizlere sokmasına; toplumu ikiye bölünmesine rağmen Abdullah Gül neden Cumhurbaşkanlığında ısrar etti?
Bu konuda yorumdan çok, olguları ortaya koyarak sonuca gitmek en iyisi!
Abdullah Gül'ün yaşamında en etkili isimlerden biri Prof. Dr. Sabahattin Zaim'di. Cumhurbaşkanı Gül'ü yetiştiren Prof. Zaim'in kim olduğuna bakarak belki bu sorunun yanıtlanmasına yarayacak bilgiler bulabiliriz...

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 2002-2015: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir