Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çetin Doğan İle Mini Söyleşi

21.03.2009

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Çetin Doğan İle Mini Söyleşi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 19:10

ÇETİN DOĞAN İLE MİNİ SÖYLEŞİ

Birinci Ergenekon İddianamesinde yer alan deli saçması niteliğindeki "Gizli Konuşma Notları" ile gündeme gelen dergimiz yazarlarından E.Org. Çetin Doğan'ın, iddianameyi hazırlayan savcılar aleyhinde İstanbul 8.Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davanın ilk duruşmasının 14 Mayıs 2009 günü saat 10.00'da yapılacağı öğrenilmiştir. İkinci Ergenekon İddianamesinin dayanağı yapıldığı görülen faili meçhul(!) "Darbe Günlükleri" ile Sayın Mustafa Balbay'ın bilgisayarından derlendiği belirtilen "Kişisel Notları" E.Org. Çetin Doğan'ı tekrar gündeme taşımıştır. Konunun aydınlatılması için kendisi ile yaptığımız söyleşiyi Maya okurlarına sunuyoruz. Söyleşiye başlamadan önce Sayın Doğan kendisine yöneltilecek soruların, İkinci İddianame vesilesi ile basında yer alan "Notlarla" sınırlı olmasını istemiştir. Biz de bu isteğe saygı göstererek söyleşimizin kapsamını dar tuttuk.

Maya:

Aralık 2002 Askeri Şura Toplantısında dönemin Başbakanı Sayın Abdullah Gül ile devrin Gnkur. Bşk. Özkök'ün tartıştığı ve tartışma alevlenince sizin, "Eğer niyetiniz 28 Şubat'ın intikamını almaksa, pişman olursunuz. Bunun hesabını size sorarız" dediğiniz ileri sürülüyor. Bunun doğruluk derecesi nedir?

Ç.Doğan:

Kamuoyumuz yalan haberlerle, bilgi kirliliği ile boğuluyor. Askeri Şura'da yapılan konuşmaları eski bir Şura üyesinin gündeme getirmesi usulden olmamakla beraber, susmanın yapılan yakıştırmaları bir bakıma kabullenme anlamı taşıyacağı için, konuya açıklık getirmek zorunlu hale gelmiştir. Herşeyden önce şu hususu belirtmeliyim ki; dönemin Gnkur.Bşk.'nın dönemin siyasileri ile bir tartışmaya girdiğine hiç şahit olmadım. Dönemin Gnkur. Başkanı'nın her zaman siyasilere karşı "derin bir anlayış" gösterdiğine tanık olduk. Nitekim bu anlayış daha sonra kendi ifadeleri ile "şiirsel bir uyuma" dönüşmüştür. Şura gündemini hazırlama konusunda, Başbakan ile Gnkur. Başkanı arasında bir konuşma yapıldığına da şahit olmadım.

Askeri Şura'da yapılan konuşmalar, içerikleri ne kadar sert veya ağır olsa da daima düzeyli bir üslup içerisinde cereyan eder. İrtica konusu gündeme geldiğinde ilk sözü benim aldığım doğru olmakla beraber, konuşmanın içeriği basına yansıyandan tamamen faklıdır ve Şura tutanaklarının tetkikinden de görüleceği gibi "bir tehdit" unsuru taşımamaktadır. Başbakan Sayın Gül'e hitaben yaptığım konuşma ana hatları ile Maya Dergisinde yayınladığım bir makalede yer almıştır.

Maya:

Bu konuşma havayı hayli elektriklendirmiş olmalı.

Ç. Doğan:

Benden sonra söz alan Şura üyeleri de ayn paralelde konuşmalar yaptılar. Gnkur. Bşk.ının -havayı yumuşatmak gayretinden olacak- Başbakan'a hitaben, "Biz de sizin siyasi mülahazalarınızı, biliyoruz" türünden söz ettiğini anımsıyorum.

Maya:

Balbay'ın notlarında, dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un "Birinci Ordu'da herşey hazır, ihtilale hazırlanıyorlar" dediği belirtiliyor. Bu konuyu da açıklığa kavuşturur musunuz?

Ç.Doğan:

Medya'ya allandırıp-pullandırılarak yansıtılan notları ben de okudum. MİT Müsteşarı'nın ifadesinde ayrıca "İstanbul'dan ihbar mektupları geliyor ve önemli" ibaresi de var.

" Maya Dergisi sayı 244 "Demokrasi ve Terör üzerine düşünceler"

Kaynağın "İhbar mektupları" olduğu anlaşılıyor. Sayın Atasagun'un bu ihbar mektuplarını gazetecilerden önce dönemin Başbakanı'na ve Gnkur. Başkanı'na servis etmiş olmalıdır. Eminim ki söz konusu ihbar mektupları imzasıdır. Aksi halde resmen işlem yapılması gerekirdi. MİT imzasız İhbar mektupların "Transfer ve Dağıtım Merkezi" olarak bir işlev üstlenmemiş ise, bu ihbarların doğruluk derecesini saptayarak ilgililere "istihbarat" olarak iletmesi gerekirdi. Birinci Ordu'da İhtilal için "her şeyin hazır olduğunu", emekliliğimden altı yıl sonra öğreniyorum! Benimle görev yapan Kolordu, Tümen ve Tugay komutanlarının bir kısmı emekli, bir kısmı da hala görevde. "İhtilal" veya "Darbe" hazırlığı içerisinde olsaydım, herhalde bu komutanların hiç olmazsa bir bölümünün haberi olurdu. Yoksa ihtilali bazı çevrelerin Çanakkale Zaferi'nin gerçek sahipleri olarak benimseyip ileri sürdüğü, "Yeşilordu" veya "Evliyalar" ile mi yapacaktım! Toplumu sarmalayan "Abdülhamit Jurnalciliğinin" ülkemizi nereye sürüklemekte olduğunu artık anlamayanın kalmadığını umuyorum. Şunu açıkça ifade edeyim ki, her zaman "meşru bir zeminde" bulunmaya özen gösterdim.

Maya:

Balbay'ın Günlüklerinde Ordu komutanı iken Aktüel dergisinde gazeteci Tuncay Opçin'in yaptığı bir haberi okuduktan sonra sinirlenerek, "Ameliyattan önce tabancam yan tarafım-daydı. Şimdi çapraz tutuştayım. O hazır" sözlerini sarf ettiğiniz ve Turgay Ciner ve Kenan Tekdağ'a JİTEM'cileri göndererek adı geçen muhabirin kovulmasını sağladığınız belirtiliyor.

Ç.Doğan:

Bu haber, kimin tarafında olduğu çok açık olan "Taraf* gazetesinin 24 Mart 2009 tarihli nüshasında çıkınca hayretler içerisinde kaldım. Neyse ki, Ciner Medya Grubu Başkanı Sayın Kenan Tekdağ aynı gün Taraf Gazetesi'nde yer alan habere ilişkin, "Jitem'in işten attırdığı gazeteci başlıklı haberde şahsim ve medya grubumuz ile alakalı bahsedilen hususların tamamı gerçek dışı.." olduğunu belirten bir açıklamada bulundu.

Sayın Mustafa Balbay, yazılarını öteden beri zevkle okuduğum değerli bir yazardır. Ancak kendisi ile hiç tanışmadım. Tuncay Opçin'i ise ne görmüşlüğüm, ne de yazılarını okumuşluğum var. Sayın Turgay Ciner ile Mehmetçik Vakfı yararına düzenlenen bir sosyal etkinlikte tanıştık. Daha sonra hiçbir temasımız olmadı. Sayın Kenan Tekdağ ile ise hiçbir mekanda birlikte olmadık. Üniformayı siyasi tartışma ve polemiklerin dışında tutmada gösterdiğim aşırı sayılabilecek hassasiyet nedeniyle, emekli oluncaya kadar gazeteciler ve gazete patronlan ile hiçbir temasım olmamıştır.
Gerçek şu ki, insanlar üzerinde baskı kurmaya ve yargısız infaza yeltenenler, TSK.lerinde şerefle hizmet etmiş olanları "darbeci paşalar" diye dillerine dolayanlar, günümüzün "Mütareke Basınının" çığırtkan haramileridir.

Maya:

2003 yılının Mart ayında kalp ameliyatı olmadan önce Ordu komutanları ile görüşmek üzere İzmir'e gittiğiniz, "Türkiye böyle gitmez, hükümet bu işi götüremiyor" türünden çok ağır bir konuşma hazırladığınız, konuşmayı bilgi için Gnkur. Bşk.lığına gönderdiğiniz, dönemin Gnkur. 2.Bşk.ı Yaşar Paşa'nın bunu bir üste (Hilmi Paşa'ya) iletmediği belirtiliyor. Bu arada kalp ameliyatınız da "darbe hazırlığı" olarak nitelendiriliyor?

Ç. Doğan:

Bu traji komik senaryoya sadece "pes be birader!" demek gerekir. Sanınm Sayın Balbay'ın "Hard Diskinin"
çözümü ve montajlanmasında kasıtlı değilse bile, darbe paronayası ile "fahiş" hatalar yapıldığı anlaşılıyor. 31 Mart 2003'de kalp ameliyatı olduğum doğru. Ancak ameliyattan önce diğer ordu Komutanları ile görüşmek için İzmir'e gitmem tamamen uydurma. Bir Ordu Komutanının diğer Ordu Komutanlarını ima edilen amaçla bir toplantıya daveti ve toplantıda yapacağı konuşmayı Gnkur Başkanlığı'na gönderdiğinin iddia edilmesinin akla ve mantığa sığan bir tarafı var mı? Diğer taraftan darbeye hazırlık anlamında kalp ameliyatı oldu iddiası, olsa olsa ancak "alacakaranlık kuşağının bir fantezisi" olabilir.
Diğer taraftan bir Ordu Komutanından, yapacağı konuşmayı müsaade için üst makamlara göndermesi kadar "basiretsiz" bir davranış beklenmemelidir. "Günlüklerde" bahsi geçen konuşma, muhtemelen Ordu Komutanlığından ayrılışımda düzenlenen töreninde yaptığım konuşmadır. Basına da dağıtılan konuşma, Sayın Mustafa Balbay'ın "Irak Bataklığında Türk-Amerikan İlişkileri (2007)" adıyla yayınladığı kitapta, aynen yer almıştır.

Maya:

Sözümüzde duralım, fazla sormayalım. Çok teşekkür ederiz Sayın Paşam.

Ç. Doğan:

Ben de teşekkür ederim.

21.03.2009

Kaynakça
Kitap: ATEŞİ VE İHANETİ GÖRDÜK
Yazar: ÇETİN DOĞAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2017: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir