Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Akkuyu Nükleer Santral İhalesi

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Akkuyu Nükleer Santral İhalesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Kas 2010, 23:50

AKKUYU NÜKLEER SANTRAL İHALESİ

30 milyon dolarlık rüşvet iddialarına yol açan Akkuyu Nükleer Santral ihalesi ile ilgili bazı bilgiler ulaşmıştı. İhale 1996 yılında açılan ihaleye 3 konsorsiyum katılmıştı.

Birinci konsorsiyum: Kanada konsorsiyumu AECL
İkinci konsorsiyum: Fransa-Almanya Siemens

Üçüncü konsorsiyum:

ABD-Westing House Nükleer santral yaklaşık 5 milyar dolara mal oluyordu. 1997 yılının Ekim ayında firmalar önerilerini sunmuşlardı. İhale 6 kez ertelenmişti. Başbakan Bülent Ecevit'in 25 Temmuz 2000 tarihinde Bakanlar Kurulu toplantısında nükleer enerji seçeneğinden vazgeçilmediğini, ancak ekonomik programı aksatılabileceği için ihalenin iptal edildiğini açıklamıştı. İptal gerekçesi olarak her ne kadar 5 milyar doların ekonomiye bir borçlanma, büyük yük getireceği görüşü sunulmuşsa da, esas iptal gerekçesi, Kanadalı firmanın ihaleyi alma karşılığında 30 milyon dolar rüşvet dağıttığı iddiasıydı. Ecevit'inde bu durumu o dönem Milli Güvenlik Kurulu'na taşıdığı ve ihaleyi iptal ettirdiği bilgileri ulaşmıştı. 26 Temmuz 2000 tarihli gazetelerde Yılmaz'ın "Türkiye'nin güvenirliği açısından nükleer santral şirketlerinin 30 milyon dolar olduğu belirtilen harcamalarının karşılanmasını" istediği belirtilmişti. Konsorsiyumların yaptığı harcamaların ödenmesi için yasal bir gerekçe yoktu.

12 Aralık 1996 tarihli şartnamenin 3'üncü maddesinde, "Tekliflerin uzatımıyla ilgili bütün giderler teklif sahibi tarafından karşılanacaktır" hükmü yer alıyordu. "Resmi harcama" yapacaklarına yönelik hiçbir talepte de bulunulmamıştı. Bu firmaların harcamalarının bir bölümünü örtülü ödenekten verildiği gelen bilgiler arasındaydı.

Gelen bilgiler sonucunda yabancı bir ülkenin elinden alınan rüşvetlere ait bazı belgelerin olduğu iddiaları bizlere kadar ulaşmıştı. Savcılık bilgisi dahilinde İçişleri Bakanlığı kanalıyla Dışişleri Bakanlığı'na bir yazı yazılarak o ülkenin yetkililerinden görüşme için bir randevu alınmıştı. Ancak görüşmelerimize müsaade edilmediği için bu delillere de ulaşılamamıştı.

OPERASYONU YAPAN EKİP BASKI ALTINDA

Nükleer enerji operasyonuyla ilgili gelen bilgiler de ne yazık ki değerlendirilmemişti. Savcı Bey'e zaman zaman telefon geliyor, kendisini savunmak zorunda kalıyordu. İnanılmaz bir baskı vardı üzerinde. Bu durum şahit olduğum olaylardan sadece birkaçıydı. Savcı Bey telefonu kapatıp bana dönerek, "Albayım görüyorsun, inan siz çok şanslısınız, bize yapılan baskı size asla yapılamaz. Görüyorsunuz sürekli telefonlarım çalıyor, baskı altındayım, sözde yargı mensubuyuz" diyordu.

Gerçekten, yargı nasıl bağımsız çalışacaktı? Kararlarını nasıl bağımsız olarak verecekti? Fakat Savcı Bey yanılıyordu. Bir gün askerleri bile söz konusu siyasilerin etkileyebileceğini, baskı altına alabileceklerini, önlerine bir dosya koyabilecek imalarda bulunulabileceğini, hatta bir generali bile tayin ettirebileceklerini Savcı Bey nereden bilebilirdi! Gün geçmiyordu ki Savcı Bey'e baskı yapılmasın. Artık gözaltılar da tereddüde başlamıştık.

Sürekli baskı, basın açıklaması ve siyasilerin serzenişleri neredeyse her gün medyada yer alıyordu. Tek suç yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve bunların üzerine gidilmesiydi. Operasyonları yapanlardan çok, gözaltına alman ve tutuklananlara sahip çıkılıyordu ve bunlar mağdur olarak görülüyordu. Kurunun yanında belki bir iki yaş da yanmıştı! Ama bunları ayırt etmek çok kolay olmamıştı. Çünkü her şey iç içe geçmişti.

2001 yılı Ağustos ayında yapılan atamalarda Harekât Başkanı Tümgeneral Osman Özbek Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı'na atanmıştı. Beyaz Enerji Operasyonu'nun etkisi kendisini göstermişti. 2 yıl önce görev yaptığı bir makama bir askerin tekrar dönmesi de bir ilkti. Başlamadan istifa etmişti. Bu kitabı yazarken emekli bir komutanım olan Korgeneral Yusuf Soybaş'ın beni yönlendirmesiyle Saadettin Tantan'ın yerine atanan, İçişleri eski Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ile görüştüm. Bakan, Haziran 2001'de göreve başladığında Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile ayrı ayrı makamlarında görüştüğünü, Tümgeneral Osman Özbek ile çalışmak istemediğini, hatta askeri şura tutanağını imzalayarak gerekçesini yazmak için hazır olduğunu, Genelkurmay Başkan: da bu teklifin gereğini yapacağını Bakan'a belirttiğini, b yıl sonra yaptığımız görüşmede bana bizzat anlattı.

Eylül 2001 'de BEDAŞ (Başkent Elektrik) operasyonu hakkında Jandarma Genel Komutanı'ndan bilgi istediğinde, komutanın, "Bilgim yok" dediğinde komutana kızarak mülkiye baş müfettişini tahkikat için görevlendirmek üzere emir verdiğini; ancak Ankara Valisi Yahya Gür'ün Bakan'ı arayarak operasyon hakkında bilgi vermeyi unuttuğunu ve bilgi notunu faksladığını, bunun üzerine İçişleri Bakanı'nın soruşturma açtırmadığını ve akşam komutanın evine gitmesine müsaade verdiğini yaptığımız görüşmede ifade etti. Ancak kendisi bana Osman Paşa'yla sadece çalışmak istemediğini, görevinden istifa etmesiyle bir ilgisinin olmadığını belirtti. Ben de "Bu anlattıklarınızı hazırladığım kitaba yazabilir miyim?" deyince kabul etti. Kendisine teşekkür ederek yanından ayrıldım.

Görüşmemin sonucunu o emekli komutanım Korgeneral Yusuf Soybaş ve bir araştırmacı, gazeteci Ünal İnanç ile paylaştım. Amacım burada o döneme ait karanlıkta kalan konuları aydınlatmaya çalışmaktır. Beyaz Enerji Operasyonu, icra edenlere ve yönetenlere hep ilkleri yaşatmıştı.

2001 yılı Mayıs ayında Beyaz Enerji Operasyonu'nun başına Tümgeneral Bekir Uğurlu'nun getirilmesi ise ayrı bir sürprizdi. Bekir Paşamız tamamen operasyonun ve öncesi olayların dışındaydı. O dönem Ankara Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yapıyordu. Böyle bir görevi kabul etme si kendisini de sonradan çok zor duruma düşürebilecekti. Neticede Beyaz Enerji, BEDAŞ Operasyonu'ndan sonra belli bir duraklama dönemine girmiş ve ilerleyememişti. Her ne kadar görev süresi bir yıl kadar uzatılmışsa da operasyon durmuştu. Tümgeneral Bekir Uğurlu'ya görev tevcih ettirildiğinde bu görevi kabul etmemiş olsaydı, etik bir durum olacaktı.

2001 yılı atamalarında İstihbarat Başkanı Tümgeneral Ali Akgöz'Adana Jandarma Bölge Komutanlığı'na atanmıştı.

Operasyonu karargâhta bulunan bir dairenin yapmasını tasvip etmemişti. Çünkü bu durum istihbarat dairesi için emsal teşkil edecekti. Komutanla uyum problemi mevcuttu. Zaman zaman harekât başkanıyla da tartışıyordu. Beyaz Enerji Operasyonu'yla hiç ilgisi olmayan Lojistik Başkanı Tümgeneral Şakir Altınbaş ise kıta görevi sırası geldiği için, Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı'na atanmıştı.

2002 yılı Ağustos atamalarında Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Aytaç Yalman'ın Jandarma Genel Komutanlığından, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanması gibi ilkler yaşanıyordu. Böyle bir geçiş veya atamanın örneğini pek hatırlayan olmamıştı. Bu konuyla ilgili 20 Aralık 2006'da Emekli Korgeneral Altay Tokat ile görüştüm. O dönem Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin uzatılmasına Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, kendisi ve Emekli Orgeneral Doğan Güreş'in bir araya gelerek konuyu görüştüklerini, kendisinin K.K.K. Orgeneral Hilmi Özkök'ü telefonla arayarak bilgilendirdiğini, askeri danışmanlığını yaptığı o dönem Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'yi uzun görüşmeler sonucunda ikna ettiğini ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin uzatılmaması gerektiğini belirtti.

Orgeneral Aytaç Yalman için ise Genelkurmay Başkam'nın teklifi, Başbakan'ın uygun görmesi, Cumhurbaşkanının onayıyla gerçekleştiğini, Ömer İzgi ve Sabahattin Çakmakoğlu'nun rolünün büyük olduğunu açıkladı. Bu konuşmaların Faruk Mercan'ın Apolet Kılıç ve İktidar isimli kitabın 252. sayfasında detaylı şekilde bulunduğunu söyledi. Yine aynı dönem Jandarma Okullar Komutanı Tümgeneral Nurettin Çakır korgeneralliğe terfi etmişti. Burada operasyonu icra edenlere karşı cephe alan hükümet üyelerinin bir bölümü, her nedense Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun ise görev süresinin bir yıl uzatılmaya çalışılmasındaki ısrarlarının sebebi ne olabilirdi?

Oysa Beyaz Enerji Operasyonu'nun başlamasından 3 ay önce Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararıyla başlayan teknik takip safhasından itibaren komutanlarımızın bilgisi mevcuttu. Operasyonun her safhasında da komutanlarımızın mutlaka emirleri almıyor ve operasyonlar hakkında bilgilendiriliyorlardı.

Aynı siyasiler bizlere savaş açmışken, bu iki komutanımıza sahip çıkmaları ilginçti. Eğer Genelkurmay Başkanı'nın görev süresi bir yıl uzatılmış olsaydı, Genelkurmay Başkanlığına, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanmış olacaktı. Taşlar birer birer yerine oturuyordu.

Beyaz Enerj i Operasyonu icra edilirken Kurmay Başkanı, Jandarma Bölge Komutanları ve Tugay Komutanları ile yıllık eğitim toplantısını yaparken, genelde generallerin görüş ve önerilerini almıştı. Sadece karargâhta bulunduğum daire başkanlığına, personel, lojistik, genel plan proje, maliye, Mebs başkanları gelerek bana, "Albayım seni tebrik etmeye ve çayını içmeye geldik" demişlerdi.

Sonradan ne yazık ki komutanlarımızın bir kısmı geri adım atmış, bir kısmı da sessiz kalmıştır. Maalesef Jandarma Genel Komutanımız'ın davranış ve tavırlarına göre hareket etmek zorunda kalmışlar, kendi fikirlerini ve desteklerini açıkça söyleyememişlerdir.

Şahsım olarak yıllar geçtikçe kendi kendime "Acaba bana gelen bu yolsuzluk kasetini çöpe mi atsaydım? İşleme koymasa mıydım?" diye düşündüğüm oldu. Çünkü ne geldiyse başıma bu yolsuzlukları ortaya çıkarmamızdan geldi. 26 yıllık subaylık hayatımda ne mahkeme kararıyla, ne de disiplin amirlerimden bir cezam oldu. Buna ne bir yetkili ne de bir makam ses çıkarmıyordu.

Ertesi yıl 10 nitelik notum aynı şartlarda düşürülüyor, arkasından kurmay verilmeyen bir sınır birliğine tayinim çıkarılıyordu. Üstelik personel başkanı bana, "Keşke hiç Beyaz Enerji Operasyonu'na girmeseydin" diyordu. "Komutanım kötü mü yaptım siz de bana gelip beni tebrik etmediniz mi, helal olsun demediniz mi?" "Tabii ki iyi yaptın, yaptığın bu operasyonla jandarma sınıfının onurunu itibarını yükselttin; ama cezanı çekeceksin." "Peki komutanım bu operasyonu yapmasaydım beni nereye atardınız?"

"Tabii ki büyük bir şehre, belki İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'na."

Ne yazık ki cüzzamlı bir hasta durumuna düşmüştük. Neredeyse personel bizimle konuşmaktan korkmaya başlamıştı. Gözdağı verilmeye çalışılıyordu. Ama yüreklerinin sesini rütbesinin ve makamının sesinden daha fazla duyan ve hissedenler zaman zaman bizim hatırımızı soruyorlardı. Jandarma Okulları'nda özellikle kurslar komutanı bir albayım bana sürekli, "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner Aziz" derdi. Moral vermeye çalışırdı. Nedense keserin sapı hep bize dönmüştü.

Burada anlatmaya çalışacağım konu, kimin ne kadar yediği veya ülkeyi ne kadar soyduğu değildir. Siz de biliyorsunuz bu ülkemizin her şeyini çaldılar; geleceğini ipotek altına aldırdılar. Enerji, karayolları, bayındırlık ihaleleri, bankalar... Ne yazık ki paralar yurtdışına kaçırıldı. Dışarıdaki bazı ülkeler Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsviçre, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve bazı ada ülkeleri! Bu kaçırılan paraları üst üste toplayınız yüzlerce milyar dolarlar ediyordur. Şu an bir milyar dolar bulabilmek için vergilerden vatandaşlarımızın canı çıkarılıyor.

Beyaz Enerji Operasyonu'ndan sonra görev yerim değiştirildiğinde hükümetten üst düzey bir yetkili ile karşılaştığım bir ortamda, "Albayım bu paraları nasıl geri alacağız" demişti. "Bu paraları demokratik yollar içerisinde kesinlikle alamazsınız" demiştim. Anlattıklarım ona da mantıklı gelmişti. Ancak mümkün değildi. Sonra da "Yolsuzlukları önleme komisyonları" oluşturuldu. Sonuçlar ne yazık ki ortada. Herhangi bir sonuca varılamadı!..

Kaynakça
Kitap: KİRLİ ELLERİN İTTİFAKI
Yazar: Aziz Ergen
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir