Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İftira Makinesi: Yolsuzluk.com

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

İftira Makinesi: Yolsuzluk.com

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Kas 2010, 23:17

İFTİRA MAKİNESİ: Yolsuzluk.com

Biz görevden alındıktan sonra internette "yolsuzluk.com" diye bir site açılmıştı. Kurmay Başkanı Korgeneral Yusuf Soybaş, Tümgeneral Osman Özbek, ben ve operasyondaki sorguda olan devre arkadaşım Jandarma Yarbay kastedilerek "dörtlü çete dağıtıldı" diye internette yazılmıştı. Bizi birileri karalamaya çalışıyordu. Benim çocuğumun Londra'da okuduğunu yazmışlardı. Beyaz Enerji'de rüşvet aldığımızı belirtiyorlardı. Belliydi ki tam bir tezgâh planlanmış ve uygulanmaya başlanmıştı.

Kızımın İngiltere'de lisan kursuna gönderilmesine Batman'daki görevimin son senesindeyken karar vermiştik eşimle. Henüz Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi'ne atanmamıştım. Çocuğum Londra'ya 2000 yılının Eylül ayında gidip 9 ay lisan kursuna katıldıktan sonra Türkiye'ye döndü. Birçok ailenin çocuğu gibi benim çocuğum da Cambridge'e lisan kursuna gitti ve döndü. Beyaz Enerji Operasyonu esnasında inceleme gezisine gittiğimizde Londra Hava Askeri Ataşesi ile birlikte Cambridge şehrine gidip kursta ziyaret edip dönmüştük. Çocuğumun bu olaya alet edilmesi çıkar çevrelerinin işine geliyordu. Aradan yaklaşık 6 yıl geçti. Beyaz Enerji Operasyonu öncesinde, operasyon esnasında, operasyon sonrasında herhangi bir şahıstan bir toplu iğne almışsak o şahıs çıkıp konuşmalıdır. Konuşup da ispat edemiyenler ise şerefsizdir.

Aslında operasyon sırasında böyle bir durum olmadığı gibi cebimizden para harcamıştık. İftiralar, karalamalar her dönem olduğu gibi operasyon döneminde de olmuştu. Yalanlar silinip gider doğruluk kalır. İnternette yazılan yalan haberlerle operasyonu gerçekleştiren rütbeli personelden intikam alınıyordu. Karşı bir cephe savaşı başlamıştı.

Bir gün sabah brifingte internette çıkan bu haberleri Jandarma Okullar Komutanı Tümgeneral Nurettin Çakır'a arz ettim. Bütün birim amirleri (Öğretim Başkanı, Kurslar Komutanı, Jandarma Spor Gücü Komutanı, Destek Kıtalar Komutanı, İstihbarat Okul Komutanı, Kurmay Başkanını (ben), Öğrenci Alay Komutanı) brifingteydik. Okul komutanı, "Bu haberlere inanmayın biz size güveniyoruz yazsınlar önemli olan bizim fikrimiz" dedi.

"Komutanım bu yazılara müdahale edilmezse yarın daha büyük makamlara saldırırlar" dedim. Konuşma kapandı. Aradan iki ay geçtikten sonra okulun karargâhı içerisinde bir bağırtı sesi gelmişti. Okul Komutanı'ydı . "Beni hangi şerefsiz internete yazmış" diyordu. İnternette özel bir sayfa hazırlanmıştı. Sadece Silahlı Kuvvetler'e yönelik bir saldırı sitesinde, tamamen belden aşağı konular, falanca rütbeli falanın eşiyle, filanca general filan rütbelinin eşiyle türünde inanılmaz bir saldırı başlamıştı.

Okul Komutanımız ise Bayan Rosa ile birlikte internete yazılmıştı. Havuzdaki yüzmeler dahil her şey internete dökülmüştü. Okul Komutanı barut fıçısı gibiydi. Sabah 09:00'da brifinge geldi. "Hangi alçak yaptı bunu?" diyordu. Bana dönerek, "Başkan sen bu konularda deneyimlisin, kim yapmış olabilir?" diye sordu. Ben deneyimliydim. Bizleri internete yazdıklarında kimse beni çağırıp bu yazılanların yalan olduğunu söylememişti. Eşim ve çocuklarıma o sayfalarımı kendim okutmuştum.

"Başkasından öğrenmesinler" diye düşünmüştüm. Oysa ok, benim komutanlarıma doğru çekilmişti. Yine aynı şekilde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın Okullar Spor Salonu'na gelip spor yaptığını yazmışlardı. Bu nedenle spor salonunun sabahtan akşama kadar bazen boş tutulduğu yazılmıştı. İnternet savaşı başlamıştı. Bu sanal ortamdaki çirkin savaş o kadar ilerlemişti ki bütün rütbeliler tedirgin olmuştu. Herkes kendi kendine "Acaba beni internete hangi olay ile yazacaklar" diye endişelenmeye başlamıştı.

Sonunda bir emir gelmiş ve internette yazılanların personelin moralini bozmaya yönelik bir nevi "Psikolojik Yıpratma Harekâtı" olduğu değerlendirilerek hiçbir personelle ilgili işlem yapılmayacağı belirtilmişti.

Beytepe'den Anıttepe'ye her gün farklı bir istikametten muhafız ve şoförle gidip geliyordum. Özellikle okuldan çıkış saatlerimi farklı ayarlamıştım. Araçta makinalı tabanca ve yanımda tabanca ve ilave teçhizat taşımak zorunda kalmıştım. Her gün bana farklı ihbarlar geliyordu. "Kendine dikkat et, seni takip ediyorlar" deniliyordu. Arılar kovanına değil, yılanlar deliğine çomak sokmuştuk. Namuslu insanlar bizi korumaya çalışırken, satılmış, namussuz, vatan hainleri her gün yeni bir tezgâh peşindeydiler. Benim görevden alınış şeklim ve yeni görev yerine gönderilme şeklim ise, Beytepe'de bulunan binlerce subay, astsubay uzman jandarma personeli için bir korkutma, sindirme ve yıldırma şekliydi. Bir nevi gözdağı verilmişti. Tek suçum "karargâhta elime gelen mini Sony kaseti birilerinin önüne atıp, milyonlarca doları almamaktı..." Bu cümleyi son 5 yıl içerisinde ne yazık ki karşılaştığım birçok insan bana defalarca söyledi. "Alsaydın milyon dolarları buralarda işin neydi?" diyorlardı. Bu insanlar, şu an birtakım yetkilere sahip olabilirler, idareci konumunda da olabilirler; birtakım çevrelerin desteğiyle bir yerlere de gelmiş olabilirler; hatta arkalarında güçlü bir çevre ve sermaye de olabilir; bu ülkenin sahipleri oldukları anlamına gelmemelidir.

Önemli olan ülkenin bir hıyanet içerisinde bulunduğunda, kendisini ateşin içine atabilmektir. Almış olduğum eğitim ve terbiyenin gereği budur. Üstelik bir de asker ocağında silahın, bayrağın, vatanın, namusun üzerine yemin etmişsen, kendini ateşin içerisine atmak bu yükü ve sorumluluğu taşımaktan daha kolaydır.

Her ay yüzlerce kursiyer subay, astsubay, jandarma okullarına gelip gidiyordu. 10-15 branşta kurslar devam ediyordu. Okullarda değişmeyen sürekli bizi yalnız bırakmayan misafirimiz ABD'li Bayan Rosa'ydı. Eylül 2001'de Amerikalılar bize terör eğitimiyle ilgili kurslar verirken 11 Eylül yaşanmıştı. Kurs veren önemli bir uzman personeldi. İkiz Kuleler'e intihar saldırıları o günkü kurs saatinde gerçekleşmişti. ABD'li terör uzmanı kursu keserek CNN'deki saldırıları hayretle, ağzı ve gözleri fal taşı gibi açılmış vaziyette izliyordu. Şok olmuştu. Kursu bırakarak kendi elçiliğine gitmişti.

Kaynakça
Kitap: KİRLİ ELLERİN İTTİFAKI
Yazar: Aziz Ergen
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir