Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bilal Çetin, Emin Özgönül ve Ersin Bal'la Yenen Yemek

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Bilal Çetin, Emin Özgönül ve Ersin Bal'la Yenen Yemek

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Kas 2010, 23:03

BİLAL ÇETİN, EMİN ÖZGÖNÜL VE ERSİN BAL'LA YENEN YEMEK

01 Mayıs günüydü. Savcı Talat Şalk beni telefonda arayarak "Aziz Bey, gazeteci Ersin Bal ile bu akşam Eymir gölünde bir yemek yiyeceğiz. Müsaitseniz sizi de bekliyorum" dedi. "Sayın Savcım işim uzun sürebilir eğer bitirebilirsem gelmeye çalışırım" dedim. İşim saat 21:00'a kadar sürmüştü. Akşam lojmana gittiğimde cep telefonumdan Savcı Bey tekrar aradı, "Karum'un altıncı katındayız yemeği orada yiyiyoruz, sizi de bekliyoruz" dedi.

Elbisemi değişip bir sivil taksiyle Karum'un önüne gittim. Yaklaşık 7-8 ay kadar Savcı Beyle iki günde bir akşamları mutlaka görüşüyorduk. Gündüzleri zaten İl Jandarma Komutanlığı'nda sorgu yerine geliyordu. Birlikte gittiğimiz yerlerde bazen dosya bile veriyorlardı. Soruşturmadan hiçbir zaman taviz vermiyorduk.

Karum'un altıncı katına çıktığımda bir güvenlik personeli stüdyonun arasından geçip, beni yan taraftaki bir oturma grubunun olduğu yere götürdü. Savcı Bey, gazeteci Ersin Bal, Ankara temsilcisi Bilal Çetin ve Parlamento Büro Şefi Emin Özgönül yemeğe katılmıştı.

Ben yemeğe ulaştığımda saat 21:40 sıralarıydı. Yemek yiyip bir kadeh içki içmiştim. Masada soruşturma dışında olan geçmiş görev anıları konuşuldu. Beyaz Enerji kelimesi kesinlikle konuşulmamıştı. Böyle bir şey konuşulmasına Savcı Bey de ben de üçüncü bir şahıs yanımızdayken, görev alanı mızın dışında olmamıza rağmen asla müsaade etmedik. Ayrıca hükümetle ilgili de hiçbir şey konuşulmadı. Yemek 22:40'ta bitti. Teşekkür edip ayrıldık. Gazeteci Ersin Bal'ın aracı ile Savcı Bey'i Çankaya'da lojmanına bıraktık. Daha sonra gazeteci Ersin Bal beni Anıttepe lojmanlarına yakın bir yerde bıraktı.

Ertesi sabah Savcı Bey Adalet Bakanlığı'na uğradığında Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, "Dün akşam yemek nasıldı, yemekte kimle birlikteydiniz?" diye sorunca Savcı Bey şaşırmış, "Aziz Bey'le yemekteydik" demiş.

Savcı Bey Adalet Bakanlığı'ndan ayrılınca gazeteci Ersin Bal'ı arayarak, "Akşam birlikte yenilen yemeği Adalet Bakanı'na kim söyledi" diye sormuş. Ersin Bal kendisinin söylemediğini ve durumu araştıracağını söylemiş.

Savcı Bey karargâha geldiğinde, durumu bana anlattı. Ben de "Savcı Bey birlikte bir yemek yedik. Biz, kötü bir şey yapmadık; altı aydır zaman zaman birlikte yemek yiyoruz. Siz DGM Savcısı ben de yardımcınız konumundayım yanlış bir şey mi yaptık!" dedim. "Hayır Aziz Albayım bunu Adalet Bakanı'na kim söylemiş ben onu merak ediyorum" dedi. Gazeteci Ersin Bal, istifasını gazeteye vermek isteyince durum biraz daha netleşmişti. Gazeteci Bilal Çetin ile Emin Özgönül masadan Savcı Bey'le kalkar kalkmaz bizim oraya gelişimizi ve yemek yediğimizi Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'a bildirmişler. O da Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz'a ve Hikmet Sami Türk'e bildirmiş. Böylelikle Türk gazeteciliği ve muhabirliğinin onurlu bir görevini de yerine getirmiş olmuşlar. Mutlaka bir "aferin" almışlardır. Ertesi gün de sayın Bilal Çetin durumu Başbakan Bülent Ecevit'e bildiriyor. Böylelikle usta gazeteciliğini arkadaşlarımız bir kez daha kanıtlayarak, günümüze gelinceye kadar da ödülünü alıyorlar.

07 Mayıs 2000, gece Haber Türk İnternet kanalında haber başlığı "Skandal" flaş haber; "Beyaz Enerji soruşturmasını yapan Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Talat Şalk ile Albay Aziz Ergen Sabah gazetesinin barına davet edilerek, yazılmamak kaydıyla hükümet aleyhinde konuşma yapılmış." Bu haber Hüsamettin Özkan'a, Mesut Yılmaz'a sızdırılmış. Konuşulanlar kasete alınmış. Bu haber tüm gazetelere aynı anda yansımıştı. Başından beri yolsuzluk operasyonlarından rahatsız olan bazı çevreler medyanın belirli kesimlerini kötü emellerine alet ederek haberleri yaptırtmıştı. Görevden el çektirmenin alt yapısı hazırlanıyordu.

Bu olaydan 6 yıl sonra konuyu tekrar tartışmaya açmak istiyorum. Operasyon boyuncu ne Savcı Bey'in ne de ben ve operasyon ekibinin hiçbir usulsüzlüğü, yolsuzluğu, ayrımcılığı olmadı. Korkusuzca olayların üzerine gidildi. Tuzağa düşürülmedik. Normal bir yemeği bir komplo, bir tuzak oyununa çevirdiler. Asla Hükümet ve Beyaz Enerji ile ilgili bir yorum, bir konuşma yapılmadı.

Beş yıldır eğer konuşmalar kasete alındıysa niçin bu kaset yayınlanmadı. Çünkü böyle bir kaset olmadığı gibi ne Hükümet'le ilgili ne de operasyonla ilgili bir konuşma da yapılmamıştı.

Bu yemekten dolayı tayinimizin çıkarıldığı ve görev değişikliğimin yapıldığını kamuoyuna ve medyaya yansıtıldı. Ne yazık ki kamuoyunu da uyutmaya çalıştılar. Bu onurlu gazetecileri Türk kamuoyunun önünde ben ve Savcı Bey'le birlikte gerçekleri konuşmaya çağırıyorum. Varsa kaseti de yanlarında getirsinler. Türk Milleti gerçekleri görsün. 75 milyonun önünde o masada yemek yiyenleri tartışmaya çağırıyorum.

Aksi taktirde bu günahın altında ömürlerinin sonuna kadar ezilecekler. Dürüst, onurlu gazeteci arkadaşlar bu konunun ve bu çağrının takipçisi olacaktır. Türk Milleti şunu çok iyi bilmelidir ki, Beyaz Enerji Operasyonu'nun önünün kesilmesi, benim görevden alınmam, bir yemek olayına bağlı değildir. Kaldı ki yemekte herhangi bir anormal görüşme ve konuşma olmamıştır.

Operasyondan önce (teknik takip safhasında) 3 ay boyunca, operasyon başladığından beri ise değişik yer ve zamanlarda Savcı Bey ile yemek yemiştik. (Jandarma Sosyal Tesisleri Anıttepe, Jandarma Eğitim Sosyal Tesisleri; JEST Jandarma Genel Komutanı, Kurmay Başkanı, Harekât Başkanı, Savcı, ben, Hacı baba Konya yolu). Çünkü biz Savcı Bey ile soruşturma yapıyorduk. Kısacası 8 aydır birlikte sivil görev yapıyorduk. Savcı Bey'le yemek yemek suç ise, ben bu suçu birkaç kez işledim. Komutanım kızmış olabilir belki; ama ben yemek yedim.

04 Mayıs 2001 'de Anavatan Lideri Mesut Yılmaz, jandarmaya yönelik konuşmasında, "Olağanüstü soruşturma yöntemlerinin yasaya aykırı soruşturulmasının yaygınlaştırılması, Türkiye'de çığır açacaktır. Bu yöntem amaç dışı kullanılıyorsa, hukuk devletinden çıkıp Gestapo ve polis devletine gidiliyor endişesi doğacaktır. Ankara'nın göbeğindeki Enerji Bakanlığında yaşanan rüşvet olayını jandarmanın araştırması izah edilemez. Altınpark'ta Türk Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen 'Avrupa Birliği Sürecinde Yerel Yönetimler Zirvesi'nin açılışında önümüzdeki asıl tehlike bazı atanmışların seçilmişler tarafından atandıklarını unutup adeta kendi kendilerine atanmışlar gibi icraat yapmalarıdır." diyordu. Neredeyse günde bir-iki kez demeçler veriyordu. Operasyonu yapan Jandarma rütbelileri köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyordu

Yalman Paşamızın soruşturmadaki tavrı

Aynı gün Jandarma Genel Komutanı Azerbaycan'dan dönmüştü. Mesut Yılmaz'ın jandarmayı Gestapo'ya benzetmesi çok büyük tepki toplamıştı. Gece Jandarma Genel Komutanı bizi karargâhta toplayarak odasında bağırıp çağırdı. Ne yapacağımızı şaşırmıştık. Özellikle mayıs ayının başlarından beri inanılmaz şekilde kıskaca alınmıştık.

Bir taraftan ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, zaman zaman Başbakan Bülent Ecevit fırsat buldukça jandarmayı eleştiriyorlardı. Diğer taraftan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman sürekli bağırıyor çığırıyordu. Aynı gece Kurmay Başkanı Korgeneral Yusuf Soybaş inanılmaz bir baskı altında kalmıştı. Jandarma Genel Komutanı'nın büyük hakaretlerine birlikte maruz kalmıştık. Mesut Yılmaz'ın beyanatlarına cevap hazırlamak için gece 02:00'ye kadar Kurmay Başkanı'nın makamında kalmıştım.

Kurmay Başkanı Korgeneral Yusuf Soybaş son derece üzgündü. Masasının önünde oturuyordum. Operasyon başlayalı 5 ay olmuş soruşturmalar, tutuklamalar devam ederken siya siler her demeç verdiğinde komutanımızdan azarı yiyorduk. Gece saat ikide jandarmanın vereceği beyanatı Personel Başkanı Jandarma Genel Komutanı'nın konutuna götürdü. Kurmay Başkanı bize belli etmiyordu, ama son derece üzgündü.

Ben Kurmay Başkanımın durumunu net bir şekilde anlıyordum. Kurmay Başkanımla Londra'da bir hafta birlikte kalmıştık. Yanında emir subayı olmadığı için günlük programların dışında akşamları birlikte dolaşıp geziyor ve yemek yiyorduk.

Bu vesileyle komutanımızı daha da yakından tanımıştım. Daima jandarma teşkilatının güçlenmesini, kendisini aşmasını, büyük çaplı organize suç örgütlerine karşı operasyonlara imza atmasını istiyordu. Beyaz Enerji Operasyonu'ndan beklentisi büyüktü. Bu nedenle daha delillerin sekiz ay önce ilk başta Jandarma Genel Komutanımıza arz ederken rütbesini ortaya koyarak " Komutanım bu operasyonu mutlaka yapmamız gerekiyor geri adım atamayız" demişti.

Ertesi gün Kurmay Başkanımız Jandarma Spor Okulu'na yürüyüşe çıkmıştı. Akşam yaşanan üzüntü ve sıkıntının sonucunda kalp krizi geçirmişti. Gülhane'ye kaldırılan Kurmay Başkanımız müşahede altına alınmıştı.

Kaynakça
Kitap: KİRLİ ELLERİN İTTİFAKI
Yazar: Aziz Ergen
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir