Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

KAREN FOGG'U KİMLER, NASIL SAVUNDU?

Karen Fogg'un E-Postalları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

KAREN FOGG'U KİMLER, NASIL SAVUNDU?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:21

KAREN FOGG'U KİMLER, NASIL SAVUNDU?

Acenteler, PKK ve Mafya Avukatları Alarma Geçti


Karen Fogg'un e-poslalarının açıklanması üzerine, basında bir seferberlik başlatıldı.

Harekete geçirilen kuvvetleri üç grupta toplamak mümkün:

1. ABD ve AB acenteleri,
2. PKK ve Med TV,
3. Mafya avukatları.

Zaten Karen Fogg yazışmalarında isim isim ortaya çıkmış olan, gizli ilişkiler ağı da bu unsurlardan oluşmakladır. Karen Fogg Şebekesi'nin İstanbul'da Kürtçe günlük gazete çıkarmaları için mali yardım sözü verdiği PKK'ye bağlı güçler, MED TV'yi harekete geçirerek, "haberleşmenin gizliliğinin" ihlal edildiği kampanyasına daha ilk günden başlamışlardı. Arkasından, birkaç günlük şokun etkisinin geçmesinden sonra "Diyarbakır'ı Avrupa kapısı yapalım" ve "Kıbrıs'ı verip kurtulalım" diyen acente takımının düğmesine basıldı.

Özel Hayat Röntgencileri

"Özel Hayatın" Savunucusu Kesildiler
Elbette hiç kimse, Karen Fogg'un ulusal devletin "hakkından gelme" faaliyetine açıklan sahip çıkamadı. Karen Fogg'un medyadaki fedaileri, önce "yazışmanın gizliliği" ilkesinin arkasına sığındılar. İnsanlarımızın, çocukların, genç kızların, sanatçıların, mankenlerin, futbolcuların, hakemlerin, politikacıların özel hayatlarını didik didik eden gazeteler, karşımıza "özel hayalın gizliliği" adına çıktılar. Gözleri yatak odalarında bulunan özel hayat röntgencileri, "özel hayatın" savunucusu kesildiler.

Eğer biz, Karen Fogg'un özel hayatı konusundaki e-postaları dağıtsaydık, hepsi sayfalarla yayımlarlardı. Buna Avrupa Birliği ve Karen Fogg da pek tepki göstermezdi. Ama yayımlanan belgeler, şebekenin gizli ve yıkıcı faaliyeti konusundaydı. Kopardıkları gürültünün nedeni buydu.
Hatırlatalım: "Bursa sapığı" internet haberleşmesi izlenerek yakalanmadı mı? "Özel hayat" diye tutturanlar o zaman neredeydi? Hepsi "Bursa sapığının" iç gıcıklayan cinsel hayatını sayfalar dolusu yazdılar. O faaliyetleri de, toplumumuzun utanç duygusunu ve kültürünü çökertme misyonunun bir parçasıydı.

Avrupa Birliği'nin yıkıcı faaliyeti, ülkemiz ve toplumumuz için, "Bursa sapığı"yla karşılaştırılamayacak kadar ağır bir tehdidi içermektedir.
İşçi Partisi, özel hayata en küçük saygısızlık yapmamış, fakat Türkiye ulusal devletini yıkmak isleyen emperyalist faaliyetin ve acentelerinin yakasına yapışmıştır. Telaşları buradan geliyordu. Kendilerini ele verdiler. Çünkü birlerce e-posta mektup içinde onların "maceraları" vardı.
Yazışmanın gizliliği, ulusal devleti yıkma faaliyetinin örtüsü olamaz. Yazışmanın gizliliği, insanların özel hayatlarını korumak ve ticarette haksız rekabeti önlemek içindir.

Yıkıcı Faaliyet, Haberleşme Gizliliğinin Koruması Altında Değildir

Hukuk, vatana ihanetin sığınağı değildir. Tersine ulusal hukukun kılıcı, "ulusal devletin hakkından gelme" faaliyetini yürütenlerin ensesindedir. Dünyanın her yerinde bu böyledir.

Örneğin 2001 yılı ilkbaharında Japonya'nın Okinava kentindeki ABD Üs Komutanı özel e-posta yazısında Japon yerel yöneticilerinden "hımbıllar" diye söz ettiği için, resmen özür dilemek zorunda bırakılmıştır. Bu olayda hiç kimse, haberleşmenin gizliliği savunmasına başvuramamıştır.

Japonya makamları, yabancı devlete karşı kendi yerel yöneticilerinin haysiyetini korumuşlardır. Ancak bizim acentelerimiz, ulusal devletin hakkından gelmek için faaliyet yürüttüğünü belirten yabancı devleti savunmaktadırlar. Çünkü ulusal devleti yıkmak, ortak amaçlarıdır.
Karen Fogg'un ve şebekesine mensup elemanların kanundan, kitaptan, mahkemeden söz etmeleri çok tuhaftır. Mahkemede hesap verecek olan kendileridir. Yıkıcılık ve bu amaçla şebeke kurmak ağır suçtur.
Şebeke elemanları er geç yargılanacaklardır.

Kaynakça
Kitap: KAREN FOGG'UN E-POSTALLARI
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAREN FOGG'U KİMLER, NASIL SAVUNDU?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:21

Atatürk Nasıl Ele Geçirdiyse Öyle Ele Geçirdik

İkinci bir psikolojik savaş teması, acaba yazışmalar nereden alınmıştı?
İşçi Partisi yöneticileri, bu soruya şu cevabı verdiler: "Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı sırasında İngiliz istihbaratının önemli adamlarından Rahip Frcw ile İngiliz Muhipler Cemiyeti Reisi Sait Molla arasındaki yazışmaları nasıl ele geçirdiyse, İşçi Partisi de öyle ele geçirdi."
Heyeti Temsiliye de o zaman ele geçirdiği bu mektupları yayımlamayı tartışmış, fakat İstanbul'da çalışan Müdafaai Hukuk örgütlenmesini zor durumda bırakmamak için ileri bir tarihe bırakmıştı.

Bu konuda alınan Heyeti Temsiliye Kararı şöyleydi:

"Çanakkale Mevkii Müstahdem Kumandanı Şevket Bey'in bir subayla gönderdiği, Sait Mollanın Misler Frew'ya yazdığı mektuplar okundu. Bu yalan hainlerini kuşkulandırmamak, Dersaadet'teki arkadaşlarımızın takibatlarında müşkülata düşmemeleri maksadıyla, alenen yayımlanması hususunun ertelenmesine ve keza evvelce Rahip Frew'ya Mustafa Kemal Paşa tarafından yazılan mektubun dahi aynı maksatla gönderilmemesine karar verildi."

Anadolu'daki devrimci hükümet, Kurtuluş Savaşı boyunca emperyalist devletlerin birtakım hainlerle ilişkilerini izlemiş, bunun için özel örgütlenmelere gitmiş, aynı zamanda İstanbul hükümeti içindeki bazı yurtsever komutan ve görevlilerden de yardım görmüştü. Milli harekete ve Önderine karşı birçok tertip bu sayede önceden öğrenilmiş ve boşa çıkarılmıştı.

Siyasal mücadele, bilgiyle yürütülebilir. Hele devrimci bir örgüt, mücadelenin strateji ve taktiklerini ancak gerçeklere dayandırarak başarıya ulaşabilir. Bilgiye ulaşmak, örgütün gücünü gösterir. İP, tarihi boyunca bilgiye dayanarak mücadele etmiş, ayrıca halka gerçekleri açıklayan bir propaganda çizgisi izlemiştir.

Türkiye'nin bağımsızlık ve birliği, Türkiye halkının esenlik ve güvenliği için gerekli bilgilerin İşçi Partisi tarafından açıklanmasının ise, bir tek nedeni vardır. Çünkü İP, Türkiyecidir ve emekçi halkın temsilcisidir. Başka bir gücün denetimi altında olmadığı için bu bilgileri açıklayabilmekte. O bilgiler de, açıklanabileceği örgüte gitmektedir.

Kışkırtıcı ve Uydurma Başlıklar

Amerikancı ve Avrupacı basın. Karen Fogg'un yıkıcı faaliyetinin açıklanması üzerine e-postaların Genelkurmay tarafından bize ulaştırıldığı yolunda yalan haberler yayımladı. Bu arada televizyonlarda sırf bu yönde anlaşılabilecek sözler söylemem için akılları sıra tuzak programlar da düzenlediler. Özel gazeteciler gönderip arzu ettikleri yönde yorumlanabilecek sözler sarf etmem için. bin bir kılığa girdiler. Sabah gazetesi, 14 Şubat günü benim ağzımdan. "Bana c-postaları milli kuvvetler verdi" ve "milli kuvvetler beni destekliyor" gibi yalan haberler yazdı ve başlıklar uydurdu. Açıkladığım düzeltmeyi söz verdikleri halde yayımlamadılar. Bu yalanlar, acente karakterli köşe yazarları tarafından seslendirildi.
Ertuğrul Özkök ise, 21 Şubat günlü Hürriyet'te Kanal D'nin Teke Tek programına gönderme yaparak, benim ağzımdan "Karen Fogg'un e-postaları beş aydır Gcnclkurmay'ın elinde" diye yazdı. İki gün sonra, bu açıklamayı Fatih Altaylı yapmış diye düzeltti.
Kanal D'nin sözü geçen programında veya başka bir yerde böyle bir açıklamam olmadı. Olamazdı da.

Psikolojik Savaş

Karen Fogg'un e-postalarını açıklamamızdan sonra, Türkiyeci güçler ile Atlantik güçleri arasında adı konmamış bir savaş başladı. ABD ve AB acentesi hortumcu takımı, Türkiye halkının büyük uyanışı karşısında bozguna uğradı ve ne yapacağını şaşırdı. Arkasından her zaman olduğu gibi psikolojik savaş yöntemlerine başvurdular.

İşaret fişeğini basında CLA bağlantısı bilinen bir köşe yazan fırlattı. Arkasından kamuoyunda hortumculuğuyla ün yapan ve Kanadalı bir şirketten 50 milyon dolar rüşvet aldığı DGM İddianamesine geçen partinin üst düzey yöneticilerinden biri, psikolojik savaş harekâtının fedaisi olarak ateşe sürüldü. Daha sonra Karen Fogg'la Türkiye devletinden gizli haberleşmede bulunan bir büyükelçi, bu marifeti ortaya çıkınca, aynı psikolojik savaş yöntemlerini kullanmakla görevlendirildi.

Onlara kamuoyu önünde şu cevabı verdim:

"Eğer 1960'larda sistemin içinde yükselmek isteseydim. Hortumcu Parti'nin genel başkanı ve başbakan olurdum. Biz İşçi Partisi'nin önderleri, kırk yıla yaklaşan bir süredir onların 'Küçük Amerika' rejimine teslim olmadığımız için, bugün bu saldırılarla karşı karşıyayız ve hayatımızdan memnunuz.

"ABD ve AB'nin beslediği hortumcu takımı, bize ne kadar saldırırsa, o kadar doğru yoldayız demektir.
"Bu savaşa her şeyi göze alarak girdik. Kırk yıldır MİT içinde CIA ile işbirliği eden grubun tertiplerine, işkencelerine, psikolojik savaşlarına, hapishanelerine göğüs gere gere bugünlere geldik. Türkiye'de 1970'lerde, 1980'lerde, 1990'da ve 1990'lı yılların sonunda dört kuşakla hapis yatmış tek devrimci benim. Türkiye düşmanı emperyalist güçlerin önünde eğilmeyen bükülmeyen devrimciler, İşçi Partisi'nin önder birikimini oluşturmuşlardır.

"Herkesin Türkiye cephesinde mi yoksa ABD/AB cephesinde mi yer aldığı bellidir. Ajanlar, ABD ve AB'nin yıkıcı faaliyetini gizlemekle görevlendirilmişlerdir. Türkiye yurtseverlerinin görevi ise, o yıkıcı faaliyeti açığa çıkarmaktır. Herkes görevini yapmaktadır.
"ABD ve AB işbirlikçisi partilerin liderlerinin kırk yıldır Süper-NATO karargâhlarında belirlendiğini biliyoruz.

- Bunlar, İstiklal Savaşı'nın başından beri, İngiliz istihbarat servislerinin talimatıyla, Mustafa Kemal Atatürk'e karşı, 'İngiliz ajanı' diye psikolojik savaş yürütmüşler, fakat zaferi ve Türk Devrimi'ni önleyememişlerdir.
- Biz saldırının her türüne karşı hazırız ve tecrübeliyiz.
- Hortumcu Parti'nin lideri ve MİT içindeki CIA kliğinin şefi, ABD ve AB'den öğrendikleri bütün hainlikleri, bütün rezillikleri toplasın gelsinler, artık onları ABD ve CIA da kurtaramaz.
- Enerji Bakanlığı'nda on yıllardır yürüttükleri soygunun, bankaların içini boşaltma operasyonlarının, devlet mevkilerini kullanarak yürüttükleri dolar ve borsa vurgunlarının, Kanada Şirketi'nden aldıkları 50 milyon dolar dahil, bütün rüşvet vc yolsuzluklarının hesabını vereceklerdir.

"Artık onları ABD ve CIA bile kurtaramaz."

Daha önemlisi, bu psikolojik savaşı yürütenler, mahkemeler tarafından, bana yönelttikleri gerçek dışı suçlamalar nedeniyle ağır tazminat cezalarına çarptırılmışlardır. Kitabın başında "5. Basıma Ek" bölümünde belirtildiği üzere, bu yalanları yayın Anadolu Ajansı da, Yargıtay Nukuk Genel kurulu içtihadıyla mahkum edilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir