Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Örgütlenme ve Çalışma Biçimi: Gizli, Sinsi, Şifreli, Kodlu

Karen Fogg'un E-Postalları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Örgütlenme ve Çalışma Biçimi: Gizli, Sinsi, Şifreli, Kodlu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:20

ÖRGÜTLENME VE ÇALIŞMA BİÇİMİ: GİZLİ, SİNSİ, ŞİFRELİ, KODLU

AB Temsilciliği, bir devletin büyükelçiliği gibi değil, bir istihbarat örgütünün istasyon şefliği gibi çalışmaktadır. Karen Fogg "şebekesi", şifre ve kodlarla yazışmaktadır. Bakanlıklardan "gizli, sinsi hareketle" bilgi topladıklarını kendileri belirtmektedirler. Gizli yollardan düzenli ve düzensiz raporlar almakta ve belgeler göndermektedirler.

Devlet Kurumlarından Gizli Bilgi Toplama

"Gizli Hareket", "Mahrem ve Teknik' Bilgi Toplama"

Karen Fogg, Dışişleri Bakanlığı içinden ve diğer kamu kurumlarından, "gizli hareket ederek işe yarar bilgi topladığını" e-posta yazışmalarında açıkça söylemektedir.

Karen Fogg, kendi imzasıyla ve AB Temsilciliği'nde çalışan Özden Engin aracılığıyla 24 Ağustos 2000 günü, saat 12.21'de Alain Scrvantie'ye gönderdiği e-posta'da şunları yazmaktadır:

"Başka bir sorun da, sizin çalışma arkadaşlarınızın, üzerinde bilgi toplanacak konular hakkında Temsilcilik personeline sorduğu sorular ile, MFA [Dışişleri Bakanlığı]'ndan siyasal, ekonomik ve parasal konular hakkında sorduğunuz sorular arasındaki farkı anlayamıyor oluşum. Düzenli raporun hazırlanmasında gerekliliği aşikar olan bilgileri ulusal makamlardan elde etmek için, anketlerin kullanılamayacağı DG Enlarg [Genişleme Genel Müdürlüğü] tarafından bize resmen bildirildi. O nedenle biz, işe yarar bilgi elde etmek için gizli hareket etmek zorunda kaldık."

Burada kullanılan "stealth" sözcüğü İngilizcede "gizli, sinsi, hayalet gibi, görünmeden" anlamlarını taşımaktadır. İşte şebekenin Türkiye devleti içindeki çalışmasında kullandığı yöntemler bunlardır.

Karen Fogg'un mektubu şu gerçekleri ortaya koymaktadır:

1. AB Temsilciliği, Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nda ve ulusal makamlar içinde bilgi toplamaktadır.
2. Düzenli raporda kullanılan bu bilgiler, siyasal, ekonomik ve parasal konularla ilgilidir.
3. Karen Fogg Şebekesi, gizli hareket etmektedir.
4. Bu gizli bilgi toplama faaliyeti, AB Hükümeti'nin (Komisyonu'nun) bilgisiyle ve onayıyla yürütülmektedir.

Herkes Köstebek Olursa AB Süreci Tamamlanır

Fogg, "Uyum Yasaları'nın kabul edildiği 7 Şubat 2002 gecesi saat 01.23'te Adriaan van der Meer'e gönderdiği yazıda da, Türkiye'de "mahrem ve 'teknik'" çalışma yürüttüklerini belirtmektedir.
Karen Fogg, uyum yasalarının çıkarılması sırasında Adalet Bakanlığındaki "dostlar"ından da dosya ve evrak aldığını AB Komisyonu'na bildirmektedir.

Dışişleri Bakanlığı'nda ve diğer devlet kurumlarında AB Temsilciliği'ne gizlice dosya ve evrak verenler kimin memurudur?
Türkiye devletinin mi, yoksa AB devletinin mi?

Devamı var:

O zaman "Türkiye Cumhuriyeti Stockholm Büyükelçisi" sıfatını taşıyan Selim Kuneralp, AB Temsilcisi Karen Fogg ile Türkiye devletinden gizli haberleşiyor.

Kuneralp, 5 Aralık 2000 günü Karen Fogg'a gönderdiği e-postada şöyle diyor:

"Sevgili Karen, dünkü mesajımda yanlışlıkla Büyükelçiliğin e-posta adresini kullanmışım. Hala geçerli olan eski adresime yazmaya devam etmen gerek. (Yoksa senin mesajlarını burada herkes okuyabilir.)"

Büyükelçilik'te kim okuyabilir bu mesajları?
Müsteşar okuyabilir. Birinci Katip okuyabilir, İkinci Katip okuyabilir. Ne var ki, okumaları sakıncalı bulunuyor. İyi ama aynı mesajların içeriğini Karen Fogg ve AB yetkilileri biliyor.
Kuneralp, AB devletiyle sırdaş oluyor.
Sırlar kimden saklanıyor?

Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı'ndan, Türkiye devletinden. Peki Kuneralp hangi devletin görevlisi?
"Aman mektuplarımızı bilmesin" dediği Türkiye devleti mi, yoksa sırlarını paylaştığı AB devleti mi? Kararı bırakalım İsmail Cem versin.
Kuneralp'in marifetleri bu kadarcıkla bitmiyor.

Sözü Kuneralp'in gizli yazışma arkadaşı Karen Fogg'a bırakıyoruz, AB bürokratlarından Alain Servantie'ye, 30 Ocak 2001 günü yazdığı e-posta'da şöyle diyor:

"Şunu bilmelisin ki, Dijan (AEGEE'de) Türkiye çapında üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirebilecek kadar güçlü. Ve Kuneralp hala Dışişleri Bakanlığı çevresinde olduğu sürece, Avrupa Sokrates Lconardo gençliği için bir ulusal ajans kurmak zorunda. Ve AEGEE kendini EAC Genel Müdürlüğü'ndeki herkesten ulusal ajansların işlevselliği konusunda daha iyi zannediyor. (... )

Sonra bilgi edindi ve son iki yıl içinde oylarını kazandı. Dışişleri Bakanlığı şimdi uyumaya başladı. Kuneralp Ajans'ta dayatılan kanunların patlamak üzere olduğunu söyledi.

Görüldüğü gibi, İsveç Büyükelçisi Kuneralp, gizli yazışmaların ötesinde, Karen Fogg'dan talimat da almaktadır:

"Kuneralp, Dışişleri Bakanlığı çevresinde okluğu sürece, Avrupa Sokrates Leonardo Gençliği için bir Ulusal Ajans kurmak zorunda" imiş. Bütün bu ortak çabalar, Türkiye çapında üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirebilmek'le ilgili!

Kaynakça
Kitap: KAREN FOGG'UN E-POSTALLARI
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ÖRGÜTLENME VE ÇALIŞMA BİÇİMİ: GİZLİ, SİNSİ, ŞİFRELİ, KOD

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:20

Garip değil mi. öğrenci derneği başkanı ve Dışişleri Bakanlığı görevlisi, Karen Fogg'la birlikle öğrencileri harekele geçirme faaliydi içinde.

Ve Kuneralp'len Karen Fogg'a bilgi aklığı gerçeği bir kez daha önümüze geliyor:

"Ajans'ta dayatılan kanunlar patlamak üzere."

Kuncralp'in hangi devletin görevlisi olduğu konusunda e-posta'lar yeterli bilgi vermekledir.
Devam edelim: Karen Fogg yine bir başka e-postada, Dışişleri Bakanlığı'nın en üst düzey bürokratlarından Volkan Vural'ı azarladığını belirtiyor.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Volkan Vural'ı azarlayabilir mi?
Sanmıyoruz.
Ama Karen Fogg, Türkiye Devleti Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey memurunu herkesin önünde bir güzel haşlıyor.
O zaman Volkan Vural, hangi devletin memuru? Volkan Vural'ın gerçek amiri kim?

Hatta ve hatta İsmail Cem'in gerçek amiri kim?
Baksanıza, Karen Fogg, İsmail Cem'in de üstünde bir yerde duruyor.
Kim demiş "Türkiye'yi AB'ye almayacaklar" diye?

Türkiye AB'ye girmeye başlamış bile. Öncülük İsmail Cem'in Dışişleri Bakanlığı'nda. Orada AB devletine hizmet veren bir kadro oluşmuş. Ama tuhaf bir durum var: AB devletinin memurları, Türkiye Dışişleri Bakanlığından aylık alıyor.
İşçi Partisi çırpınıp duruyor, Dışişleri Bakanlığı niçin içindeki köstebekleri temizlemiyor diye.

Brüksel açısından bakarsanız, İşçi Partisi bu olayda yine tutucu, yine gerici! AB'ye girmek için her şeyini veren bir yönetim, AB'ye herkesten önce giren memurları niçin temizlesin?
Devlet bürokrasisi, Dışişleri Bakanlığı memurları gibi birer birer AB komuta zincirine dahil olunca, giriş süreci de tamamlanmış olacak. Dışişleri görevlilerinin Kopenhag Kriterlerine uyumda Köy Hizmetleri Genci Müdürlüğü memurlarından daha yüksek "performans" göstermeleri doğal oluyor. Bu kadrolar, 1920'lcrin ve 1930'ların Türkiye'sinde köstebek sayılabilirdi, ancak küreselleşen dünyada artık birer kahraman olarak alkışlanmalıdırlar.

Köstebeklerin niçin temizlenmediğini şimdi anladınız mı?
Köstebekleri temizleyelim dc, AB'ye giriş sürecini dinamitleyelim öyle mi?
Tersine, köstebekleri artıralım ki, AB'ye bir an öncc girelim. AB'ye girince, millet olarak hep birden köstebek olmayacak mıyız zaten?
Öyleyse bu itiraz neden?

"Ver kurtul" aşamasından "köstebek ol kurtul" aşamasına gelmiş bulunuyoruz.
Olaya Anadolu ve Trakya'dan bakarsanız, İsmail Cem ve arkadaşları AB emir komuta zincirine dahil olunca, Türkiye devleti de Dışişleri Bakanlıksız ve Bakansız kalmış oluyor.

AB'ye "Gizli Faaliyet" Olanağı Sağlayan İsmail Cem'in Sorumluluğu

Türkiye devleti içinde başka bir devletin temsilciliğinin gizli hareket ederek bilgi toplaması ağır bir suçtur. Karen Fogg Şebekesi'ne bu bilgileri veren kamu görevlileri suç işlemişlerdir.
Yabancı bir devletin, Dışişleri Bakanlığımızda "gizli faaliyet" yürüttüğü belgeleniyor. Ama bakan sıfatını taşıyan İsmail Cem, bu gizli faaliyete yardımcı olanları araştırmıyor, hatta gizli faaliyeti ortaya çıkaranlar hakkında soruşturma açılmasını isliyor. Cem, AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg'un yıkıcı faaliyetlerini açıklamamızı "suç" olarak niteleyerek tarihe geçmiştir.

İsmail Cem, Türkiye'nin Dışişleri Bakanı sorumluluğunu tanısaydı, Bakanlık içindeki yabancı unsurları bulmak için bizden yardım ister, e-postaların bir örneğinin kendilerine verilmesini talep ederdi ve bundan sevinç duyardık. Ama öyle yapmak aklına bile gelmiyor. Demek ki. Dışişleri Bakanlığından daha önemli ve daha öncelikli sorumlulukları bulunmakladır. İsmail Cem'in bu tavrı, 1997 yılında ABD Dışişleri Bakanı Albright ile yaptığını belirttiği "imzasız ve yazısız" anlaşmanın kendisine yüklediği misyondan kaynaklanmaktadır. Cem, bu yazısız ve imzasız anlaşmanın kendisine bilgi toplama ve danışmanlık görevi yüklediğini de itiraf etmişti. İsmail Cem, Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı gibi davranmıyor. ABD Dışişleri Bakanı'yla yazısız, imzasız sözleşme yapan kimliğiyle, kendini Batı'nın güvenliğinden sorumlu görüyor.
Karen Fogg, "Türkiye ulusal devletinin hakkından gelmek" ve "Türkiye tarihiyle hesaplaşmak" gibi doğrudan doğruya ülkemizin bağımsızlığını ve bütünlüğünü hedef alan bir faaliyet içindedir. Hedef alınan ülkenin Dışişleri Bakanı sıfatını taşıyan İsmail Cem ise, bu mücadeleye Türkiye cephesinden değil, ABD-AB cephesinden katılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın en önemli görevi, Karen Fogg'un Bakanlık içinde yürüttüğünü belirttiği "gizli faaliyet"i bütün yönleriyle araştırmaktır. Dışişleri Bakanlığı, Karen Fogg Şebekesi'nin gizli faaliyetine yardımcı olan yabancı unsurlardan temizlenmelidir. Bunu yapmadan, bakanlık da olunamaz, devlet de olunamaz.
Ne var ki, İsmail Cem gibiler, bakan olduğu sürece, Karen Fogg'lara bilgi taşıyan görevlilerin ortaya çıkarılması zor gözüküyor.

Gazeteciler ve Sendikacılarla (Gizli Faaliyet)

"Çok Gizli"

Fogg'un "şebeke" diye adlandırdığı ekibin içinde "gazeteci" kimliği taşıyan yakın çalışma arkadaşlarıyla girdiği "gizli" bilgi alışverişine yukarıda "Örgütlenme: Karen Fogg Şebekesi" başlıklı beşinci bölümde değinmiştik.

Karon Fogg'un sendikacılarla kurduğu yasadışı vergili ilişkileri de yine yukarıda "Uyuyan Kuvvetler" başlıklı üçüncü bölümde belgelerle anlatmıştık. Burada tekrar etmiyoruz, ancak bu ilişkilerin "gizliliğini" bir kez daha vurguluyoruz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ÖRGÜTLENME VE ÇALIŞMA BİÇİMİ: GİZLİ, SİNSİ, ŞİFRELİ, KOD

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:20

Yazışmalardaki Şifreler ve Kodlar

"Derin Devlet"


9 Kasım 2001 tarihli e-postada geçen ve "hakkından gelinmesinden" söz edilen "derin devlet" hangi devlettir? Milliyet'teki bazı Fogg'cular, bunun Kıbrıs derin devleti olduğu yolunda bir tevilde bulundular.

Böyle yapmaları suçlu olduklarının ve Türk devletinin tepkisinden korktuklarının göstergesidir. Metinde bu ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti'nin kastedildiği çok açıktır, zaten bir önceki cümlede Türkiye, "T" harfiyle kodlanmıştır. Kaldı ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hakkından gelme çabaları da herhalde kabul edilebilir bir eylem değildir.

"Uyuyan Güzeller"

"Sevgili Şahin Alpay" diye başlayan, 24 Ocak 2002 tarihli e-postada geçen ve "kışkırtılıp harekete geçirilecek" olan "uyuyan güzeller" kimdir? Karen Fogg ve Şahin Alpay aralarındaki bu özel şifreyi nerede, ne zaman ve niçin kararlaştırmışlardır?
Şahin Alpay bu sorulara yanıt vermek zorundadır.

"Uyuyan Köpekler"

8 Ocak 2002 tarihli e-postada, Türkiye'de "memur eğitme merkezi" olarak düşünülen bir Avrupa üniversitesi kurulmasından söz edilirken, "Daha fazlasını bulup çıkarmaya uğraşabiliriz, fakat ben uyuyan köpeklerin yatmasını tercih ederim" ifadesi kullanılıyor.
Kendi kışkırttığı Türkiye düşmanı güçler için kullandığı kod "güzeller", Türkiye'yi savunan güçler için kullandığı kod ise "köpekler".

"Pembe Dizi" ve "Pembe Dizi'nin Williamdaki Versiyonu"

9 Kasım 2001 tarihli e-postada Fogg, Kıbrıs konusunda muhtemel çözümden, mini paketten, yeni IMF paketinden, AB'nin terörist listesinden, daha önemlisi "tarihsel hükümet içi değişiklikler ihtimali" diyerek Başbakan Ecevit'in "aşağı inmesinden" söz etmektedir. Bu planın Karen Fogg yazışmalarındaki adı, "Pembe Dizi"dir. Gene yazışmada belirtildiğine göre bu planın "Pembe Dizi'nin William'daki versiyonu" diye kodlanan değişik şıkları bulunmaktadır.

Karen Fogg'dan, bu Türkiye'yi yıkma ve başbakan devirme planının hangi meşruiyet zemininde, hangi diplomatik misyonun gereği olarak oluşturulup, uygulamaya konduğu sorulmayacak mıdır?

"Happy Unyielder ve State Garden"

Fogg'a gönderilen 24 Ocak 2002 tarihli e-postada. Karen Fogg'un, Happy Unyielder'le "sıkı fıkı" olduğuna değiniliyor. Buradaki Happy Unyielder Mesut Yılmaz oluyor. Yılmaz kendisine sorulduğunda. Karen Fogg'la ilgili e-posta olayının henüz "meşkuk" olduğunu söyledi. Ama anlaşılıyor ki. Karen Fogg'la aralarındaki ilişkinin "meşkuk" hiçbir tarafı yoktur, Türkiye'ye karşı mücadeleyi ortak yürütmektedirler. Mesut Yılmaz'ın "Diyarbakır Avrupa kapısı oldu" görüşünü Karen Fogg'dan öğrendiği görülüyor.

Aynı e-postada Devlet Bahçeli den ise "State Garden" koduyla söz ediliyor. Bu laubali, cıvık, küçümseyici ifade tarzı, Karen Fogg'ların Türkiye'ye nasıl baktıklarının ve Türkiye'yi bugün yönetmekte olanları aşağılayıcı bir dille anabildiklerinin kanıtıdır.

"Rüzgarla Düşen Paralar"

6 Şubat 2002 tarihli e-posla yazışmaları dizisinde, "'Bizim' (MEDA'dan rüzgarla düşen parayla) finanse ettiğimiz, uç'" kuruluşları söz edilmekte, bu arada DİSK ve ESHF'nin AB tarafından finanse edildiği belirtilmektedir.

"Rüzgarla düşen para" ne demek? Hesapta olmadığı anlaşılan bu para nereden ve ne amaçla gelmektedir? Niçin bazı kuruluşların kasasına düşmektedir? ESHF ile hangi kuruluş anlatılmaktadır? Tırnak içinde belirtilen "üç" kuruluş hangileridir? Kuşkusuz bu da yazışanlar arasındaki bir şifredir.

"Taşra Milliyetçileri"

14 Kasım 2001 tarihli e-postada Karen Fogg, Kıbrıs konulu bir toplantıya "gençlik aktivistlerini ve Anadolu'dan taşra milliyetçilerini göndermeyi önermektedir. Böylece Karen Fogg bir emirle oraya buraya gönderebileceği bir örgüt kurduğunu ve bir güç oluşturduğunu itiraf etmektedir. Hangi hukukla yapmaktadır bunu? Kimdir bu aktivistler, "taşra milliyetçileri"?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir