Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Operasyonda Kullanılacak Kuvvet: "Uyuyan Güzeller"

Karen Fogg'un E-Postalları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Operasyonda Kullanılacak Kuvvet: "Uyuyan Güzeller"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:15

OPERASYONDA KULLANILACAK KUVVET: "UYUYAN GÜZELLER"

E-postallardan da anlaşıldığı üzere, AB'nin planındaki ilk adım, yeni siyasal parti amacıyla DSP'yi bölmekti. İsmail Cem, Kemal Derviş ve Hüsamettin Özkan üçlüsünün 2002 yılı baharından sonra gündeme gelen Yeni Türkiye Partisi'ni kurma kararının, daha önce AB merkezlerinde alındığı görülüyor. Karen Fogg'un e-postasından anlaşılacağı üzere, bu üçlü, AB'nin beyin merkezinde oluşmuş kararların uygulayıcıları olarak sahneye sürülmüş oluyorlar. Kendilerine yakıştırılan isim ise, Türkiye açısından ne kadar acıklı ise, o kadar da güldürücüdür.

Karen Fogg'un gazeteci Şahin Alpay'a yolladığı 24 Ocak 2002 tarihli e-postadan okuyalım:

"Sevgili Şahin,
"Seni görmeyi çok isterim. Şu an çok sıkışığım. 29 Ocak'la kısa süre için İstanbul'da olacağım. 31-1 Şubat'ta Brüksel'e gidip muhtemelen 2 Şubat Cumartesi akşamını İstanbul'da geçirmek üzere geri döneceğim. Yoksa 12-13'teki IOC-EU toplantısı için İstanbul'a tıkılı kalacağım... Ankara'ya geri dönmezden önce 13'ünde öğle yemeği mümkün olabilir... Verheugen 13'ündc çok geç saatte İstanbul'a uçuyor, sonra 14'ünde Ankara'ya. 15'indcn itibaren uyuyabilirim.
"Mini Paket İstanbul'un uyuyan güzellerini harekete geçirmeye kışkırtabilecek kadar korkunç mu (yeni siyasi parti başlatılması)? Yoksa ayaklanma korkusu H. Özkan'ın bazı uslu AK, DSP vc ANAP'lılarla tezgahladığı bir parça kontrollü protestoyla TBMM'de 312. maddenin iyileştirilmesiyle devrimi bastıracak kadar büyük mü? Hepimiz adım adım ilerlemeciliği seviyoruz...???
Sevgiler."

"Uyuyan Güzeller"in Kışkırtılması

Fogg, e-posta yazışmalarında AB'nin operasyonlarda kullanacağı kuvvetleri "uyuyan güzeller" diye şifreliyor.
Yazışmaların bütününden "uyuyan güzeller"in, ANAP, DSP ve MHP yönetimindeki batı işbirlikçileri yanında, Batı'nın denetimindeki irtica, "Anadolu'daki taşra milliyetçileri" (Batıcı Kürt milliyetçileri), "Kıbrıs'taki genç aktivistler" (Kıbrıs'taki Avrupa acenteleri), Mason "Atatürkçüleri", para karşılığı AB'yle işbirliği yapan bazı sendika yöneticileri, STK'lar ve diğer neoliberaller olduğu anlaşılıyor. Bu güçler, yeni parti ve hükümet operasyonları yanında, "Mini Paket" adı verilen Uyum Yasaları'na karşı kışkırtılmak için hazır bekletilmektedir.
"Uyuyan güzeller", uyandırılmak için ABD ve AB'nin dürtmesini beklemektedirler. Zamanı gelince uyandırılmış ve harekete geçirilmişlerdir. Kullanılması düşünülen yöntemler ve eylem biçimleri de son derece öğreticidir.
"Uyuyan güzeller"in kışkırtılmasında, denebilir ki Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verheugen, Karen Fogg'la uyumlu olarak, yukarıdan çalışmaktadır. Verheugen, sık sık Türkiye'de bir müfettiş edasıyla dolaşıyor ve anadille eğitim dayatmasını tekrarlıyor. Avrupa Birliği, anadille eğilim hakkını, Kürt yurttaşlarımızın gelişmesi için değil, Türkiye'deki "uyuyan güzeller"! kışkırtmak için kullanmaktadır.

DİSK, KESK ve Hak-İş Yöneticilerinin Misyonu

E-postalar, Karen Fogg'un, DİSK, KESK ve Hak-İş yöneticileriyle gizli ilişkilerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Bu yazışmaların ortaya koyduğu gerçekler şunlardır:

1. DİSK, KESK ve Hak-İş yöneticileri, AB'den para aldılar.
2. AB Temsilciliği ve üç sendika konfederasyonunun yöneticileri, yasalara aykırı olan bu eylemlerini kitabına uydurmak üzere ortak çalışma yaptılar. Karen Fogg'un görevlileri, konfederasyonların para aldığı projenin eşgüdümcüsü ve üç konfederasyonun temsilcileri bütün bu işleri çeşitli toplantılarda bir araya gelerek ortak bir şekilde yürüttüler.
3. Karen Fogg ve söz konusu sendika yöneticileri, AB'nin para vermek için uyguladığı projeye karşı çıkan Türk-İş'i tecrit etmek üzere ortak bir plan uyguladılar.
4. DİSK, KESK ve Hak-İş başkanları, Karen Fogg'un yönlendirmesiyle ETUC'a (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) ve AB Temsilciliği'ne Türk-İş'i ihbar eden mektuplar yazdılar.
5. AB'den aldıkları paralarla yaptıkları eğitimlerde, ulusal devlete ve Kemalist Devrim'e karşı devşirmeler yetiştirme gayreti içine girdiler.

ETUC'tan Değil, AB'den Para Aldılar

Karen Fogg, Sema Kılıçer'e gönderdiği 6 Şubat 2002 tarihli e-postada şunları söylüyor:

"Yedek listede 'bizim' (MEDA'dan rüzgarla düşen parayla) finanse ettiğimiz 'üçlü', EIDHR'nin (Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü) finanse ettiği 'ikili' (DİSK, ESHF) değil."

DİSK, KESK ve Hak-İş'in Karen Fogg dilindeki adı işle budur:

"MEDA'dan rüzgarla düşen parayla finanse edilen üçlü."

MEDA bir AB projesidir. MEDA'dan alınan para AB'den alınan paradır ve AB'den para almak suçtur. Dikkat edilirse Fogg, aynı e-postada DİSK'in aynı zamanda Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü tarafından da finanse edildiğini belirtmektedir.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Derya Sazak'ın "İlişkiniz nasıl AB kurumlarıyla?" sorusuna verdiği yanıtta AB'den para aldıklarını zaten itiraf etmişti. Çelebi, "Ortak bir eğitim programı uyguluyoruz. 1 milyon euroluk proje geliştirdik" diyor.
DİSK daha önceki yıllarda da Avrupa Komisyonu'ndan para aldı. Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği'nin internet adresinde DİSK vc TOSAV'a iki ayrı proje için 270 bin euro verildiği belirtiliyor.
DİSK'in, AB'den projeler karşılığında aldığı paralar, 11. Genel Kuruluna sunulan Çalışma Raporu'nda da yer alıyor.

Raporun 238. sayfasındaki "30.06.2000 Dönemi Gelir ve Giderleri" başlıklı bölümde "Diğer Gelirler" şöyle tarif ediliyor:

"'Diğer Gelirler' adı altında AB'den gelen paralar.
"Yurtdışından gelen proje karşılığı ve diğer havalelerle etkinliklerimiz için sendikalarımızdan aldığımız gider paylarından oluşmaktadır."
"Diğer Gelirler", 1997 yılında aidat gelirlerinin üçte birini, 1998 yılında beşte birini, 1999 yılında da aidat gelirlerinin yaklaşık yarısını oluşturuyor. 2000 yılının ilk altı ayında ise "Diğer Gelirler"in yani AB'den proje karşılığı gelen paranın aidat gelirinin yarısından fazla olduğu görülüyor.
Örtülü Ödenekten de Para Aldılar mı?
E-posta sürecinde DİSK, KESK ve Hak-İş yöneticileri açısından çok daha vahim bir durum ortaya çıktı. Brüksel kaynakları, Fogg'un sendikalara para yardımı yaparken, AB yönetimine haber vermeksizin, kendi inisiyatifiyle 2 milyon curoluk örtülü ödeneğinden para verdiğini belirtiyorlardı. Oysa sendikaların aldığı saplanan 1 milyon euroluk proje belliydi. Karen Fogg'un 2 milyon curoluk bütçesi, bütünüyle gizli işler ve örtülü operasyonlarda kullanılan örtülü ödenek kapsamındaydı. Bu bilgiler, sendikalara MEDA'dan "rüzgarla düşen para" dışında, örtülü ödenekten de para verildiğini gündeme getirmektedir. Eğer AB yetkilileri, yapılan kanunsuz işlemin sorumluluğunu Fogg'un üstüne atmak için böyle bir yalana başvurmadılarsa, DİSK, KESK ve Hak-İş yöneticileri, örtülü operasyonlarda kullanılan örtülü ödenek fonundan para aldılar demektir. Konu karanlıkta kalmıştır.

Sendikalara Para Verilmesi Yasadışı

Karen Fogg, AB Temsilciliği'nde görevli Başak Koyuncu ile sendikalara AB Komisyonu'ndan para vermek için Türk kanunlarının nasıl aşılacağını açıkça tartışmışlardır.

Başak Koyuncu, Karen Fogg'a gönderdiği 22 Kasım 2001 tarihli e-postada şöyle yazıyor:

"Bugün Meriç, Enver Bey ve ben Yücel Top ile buluştuk. Yazmayı planladığımız mektupla ilgili önemli hususlar olduğunu düşünüyoruz, o nedenle aşağıdaki ana sonuçlara bir bakın.
"- Sendikalar sadece Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütlerden para alabilir (örneğin Türkiye, BM üyesi, o yüzden bu bir sorun çıkarmaz). Nitekim Türkiye'nin aday olduğu, tam üye olmadığı Avrupa Komisyonu'ndan doğrudan para alınması Avrupa şüphecilerinin zihninde yasal sorunlar çıkarabilir.
"- Bununla birlikte bu proje için ETJJC da yasaI para transferinde, o yüzden Komisyon ön cephede olmadığı sürece sorun yaratmazmış gibi görünüyor. Tartışmadan sonra, projeyi destekleyenler de dahil olmak üzere bütün tarafların sizden doğrudan bir mektup almaları ılalıa elverişsiz re kafa karıştırıcı olacaktır izlenimi edindik."

Başak Koyuncunun söylediğinin özeti şu:

AB'den sendikalara para vermek yasak; bu sebeple AB Komisyonu veya siz ön plana çıkmayın; paranın yasal transferinde ETUC (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) rol alsın. Sendikaların temsilcileri de hu yöntemi uygun buluyorlar.

Karen Fogg. Başak Koyuncuya yolladığı 23 Kasım 2001 tarihli e-postayla Türk kanunlarını delecek çözümü şöyle ifade ediyor:

"Projenin tasarlandığı gibi sendika başına 50 bin transfer edilmesi de dahil. Hazine tarafından imzalanıp onaylandığını işaret etmekte bir sorun ya da kafa karışıklığı görmüyorum."

Fogg, yasadışı para için "ETUC'dan geliyor" gerekçesi yerine, "Hazine onayladı" gerekçesini kullanmayı uygun buluyor. Nitekim DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu. AB'den para almaları eleştirilince, Karen Fogg tarafından üretilen yalana sığındılar. Dediler ki, "Devletin bu işten bilgisi var", "Bu para Hazine'nin kasasına giriyor, sendikanın kasasına değil".
Oysa 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 40. maddesinin 3. fıkrası açıktır. Hükme göre, sendikalar üyesi olmadıkları yabancı kuruluşlardan Bakanlar Kurulu'nun izni olmaksızın para alamazlar. Suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir.
Karen Fogg'un Üçlüsü'nün ne Bakanlar Kurulu'na başvurusu var, ne Bakanlar Kurulu'nun bu konuda verilmiş bir izni.
Bu sebepledir ki. kıvrana kıvrana. parayı kitabına uydurmaya çalışıyorlar.

Karen Fogg'la kafa kafaya vererek buldukları formül:

Paranın MEDA fonu aracılığıyla ETUC üzerinden gönderilmesidir. MEDA, AB'nin projesi. ETUC bu işte sadece bir taşeron rolü oynuyor. Zaten ETUC'un bütçesinin de yüzde H5'i AB Komisyonu'ndan geliyor.
Karen Fogg'un "Üçlü"sünün kendilerini eleştirenlere ve uyaranlara karşı kontrolü kaybetmelerinin sebebi, suçlu olmalarıdır.

Kaynakça
Kitap: KAREN FOGG'UN E-POSTALLARI
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OPERASYONDA KULLANILACAK KUVVET: "UYUYAN GÜZELLER"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:15

Üçlü Türk-İş'i Karen Fogg'a ve ETUC'a Gammazlıyor

DİSK, KESK ve Hak-İş yöneticileri, AB'ye ve para getiren projeye ne kadar bağlı olduklarını kanıtlamak için, kendileri gibi davranmayan Türk-İş'i ETUC Genel Sekreteri Gabaglio'ya 4 Aralık 2001 günü bir mektup göndererek gammazladılar. Süleyman Çelebi, Sami Evren ve Salim Uslu, ortak imzalı mektuplarında, Türk-İş'in ne kadar Avrupa Birliği karşıtı olduğunu anlatıyorlar; ETUC'un bu konuyu Yönetim Kurulu'nda tartışmasını ve Türk-İş'i uyarmasını istiyorlar.

Mektubun bazı bölümlerini bir ibret belgesi olarak buraya alıyoruz:

"ETUC'un üyesi HAK-İŞ, DİSK ve KESK Genel Başkanları
olarak, Türk-İş'in, Eğitim Projesi, ETUC ve Avrupa Birliği aleyhinde yürüttüğü kampanya konusunda sizi bilgilendirmek istiyoruz ve bu konuyu dikkate almanızın önemli olduğu görüşündeyiz.

"TÜRK-İŞ, Avrupa işçilerinin örgütlerini ve onların önderlerini işçi aristokratları olarak nitelendirerek, ETUC'un önemi ve bizim üyeliğimiz konusunda bir tartışma başlatmak istemektedir. Bunu yaparken, ETUC'a üyeliklerinden hiç söz etmemektedir.
"TÜRK-İŞ, ETUC toplantılarının bazılarının tutanaklarındaki bilgileri ve belgeleri çarpıtarak, ETUC'un Türkiye'nin genel çıkarlarının aleyhinde çalışan bir örgüt olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu nedenle de ETUC ve Avrupa Birliği karşısında illegal bir hava yaratmak için çaba harcamaktadır.

"TÜRK-İŞ, kendi kampanyalarına rağmen, ETUC'un onlara herhangi bir uyanda bulunma cesaretini gösterememiş olduğu gerçeğini de açıkça vurgulamaktadır.
"ETUC'un, Türk-İş'in bu suçlama, karalama ve meydan okumalarındaki gelişmeleri hesaba katarak, bu konuyu ETUC Yönetim Kurulu'nun gündemine alacağı ve Türk-İş'e karşı bir tavır takınacağı inancındayız."

Türkiye sendikacılık tarihine bir utanç belgesi olarak geçen bu mektubun yollanmasından sekiz gün sonra, AB Temsilciliği görevlisi Başak Koyuncu, 12 Aralık 2001 tarihli e-postayla Karen Fogg'a şu bilgiyi yetiştiriyor:

"ETUC projesiyle ilgili olarak üç konfederasyonla (DİSK, Hak-İş, KESK) temas kurduk. Aynı zamanda Türk-İş'in katılmamasını da konuştuk. Genel görüş, projeye güven duydukları ve hedeflerine ulaşması konusunda coşkulu olduklarıydı. Bize iki mektubun kopyasını gönderdiler. Biri Bayram Meral'e, biri de geçenlerde Yıldırım Koç'un kışkırtıcı bir makalesini yayımlayan Aydınlık dergisine yazılmış olan bu mektuplar, projeye yöneltilen saldırıları eleştiriyor ve bu konfederasyonların ikili bir anlaşma olan MEDA fonundan para almasının hem açık, hem de yasal olduğunu söylüyor. Üç konfederasyon başkanı konuyu Bayram Meral'le tartıştı. Meral, bu konuda bir bilgisi olmadığını ve bunun Yıldırım Koç'un hem kişisel, hem de yanlış bir girişimi olması gerektiğini iddia etli. Özür diledi ve gelecekte katılacaklarına söz verdi. Ne var ki, Mr. Çelebi onun samimiyetine ikna olmuş değil ve bekle gör yaklaşımını benimseyecekler."

DİSK, KESK ve Hak-İş'in genel başkanları. AB Temsilciliği'nin bir memuruyla oturup AB'den parayı nasıl alacakları hakkında tak-tikler geliştiriyorlar. Aydınlık ve Türk-İş'e yazdıkları AB'den para almayı savunan mektupların örneklerini sunuyorlar. Daha önemlisi, kendileri gibi davranmadığı için eleştirdikleri Türk-İş Başkanı Bayram Meral'le yaptıkları görüşme hakkında Karen Fogg'a rapor vermekte ve Türk-İş'i şikayet etmektedirler.
DİSK, KESK ve Hak-İş genel başkanlarıyla Karen Fogg arasında bir ast-üst ilişkisi oluştuğunun, onunla paraya dayalı bir entrika içinde bulunduklarının bundan daha geçerli bir kanıtı olamaz. Konfederasyon başkanlarının Aydınlık'a ve Türk-İş'e söz konusu mektupları, Karen Fogg'un isteği üzerine yazdıkları da kuşkusuzdur.
Sendikaların bu ezik tutumları, Karen Fogg'u o kadar şımartmıştır ki, Başak Koyuncuya gönderdiği 13 Ocak 2002 tarihli e-postada şunları yazabilmektedir:
"Beni, Türk-İş hakkında son gelişmelerle ilgili olarak bilgilendirmeye devam et!!! Kızılcahamam Konferansı'nda ne kadar kabalaşabileceğimi bilmek istiyorum."
Karen Fogg son derece hesaplı, eyleme geçmeden önce hazırlık yapıyor; ne kadar hakaret etmesi gerektiğine bilgi toplayarak karar veriyor. Planlarına direnen ve AB'yi eleştiren Türk-İş'e küstahça davranmayı kafaya koymuştur, bunun derecesini ayarlamaktadır. Nitekim, Kızılcahamam'da düzenlenen mesleki-teknik eğilim toplantısında, o zamanki Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri, halen Konfederasyonun Genel Başkanı olan Salih Kılıç'la tartışıyor; sinirli bir şekilde, "AB Türkiye'den Ne İstiyor?" başlıklı Türk-İş broşürünün "çok yanlış" olduğunu söylüyor.

AB Parasıyla Devşirme Eğitimi

Avrupa Birliği'nin Akdeniz programı (MEDA) çerçevesinde Hak-İş, DİSK ve KESK'e dağıttığı para ile düzenlenen "eğitim" seminerlerinin ders notları, birer ibret belgesidir. Seminerler dizisi, 21-24 Ocak günlerinde Ankara'da Hak-İş Genel Merkezi'nde başlamış, ilk seminerin konuğu da AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg olmuştu. İkincisi gene Ankara'da 28-31 Ocak günleri arasında gerçekleştirilmişti.
Seminerler sürüyor. Proje çerçevesinde şimdiye kadar 42 sendika yöneticisi bu eğitimden geçirildi. Seminerlere kimlerin katılacağını üç sendikanın yöneticileri belirliyor. "Öğrencilerin" ve öğretmenlerin yolluk ve masrafları, Avrupa Birliği'nden alınan 1 milyon eurodan karşılanıyor. Sendikacıların, "bizim cebimize girmedi" dedikleri paradan. Eğitimin amacı, sendika yöneticilerini Avrupa Birliği'ne "uyumlu" hale getirmek, bir çeşit beyin yıkamak.
"Ortak Yatay Eğitimler-Formations Conjointes" başlıklı derslerin birincisi, "Avrupa Birliği: Kuruluş Süreci ve Yönelimleri" başlığını taşıyor. Dersi veren, emekli Büyükelçi, TESEV Direktörü Özdem Sanberk.

AB'nin kurumlarının öğretildiği dersi Boran Çiçekli, AB'nin danışma organlarının tanıtıldığı dersi ise Ettore Masucci veriyor.
Avrupa'nın en önemli işveren örgütleri olan Avrupa Sanayi ve İşverenler Konfederasyonları Birliği (UNICE). Avrupa Kamu İştiraki i İktisadi Teşebbüsler Birliği (CEEP) ve Avrupa Esnaf ve Zanaatkarlar Birliği (UAPME) bir başka dersin konusu. Dersi, bu faaliyetlerin merkezi koordinatörü olan Annemarie David ile TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler veriyor. Sendikacılar, işveren örgütlerini bir işverenin ağzından öğreniyorlar! Seminerlerin neden basına kapalı tutulduğu, eğitimlerin içeriği görülünce daha iyi anlaşılıyor.
Doğrudan Avrupa Birliği'nce yönlendirilen ve parasal kaynak sağlanan Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) da bir başka dersin konusu. Dersi verenler Antonio Giacche ile Peter Seideneck. KESK'in Dış İlişkiler Sorumlusu Hasan Hayır da bu dersin konuşmacılarından. Hayır, "Bizi yanlış anladınız" diye, Cumhuriyet gazetesi yazarı Atlila İlhan'a e-posta gönderen sendikacı. Avrupa Birliği ile "bütünleşmenin" hararetli savunucularından.

Seminerleri düzenleyen "Türkiye-AB Sendikal Koordinasyon Komisyonu" üyeleri şu isimlerden oluşuyor:

Merkezi Koordinatör Annemaric David. Türk Koordinatör: Yüccl Top. Komisyonun üyeleri Hak İş'ten Yusuf Engin, Osman Yıldız, Şahin Serim, Aydın Ünal. DİSK'ten Ali Şahin, Tamer Atış, Tonguç Çoban, Serhat Salihoğlu. KESK'ten Hasan Hayır, İbrahim Kudiş, Hayri Kozanoğlu (halen ÖDP Genel Başkanı), Ahmet Kaya.
Bir milyon euro tahsis edilen projenin orijinal adı "Turkey MEDA for civil society-Trade unions and democracy" yani "Sivil Toplum İçin Türkiye MEDA-Sendikalar ve Demokrasi".

Derslerde "demokrasi", "barış", "sivil toplum", "insan haklan", "işbirliği" gibi sözcükler birer beyin yıkama malzemesi olarak sıkça kullanılıyor.
Eğitimlerin amacı, AB propagandası yapmak, kamuoyu imal etmek ve tamamen kendilerine bağlı bir kesim yaratmak.
Derslerde Avrupa Birliği'nin tarihi, 1956'da Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Antlaşmasından, 1999 Amsterdam Antlaşması'na kadar ayrıntılı anlatılıyor. Üye devletlerin Avrupa Konseyi'ndeki oy ağırlıkları ve üye dağılımı veriliyor.

Eğitim notlarında, Avrupa Parlamentosu, "Avrupa'daki sesiniz" olarak tanıtılıyor. Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs'ta Türk ordusunu "işgalci" ilan eden, sözde Ermeni soykırımını savunan kararlarından ise hiç söz edilmiyor. Ancak, bir ülkenin Batı'ya nasıl şikayet edileceği uzun uzun anlatılıyor, yargısal başvuru yolları öğretiliyor.

Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "1985-1999 Yılları Arasında Uygulanan Avrupa Birliği-Akdeniz (MEDA) Programı Kapsamında Sağlanan Hibelerin Kullanılmasına İlişkin Rehber" adlı broşürde MEDA Programı'ndan yararlanmak için şu şartlara sahip olmak gerektiği belirtiliyor:

"Bu destekleme programlarından faydalanacak ülkelerin aşağıda belirtilen yeterlilik ölçütünü sağlamış olmaları gerekmektedir: İlgili ülke, makro-ekonomik düzeydeki reformların etkinliği ve ölçüsü ile uyum içerisindeki, Bretton-Woods kurumları (IMF ve Dünya Bankası) tarafından onaylanmış bir reform programını gerçekleştirmeli veya bu kurumlarla uyum içinde benzer olan programlan, onlar tarafından finansman destekleri şart olmasa da, uygulamalıdır."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OPERASYONDA KULLANILACAK KUVVET: "UYUYAN GÜZELLER"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:15

DİSK Yöneticisi Eğitimleri Anlatıyor: "Türk Bayrağı Taşıyorum Diye Tekmelendim"

DİSK Emekli-Sen MYK Üyesi Nurhayal Boyraz, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'ye, DİSK'in AB Vakfına üye olması ve AB devletinden para almasını eleştiren bir mektup yazdı.

7 Şubat 2002 tarihli mektup, DİSK'in AB projesi olarak gerçekleştirdiği eğitimler üzerine şu bilgileri içeriyor:

"Parası tamamen dış kaynaklardan gelen, Jak Kamhi gibi işbirlikçi sermayedarların ve Şerif Mardin gibi tanınmış Fethullahçıların içinde yer aldığı Avrupa Birliği Vakfı'nda DİSK Genel Başkanı olarak sizin de bulunduğunuz bir gerçek değil mi? Defalarca ve dostça uyarıldığınız halde, bu işbirlikçi örgütten ayrılmamakta ısrar etmeniz yalan mı? Yine, yüzde 85 oranında Avrupa Birliği fonlarından yani Avrupa'nın emperyalist devletlerinden beslenen Avrupa Sendikalar Konfederasyonu, ETUC'dan 'eğitim projeleri' karşılığı olarak para aldığınız gerçek değil mi? Bu paraları DİSK Genel Kurulunda 'proje karşılığı' olarak Kongre kayıtlarına geçtiğiniz yalan mı? Dahası, bu fonlardan yararlanmak için yeni projeler hazırlamadınız mı? Proje çalışmaları, DİSK'i temsilen görevlendirdiğiniz kişinin koordinatörlüğünde aralıksız olarak hala sürmüyor mu? Tüm bunlar zaten sendikal ve siyasal çevrelerde bilinen ve sizlerin de alenen benimsediğiniz olgular değil mi? Ama anlaşılan, olay 70 milyonun önüne gelince durumun vehametini gördünüz, bu uygulamaların toplum önünde savunulmayacağını anladınız.

"Sayın Süleyman Çelebi,
"Bir işçi sınıfı örgülü emperyalist devletten para alamaz. Onların karşıladığı kaynaklarla ancak onların istediği eğitimleri yaparsınız, yapıyorsunuz. Para emperyalistlerden gelirse IMF programlarının karşısına çıkamazsınız, çıkamıyorsunuz. Avrupa parasıyla Avrupa'nın sözcülüğünü yapabilirsiniz. Emekçi davasını, Türkiye'nin bağımsızlığını, Devrimci Cumhuriyeti, laikliği, demokrasiyi savunamazsınız. Bu bir kanundur.
"Avrupa parasıyla yapılan bu tür eğitimlerin bazılarında bizzat bulundum. Bu sözde eğitimlerde Türkiye düşmanlığı yapıldığına, ulus devlet yıkıcılığı aşılandığına, Atatürk karşıtlığına ve Ordu düşmanlığına tanık oldum. Buna isyan ettim, dayanamayıp salonu terk ettim. Bunlar ispatlıdır. 14, 15, 16 Nisan 1997 tarihlerinde Ankara'da TESK'e ait beş yıldızlı otelde "Uluslararası Sendikal Hak İhlalleri Ulusal İzleme Komitesi Projesi" adı altında düzenlenen seminerlerde başta Ömer Laçiner olmak üzere yerli ve yabancı hocaların konuşmaları video kasetlerinde kayıtlıdır. Bu konuşmalar karşısında benim itirazlarımı dile getiren yazılı sorularım da vardır.
"Bunlar arşivinizdedir, inceleyin. Bu eğitimlerin tamamında işçi hareketinin ulusal bağımsızlık değerlerinden uzaklaşıp Avrupa Birliği'ne bağlanması amaçlanmaktadır. Ve bu amaç da açık açık dile getirilmektedir. Bu eğitimlerden geçirilen bazı kişiler kendi ulusal değerlerine tavır alabilmektedir. Nitekim 8-16 Aralık 1997 tarihinde DİSK'in düzenlediği İstanbul'dan Ankara'ya yapılan 'Sendikal Haklar ve Özgürlükler' yürüyüşünde Türk bayrağı taşıdım diye bu bayrak elimden alınmak istendi. Vermeyince de yürüyüş kolundaki bazı kişiler tarafından arkadan tekmelendim. Bu bayrak, yürüyüşçüleri İzmit girişinde karşılayanlar arasında bulunan yaşlı bir emekçi tarafından 'her şeyiniz güzel, yolunuz açık olsun ama elinizde Türk bayrağı eksik' denerek, bizzat o zamanki DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak'a teslim edilmişti. Bu bayrak Yürüyüş Komitesi tarafından benim müdahalem üzerine yürüyüş kolunun başındaki otobüse asıldı. Fakat yine de bazı görevlilerce görülmesi engellenecek şekilde, dikiz aynasına sıkıştırıldı. Bunları birlikle yaşadık Sayın Çelebi. Hepsini biliyorsunuz.
"İşte o eğilimlerin sonuçları! "Sayın Süleyman Çelebi,
"Unutmayınız ki, DİSK'in kuruluşu sırasında Türk-İş'len ayrılma nedenlerinden biri. Amerika'dan 'eğitim' adı altında para alınmasıydı. DİSK'in kuruluş bildirisinde bu, 'hıyanet' sayılarak açıkça yazılmıştı. DİSK'in onurlu geleneğini terk ettiniz.
'"Biz kapitalizmin Avrupa Birliği'nin değil, emeğin Avrupa'sının birliğinden yanayız' diyorsunuz. Türkiye'nin önüne iki ayrı Avrupa Birliği seçeneği mi konuyor? Üyesi bulunduğunuz Avrupa Birliği Vakfı, ABD ve AB devletleri tarafından kurdurulmadı mı? Türkiye'yi parçalamayı ve kendine bağlamayı hedefleyen 'Kopenhag Kriterleri'nin savunucusu değil mi?

"Kopenhag Kriterleri 'emeğin Avrupa'sı mı? 'Kıbrıs'ta Türkiye işgalcidir', 'Kurtuluş Savaşı soykırımdır' diyen, Avrupa Birliği değil mi? Özelleştirmeyi, taşeronlaştırmayı dayatanlar, milyonlarca işçiyi kapının önüne koyanlar bunlar değil mi? Tahkimi, Tütün Yasasını, Şeker Yasasını emredenler bunlar değil mi? İşçi sınıfını ve kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorsunuz! Bundan vazgeçin!
"Sayın Süleyman Çelebi,
"Ben 22 yıl tezgah başında çalışarak işçi sınıfının ve sendikal mücadelenin hep ön saflarında yer aldım. İşçi sınıfını emperyalist devletlerin kuyruğuna takmaya kimsenin gücü yetmez. Bunu biliyorum."

DİSK Emekli-Sen MYK Üyesi Nurhayat Boyraz'ın DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebiye gönderdiği mektup işle böyle.

"Bütün Üniversiteleri ve Öğrencileri Harekete Geçirme" Örgütü

Fogg, e-postalarında bütün üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirecek" bir örgütlenme ve çalışma içinde olduğunu açıklamaktadır. Bu kışkırtıcı örgütlenmeye, Dışişleri Bakanlığı AB Genel Müdürü Selim Kuneralp'in de yardımcı olduğunu belirtmektedir. Bu konuda yukarıda "Kültürel Hedef: Türkiye Gençliğinin Milli Kimliğini Tahrip" başlıklı ikinci bölümün "Faaliyetlerden Çarpıcı Örnekler" başlığı altındaki bilgilere bakınız.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir