Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Siyasal Görevler: Kıbrıs, Ege, Diyarbakır Merkezli Beylik vb

Karen Fogg'un E-Postalları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Siyasal Görevler: Kıbrıs, Ege, Diyarbakır Merkezli Beylik vb

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:13

SİYASAL GÖREVLER: KIBRIS, EGE, DİYARBAKIR MERKEZLİ BEYLİK VB.

Karen Fogg yazışmaları, AB'nin "Türk devletinin hakkından gelmek" diye belirlediği stratejik hedefine ulaşmak için saptadığı taktik hedefleri ve görevleri de ortaya koymaktadır.

Bunların başlıcaları şunlardır:

Türk Ordusu'nun Kıbrıs'tan çıkartılması, KKTC'nin tasfiyesi, PKK'nin yasallaştırılması, irticaya ve bölücülüğe hareket yeteneği ve etki sağlayacağı beklentisiyle "insan hakları ve özgürlüklerin kabul ettirilmesi, Diyarbakır merkezli ayrı bir yönelim oluşturularak bölgenin Ankara'dan bağımsızlaştırması.
Bu taktik hedeflere ulaşmak amacıyla AB'yle çok daha uyumlu bir hükümet kurulması için. Başbakanın veya hükümetin değiştirilmesi de bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Türk Ordusu'nu Kıbrıs'tan Çıkartmaya Yönelik Faaliyet

"Kıbrıs'ı Verelim" Şebekesi

Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg, Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Türk Ordusu'nu Kıbrıs'tan çıkartmak için bir şebeke örgütlemekledir. İngilizce olarak bazen "combine", bazen "networking" sözcüklerinin kullanıldığı "şebeke" kavramı, Karen Fogg'a aittir.
Fogg'un e-posta yazışmalarından bu şebekenin iki ayağı olduğu görülüyor.

Birinci ayakta, Türkiye'deki "Kıbrıs'ı verelim" lobisi bulunuyor.
İkinci ayakla ise, Karen Fogg'un "genç aktivistler" diye adlandırdığı Kıbrıs'taki Avrupa işbirlikçisi kesim var. Şebekenin Kıbrıs ayağından başlayalım.

Kıbrıs'ta "İç Çatışma" İçin 40 Trilyonluk Tahsisat

Fogg'un, Adriaan van der Meer, Alessandro Missir, Lcopold Maurer, Michael Leigh gibi AB Komisyonu Genişleme Dairesi görevlileri ve AB Kıbrıs Rum Kesimi Temsilcisi Donato Chiarini ile birlikte yürüttüğü yıkıcı faaliyet, KKTC'de Türkiye'ye karşı tepki oluşturmayı ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı tecrit etmeyi hedefliyor. Bunun için de KKTC'deki AB yanlılarını desteklemeyi ve toplum içinde "iç çatışmaya ivme kazandırmayı" kararlaştırıyorlar. AB, bu amaçla Chiarini'nin kullanımına 30 milyon euro (yaklaşık 40 trilyon TL) tahsis ediyor.
Danimarkalı akademisyen Eva Osteergaard, KKTC'de araştırmalar yapmak için Fogg'dan yardım istiyor. Aralık 2000'dc KKTC'de bir hafta geçiren ve görüşmeler yapan Osteergaard, verimli bir çalışma yaptığını, çok malzeme topladığını ve sonucu AB'ye yararlı olması için yazacağını belirterek, Fogg'a teşekkür ediyor. Fogg da, "şebeke" (networking) ile birlikte yardımcı olduğu için duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.

Şebekenin Kıbrıs Ayağında Kimler Var

Karen Fogg-Donato Chiarini şebekesinde, kendi ifadelerine göre, üç siyasal parti ve 41 NGO ("Hükümet Dışı Kuruluş" dedikleri emperyalist devlet güdümlü örgütler) var.

Partiler şunlar:

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Yurtsever Birlik Hareketi (YBH). Eva Osteergaard, Toplumcu Kurtuluş Partisinden Kutlay Erk'in büyük yardımını gördüğünü belirtiyor.
"Sivil toplum örgütleri" içinde, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenleri Sendikası (KTOEÖS), Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlileri Sendikası (DAÜ-SEN), Gümrük Çalışanları Sendikası (GÜÇ-SEN), İletişim Çalışanları Sendikası (EL-SEN) ve YÖN-SEN, Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu DEV-İŞ ve DEV-İŞ üyesi EMEK-İŞ'in isimleri geçiyor.

KTÖS'ün Fogg ve Chiarini'nin yönlendirmesiyle 30 Ocak 2001 tarihinde Avrupa ve Yeni Düzen gazetelerinde yayımlattığı ilan, AB'ci çevrelerde büyük heyecan uyandırdı.
İlanda, "ANKARA, senin paranı da, ekonomik paketini de, görevlilerini de istemiyoruz. BİZ KIBRISLI TÜRKLER köle olmak istemiyoruz-KTÖS" deniliyor. KTOEÖS, DAÜ-SEN, GÜÇ-SEN, TEL-SEN, YÖN-SEN, DEV-İŞ ve EMEK-İŞ de bu ilanı desteklediklerini açıkladılar.

KTÖS Genel Sekreteri Varol Öztuğ, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ve "arkasındaki güç odağı" diye nitelediği Türk Barış Gücü Komutanlığı'nı hedef aldı. Denktaş ve "arkasındaki güç odağı" KKTC'de faşizm uygulamakla suçlandı. Adı geçen partilerin, sendikaların ve öteki Batı güdümlü "sivil toplum örgütlerinin" düzenledikleri ortak mitingler, Fogg ve diğer AB görevlilerinin yüreğine su serpmiş. Brendan O'Malley, 11 Aralık 2001'de KTÖS'ün yaptığı Denktaş'ı ve Türk Barış Kuvvetlerini protesto eyleminden büyük bir heyecan duyduğunu belirtti. O'Malley, eylemi överek, "Kıbrıs'ta Türk askeri varlığına karşı öncü eylemler" olarak değerlendirdi.
Fogg-Chiarini şebekesinin önemli bir ayağını da Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) ve YBH Gençlik oluşturuyor. Fogg, YBH Gençlik'e ve yayın organı Yurtsever Gençlik'e büyük önem veriyor. Gazeteci Krzysztof Bobinski'nin dikkatini Yurtsever Gençlik dergisine ve yazarlarına çekiyor.

YBH Gençlik'in, Kıbrıs Rum kesiminden EDON, NEOS, ONED ve NEDİSİ adlı örgütlerle bağlantıları var. Bu örgütlerle adanın güneyinde, kuzeyinde Türklerin ve Rumların bir arada yaşadıkları Pyla'da ortak toplantılar yapıyor. YBH Gençlik, NEOS ve EDON'un kongrelerine katılıyor.

YBH Gençlik'in, Yunanistan'da KNE, WFDY ve IUSY, Almanya'da iktidarda bulunan Sosyal Demokrat Parti'nin gençlik örgülü SPD Jusos, Avusturya'da Genç Kuşak gibi örgütlerle bağları var. YBH Gençlik; Viyana, Bielfield, Brüksel ve Budapeşte'de toplantılara katılarak. "Birleşik" Kıbrıs programını savunmuş. Örgüt temsilcileri, Avrupa Parlamentosu'na üye milletvekilleriyle de sık sık toplantılar yapmasıyla tanınıyor.
Fogg, kadın hareketine de, kendisi gibi feminist olan Sevgül Uludağ üzerinden sızmış. AB-Türkiye ilişkilerinde çıkan tıkanıklıkların nasıl aşılacağı konusunda kendisine danışmanlık yapan Şahin Alpay'dan Sevgül Uludağ'la temas kurmasını isliyor. Şahin Alpay'a, deşifre olmaması için Sevgül Uludağ'ın adını pek anmadığını hatırlatması, Uludağ'ın Fogg için ne kadar önemli bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Kıbrıs'taki Avrupa Birlikçi dergi ve gazetelerde yazıları çıkan Sevgül Uludağ, Fogg'un KKTC'dcki gözü kulağı gibi çalışıyor. KKTC'de ne olup bitiyorsa, Uludağ anında Fogg'a bildiriyor. Fogg, Uludağ'ı, "Tam bir Mr. D [Denktaş] karşıtı" sıfatıyla anlatıyor AB görevlilerine.

Fogg ve Chiarini, KKTC yurttaşlarının çeşitli etkinlikler çerçevesinde Brüksel'e gönderilmesi seferlerini de düzenliyorlar. Örneğin, Ayla Gürel adlı KKTC yurttaşı, 2001 ilkbaharında EUVP programı kapsamında bir haftalığına Brüksel'e gönderiliyor. Ayla Gürel'i, Sevgül Uludağ bulmuş.
Fogg, Gürele Adriaan van der Meer, Alessandro Missir gibi AB Genişleme Dairesi'ndcki Türkiye Masası görevlileri ve Svoboda, Lamassoure, Duff, Ozan Ceyhun, Van Orden gibi "Türkiye'yle ilişkilerde aktif" Avrupa Parlamentosu milletvekilleriyle görüşmesini söylüyor. Ayrıca, Avrupa Politika Merkezi (EPC), Akdeniz'de Eylem (AIM) gibi kurumlarla Kıbrıs'ta kadınlar arasında çalışan Simone Susskind'i öneriyor. Önerilenler arasında Türkiye'den TÜSİAD, TÜGİAD ve Arı Grubu da var.

Kaynakça
Kitap: KAREN FOGG'UN E-POSTALLARI
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SİYASAL GÖREVLER: KIBRIS, EGE, DİYARBAKIR MERKEZLİ BEYLİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:13

İstanbul'daki "Kıbrıs'ı Verelim Atölyeleri

Şahin Alpay. Mehmet Ali Birand ve Metin Münir'in de içinde yer aldığı bir grup gazeteci ve Fogg, İstanbul'da Workshop "Atölye Çalışmaları" yapıyorlar.
"Kıbrıs Seminerleri" konulu faaliyeti, İstanbul'da bulunan Alman vakıflarından Frederich-Ebert Vakfı düzenliyor. Bu çalışmaların ikincisi, 28-29 Nisan 2001 tarihlerinde İstanbul'da yapıldı.

Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarından gazetecilerle birlikte, İstanbul'da yerleşik Alman gazeteciler de katıldı. Alman Konrad Adenauer Vakfı, İstanbul Barosu Başkanı Yücel Saymanla birlikte 29 Haziran 2001'de, Mercure Otel'de Kıbrıs Sempozyumu düzenledi. Aydınlık muhabirinin sorusunu yanıtlayan Yücel Sayman, sempozyum için Alman Vakfı'ndan para alındığı bilgisini doğrulamıştı.
Fogg, bu çalışmaların katılımcı listelerinin belirlenmesini bizzat denetliyor. İller Türkmen, Ferai Tınç, Mehmet Ali Birand. Yalım Eralp, Mithat Melen, Şahin Alpay, Kıbrıslı gazeteciler Hasan Hastürer. Hasan Kahvecioğlu, Sevgül Uludağ, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Fogg'un özellikle önerdiği isimler arasında.

Kıbrıs'taki "Genç Aktivistler"

Fogg, 14 Kasım 2001 tarihinde Helen Wallace ve Dr. William Wallace'a gönderdiği e-postasında aynen şu ifadeyi kullanıyor:


"Bazı yeni yüzler istiyor musun, islemiyor musun? Benim 2 numaram gelmek için can atıyor. İster Kıbrıs'tan gençlik aktivistleri olsun, isterse Anadolu'dan taşra milliyetçileri olsun bazı 'farklı' insanları da önerebilirim... "

Karen Fogg'un "2 numarasının can allığı" toplantı 14-15 Aralık 2001 tarihinde Floransa'da düzenlenecek Kıbrıs toplantısıdır.
Görüldüğü gibi Karen Fogg. Kıbrıs konusundaki uluslararası toplantılara, "genç aktivistler" adını verdiği güdümlü entelleri taşımaktadır.

Fogg'un KKTCyi Cemaat Düzeyine indiren "Uygarlıklar Forumu" Tezgahı

Fogg, Avrupa emperyalizminin Kıbrıs politikasına en büyük hizmetini, İstanbul'da yapılan "Uygarlıklar Forumu"yla verdi.

Bu forumun Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, bizzat Karen Fogg tarafından düzenlendiğini, 8 Ocak 2002 tarihinde Adriaan van der Meer'e gönderilen e-postadan öğreniyoruz:

"Bu forumun siyaset ve içerik bakımından Briet ve Cellule de Prospcctive'in, muhtemel finansman bakımından da Patrick Lambert ve Meda'nın bağlı olduğu DG Rolex'in ellerine güvenle bırakılmasını size ve AB Genişleme Genel Müdürlüğü'ne (DG Enlarg) önerebilir miyim?"

Ayrıca amacın uygarlıklar konulu bir tartışma olmadığı şöyle itiraf edilmektedir:

"Orada bulunmamız ve cesurca bir çehre takınmamız gerekir, fakat uygarlık konularını Körfez şeyhleri ile tartışmakta hiç kimse herhangi bir yarar görmüyor."
Görüldüğü gibi Karen Fogg, Arap ülkelerini aşağılamakta ve bu toplantıda İslam ülkeleriyle buluşma amacının bulunmadığını açıkça söylemektedir.
Peki amaçları nedir?
Bu sorunun cevabını, AB'nin toplantıdan elde ettiklerinde görebiliyoruz. İsmail Cem'in Dışişleri Bakanlığı, Karen Fogg'un yönlendirmesiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeli'ni toplantıya devlet olarak çağırmamıştır. KKTC, toplantıya ancak cemaatler konumunda katılabilmiştir. Böylece İsmail Cem, Türk devletinin dış politikasının temci tavırlarından birini terk etmiş. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni arkadan hançerlemiştir.

Fogg'un Kıyat'a Verdiği Parlak Sicil

Karen Fogg'un "Kıbrıs'ı verelim" şebekesinin önemli isimlerinden biri emekli Koramiral Atilla Kıyat.

Fogg. 14 Kasım 2001 günü Dr. W. Wallace ve Helen Wallace'a yolladığı e-postada, Kıyat'ın Floransa'daki Kıbrıs toplantısına davet edilmesini istedikten sonra emekli amirale şöyle sicil veriyor:

"Emekli Amiral Kıyat, TESEV Başkanı Can Paker ile birlikte 9 Kasım'da saat 21.15'tc Kıbrıs konulu 80 dakikalık bir programa çıktı. Etkisi harika oldu. Program iki defa daha yayımlandı. Mesaj çok cesurcaydı. Bu sorundan bıktık artık (iş ortağı öldürüldüğü için artık polemiklerden çekilmiş olan, TESEV kurucusu dostum İshak Alaton'un sözleri...)"

Karen Fogg'un söz ettiği program, Atilla Kıyat'ın ALARKO Holding patronu İshak Alaton'la NTV'dc birlikle çıktıkları "Ne Yapmalı" programı. Kıyat, Çevik Bir Cuntasından ve Amerikan Yahudi sermayesinin ortak olduğu NTV'nin kadrolu danışmanı. Kıyat, İshak Alaton'la birlikte 2 Temmuz 2001 günü NTV kanalında ayaklanma çağrıları yapmıştı.
Fogg, emekli Anıiral'e bu çıkışlarından sonra aferin sicili vermekle yetinmedi. Yunanistan'daki şebekeyi harekete geçirerek bir de ödül sağladı. 10 Şubat 2002 günlü Radikal gazetesi, Yunanistan jürisinin olağanüstü toplanarak Abdi İpekçi Ödülü'nü Emekli Koramiral Atilla Kıyat'a verdiğini yazdı. Kıyat. ödülü Radikal gazetesinde 19 Kasım 2001 günü yayımlanan söyleşide sergilediği "Kıbrıs konusundaki cesur tutumu" nedeniyle alıyor. Alina'daki kurul, Kıyat'ın görüşlerini, Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesi için "fevkalade olumlu" diye parlak sözlerle övüyor.

Kıyal NTV'deki konuşmasında şunları söylemişti:

"Dünyadaki değişime uyum sağlayarak, karşılıklı bir şeyler vererek Kıbrıs'ta ortak çıkarlarda bulunulabilir. Kıbrıs'ta soykırım yaşanacağını düşünüyorsanız yazıklar olsun. Soykırım olmayacağının garantisi AB'dir. Stratejik önemi olan her kara parçasının mutlaka Türkiye'nin elinde olmasını bugün düşünemezsiniz. Türkiye, Kıbrıs için AB'den vazgeçmemeli."

Bu açıklamayı şöyle okumak da mümkün:

Türkiye, AB için Kıbrıs'tan vazgeçmeli!

Atilla Kıyat, Ordu içinde Amerikancı bir darbe girişiminde bulunan Çevik Bir Cuntası'nın baş aktörlerindendir ve halen Cumhuriyet gazetesinin Danışma Kurulu üyesidir. Aynı cunta bugün Fogg'un "uyuyan güzelleri"nin merkezinde yer alıyor. Karen Fogg'un Şahin Alpay'a yazdığı 24 Ocak 2002 tarihli e-postada, "Yeni bir parti başlatılması" planlarından söz ediliyor. Kurulacak AB'ci partinin girişimcileri arasında Çevik Bir'in, Atilla Kıyat'ın ve Yekta Güngör Özdenin bulunduğu basına yansıdı. Kıyat, en son Radikal gazetesi aracılığıyla Silahlı Kuvvetler mensuplarına karşı yürütülen ABD ve AB güdümlü psikolojik savaş kampanyasında da rol aldı. Fogg'un aynı e-postasında "Uyuyan güzellerin kışkırtılması" faaliyetine de değinilmektedir. Bu kışkırtma işinde Atilla Kıyat ve İshak Alaton'un görev üstlendikleri açığa çıkmış bulunmaktadır.
Aydınlık, Kıyat'ın Çevik Bir ile birlikte, 21 Aralık 1998'dc Amerikancı bir darbe girişiminde bulunduğunu kapaklan yazmıştı.3 Çevik Bir Cuntası'nın faaliyetlerini daha önce basın toplantılarında ve TV konuşmalarında defalarca açıkladık. Ancak bütün bu açıklamalar suskunlukla örtülmek istendi. Kıyat, basına kumanda eden merkez, yani MİT içindeki CIA işbirlikçisi kesim tarafından korundu. Karen Fogg'un Atilla Kıyat hakkındaki yazışmaları da sansüre uğradı. Karen Fogg'un Atilla Kıyat ile ilişkisini 10 Şubat 2002 günlü basın toplantısından başlayarak kamuoyuna açıklamış ve Fogg'un e-posta örneğini basına dağıtmıştık. Ancak ne hikmetse, Atilla Kıyat'ın adı Fogg'la bağlantılı olarak bir kez bile yazılmadı. Basının her zaman en kritik gerçeklerin üstünü örttüğünü biliyoruz.

Karen Fogg'un PKK'yi Kurtarma ve Yasallaştırma Faaliyeti

Batağa Saplanan PKK'yi Kurtarmak İçin "Öteki Yeniden Bütünleştirme" Planı

Karen Fogg, 13 Eylül 2001 günü Alessandro Missir'e gönderdiği e-postada şöyle diyor:


"Stratejide en belirgin eksik herhangi bir 'uzlaşma' kavramı. Pişmanlık yasası bu bakımdan çok daha cömert bir amaca hizmet edebilirdi (Luigi'nin metni Pişmanlık Yasası hakkında hiçbir şey içermiyor; bunun ayrıntıları sende zaten var ve araya sokabilirsin). Bölgeden dostlar diyor ki, 'onların çocukları' hala sınırın öte tarafında, bir çıkmaza saplanmış halde. Genel olarak T mil [Turkish military'den kısaltılmış olsa gerek. Türkiye askeriyesi kastediliyor] muhtemelen öteki yeniden bütünleştirmeden [entegrasyon] çok kökünü kazımayı hedefliyor."

Bu mektuptan şu saptamalar yapılabiliyor:

1. PKK, Karen Fogg'un dostlarının "çocukları"dır.
2. Karen Fogg ve AB, PKK'yi saplandığı çıkmazdan kurtarma çabası içindedir.
3. Bu amaçla Avrupa Birliği'nin PKK'yi yasaIIaştıracak ve sistemin içine yerleştirecek bir "öteki yeniden bütünleştirme" planı vardır.
4. Türk Ordusu, AB'nin PKK'yi yasallaştırma planına karşıdır.

Batının PKK'yi yasal hale getirme çabasının amacı, Irak'a müdahaleye direnen Türkiye'nin bütünlüğüne karşı dinamitin fitilini elinde tutmak. PKK'nin yasallaştırılması süreci, Aydınlık'ın saptadığına göre, doğrudan CIA Merkezi Langley'den yönetiliyor. PKK'nin isim değiştirmesi de CIA'nın kararlarıyla işleme kondu. Bu ilişkiyi ortaya koyan önemli bir belge basında yer almıştı.

PKK'nin Avrupa Temsilcisi Rıza Altun'un Kuzey Irak'taki Osman Öcalan'a yolladığı rapor, bağlantıları bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu:

"İstediğiniz ülkelerin yetkilileri ile görüştüm. PKK'nin içinde bulunduğu sıkıntıları aşabilmesi ve kendilerinin PKK'ye karşı daha rahat bir politika izleyebilmesi için alınması gereken kararlan söylediler. Aşağıda belirteceğim kararların mutlaka kongrede kabul ve ilan edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde ciddi bir sıkıntının doğabileceğini söylüyorlar."

Batı'nın PKK Başkanlık Konseyi'ne direktifleri şöyle sıralanıyor:

"1. PKK'nin yeni ismi, kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde olmalı.
"2. PKK'nin silahlı güçlerinin adı 'Milli Savunma Gücü' olarak kabul edilmeli.
"3. Kürtçe eğitim ve kimliklerde 'Kürttür' ifadesinin bulunması taleplerinden asla taviz verilmemeli.
"4. Kongre kararlarında 'Kürdistan' kelimesi kullanılmamalı, bu konuda Irak'ta yaşanacak gelişmeler beklenmeli.
"5. PKK'nin silah bırakmaya hazır olduğu, ancak, Abdullah Öcalan hariç tüm PKK'lilere genel af ilan edilmesi gerektiği belirtilmeli."
PKK'nin Sekizinci Kongresi 13 Şubat 2002 günü Irak-İran sınırındaki Dildağı'nda toplandı ve ABD'nin dikte ettirdiği kararları aldı.

Bu kararlar, Osman Öcalan, Murat Karayılan, Duran Kalkan. Mustafa Karasu ve Nizamcttin Taş'ın imzaladığı bir metinde şöyle özetlendi:

"PKK ismini değiştirerek, böylece, Türkiye'ye karşı iyi niyetini ortaya koymuştur. Silahlı unsurları tasfiye etmeye hazırı/, ancak Türkiye'nin tüm PKK'lilere genel af çıkarması birinci koşuldur. Aksi takdirde silahlı unsurlar varlığını güçlendirerek devam edecektir ve bu meşru müdafaadır. PKK, Avrupa ve Türkiye'de yeniden yapılanacak, birçok biriminin faaliyetine son verip, hiçbir yasadışı faaliyet göstermeyecektir. Bu ortamda kimse; değil silahlı mücadeleyi, taş atmayı bile aklından geçirmemelidir. Mücadele tamamen demokratik alanda olacaktır ve Türkiye'yi bölmek amaçlanmamakladır. Ortadoğu'da 'Demokratik Ortadoğu Birliği' anlayışıyla hareket edilecek, tüm ülkelerdeki Kürtlerin bu birlik altında toplanmasına çalışılacaktır."
CIA'nın doğrudan kumanda ettiği The Washington Times gazetesi 20 Şubat günlü nüshasında PKK'nin talimatlara uyduğunu uluslararası kamuoyuna duyurdu. Moon tarikatının sahibi olduğu Washington Times, PKK kongre kararlarına yer verdiği haberiyle birlikte, ilk kez Türkiye'nin Güneydoğusu'nu "Kürdistan" olarak gösteren bir harita yayımladı.

Diyarbakır çıkışlı, "PKK yeni isimle imaj değişikliği arayışında" başlıklı haberde şu satırlara yer verildi:

"Yeni isim her şeyi anlatıyor. İnsafsız gerilla saldırıları ile dolu bir tarihe sahip olan bir Kürt asi grubu kanlı imajını silmek ve siyasal bir güç haline gelmek istiyor. İsimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan Kürt kaynaklar, PKK'nin, Demokratik Cumhuriyet Partisi olacağını söylediler."

Bu planın Türkiye hükümetindeki ayağını ANAP oluşturuyor. "Batağa saplanan" PKK'nin imdadına Mesut Yılmazlar yetişiyor. PKK'nin yasal parti olarak seçimlere katılması görüşünü piyasaya sürme görevi ANAP'lı bir devlet bakanına verildi. Türkiye içinden vurulmaktadır. Mehmet Keçecileri böyle bir açıklamaya yönelten, Mesut Yılmaz-Şenkal Atasagun ikilisi oldu. 2000 yılının Kasım ayında MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, PKK'yi yasallaştırma ve Kürtçe eğitimin yolunu açan "büyük" çıkışını yaptı. Bir ay kadar önce yine Atasagun, Hürriyet gazetesine PKK'yi yasallaştırmaya ilişkin bir MİT raporu sızdırdı. Böylece kamuoyu hazırlandı. Son olarak da bir hükümet üyesinin ağzından PKK'nin yasallaşması gündeme getirildi.
Ortalık durulduktan sonra Mesut Yılmaz'ın kendisi, Keçeciler ile bu konuda aynı görüşü paylaştığını açıkladı.

Siyasal düzlemde Kürtlerin ayrı parti kurmasının tek bir mantığı vardır:

Ayrı devlet kurmak. Ayrı partileşme, ayrı devlet kurmanın ilk adımıdır. Mesut Yılmaz'lar, PKK'nin yasallaşmasını savunarak, ayrı Kürt devletinin yolunu açmaktadırlar. Kendilerine Batılı emperyalistlerin verdiği görev budur.
ABD ve AB'nin PKK'yi kurtarma planının, yasallaşmadan daha kapsamlı bir içeriği var. PKK'liler için af çıkarılması ve Öcalan ile PKK liderlerinin idam edilmesini önlemek için idam cezasının kaldırılması. Kürt halkının PKK denetiminde tutulması için Kürtçe televizyon ve Kürtçe eğitim dayatması da aynı paketin diğer unsurları.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SİYASAL GÖREVLER: KIBRIS, EGE, DİYARBAKIR MERKEZLİ BEYLİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:14

Karen Fogg'un, PKK yöneticilerinden Şemdin Sakık'ın Pişmanlık Yasası'ndan yararlanma dilekçesinin reddedilmesinden sonra yaptığı değerlendirmeden, PKK'ye af konusunda özel çaba harcadığı anlaşılıyor.

Fogg, 23 Mart 2001 'de Luigi Narbonce'ye şunları söylüyor:

"Sakık'ın hariç tutulması o kadar şaşırtıcı değil, ama bu bana, önümüzdeki birkaç hafta içinde araştıracağın konular listesine af konusunu da koymanı rica etmemi hatırlatıyor. ... PKK için affın nasıl işlediğini, kaç kişinin başvurduğunu, kaç kişinin kabul ettiğini, pratikteki sonuç (çevrilen ölüm cezaları, indirilen hapis yılları...), kimin karar verdiği, herhangi bir itiraz başvurusu olup olmadığı... Bunun [allın] bir uzlaşma aracı olması gerekir. Az kullanılıyormuş gibi görünüyor ve sadece PKK'de 'ihbarcı' elde etmenin bir aracı olarak kullanılmış olabilir. Hem Şerif Ünal'a hcırı de çeşitli NGO/avukat gruplarına yaklaşmaya ihtiyaç duyabilirsin... Uzlaşmanın gerçek bir hedef olması için yasanın en iyi nasıl genişletileceği/uyarlanacağı konusunda, eğer varsa görüşler alman da yararlı olabilir... "

Fogg, PKK'ye af konusunun kendileri açısından stratejik önemine 13 Eylül 2001 günlü e-postasında da değiniyor:

"Stratejide en belirgin eksik herhangi bir 'uzlaşma' kavramı. Pişmanlık yasası bu bakımdan çok daha cömert bir amaca hizmet edebilirdi."

Fogg'un PKK'yi kurtarma planı, açık ifadelerle Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef almaktadır:

"Bazı güvenlik/kriminal çevreler kuşkusuz belirli PKK çevrelerinin 'savaşmaya' devam etmesinden büyük sevinç duyuyor olmalı."

PKK'nin Kürtçe Gazetesine Para Vaadi

Fogg'un PKK'ye ilgisi "sınırın öte tarafında çıkmaza saplanan çocukları" kurtarmakla sınırlı değil. Fogg'un başında bulunduğu Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği Siyasi Komisyonu görevlisi, Kürtçe günlük gazeteye mali kaynak vaadinde bulunmuştur.

Görevli Sema Kılıçer, 21 Haziran 2001 günü Fogg'a gönderdiği e-postada bu vaadini şöyle anlatıyor:

"Dün Kürt taraftarı bir gazete (Ülkede Yeni Gündem: Türkçe yayımlandı ve Olağanüstü Hal Bölgesi illerinde yasaklandı: birçok davayla karşılaştı; ve nihayet birkaç ay önce mali darboğaz nedeniyle kapandı) için çalışmış, bir grubu temsilen bir gazeteci benimle temas etti. Şimdi Kürtçe bir günlük gazete yayımlamak istiyor ve mali kaynak arıyorlar. Yararlanabilecekleri AB kaynakları olup olmadığını bilmek istiyorlar. Bu kişiye EC'nin (Avrupa Komisyonu'nun] şimdiye kadar (bir süre Brüksel'de yayımlanan Anadolu dergisinden başka) sadece bir yayını finanse etmediğini söyledim. Fakat kültürel hakları geliştirme çizgisine uygun olarak düşünülürse, gelecek yıl İnsan Hakları Demokrasi bütçesini mümkün gördüğümü ve bu projenin sonuçlarından biri olarak bir Kürtçe günlük gazete üzerine çalışmaya başlayabileceklerini söyledim."

Aydınlık, Karen Fogg'a bu mesajı gönderen Sema Kılıçer'lc görüştü. Kılıçcr'e Kürtçe günlük gazete için istenen paranın verilip verilmediğini sordu.

Kılıçer, Aydınlık'a şunları söyledi:

"Avrupa Birliği'nden dünyadaki birçok sivil toplum kuruluşu için bütçe ayrılır. Bunun için çeşitli başvurular olur. Başvururlar, 'para var mı' diye sorarlar. Herkes sorar bize. O mesajda bilgilendirme vardı. Teknik bir mesajdı. Biz günlük bir gazeteyi desteklemiyoruz. Ama proje yaparlarsa -kültür, insan hakları, demokrasi alanında- bunu danışacağımı söyledim. Ne zaman Brüksel'den çağrı yapılırsa o zaman başvurabilirler. Bize yapılan başvurular Brüksel'de karara bağlanır. Yani Brüksel karar verir.
"Ben Türkiye'den geçen yıl 44 başvuru olduğunu biliyorum. Bunlardan ikisi Brüksel tarafından seçildi. Ancak size kiminle görüştüğümü söyleyemem. Zaten konu Türkiye için çok kritik. Onun için söyleyemem."

"PKK'ye Hayır Demek Siyasi Açıdan Çok Zor"

PKK çizgisinde Kürtçe günlük gazete projesi hayata geçirilemedi. Ancak aynı çevre, Yedinci Gündem adında haftalık bir dergi çıkardı. Batı'nın Türkiye'yi sıkıştırmasından güç alan dergi, geçen Kasım'da Karen Fogg ile röportaj talebinde bulunduğunda, yakın ilgi görüyor.

23 Kasım 2001'de AB Türkiye Temsilciliği Siyasi Komisyonu görevlisi Sema Kılıçer'in Fogg'a ilettiği notta, Yedinci Gündem'in PKK ile bağlantısı vurgulanıyor, yakınlık gösterildiği açıkça sergileniyor:

"Size bir Kürt yanlısı haftalık bir gazete olan Yedinci Gündem'in röportaj talebini kısaca iletmiştim. Bu gazete Olağanüstü Hal Bölgesi'nde daha önce yasaklanmış olan diğer Kürt yanlısı gazetelerin türevi niteliğindedir. Daha önceki gazetelerin, Almanya'da yayımlanan Özgür Politika adlı gazete ile bağlantılı olduğu görüldü. Bu yayın şu an yasal olmasına ve zararlı öğeler içermemesine rağmen, bu konuyla ilgili son kararı size bırakıyorum. İlke olarak siz bunun mümkün olabileceğini söylemiştiniz. Bizi aradıkları süre içinde gazeteye net bir yanıt vermedim, fakat talebin olumlu yönde yanıtlanacağını düşünüyorlar. Siyasi açıdan hayır demek de çok zor."

Uluslararası Kıbrıs Toplantısına "Kürt Milliyetçileri"

Karen Fogg, uluslararası forumlara görevi gereği Batı güdümlü güçleri taşımaktadır. "Anadolu'daki taşra milliyetçileri" diye kodladı-ğı PKK bağlantılı "Kürt milliyetçileri" burada özel bir yer tutuyor.

Fogg'dan 14 Kasım 2001 tarihinde Helen Wallace ve Dr. William Wallace'a gönderilen e-postada 14-15 Aralık 2001 günleri Floransa'da gerçekleşecek Kıbrıs toplantısı için şu öneriler yapılmaktadır:

"İster Kıbrıs'tan gençlik aktivistleri olsun, isterse Anadolu'dan taşra milliyetçileri olsun bazı 'farklı' insanları da önerebilirim."
Burada "farklı" sözcüğünün tırnak içinde olması ayrıca anlamlı. "Fark", Avrupa Birliği'nin denetiminde olmaktır.
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ı Avrupa'ya teslim etme kampanyasına ittiği "Kıbrıs'tan genç aktivistler" ile PKK bağlantılı Kürt milliyetçileri ayını merkezden yönetilmektedir.

"Mersin'den Tanıdık Çotuklara" Para

Karen Fogg'un AB Temsilciliği, Türkiye'de PKK'yi koruma örgütü gibi çalışmaktadır. Fogg, 18 Ağuslos 2001'de müsteşarı Luigi Narbone'den. Mersin'de PKK'ye yakın çevrelerin örgütlediği Göç Edenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin AB'den para talebine olumlu yanıt verilmesini isliyor. Fogg. talimatında. PKK çizgisindeki gençleri "Mersin'den tanıdık çocuklar" diye kodluyor.

Fogg'un yazısı şöyle:

"Lütfen ele alın; bence bunlar 'sempatik' olan, Mersin'den tanıdık çocuklar; fakat proje dosyalarının yazımında ipucu gerek... fakat Kürtçe problemleriyle ilgili temaslar nedeniyle dışlandıklarını düşünüyorlar. Bu sonuç hakkında daha fazla bilgi?"

Fogg, devamla, "tanıdık çocuklara Ağustos'un ortalarında bir web sitesi vaat edildiğini de belirtiyor. Uygun müracaat etmediği için "gençleri" hor gören Fogg, "onlara önerecek başka bir şey olduğunu düşünmüyorum" diyerek "bir NGO seyahat bursu" verilmesini isliyor.
Fogg'un talimatında, bu gençlerle ilişkilerin, görünenden daha boyutlu olduğu da su yüzüne çıkıyor.

Fogg'un şu sözlerinden başka hesapları olduğu anlaşılıyor:

"... fakat fazla beklentiler vermek için çok erken... bu oldukça siyasallaştırılmış bir konu."

AB Parasıyla Yapılan Diyarbakır Kültür Sanat Festivali

Karen Fogg'un Kürt milliyetçiliğini yönlendirmek için para dağıtma aracını yaygın olarak kullandığı dikkat çekiyor. HADEP'li Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nın düzenliyor gözüktüğü Kültür ve Sanal Festivalinin parasal kaynağı Avrupa Birliği emperyalizmi.

17 Eylül 2001 tarihinde Selda Paydak'lan Luigi Narbone'ye yollanan e-postada, Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali'nin AB parasıyla yapıldığı açıkça belirtilmektedir:

"Mr. Bceckmans ödemenin bir hafta içinde yapılacağını söyledi."

Daha önemlisi, Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali Türkiye Cumhuriyeti makamlarına rağmen yapılmıştır. Fogg, 13 Eylül 2001 'de Alessandro Missir'e şöyle yazıyor:

"D [Diyarbakır]'deki festivalin (başlangıçtaki kimi bürokratik engellerden sonra) büyük bir başarı olduğu olgusuna dikkat çekebiliriz."
1 Eylül 2001 günü Fogg'un katıldığı Festival'in Fogg'un e-postalarındaki hikayesi budur. Türkiye'de, Türkiye'ye rağmen, AB desteği ve parasıyla festival!
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir