Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kültürel Hedef: Türkiye Gençliğinin Milli Kimliğini Tahrip

Karen Fogg'un E-Postalları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Kültürel Hedef: Türkiye Gençliğinin Milli Kimliğini Tahrip

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:12

KÜLTÜREL HEDEF: TÜRKİYE GENÇLİĞİNİN MİLLİ KİMLİĞİNİ TAHRİP

Gençliğe Yeni Kimlik ve Sadakat
Milli Kimliğe ve Cumhuriyet'e Bağlılığa Dinamit

Ulusal devleti nasıl yıkacaksın? En başla gençliğin milletiyle olan kültürel bağlarını kopararak, sonra vatanına ve Cumhuriyetine olan sadakatini dinamitleyerek!
Avrupa Birliği Kapısı'nda tüketilen zamanın, Türkiye için bir milletsizleştirme ve vatansızlaştırma süreci olduğunu, AB yetkilileri açık açık söylemektedirler.

Karen Fogg'un 24 Haziran 1999 tarihinde TÜSEV tarafından düzenlenen "Sivil Toplumun Avrupa'ya Entegrasyonda Rolü" konulu toplantıda yaptığı konuşması çok öğreticidir:

"Avrupa Birliği Konseyi en çok genç değişimine, uluslararası üniversite birlikteliğine, müşterek mesleki tahsil programlarına (SOKRATES ve LEONARDO gibi) para sarf etti. Bu programlar şimdi Türkiye ile birlikte diğer aday ülkelerin üyeliğine, onları bu Avrupa sivil toplum ağına almak için açıldı. Böyle bir birliktelik aracılığıyla Avrupa vatandaşları, kendi milli kafa yapıları ötesinde yeni kimlikler ve sadakatler benimseyecek ve Avrupalı gibi düşünmeyi ve anlamayı öğrenecekler."
Türkiye gençliğinin milli kimliğini ve Cumhuriyet'e sadakatini tahrip etmek için örgüt de hazır. Avrupa Birliği'nin bizzat yönlendirdiği ve parayla beslediği bu örgütün adı AEGEE.

Görev, Avrupa Gençliği Yaratmak

AEGEE. kendisini Avrupa devletinin amaçlarıyla bağlı görüyor:


"Barış yolunda bütün engelleri, düşmanlıkları, sonradan yaratılmış bölünmeleri ve zorla imal edildiği varsayılan farklılıkları aşmış bir Avrupa oluşturmak."
"Sonradan yaratılmış bölünme ve zorla varsayılan farklılıkları" temsil eden ulus, elbette aşılması gereken stratejik engel. Bu engelin örgütlenme biçimi ise, "ulusal devlet" oluyor.

Birleşik Avrupa'nın oluşturulması için, AEGEE'ye yüklenen misyon, gençlikle ilgili:

"Avrupa'nın farkında olan, değişik kültür ve düşüncede Avrupa vatandaşları yaratmak, Avrupa düşüncesini Avrupa gençliği içinde öğrenciler dünyası yoluyla desteklemek."

Genç Manşetlerimiz Ankara'yı Hiç Sevmiyorlarmış

İÜ Edebiyat Fakültesinde yapılan bir sunuşta AEGEE yetkilisi "Ankara'yı hiç sevmem" diyor. AEGEE'nin yazışmaları "Avrupalı selamlarımla" ifadesiyle bitiyor. Bütün metinlerinde "Biz Avrupalı gençler olarak", "Avrupalı görüşümüz", "Avrupa kimliğini yaymak" ibarelerine rastlanıyor.
AEGEE, AB Konvansiyonu çalışmalarında görev alan tek öğrenci kuruluşu. Bu çalışmalar, kendilerinin belirttiğine göre, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in öncülüğünde yürüyor.

Türk Gençliğine Aşılanacak Ortak Avrupa Kültürü: Hıristiyanlık

Türkiye'de uygulanacak eğilim programlarının başlıca amacı, kendi ifadeleriyle "Avrupa kültür ve uygarlığının anlaşılması ve tanımlanması için çalışmak ve öğrenci hareketliliği ile birlikte Avrupa anlayışını gençler arasında yaygınlaştırmak".

AB şeflerinden, Almanya Eski Başbakanı Schmidt, Avrupa'nın Kendini İspatlaması 21. Yüzyıl İçin Perspektifler adlı kitabında. AB'nin benimsediği Avrupa kültürünü şöyle tanımlıyor:

"Binicice yıllık bir süreç içinde benimsediğimiz ortak kültürümüz, Yunan, Roma ve Hıristiyanlık unsurlarından oluşuyor. Türkiye'nin Avrupa kültür çevresi dışında kaldığına hiçbir kuşku yok."

Peki AB şefleri meseleye böyle bakarken, Türkiye'de "Avrupa anlayışını gençler arasında yaygınlaştırmak" ne anlama geliyor? Milli kimliğini yitirmiş, AB emperyalizmine kölece bağlı, Batı hayranı bir gençlik yetiştirmek. AEGEE yönetici ve üyelerine de bu hizmetleri karşılığında yuppi olma fırsatı veriliyor.

Bölgesel ve Etnik Kimlik Kışkırtıcılığı

AEGEE, dağıttığı bildirilerde, bölgesel ve etnik kimlik kışkırtıcılığı yapmaktadır. Bu çaba, "bölgesel özelliklere ve kültürel farklılıklara saygı göstermek" ve bu kimliklerin "Avrupa üst kimliğiyle bir sentezini oluşturmak" diye açıklanıyor. Bu amaçla Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa ziyaretleri yapılıyor. Güneydoğu Anadolu bölgesinde "toplumsal cinsiyet ve sosyo-kültürel kalkınma" bağlamında "eğitici kültürel çalışmalar" yürütülüyor. Ağırlıklı hedef, "Avrupalı üst kimliğine" bağlı ve Türkiye'den koparılmış bir Kürt gençliği yaratmak.
Bu faaliyetlerde bağlantıya geçilen kuruluşlar arasında GAP İdaresi, Diyarbakır, Mardin, Urfa Valilikleri, Diyarbakır, Mardin Belediyeleri, Dicle, Harran ve İstanbul Teknik Üniversiteleri yer alıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin birçok kurumu etnik kimlik kışkırtıcılığının hizmetindedir!

Örgütlenme: "Ulusallıktan Bütünüyle Sıyrılmış"

AEGEE'nin örgütlenme biçimi, Avrupa gençliği yaratma göreviyle uyumlu.
Örgütlenme yapılarının "ulusallıktan tamamen sıyrılmış" olduğunu belirtiyorlar. Ulusallık bertaraf edileceği için, ülkeler temelinde değil şehirler temelinde örgütleniyorlar. Türkiye AEGEE yok, çünkü Türkiye'nin tasfiyesi öngörülüyor. Ankara AEGEE ya da İstanbul AEGEE diye birimler kuruluyor. Bu birimlerin her biri, AEGEE-Europe'a karşı sorumlu oluyor. Böylece İstanbul ve Ankara vb birimler, Türkiye geneli devre dışı bırakılarak, doğrudan Avrupa'ya bağlanıyor. Bunun denetimi de Avrupa Hükümetince (Komisyonu) yapılıyor.
Buradan da görülüyor ki, AB süreci, Türkiye'yi tasfiye edip; metropolleri tek tek AB kapısına bağlama sürecidir.

Milli Kimliği Dinamitleme Parası: AB'den 200 Milyar

AB'nin Cömertliği


Karen Fogg, yukarıda belirtilen konuşmasında AB'nin "yeni kimlik ve yeni sadakat" yaratma işini çok önemsediğini ve çok para harcadığını da anlatıyor. Ela Yazıcı ve Figen Tunçkanat'ın hazırlayıp 15 Mart 2001 tarihinde Karen Fogg'a sundukları raporda, AEGEE'nin AB'den 150 bin euro aldığı belirtiliyor. Mart ortasında İzmir'de yapılan bir toplantıda da AEGEE yetkilisi, AB'den AEGEE'ye 7 milyon euro ayrıldığını ve bunun 150 bin eurosunun Türkiye Temsilciliği'ne verildiği yazılı. Bugünkü rayiçle 200 milyar lirayı geçen bu para AEGEE-Ankara üzerinden diğer birimlere dağıtılıyor.

Milli Kimlik Tahribini Kültür Bakanlığı ila Parayla Destekliyor

Yalnız AB fonları değil, Türkiye Cumhuriyeti kaynakları da milli kimliği ortadan kaldırma faaliyetinin hizmetindedir. AEGEE yerci kurumları, "Yaz Üniversitesi" adı altında yurtdışından öğrencilerin de katıldığı, bölge kültürlerini tanıtan faaliyetler düzenliyor. Örneğin, 13 Ağustos 2001 'de AEGEE-Adana'ya bağlı "Uluslararası Üniversite Gençliği Kolu", "Adana Kültürü" konulu "yaz üniversitesi" düzenliyor. Kültür Bakanlığı'nın AEGEE'nin bu faaliyetine verdiği destek, Bakan İstemihan Talay düzeyinde gerçekleşmiş. Kültür Bakanı ile yüz yüze görüşen AEGEE-Adana, yaz üniversitesi faaliyeti için Bakanlık'tan 1 milyar 130 milyon TL destek almış.

Faaliyetlerden Çarpıcı Örnekler

Karen Fogg, Dışişleri Bakanlığı Görevlileri ve AEGEE ile Bütün Üniversitelerde Gençlik Hareketi Örgütlüyor Başlığı yanlış okumadınız. İtiraf Karen Fogg'tan:


"Şunu bilmelisin ki, Dijan (AEGEE'de) Türkiye çapında üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirebilecek kadar güçlü. Ve Kuneralp hala Dışişleri Bakanlığı çevresinde olduğu sürece, Avrupa Sokrates Leonardo gençliği için bir ulusal ajans kurmak zorunda. Ve AEGEE kendini EAC Genel Müdürlüğündeki herkesten ulusal ajansların işlevselliği konusunda daha iyi zannediyor. (... ) Sonra bilgi edindi ve son iki yıl içinde oylarını kazandı. Dışişleri Bakanlığı şimdi uyumaya başladı. Kuneralp Ajans'ta dayatılan kanunların patlamak üzere olduğunu söyledi."

Fogg'un AB bürokratlarından Alain Servantie'ye, 30 Ocak 2001 günü yazdığı e-posta aynen okuduğunuz gibi. Bu postada şaşkınlık içinde şu olguları saptıyoruz:

AB devletinin Ankara Temsilciliği'nin görevleri arasında, "Türkiye çapında üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirmek" de bulunuyor.

Üniversiteleri harekele geçirmek için kurulan kumpasın içinde, "hükümet dışı örgüt" diye anılan AB güdümlü kuruluşlar yanında. Dışişleri Bakanlığının en üst düzey görevlileri (yine Ali Kemal'in torunu Selim Kuneralp) de var. Karen Fogg. Türkiye Dışişleri Bakanlığının eski AB Genel Müdürü Selim Kuneralp'i kendi memuru olarak görüyor, hatta kendisinin vereceği talimatlara uymak "zorunda" olacağını bile belirtiyor.

"Rum Soykırımı" Tartışmalarını Türkiye'de Başlatmak

AEGEE-İzmir de 17 Nisan'da Kurtuluş Savaşı döneminde "Zorunlu Rum Mübadelesi" konulu bir panel düzenledi. Bu panelin amacı, ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Kanun Tasarısında ve AB kurumlarında kabul edildiği üzere, "Rum soykırımı" tartışmalarını Türkiye'de de başlatmaktı. Türkiye gençliği, bu paneller sayesinde Milli Mücadele'de savaşan dedelerinin ve ninelerinin "Rumları kitleler halinde kestiğini ve soykırım yaptığını" öğrenecekti. Avrupalı böyle olunuyordu! Ne var ki, panelin bu amacının daha önce Aydınlıkta açığa çıkarılması ve İşçi Partisi Öncü Gençlik'in örgütlü müdahalesi üzerine girişim suya düştü.
AEGEE-İzmir örgülü, "Zorunlu Rum Mübadelesi" paneli için Yunan Konsolosluğundan "çok yardım aldıklarını" söylüyor. "Türk-Yunan ilişkilerini geliştirmek için" hazırladıkları proje kapsamında böyle bir faaliyet kararı almışlar. Türk-Yunan dostluğu için, Kurtuluş Savaşı'nda "Rum soykırımı" yapıldığının kabulü gerekiyor. Bu da bir Avrupa standartı!

İstanbul AEGEE'nin Hamisi "Ökümenik" Patrik Bartholomeos

AEGEE, bu doğrultuda Kıbrıs meselesiyle de yakından ilgileniyor, Kıbrıs'ta etkinlikler düzenliyor. Vurgulan ise "demode ve milliyetçi tulumlardan vazgeçilmesi" yönünde. Böylece AEGEE'nin Türk kimliğini dinamitleme faaliyetinden Kıbrıs Türkleri de nasibini almış bulunuyor.

Bütün bu faaliyete bir de "haini" bulmak gerekiyor. O da var merak edilmesin, tencere yuvarlanıyor kapağını buluyor, AEGEE'nin İstanbul örgütünün hamisi, Fener Rum Patriği Bartholomeos.

Mart 1996'da AEGEE-İstanbul ve Atina birimleri, karşılıklı olarak haftalık ziyaretler yapıyorlar. Bu etkinlik kapsamında "Türk-Yunan Diyalogsuzluğu" konulu bir panel de düzenleniyor. AEGEE-İstanbul bu yıl kendisine proje konusu olarak "Türk-Yunan sivil ilişkileri"ni seçti.

Kaynakça
Kitap: KAREN FOGG'UN E-POSTALLARI
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KÜLTÜREL HEDEF: TÜRKİYE GENÇLİĞİNİN MİLLİ KİMLİĞİNİ TAHR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 02:12

Milli Kimliği Tahrip Kanunu Tasarısı Meclis'te

Türkiye'nin, AB eğitim programlarına katılması amacıyla hazırlanan yasa tasarısı 9 Nisan 2002 tarihinde TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ecevit-Yılmaz-Bahçeli hükümetinin komisyonlarda ve Genel Kurul'da öncelikle görüşülmesini istediği tasarının gerekçesi, tam bir ibret belgesidir. Avrupa eğilim programlarına katılınca, Türkiye'ye yönelik önyargıların azalacağını yazmaktadırlar. Yani "gavur olalım da, gavurun önyargısından kurtulalım" anlayışı.
Milli tarım, milli sanayi, milli bankacılık, milli egemenlik, milli bağımsızlıktan sonra milli kimlik de Batı'dan gelen saldırıyla göğüs göğüsedir. Bunlardan Milli Takımı kaldıran bir kanun tasarısı bile beklenmelidir.
Eğer Meclis, bu kanun tasarısını da kabul ederse, iş kalıyor Meclis'in başındaki Milli şifalını kaldırmaya! Avrupa Kapısı Meclisi mi denir, Kopenhag Kriterlerine Uyum Meclisi mi denir, artık isim değişikliğini, Milliyetçi Hareket Partisi yöneticilerine bırakmalı.

Bir mesele daha çıkıyor:

MHP'nin M'si ne olacak, Milliyetsiz Hareket Partisi mi?

Peki Atatürk'ün "Gençliğe Hilabesi"ni nasıl okuyacağız? Milli kimliği yok edilen, Avrupa gençliğine dönüştürülen gençliğe nasıl hitap edeceğiz?
Ey Küçük Amerika gençliği diye mi?

Ey Küçük Amerika Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet Avrupa kapısına bağlamak ve son hançeri de indirip yok etmektir.
Yuppi olarak mevcudiyetinin ve köşeyi dönmenin yegane temeli budur. Yastık altındaki doların, faizdeki vurgunların ve borsadaki kağıtların, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, bağımsızlıkçı ve halkçı bedhahların olacaktır. Bir gün, ABD'nin petrol çıkarlarını ve Avrupa kapısını müdafaa mecburiyetine düşersen, Mehmetçiği "kriz bölgelerine" sürmek için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Unutmayacaksın ki, Türk Ordusu senin en büyük ihraç malındır! Büyük Amerika bütün dünyada yalnızlığa yuvarlanıyor olabilir. Tarlasına pancarını ektirmediğin, tütününü diktirmediğin, IMF talimatlarıyla sokaklara attığın, tezgahını yıktığın, fabrikasına kilit vurduğun, tersanesine girdiğin, maden ocaklarını kapattığın, boraksını ecnebiye peşkeş çektiğin tekmil millet, müstakil ve hür yaşamak isteyebilir. O "Kuvvayi Milliyeci" denen şakiler, yine hep birlikte bütün dünyada görülmemiş bir ayaklanmanın mümessili olabilirler. Zorla ve akılla aziz vatanlarının bütün kalelerini savunuyor, bütün tersanelerini işletiyor, bütün ordularını cihazlandırıyor ve memleketin her köşesini emekle ve elbirliğiyle şenlendiriyor olabilirler. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, dünya mafyasının İkiz Kuleleri çökmüş ve Pcntagon'umuzun beynine inilmiş ve Türkiye'de iktidarı elimizden alanlar, mesuliyet ve metanet ve hatta mukavemet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi mevcudiyetlerini, milletin istiklal emeliyle birleştirebilirler. Millet kendine itimat, azim ve heyecan içinde ayağa kalkmış olabilir.
Ey Atlantik istikbalinin evladı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; hortumladığın zenginliklerini ve İsviçre bankalarındaki avantalarını kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret. Roma İmparatorluğu'nun asil hatırasında mevcuttur!

Bizi Kendi Çocuklarımızla İçimizden Vurmaya Yeltenmişlerdir Hiçbir abartma yok, eşiğine geldiğimiz durum budur. Yakında şaşırmayın, ikiyüzlülükle duvarlara astıkları, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni indirip, kendi hitabelerini asacaklardır. İşte kararmış ruhlarındaki hitabe, aynen yukarıdaki gibidir.

Yükselen Değerler Tahtı

Düşman büyük mesafe almıştır. Avrupa kapısındaki nurlu kalkınmaya bakınız:


Uyuşturucu yaşı 13'lere inmiş, gençliğimiz kasıtlı olarak Satanizminden Moon tarikatına kadar her tür melanetin kucağına itilmiş, sübyancılıktan ensesi ilişkiye kadar her cinsten cibiliyetsizlik alenen reklam edilir olmuş; çıkarcılık, başkasının sırtına basarak yükselmek, malı götürmek, "yükselen değerler" tahtına kurulmuştur. İşte daha Avrupa'nın Kapısı'ndayken kazandığımız kültürel zenginleşme ve özgürleşme budur.

Yürüyün Benim Jön-Türklerim

Hiç merak etmeyin, "Küçük Amerika" ve AB macerasının sonuna gelinmiştir.
Devrim, çürüyen toplumun son çaresidir. Milletimiz tarihindeki bütün derin krizleri bu son çareyle aşmıştır. Yine öyle olacağı kesindir.
Türkiye'nin Genç-Türk devrimciliği, en büyük zenginliğimizdir. Dayatılan bu vatansızlaşmaya en başta gençlik isyan edecektir. Ayak sesleri duyulmaktadır.
Yürüyün benim Genç-Türklerim!
Pancarcısı tütüncüsü, madencisi demiryolcusu, tornacısı tesviyecisi, askeri sivili cümle kamu görevlisi, çarşılarımızın namuslu esnaf ve tüccarı, milli sanayici, hepsinin umudu sizinledir.

Namık Kemal, Mustafa Kemal, Nazım Hikmet,
Bütün devrimci tarih, sizinle birlikte yürüyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir