Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ecevit Yahudi lobisini kızdıryor

Hilmi Özkök, Kemal Derviş gibi Amerikan uşakları

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Ecevit Yahudi lobisini kızdıryor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Kas 2010, 16:31

Ecevit Yahudi lobisini kızdıryor

AKP'nin hızlı tırmanışa geçmeye başlaması ve iktidara getirilme oyununun bir başka senaryosu da, 6 Nisan 2002 tarihinde Başba­kan Ecevit'in, "Filistin halkına karşı, dünyanın gözleri önünde soy­ kırım uygulanmaktadır" şeklindeki sözlerinin ardından gerçekleşi­yordu. Gerçi Ecevit ABD'nin Irak'a müdahalesine sürekli karşı çık­masıyla çoktan gözden çıkarılmış, bu demeci ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök, gazetecilerle yaptığı konuşmalarda Ecevit'in hasta olduğunu, artık çekilmesi gerektiğini söylüyordu. Amerika'dan Dervish gelmiş, kurtarıcı eda­sıyla piyasaya sürülmüştü. Bu arada her zaman olduğu gibi mason­lar devreye giriyor, Ecevit'e "Hastasın görevi bırak" baskıları yapı­yorlardı. Ecevit mason Mehmet Haberal'ın hastanesine yatırılıyor, buradan Gata'ya kaçarak canını kurtarması filmlere bile konu olu­ yordu.

Bu süreçte Masonların faaliyetlerini "Tarikat Siyaset, Ticaret ve Cinayet" adlı kitabımda şöyle anlatmıştım:

Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde kendine isyan eden gurupların başını da mason milletvekilleri çekiyordu. Ecevit'in o dö­nemde hastalandı(l) diyerek yattığı hastanenin sahibi Mehmet Haberal, Ankara'da bulunan Doğuş Locasının 424 no'lu üyesiydi. Tayyip Erdoğan'ın, selefi Ecevit'in eski doktoru Haberal'ın ricasıyla Başkent Üniversitesi Hastanesi'ni açmak için Konya'ya gitti­ği basında yer alıyor ve 'komplo' iddiası nedeniyle Ecevit'in tedavi­ sinden el çektirilen Prof. Mehmet Haberal'la hastane açarken, 'Ona sahip çıkacağım' dediği haber oluyordu. Tayyip, Haberal'ın kendisine İhsan Doğramacı'nın emaneti olduğunu vurguluyordu. Erdoğan ve Haberal, hastane açılış törenini, protokolde kendi­lerine ayrılan yerde 'el ele' izledi. Erdoğan sık sık Haberal'ın kulağı­ na eğilerek bir şeyler anlattı. Daha sonra kürsüye çıkan Erdoğan, "İhsan Doğramacı bana, 'Bu Haberal'a sahip çıkın' dedi. Biz görev­ de olduğumuz sürece Haberal'a sahip çıkacağız. Bu ülkede taş üs­ tüne taş koyanı başımızın üstünde taşırız. Derdimiz üzüm yemek, bağcıyla işimiz yok" dedi.

Ecevit'i düşürmek için isyan bayrağı açan ve 9'lar olarak isim­lendirilen gurubun başı. olan DSP eski milletvekili Cengiz Güleç An­ kara Doğuş Locası'nın 551 No'lu üyesiydi. Cengiz Güleç, 14 tem­muz 2002 tarihinde Zaman Gazetesi'nden Nuriye Akman'a verdiği demeçte "DSP'li 9'lardan Prof. Dr.Cengiz Güleç: Özkan hiçbir zaman Ecevit'in oğlu olmadı" diyordu. Güleç'in, Bir zamanlar etrafında pervane olduğu yoldaşları ile ilgili Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Zaman Gazetesi'ne verdiği demecinde şunlar da yer alıyordu. "DSP'nin psikiyatrisi milletvekili, 9'lu muhalif gruptan Prof. Dr. Dr. Cengiz Güleç, son günlerin çok konuşulan isimlerinin karakter analizini yaptı.

Nuriye Akman'a konuşan Güleç'e göre Kemal Derviş'in çok naif bir kişiliği var. Çabuk kırılabiliyor ve duygusal tepkiler gösteriyor. Siyasi manevrayı önceden okuyabilme sezisi yok. İsmail Cem ise inat derecesinde kararlı. Aynı zamanda yeni angajmanlara çevresini çabuk ikna edebilen bir yapısı var. Ancak DSP'den ayrılırken yaptığı konuşma inandırıcı değildi. Hüsamettin Özkan ise aşırı nazik görünüyor . Ancak Güleç'e göre, aşırı nazik kişiliğin arkasında genelde saldırganlık eğilimi yatıyor.

Güleç'in Ecevitler'le ilgili değerlendirmesi ise şöyle:

"Bülent Bey, hayatı çekip çevirmede çok becerikli değil. Böyle olunca, o yapıya Rahşan Hanım'm koruyucu, kuşatıcı, anaç rolü denk düşer. Sayın Ecevitler'in sosyal ilişkilere açık oldukları iddia edilemez."

Cengiz Güleç, Sosyal Demokrasi Derneği Bilim Kurulu Üyesiydi. Bir başka isyancı gurupla 11 Temmuz 2002 tarihinde Ecevit'e bayrak açarak 6 arkadaşı ile birlikte istifa eden Samsun DSP Eski milletvekili Mason Doğuş locası üyesi Tank Cengiz AKP hükümeti döneminde hentbol federasyonunun başına getiriliyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasındaysa, Ecevit'in Haberal'ı Cumhurbaşkanlığına aday göstermesi basında şu şekilde yer alıyor­du:

"Ecevit'te Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Başkent Hastanesi'nin sahibi Mehmet Haberal'ı aday gösterdi. Burada Ecevifin ter­ cihlerine bir paragraf açmak gerekiyor. Ecevifin Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği İsmail Cem, kısa bir süre sonra DSP'yi parçalayarak YTP'yi kurdu. Mehmet Haberal ise Ecevifin rahatsızlığında yanlış tedavi uygulamakla suçlandı. Yani Ecevit'in seçtiği iki isim de ilerleyen günlerde kendisinin hasmı oldu. Ne kadar acı değil mi?"

Haberal, 2000'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer önerilmeden önce, dönemin Başbakanı Ecevit'in cumhurbaşkanı adayıydı. İsrail Ecevit'in "Filitistinlilere soykırım yapılıyor" şeklindeki sözlerinin ardından Ankara ve Telaviv nezdinde rahatsızlığını iletmek üzere iki ayrı girişimde bulunduğu ortaya çıkıyordu. İsrail'in bu girişimlerini "Diplomatik" olarak maskelediği görülüyordu. 2 Temmuz 2002 tarihinde Financial Times Gazetesi, "Türkiye Ecevit ile yola devam edemez" başlığı ile çıkıyor, "Ecevit vazgeçilmez olmadığını bilmeli" diyordu.

Bu kampanyayı 5 Temmuz 2002 tarihinde The Times takip ediyor, "Ecevit Avrupa'nın hasta adamı" manşetiyle çıkıyordu. 6 Temmuz 2002 tarihinde The Times'in haberi Hürriyet Gazetesinden tekrar duyuruluyordu. 12 Temmuz 2002 tarihli Radikal, "Batı Başbakanı terk etti" manşetini atıyordu.

14 Temmuz 2002'de yırtık çoraplı CIA ajanı Paul Wolfowitz Türkiye'ye geliyordu. Wolfowitz, Türkiye'nin Irak konusundaki söy­leminin ABD'için son derece tehlikeli olduğunu söylüyordu. TESEV açık deyişle Türkiye Ekonomik Sosyal Etütler Vakfı'nca Conrad Otel'de düzenlenen konferansta konuşma yapıyor, ardından Mustafa Koç'un Kanlıca'daki yalısına geçiyordu. Burada Mustafa Koç, Cüneyt Zapsu, Kemal Derviş, ABD Büyükelçisi Robert Pearson, ABD istanbul ABD istanbul Başkonsolosu Dr. David Arnett katılıyordu Bilindiği gibi TESEV'in Başkanı Can Paker, Tayyip'in yanaklarını okşayan Mehmet Barlas'ın kayınbiraderiydi. Barlas kızını, Fahrettin Aslan'ın yakın arkadaşı 1936 yılında Urfa'dan İstanbul'a göçen Yahudi ailesinden Nesim Anter'in torunuyla evlendirmişti.

15 Eylül 2002 Tarihli Milliyet "Artık Bırakın Sayın Başbakan" manşetini, "Türk Basın tarihinin en büyük mutabakatı" başlığı ile besliyor, Milli Gazete'den Zeki Ceylan, Vakit'ten Abdurrahman Dilipak, Zaman'dan Tamer Korkmaz, Güngör Mengi, Hasan Cemal, Güneri Civaoğlu, Ertuğrul Özkök ve diğerlerinin Ecevit'in Başbakanlığı bırakması konularındaki yazılarına yer veriyordu.

Yanakçı Mehmet Barlas, Ecevifin başbakanlıktan indirilmesi için "MGK tavsiye kararı almalı" şeklinde akıl veriyordu. Ecevit tüm komplolara direniyor, başbakanlığı bırakmıyordu. Ancak ABD ve İsrail, İngiltere'nin desteği ile yeni bir oyun daha sergiliyordu, Erken seçim!.. Seçimi kaybedeceğini bile bile siyasi partiler her ne hikmetse erken seçime gidiyorlar ve sözde iktidarı Tayyip ve AKP'ye altın bir tepsi içinde sunuyorlardı.
Yahudi Şair Eşref gerek Jöntürkler'e gerekse İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne Yahudi kökenlilerin hakimiyetini dile getirmek için çok anlamlı bir dörtlük söylemiştir.

Bu dörtlüğünde şöyle diyor:

"Avdetiler ile hükümetimiz, Benzedi devlet-i Yehuda'ya, Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip Verdiler en nihaye Musa'ya" Açıklaması:
Hükümetimiz Dönmeler yüzünden, adeta Yahudi devletine dönüştü. Fetva makamını da Yahudilerin kontrolüne sokup, sonunda Musa'ya verdiler."

Zaten içinde bol miktarda Yahudi barındıran bu gibi yapılar Osmanlının sürekli toprak kaybetmesine, yıkılmasına neden olmuş­lardı. 1492'de bağrımıza bastığımız Yahudiler şimdi de son devleti yıkıp yok etmek için her türlü karanlık oyunların içine giriyor, tüm güçlerini bu son devleti yok etmek için harcıyorlardı.

Kaynakça
Kitap: Musanın Çocukları
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir