Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kahraman Hasan Atilla Uğur: "Öcalan'ın Yakalanma Süreci"

Gerçekler(The Truth), Heroic Hasan Atilla Uğur: "The Capturing Process of Öcalan"

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

Re: Kahraman Hasan Atilla Uğur: "Öcalan'ın Yakalanma Süreci"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Haz 2015, 23:57

‘Tasfiye’ ve bilanço: 300’de 10!..-(TAMAMI)
Mehmet Faraç
07 Şubat 2012, 19:34


PKK’nın Kandil Dağı’ndaki yöneticisi Murat Karayılan‘ın son açıklamalarını okuyunca; yalnızca Cengiz Çandar‘ın BDP etkinliğindeki kehaneti değil, Öcalan‘a yönelik suikast girişiminden “Yeşil”in Mercedes’ine kadar bir dizi gizemli konu da geldi aklıma...

Çandar, BDP’nin önceki gün düzenlediği “Kürt sorunu, çözüm olanakları ve Öcalan’ın rolü” konulu konferansta konuşurken sözü PKK’nın son durumuna getirmiş ve şöyle demiş:

“Bugüne kadar güvenlik öncelikli politikalar, PKK’yi Kürtlerin temsilcisi olarak reddederek tasfiyeyi hedef almıştır. Sonuç vermemiştir.”

Gelelim Karayılan’ın açıklamasına... Onun sözlerini, yalnızca Çandar’ın iddiasına bizzat örgütten gelen bir yanıt olarak yazmıyorum, PKK’nin kuruluşundan bu yana lider kadronun geçirdiği evrenin görülmesi açısından da dikkatinize sunuyorum... İşte Karayılan’ın önceki gün örgütün ajansı ANF’ye yaptığı açıklama:

“Biz Lübnan’a çıktığımız dönemde; sayımız 300’e yakındı. Ülkede mücadeleye ihtiyaç vardı ve biz ülkeye geri döndük, dağda örgütlendik. Şimdi o 300 arkadaştan yaklaşık 10 kişi kaldık. Bizden kopan, ihanet edenler var. Onlar dışındaki tüm arkadaşlarımız şehadete ulaştı! Önderlik (Öcalan) de dahil hepimiz onlarca kez tesadüfen ölümden kurtulmuşuz. Mesela ben 3 defa yaralandım. Kalan 10 civarında arkadaş da birçok sefer yaralandı.”

Cengiz Çandar belki “tasfiye sonuç vermemiştir”derken siyasi yapıya vurgu yapmak istedi!.. Ancak Karayılan’ın itirafı PKK’nın önder kadrosunun 26 yılda ulaştığı sonu anlatması bakımından dikkat çekici bir ilktir!..

50 milyon dolarlık suikast!..

Konu, PKK’nın önder kadrosunun nasıl azaldığına gelmişken örgüt lideri Abdullah Öcalan‘la ilgili gizemli bir suikast girişimine de dikkat çekmek gerekiyor!..

6 Mayıs 1996 gecesi PKK’nın Şam’daki karargahının önünde korkunç bir patlama meydana geldi...

“4. Ortadoğu Konferansı”yla ilgili hazırlıkların yürütüldüğü karargahın yakınında, saat 21.50’de meydana gelen patlama çevredeki üç katlı bir binayı anında yerle bir etti!

Şam’ın her noktasından duyulan patlama yol üzerinde on metre derinliğinde bir çukur açarken, PKK karargâhı da sarsıldı!..

Karargahta bulunan onlarca terörist panik halinde kaçışırken, kimileri de yeni bir patlamaya karşı sipere yattı... Aralarında, şimdilerde Kandil’de bulunan Cemil Bayık da vardı...

Büyük şokun geçmesinin ardından teröristler Şam Radyosu’nda verilen son dakika haberine odaklandı. Radyo; PKK karargahının önünde, bomba yüklü bir aracın havaya uçurulduğunu duyurmuştu!

Bu haber PKK’lıların paniğini daha da attırdı!.. Çünkü herkesin aklında şu soru vardı; “Öcalan yaşıyor mu”ydu?..

Bir süre sonra karargaha giren bir terörist, Öcalan’ın yaşadığını söyleyince herkes rahat bir nefes aldı.

Suikasttan diyaloga!..

PKK’lilere göre Şam’daki gizemli patlamaya bir Mercedese yerleştirilen 500 kilo TNT neden olmuştu!..

Olayın ardından medyaya konuşan emekli MİT mensupları ise mühimmat düzeneğinin yanlış bağlandığını ve patlamanın etkisinin çevre yerine zemine yönlendiğini iddia etmişti!..

Oysa o geceyle ilgili ayrıntıları veren PKK’lilere göre başarısızlığın gerekçesi çok şaşırtıcıydı!.. Onlar, eylemi planlayanların hedefi karıştırdığını söylediler. Çünkü bombalı araç, PKK karargahı yerine yanlış bir kapının önüne bırakılmıştı!..

Peki, bu olayı niçin mi anımsattım?.. PKK’nın iki numaralı ismi Murat Karayılan önceki gün yaptığı açıklamada, Öcalan’a yönelik bu suikastla ilgili de çok şaşırtıcı bir iddiada bulundu. İşte tartışma yaratacak olan o açıklama:

“Şu an belgeleri de açığa çıkmış; Tansu Çiller, ‘96 yılında Apo’ya suikast yapmak için 50 milyon dolar vermiş. Bunların hepsi belgelidir.”

Karayılan’ın iddiasına bakarsanız, Tansu Çiller’in iktidarı döneminde birileri suikast için devletten 50 milyon dolar almış ancak bombalı aracı yanlış kapıya park etmiş!..

Köprünün altından çok sular geçti!.. Devletin öldürmeye çalıştığı Öcalan, 11 yıldır özel bir hapishanede koruma altında!.. Üstelik devlet artık onunla yalnızca “diyalog” için para harcıyor!..

Mercedes’in sürücüsü!..

Karayılan’ın “50 milyon dolar” iddiası doğru mu?.. Tansu Çiller döneminde örtülü ödenek tartışmaları ayyuka çıktığı için bu iddianın doğruluk payı olabilir!..

Peki o halde yüklü miktardaki parayı kim ya da kimler aldı?..

Bu sorunun yanıtı için bomba yüklü Mercedesin sürücüsünün kim olduğunu da bilmek gerekiyor!..

İddiaya göre Mercedes “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından Şam‘a götürülmüş ve buradaki işbirlikçiye teslim edilmişti!..

Ben, Güneydoğu’nun en karanlık dönemleriyle ilgili şoke edici bilgi ve belgelere sahip olan Yeşil’in öyle kolaylıkla öldürülmeyeceğini düşünenlerdenim...

Çünkü “Yeşil” öldürülürse ardında çok önemli belgeler de bırakabilirdi!.. Üstelik bu belgeler bir gün ortaya çıkarılırsa çok kişinin de canını yakabilirdi...

Bana göre “Yeşil” suç ortaklarının da korunması açısından bir yerlerde yaşıyor!.. Çünkü bildiği şeylerin yarattığı tehdit onu yaşatıyor ve yaşatılmasını zorluyor diye düşünüyorum!..

Bakınız, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi de, “Yeşil”le ilgili arama ve yakalama kararı çıkarmış!.. Özel Yetkili Başsavcı ise “Yeşil”in “kırmızı bülten”le aranması için Adalet Bakanlığı’na başvurmuş!..

Mahkeme; 1994’te, Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken intihar ettiği iddia edilen Albay Kazım Çillioğlu‘nun ölümünün aydınlatılması için “Yeşil”i arıyormuş!..

Ben ise “50 milyon dolar”lık Mercedesliyi merak ediyorum!..

http://www.aydinlikgazete.com/tasfiye-v ... ,8590.html
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kahraman Hasan Atilla Uğur: "Öcalan'ın Yakalanma Süreci"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Haz 2015, 00:01

Yeşil’in Öcalan'a operasyonu

Milli İstihbarat Teşkilatı, 1998 yılında Mahmut Yıldırım’ın teşkilat mensuplarıyla olan ilişkileri üzerine bir rapor hazırladı. Raporda Yeşil’in Beyrut Fırsat Operasyonu ayrıntısıyla anlatılırken, çarpıcı özeleştiriler yapıldı.

Alican Uludağ
14 Kasım 2014 Cuma

Resim

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bir dönemin karanlık isimlerinden “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın MİT ile olan ilişkisi üzerine hazırladığı 1998 tarihli çarpıcı bir raporu ortaya çıktı. Rapora göre Yeşil, ikisi Abdullah Öcalan’a suikast girişimi olmak üzere üç yurt dışı operasyonunda kullanıldı. 27 Kasım 1996 tarihinde Abdullah Öcalan’a Lübnan’da Bekaa Vadisi’nde düzenlenecek operasyon için Kontr-Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür’ün başkanlığında MİT’in Çiftlik ünitesindeki planlama toplantısı yapıldı. Toplantıya katılan Yeşil’in görevi, Öcalan’ın geleceği iddia edilen eve yerleştirilen patlayıcıları uzaktan kumanda ile patlatmaktı. Ancak Beyrut’a gidildiğinde Öcalan’ın geleceği denilen evin inşaat olduğu görülünce, operasyona son verildi. MİT içinde Hacı kod adıyla anılan Yıldırım, 28 Kasım’da Türkiye’ye döndü, ertesi günü Çiftlik’teki yerde operasyon kritiğine katıldı. MİT raporuna göre, o tarihden sonra Yeşil’den bir daha haber alınamadı.

1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin Mehmet Ağar ve özel harekatçılar aleyhinde Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın eklerinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 29 Mayıs 1998 tarihli “Yeşil” raporu yer aldı. Rapor, Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan Susurluk raporunda Yeşil konusunda MİT’in suçlanması üzerine hazırlanmış. “Mahmut Yıldırım (Yeşil) ile teşkilatımız arasındaki ilişki ve teşkilat mensuplarının adı geçen ile temasları” konulu soruşturma kapsamında Yeşil ile irtibatlı olan MİT’çilerin ifadeleri tek tek alınmış. 37 sayfalık “çok gizli” ibareli rapora göre Yeşil, MİT’in Yunanistan’da “Yıldırım Operasyonu”, Suriye’de Öcalan’a yönelik “Mercedes-1 Operasyonu” ile Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Ööalan’a yönelik gerçekleştirilmesi planlanan “Lübnan Fırsat Operasyonu”nda kullanıldı. Cumhuriyet’in raporda yer alan MİT’çilerin ifadelerden yaptığı derlemeye göre, Yeşil’in de katıldığı başarısız Lübnan Fırsat Operasyonu şöyle gelişti:

14 Eylül 1996 tarihinde PKK Lübnan Sorumlusu olan Azman Öztürk, Türkiye’nin Lübnan Büyükelçiliği’ne giderek teslim oldu. Yapılan sorguda, “Lübnan Bekaa Vadisi Anjar bölgesindeki bir telsiz evinden Abdullah Öcalan’ın PKK’nın kuruluş yıldönümü nedeniyle bir konuşma yapacağı” öğrenildi. Bunun üzerine “Ankara”, Öcalan’a operasyon yapılması talimatı verdi. Dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’ın onayı ile yapılan operasyon için Kontr-Terör Merkezi gizli ödenek bütçesinden 17 bin 500 dolar ödenek ayrıldı.

Tarih 20-21 Kasım 1996. Yer MİT’in AOÇ’deki Çiftlik Ünitesi. Kontr-Terör Merkezi yöneticisi Mehmet Eymür başkanlığında Lübnan operasyonu için bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Yeşil’in arasında bulunduğu toplam 14 kişi katıldı. Operasyonu yöneten Eymür, Bekaa Vadisi Anjar bölgesinde PKK’ye ait bir evin maketi üzerinden buraya düzenlenecek operasyon hakkında brifing verdi. Herkese operasyonda kimin hangi görevi üstleneceği anlatıldı. MİT içinde Hacı kod adını kullanan Yıldırım’ın görevi “hedef eve yerleştirilecek olan patlayıcı ve teknik dinlemeye 35-40 km mesafeden kumanda edebilecek bir alıcı-verici cihazlarının kullanılması” oldu.

Metin Atmaca kimliğini hazırladı

Yıldırım’a operasyon için Metin Atmacı adına hazırlanan pasaport, nüfus hüviyet cüzdanı ve sürücü belgesi hazırlandı. MİT’çiler, üç ekip halinde Beyrut’a gitti. İkinci ekipte yer alan iki MİT’çi, Başbakanlık Uzmanı maskesiyle düzenlenmiş diplomatik pasaportla Paris üzerinden Beyrut’a uçtu. Bu kişileri, Beyrut Büyükelçiliği’nde görevli MİT’çi karşıladı ve oteline götürdü.

Topal Osman karşılamadı

Hacı, yanındaki bir MİT görevlisi ile birlikte 23 Kasım 1996’da işadamı maskesiyle İstanbul üzerinden Beyrut’a ulaştı. Yapılan plana göre ikiliyi havalanında Adana bölgesi elamanlarından Topal Osman adlı MİT elamına karşılayacaktı. Ancak Topal Osman, Mahmut Yıldırım’ı ve yanındaki görevliyi karşılamadı. Operasyon yapılacak bölgeyi bilen Topal Osman’ın gelmemesi operasyonu sıkıntıya soktu. Çünkü Ankara’daki toplantıya katılan Topal Osman’ın görevi Hacı ve yanındaki MİT’çiyi havaalanı-otel-Bekaa Vadisi’ne götürmekti. Yeşil de kendi imkanları ile kalacakları Carlton Oteli’ne döndü. Yıldırım, Topal Osman’ın ortada olmaması üzerine bir araç ve telefon kiralayarak, diğer ekiple iletişime geçti.

Operasyon başarısızlıkla sonuçlandı

Keşif çalışması ise, Beyrut Büyükelçiliği’nin araçlarıyla yapılmak zorunda kalındı. MİT’in iki ekibi, PKK itirafçısının söylediği evde keşif çalışmasına gitti. Ancak gidildiğinde büyük bir şok ile karşılaşıldı. Söz konusu ev inşaat halindeydi ve tadilat çalışmaları vardı. Bu nedenle Ankara’dan gelen “En ufak bir şüphe sezilmesi üzerine operasyonun kesilmesi” talimat üzerine operasyona son verildi ve Türkiye’ye dönün çağrısı yapıldı. Ekipler, 28 Kasım’da Ankara’ya döndü. 29 Kasım’da ise Çiftlik’teki Ünite’de operasyonun kritiği yapıldı. Bu toplantıya Yeşil de katıldı. Ancak, bu toplantıdan sonra Yeşil’den bir daha haber alınamadı. İfade veren MİT’çiler, “29 Kasım 1996 tarihinden sonra Hacı’yı bir daha görmedik” dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turk ... yonu.html#
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir