Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İrnek Zamanı ve Bulgar Devleti'nin Kuruluşu

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

İrnek Zamanı ve Bulgar Devleti'nin Kuruluşu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:48

İrnek Zamanı ve Bulgar Devleti'nin Kuruluşu

Attila'nın en küçük ve en çok ümit bağladığı evladıdır. Bunun sebebini Priskos şöyle izah eder:


"...Attila'yı hiç gülerken görmedik. Yalnız küçük oğlu İrnek geldiği zaman doğru babasının yanına sokuldu. O da oğlunun yanağını okşadı ve gülümseyerek yüzüne baktı. Attila'nın diğer oğullarıyla bu kadar alakadar olmaması, bu çocuğa daha fazla alaka göstermesi dikkatimi çekti. Yanımda oturan ve Latince bilen bir barbar, eğer kimseye bahsetmezsem bunun sebebini anlatabileceğini söyledi. Kahinlerin, Attila'nın vefatından sonra soyunun dağılacağını, yalnız bu çocuğun tekrar soyunu yükselteceğini söylediklerini bana anlattı".

Attila'nın ölümünden sonra imparatorluğun dağılması üzerine İrnek, kendisine bağlı Hunlarla birlikte Karadeniz'in kuzey bölgesine çekildi. Marquart'a göre Tuna nehri ağzı ile Dinyester nehri arasındaki bölgede hüküm sürdü. Ayrıca Marquart, Bulgar Türkleri'nin o devirde Tuna ile Dinyester arasında yaşadıkları için İrnek Krallığı'na tabi olduklarını ifade etmiş ve delil olarak da Bulgar Hakanlar listesinin en başında İrnek ile Attila'nın isimlerinin bulunmasını göstermiştir. Marquart, daha sonra bu iddialarını düzelterek Bulgarlar'ın o devirde henüz Basarabya'da yaşamamış olduklarını saptamıştır. Yeni hipotezine göre; İrnek 454 yılında Küçük İskitya'ya gider, fakat orada kalamaz. Dengizik'in 469'da ölümünden sonra Hun birliklerinin liderliğini yapmıştır.

Bu arada Mikkola'nın "Hakanlar Listesindeki" Avitokhol'un ölüm yılı ve İrnek'in tahta çıkışı ile alakalı tesbiti, Marquart'ı destekler. Buna göre 6. ve Attila'nın ölüm yılı olan 453, aynı şekilde eski Türk zaman hesabına göre de 6. devir yılına tekabül eder. Bu da İrnek ve İrnak özdeşliğinde olduğu gibi Avitokhol Attila aynılığını da gözler önüne serer.

Marquart'ın zikredilen teorisine göre İrnek Doğu imparatorluğunun hükümdarı olmalıdır. Onun birinci görüşüne istinaden Zlatarski ve Detscheff, İrnek'in Tuna ağzının kuzey-doğusuna yerleştiğini, ikinci görüşüne göre ise yine Detscheff; İrnek'in, Dengizik'in ölümünden sonra Tuna ağzından Kafkasya'ya kadar uzanan ve içinde Bulgarlar'ın hüküm sürdüğü büyük bir Doğu Hun imparatorluğu vücuda getirdiğini söyler. Homan ise, imparatorluğun çöküşünden sonra İrnek'in Tuna bölgesine, Küçük İskitya'ya çekildiğini ve Bizanslıların gözünden tamamen uzaklaştıklarını belirtir. Ortaya sürülen görüşlerin esası şudur: Attila'nın küçük oğlu İrnek, Hun İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra doğuya çekilmiş ve orada Bulgar unsurlarının bulunduğu büyük bir devlet kurmuştur.

Hun İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra İrnek ile alakalı iki mühim kaynak Jordanes ve Bulgar Hakanlar Listesi'dir. Jordanes, İrnek'in halkıyla birlikte Küçük İskitya'nın sınır bölgesine çekildiğini belirtmiştir. Bunu Marquart şöyle izah etmiştir. İrnek, Tuna ağzı ve Dinyester arasına çekilmiş ve kendi bağımsız devletini kurmuştur. Hakim olduğu bölge ise, Bizans imparatorluğu'nun sınırları içinde değildir. Jordanes'in Küçük İskitya olarak söylediği yer ise bugünkü Dobruca'dır.

Jordanes, Aşağı Moesia haricinde Küçük İskitya'da başka kavimlerin de yerleşmiş olduğunu belirtir. Bu sebeple Attila'nın oğlunun Küçük İskitya'da değil de, bu eyalet sınırında yerleşmiş olduğunu tesbit etmiştir.

Kısaca:

Skirler, Sadagarlar ve bazı Alan grupları Aşağı Moesla ve onunla aynı hat üzerinde olan Küçük İskitya'nın güney cephesine yerleşmişlerdir (kesin olarak Tscherna- Voda- Köstence hattına kadar). İrnek ise halkıyla birlikte iç tarafı Tuna ile çevrili ve güneyi güçlü bir şekilde tahkim edilmiş olan kuzeye doğru uzanan bölgede yerleşmiştir. Yani Kuzey Dobruca'ya gelmişlerdir. İrnek'in akrabası olan Emençur ve Ulkindur (Vitzundur)'lar da Tuna kıyısına yerleşmişlerdir.

Bizans sınırlarına yerleşen Hunlar ve onlara bağlı gruplar sınır emniyetini temin etmekteydiler. Bu göç harekeden, Hun devletinin dağılmasından sonraki tarihi hadiselerin neticesinde vuku bulmuştur. Nitekim Attila'nın ölümünden sonra Gepidler Hunları mağlûp etmişler ve Attila'nın en büyük oğlu İlek savaşta ölmüştür. Kardeşleri ise Karadeniz'in kuzey kıyılarına çekilmişlerdir. Burada Gotları yerlerinden sürdükten sonra Pannonia bölgesine yerleşmişlerdir. Burada Dengizik ve İrnek devleti yeniden canlandırmak istemişler, bu sebeple Valamer idaresindeki Gotlara saldırmışlardır. Fakat mağlûp olmaları üzerine Gotlar, Dinyeper boyuna yerleşmişlerdir. Gotlar, Romalılarla yaptıkları antlaşmadan sonra, Pannonia'da oturan Sadagarlara aman vermemişlerdir. Bu arada Dengizik tekrar Gotlara saldırmış ancak mağlûp olmuştur. Bundan sonra Hunlar Gotları hiç rahatsız etmemişlerdir. Got baskısı üzerine Sadagarlar imparatorluk sınırlan içerisinde yerleşmeye mecbur edildiler. Bunları Bizans'ın müttefiki olarak Suebleri de yanlarına katmış olarak Gotlara saldıran Skirler takip etti. Bu savaşta Valamir hayatını kaybettiyse de Gotlar galip geldiler. Bunun üzerine Suebler, Sarmatiar, Gepidler ve Rugiler ile birlikte Gotlara karşı ayaklandılar.

Bunun üzerine Skirler'in bakiyeleri yukarıdaki müttefikleri ile beraber Gotların önünden kaçarak Bizanslılara sığındılar. Bunların yerleştirildikleri yerler hakkında Jordanes şu bilgileri vermektedir: "Sarmatiar, Cemandier ve bazı Hun grupları İllyria'ya; Skirler, Sadagarlar ve Alanlar Moesia ve Küçük İskitya'ya; Rugierler Biza ile Arcadiopolis'e; Ulçindur ve Emençurlar ise Vit, Lom ve İsker kıyılarına yerleştirildiler.

Got mağlubiyetinden sonra Skirler ve Gotlar arasındaki savaş zamanında Dengizik ile İrııek, barış ve eskiden sürdürülen ticari faaliyetlerin ihya edilmesi isteğiyle Bizansa elçi gönderdiler, imparator ise bu istekleri reddetti. Bunun üzerine Dengizik savaşmak, İrnek ise böyle bir savaşa girmemek düşüncesinde idi. Çünkü kendi memleketinde karışıklıklar hüküm sürmekteydi. Ayrıca eski büyük devletin tekrar kurulmasının mümkün olamayacağının şuurundaydı. Bunun yanında doğudan gelen Ogur göçünün devamlı tazyiki altında bulunuyordu (466).

Ogur Türkleri'nin Pontus civarında ilerlemelerine dair Priskos'da şu bilgiler verilmektedir. "Aşağı yukarı bu sıralarda Saragur (Sarı Ogur), Urog (Ogur) ve Onogurlar Doğu Romalılara elçiler gönderdiler. Bu kavimler Sabirler'le yapılan harp neticesinde meskûn oldukları yerlerden çıkartılmışlardı ve komşu ülkelerin topraklarını istila etmişlerdi. Sabirleri Abarlar (Avar) püskürtülmüşlerdi. Avarları ise Okyanus kıyısında oturan ve bir yerden denizden yükselen büyük buharlarla sislerin, diğer taraftan şimdiye kadar duyulmamış pek çok yırtıcı kuş (grifon) 'un yaklaşmasından kaçan kavimler vatanlarından çıkartmışlardı ki, bu yırtıcı kuşların insan soyunu yiyip bitirmeden yok olmayacakları söylentisi vardı ve insanları paralıyorlardı. Bıı felaketler neticesi hareketlenerek komşu ülkelere hücum ettiler. Bütün bu kavimler, hücumun şiddetinden dolayı mukavemet edemeden bulundukları yerleri terkedip kaçıyorlardı. Öyleki yeni bir yurt arayan Saragurlar ilerlediler ve Akatir Hunları'na rastladılar. Onları harple yenerek tabi kıldılar ve özellikle Romalıların dostluğunu kazanmak maksadıyla elçiler yolladılar, imparator elçileri iyi kabul etti ve hediyelerle memnun ederek geri gönderdi".

Bunun üzerine İrnek ve bazı Hun grupları Pontus boyundaki steplerden ayrılarak, Bizans İmparatoru'ndan toprak rica ettiler. Ogur Türkleri ile aralarında sadece Don nehrinin kalması üzerine, aceleyle sınırların müdafaası karşılığında Tuna boyuna yerleştiler. Bu gelişmeler karşısında Dengizik Bizans'a karşı savaş açtı ve 469 yılında harp meydanında öldü. Bunun üzerine İrnek, kendisine tabi olanlarla birlikte 466 yılından itibaren Kuzey Dobruca'ya Bizans'ın tebası olarak yerleşti. İrnek'in daha sonraki siyasi faaliyetleri ve hayatı hakkında tarihi kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Yalnız kendisine bağlı kitlelerle doğuya doğru çekildiğinden bahsedilmektedir ki, bunun neticesinde kuzey-batı Karadeniz kıyılarında daha önce doğu Avrupa'ya göç etmiş olan Ogur Türkleri'yle karışarak tarihte Bulgar diye bilinen Türk Devletinin kökenini oluşturmuşlardır.

Nitekim Bulgar Türklerine ait olan "Hakanlar Listesi"nde de İrnek Bulgarlar'ın atası olarak gösterilmiştir. Bulgarlar'ın teşekkülü ise yukarıda Priskos'un anlatüğı Ogur Türkleri'nin Doğu Avrupa'ya ilerlemeleri hadiseleriyle alakalıdır. Ogurlar, Don-Yukarı Dinyeper arasında yaşayan Akatir Hunları'na saldırdıktan sonra Bizansın müttefiki sıfatıyla İranlılara karşı savaştılar ve bu-günkü Gürcistan ile Ermeni topraklarını tahrip ettiler. Bu arada Ogur birliğinin zayıflaması neticesinde yeni teşkiladanmalara gittiler. Volga'dan Tuna ağzına kadar büyük bir sahada federasyonlar teşkil ettiler. Bunlardan Otur-gur (Utigur ~ Utrirgur = 30 Ogur) adıyla bir Ogur grubu Kafkasya'da kaldı. Don ile Kuban nehirleri arasında On-ogur, Don ve Dinyeper arasına Kutri-gur (9 Ogur)'lar yerleşti. Ayrıca Bittugur (5 Ogur), Ultingur (6 Ogur)'lar, Saragur (Sarı-ak Ogur)'lar da mevcuttu. Ogur Türkleri miladın ilk yıllarında Orta Volga ve Kama çevresinde oturmakta idiler.

Sabirler ise İrtiş nehri civarında bulunmaktaydılar. M.S. II. yüzyılda Volga ve Ural nehirleri çevresinde görünmektedirler. Bu esnada Sabirler Volga ve Kama'dadırlar. M.S. III-IV. yüzyıldan itibaren Ogurlar artık Kafkasya'da görünmektedirler.

Priskos'un anlattığı 463 yılındaki Avar hücumu ortaya yeni bir durum çıkarmıştır. Avarlar Volga-Ural nehirleri arasında yaşayan Sabir ülkesini ele geçirince, Sabirler Ogurlar üzerine hücum ettiler. Don-Volga ağzı ile Kafkasya arasındaki bölgede bulunan Ogurlar, Sabirler'in hücumu neticesi batıya doğru göç ettiler.

Daha sonraları Hunların Gotlara mağlubiyetinden sonra Dinyeper civarında kalan Hun bakiyeleri ile, Kuzey Dobruca'dan yavaş yavaş Doğıı'ya doğru çekilen İrnek'e bağlı Hunlar, özellikle kuzey-batı Karadeniz sahillerindeki Ogur grupları ile birleşerek tarihte Bulgarlar diye bilinen Türk devletini oluşturdular. Zaten karışmak, karıştırılmak, karışmış olmak manasına gelen Bulgar diye bir kavim adı daha önce mevcut değildi. Bu isme ilk defa Bizans imparatoru Zenon (474-491)'un, 482 yılında Karadeniz'in kuzey-batı sahasında yaşayan topluluktan, Doğu Gotlarına karşı askeri yardım sağlamak vesilesiyle rastlanmıştır. Böylece Doğu Avrupa'da Hun varlığı Fiili olarak son bulmuşsa da, asırlar sonra bile buralarda faaliyet gösteren Türk zümreler kaynaklar tarafından zaman zaman Hun diye adlandırılmıştır.

Kaynakça
Kitap: AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU
Yazar: ALi AHMETBEYOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir