Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hun - Batı Roma Münasebetleri

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Hun - Batı Roma Münasebetleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:38

HUN - BATI ROMA MÜNASEBETLERİ

Hunların çağdaşı ve ondan sonraki kaynaklara göre, kısa süren fakat onlara sonsuz görünen Attila'nın hükümranlığı, "Avrupa'yı yetim bırakan" bir savaşlar tarihi idi. Binlerce insanı savaşa zorlamıştı. Fakat buna karşın gerçek olan, Attila, hükümranlığının ilk iki yılı boyunca en azından Batı ve Doğu Roma'ya karşı hiçbir savaşı kendisi başlatmamıştı. Buna rağmen Batı Roma, Attila'nın barış severliğine karşı hiç de iyi şeyler düşünmüyordu. Bleda'nın ölümünden sonra, Hun meselesiyle uğraşan Carpilio ve Senatör Cassiodorus elçi olarak Attila'ya gönderildi. Attila, elçiler ile yaptığı görüşmeler sonucunda aradaki barışın süreceğine dair söz verdi. Bazı kaynakların söylediği gibi barış, Cassiodorus'un cesur ve parlak konuşması sayesinde değil, Batı Roma'nın verdiği tavizler neticesinde gerçekleşti.

Bunun neticesinde Sava kıyısındaki Pannonia toprakları Hunlara bırakıldı. Diğer Pannonia bölgeleri ise zaten daha önceleri Hunların eline geçmişti. Aynı zamanda Attila'ya Magister Militium ünvanı tevcih edildi. Yeni ünvan, rütbeye uygun olarak yıllık düzenli bir gelir anlamına geliyordu. Gerçekte ise, Batı Roma'dan alınan bir haraçtı. Bu esnada Batı Roma askeri savunma hattı, Norikum Mediterraneum, Valeria Media, Poetovio (Ptuj / Pettau) ve Drava'dan geri çekildi. Hunlar ile görüşmeler devam ederken, Brit (Britanya ahalisi) 'lerden 446 yılında yardım istendiğine dair Aetius'a uzun bir mektup geldi. Fakat Attila'nın gücü karşısında bir Hun saldırısından korkan Roma yönetimi, yardım isteğini karşılıksız bıraktı. Bu arada beklenmedik bir durum karşısında Attila'nın Doğu Roma'ya yönelmesi, Batı Romalıları belirli bir süre rahatlattı.

27 Ocak 447 yılında erken saatlerde İstanbul şiddetli bir depremle sarsıldı. Theodosios duvarlarının uzun bir bölümü yıkıldı. 57 kule de parçalandı. Bunlar arasında tahıl deposu olarak kullanılanlar da vardı. Büyük bir zarara uğrayan başkent İstanbul, açlık ve salgın hastalık tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Depremin etkilediği diğer Doğu Roma şehirlerinin de hasarı büyüktü. Bu şiddetli deprem sırasında Attila'nın seferi başladı. O ele geçen bu fırsatı değerlendirmek istedi. Verginin ödenmemesini ve kaçakların iade edilmemesini bahane ederek imparatorluğu ordusuyla istila etmeye başladı. Attila'nın müttefikleri arasında Germenler de mevcuttu. Çok hızlı hareket eden Hun ordusunun karşısına, Utus nehri kenarındaki Moesia'da Doğu Roma kuvvetleri çıktı. Roma ordu komutanı Arnegisculus'un da öldüğü kanlı savaştan sonra, Attila onları geri çekilmeye zorladı. Hepsini imha etme gücüne sahipken, Doğu Romalıları yok edemedi. Roma ordusu, tahminen Tuna ve deniz tarafından korunan Scythia Minör (Dobruca) kalesine çekildi. Savaş süresince Attila'nın ordusunu yandan ve arkadan tahrip etti. Attila bu yüzden, İstanbul'a ulaşmak için Serdica (Sofya) üzerinden dolaştı. Bu sırada Doğu Roma ahalisi yoğun bir çalışmayla başkentin duvarlarını yeniden inşa etti.

İstanbul surları önünden geri dönen Attila'nın ordusu, Termopil'e kadar depremden tahrip olmuş birçok şehri yakıp yıkıp (tek tek kaynaklar 70 kadar şehrin yok edildiğini bildiriyor). Eskiden Doğu Roma kaynakları, Hunların manastırları yıkmadıklarını, rahip ve rahibeleri öldürmediklerini, kutsal kişilere ait mezarlıkları, kiliseleri tahrip etmediklerini yazarken, bu savaş dolayısıyla Balkan manasurlarına, Drizipera'daki ünlü Alexandros manastırına ve ganimet ümidiyle mezarlara zarar verdiklerini belirttiler. Belki de buna sebep, ülkenin içinde bulunduğu durumdan yararlanarak Germen ve İranlı yağmacıların hareketi idi.

Bu sırada Attila, gücünün zirvesinde bulunan orduyu geri çekti. 448 yılında Patricius Anatolius aracılığıyla barış imzalandı. Attila antlaşma şartlarının yerine getirilmesi için, seçkin adamlarını birbiri ardınca İstanbul'a gönderdi. Bu arada söz verilen para kendisine teslim edilmezse savaşla tehdit etti. Ayrıca Tuna'nın güney kıyısında, aşağı yukarı 500 km. genişliğindeki Tuna kıyısında Pannonia'dan Novae (Swiştow)'ye kadar 5 günlük yolculukla aşılabilecek olan sahanın boşaltılmasını ve pazar yerinin kurulmasını istedi.

Pazar yerinin kurulması için düşünülen yer Naissus (Niş) şehri idi. Çünkü Hunların gelecekte bir pazar yerine ihtiyaçları vardı. Hayvanlarını, hayvani maddelerini, kölelerini ancak bir pazar yerinde tahıl, tekstil ve lüks ihtiyaç maddeleri ile değiştirebilirlerdi.

Olanlar hakkında Priskos'un verdiği bilgiler şöyle idi:

"Barış yapılınca Attila, kaçakları geri almak için Doğu Romalılara elçiler gönderdi. Ama onlar hiçbir kaçağın aralarında bulunmadığına ısrar ederek, elçilere birçok hediyeler verip geri uğurladılar. Attila, diğerlerinden az olmayan, oldukça çok ilave vazifelerle zenginleştirilmiş bir elçi daha gönderdi. Onlardan sonra üçüncü, daha sonra yine benzer şekilde dördüncü elçi Romalılara geldi. Romalılar, antlaşmanın barbarlar tarafından bozulmasından korkarak nezaket gösteriyorlardı. Çünkü o, Romalıların gösterdikleri bu nezaketi hafife alarak yeni bahaneler uyduruyordu ve elçiler göndermek için gereksiz vesileler düşünüyordu. Şereflendirmek istediği yakınlarına da bu elçilik görevini veriyordu. Gerçekten Romalılar, herşeyde Attila'nın sözünü dinliyorlardı.

Onun talimatını bir efendinin emirleri telakki ediyorlardı. Çünkü, yalnız ona karşı savaş istemekten sakınmakla kalmıyor, hazırlık halinde bulunan Parthlar'dan, denizlerden tacizlerde bulunan Vandallar'dan yağma ve çapulculuk için dolaşan Isaurlar'dan ve doğudaki bölgeleri akınlarla tahrip eden Saracen (Arap)ler'den de korkuyorlardı. Bundan başka Aethioppia (Habeş) kabileleri silahlanmış idiler. Bu sebeplerle Romalılar ruhen çökük bir durumda Attila'ya yaranmak istiyorlardı. Fakat ordular toplayarak ve komutanlar seçerek diğer milletlere karşı mukavemet etmeye çalışıyorlardı.

Attila karşısında çaresiz kalan Doğu Roma için tek kurtuluş yolu, Attila'nın ortadan kaldırılması idi. Bu sebeple bir suikast tasarlandı. Bu sıralarda, Doğu Romalıların Hunların ele geçirdiği bazı bölgelerden uzak durmalarını, kaçakların iade edilmesini ve bunların askeri kuvvet olarak kullanılmaması istekleriyle dolu Attila'nın mektubunu getiren Hun elçileri Edekon ile Orestes İstanbul'a gelmişlerdi. İmparatorun başvekili Hadım Chrysaphius, tercüman olan Bigila ile bir plan hazırladı. Daha sonra imparatorun da onayladığı plana göre, çok para ile aldattıklarını sandıkları Attila'nın yakın adamı ve muhafızlarının başı olan Edekon ülkesine geri döndüğünde Attila'yı öldürecekti. Bunun için geri dönen Hun elçileri ile birlikte Maximinos başkanlığında, Priskos'un da dahil olduğu bir Doğu Roma elçilik heyeti Attila'ya gönderildi. Heyedn başkanı Maximinos ile Priskos'un bu plandan haberi yoktu. Bigila ise tercüman vazifesi ile bulunuyordu. Gerçekte ise suikast için gerekli parayı ve rabıtayı sağlayacaktı. Fakat Edekon'un Attila'ya herşeyi anlatmasıyla suikast planı açığa çıktı. Bunun üzerine Attila, üzerinde suikast için kullanılacak para ile birlikte Bigila'yı yakalatarak tutuklattı. Romalıların Attila'dan kurtulmak için son ümitleri de böylece tükendi.

Bu konu hakkında Priskos şunları yazar:

"Elçi olarak harplerde başarılı olmuş olan İskit Edekon, Pannonia bölgesi ve Sava nehri yanındaki şehirlerde ikamet eden, Batı Roma komutanı Aetius'la bir antlaşma yaparak, barbarlara itaat etmiş olan Roma asıllı Orestes ile geldi. Edekon, imparatorun sarayına gelerek Attila'nın mektubunu verdi. Attila mektubunda, kaçakların kendilerine verilmediğini ifade ederek eğer onlar geri verilmez, Romalılar savaşta alıp kendi hakimiyetlerine kattıkları topraklardan uzak durmazlarsa ve firarileri askeri kuvvet olarak kendilerine karşı kullanırlarsa, onlara karşı savaş ilan edeceğini söyledi. Aynı zamanda Romalıların, Istrum boyunca Paeonia (Batı Macaristan)'dan Tarkya'da ki Novae (Sviştov=Swiştow) 'ye kadar, yaya gidişiyle beş günlük mesafe uzunluğundaki arazide ziraati bırakmalarını ve pazar yerinin eskiden olduğu gibi Istrum kıyısında değil, Naissus (Niş)'da kurulmasını istedi. Bu Naissus, iyi yürüyebilen bir insan için Istrum nehrinden beş günlük bir yolculuk kadar uzağa düşen bir şehirdir ve Attila tarafından fethedilerek İskitlerle Romalılar arasında sınır olmuştu. Mektubunda bunun dışında bazı söz konusu meselelerde kendisine alelade adamlar değil, Consul rütbesi taşıyan şahısların gelmesini istedi.

Eğer bunlar elçi olarak kendisine gelmeye korkarlarsa, bunları karşılamak için kendisinin Serdica (Sofya) şehrine kadar geleceğini söyledi. İmparator bu mektubu okuduktan sonra Edekon, Attila'nın sözlerini imparatora olduğu gibi çeviren Bigila ile, imparatorun başvekili olan Chrysaphius'la görüşmek ve öbür sarayları da gezmek istedi. İmparatorluk saraylarının zerafet ve zenginliğine çok şaşırdı ve barbar bunlara hayran kaldı. Bigila, bu barbar Chrysaphius ile sohbet ederken, imparatorluk saraylarını ve hazinelerini çok methettiğini tercüme etti. O zaman, Chrysaphius, eğer İskitleri terk edip Romalılar tarafına geçerse, kendisinin de altın çatılı evler ve mücevherlerin beyi olacağını söyledi. Edekon cevap olarak, "Beyden habersiz kölenin ayrılıp gitmesi büyük adaletsizliktir" dedi.

Hadım, ona "Attila'nın huzuruna serbestçe girip çıkabiliyor mu?" ve "İskitlerin yanında nüfuzlu biri mi?" diye sordu. Cevap olarak o, Attila'nın yakın adamı ve muhafızların kendi emrinde olduğunu ve bu muhafızların sıra ile emredilen gün ve yerde nöbet tutup, silahla Attila'yı koruduklarını söyledi. O zaman Hadım, teminat olarak verilecek itimatla bağlanırsa, kendisinin, onun için en büyük iyiliklerin meydana getiricisi olacağını, bu meseleyi tartışmak için de müsait zaman gerektiğini söyledi. Hadım, Edekon'u akşam yemeğine davet ederek, eğer elçilik heyetinin diğer üyeleri olmadan gelirse bunun kendisi için yararlı olabileceğini söyledi. Barbar bunu yapacağına söz verip, yemek zamanında Hadım'ın yanına gitti. Tercüman Bigila'nın aracılığı ile, tokalaşarak birbirlerine söyleyecekleri şeyleri başkasına anlatmayacaklarına yemin ettiler.

O zaman Hadım, Edekon'a, eğer İskitlere geri döner, Attila'yı öldürür ve sonra Romalılara geri dönerse, büyük zenginlikler içerisinde mesut bir ömür geçireceğini söyledi. Edekon bunu yapmaya rıza göstererek, Hadım'a, çok fazla değil ama 50 libre altına ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu parayı başında bulunduğu askerlere, kendisine meseleyi çabuklaştırmaya yardımcı olmaları için bölüştürecekti. Bu altını vermeye Hadım her zaman hazır olduğunu söyledi. Barbar, önce kendisinin Attila'ya elçiliğinden haber vermek için geri gönderilmesini ve Attila'ya kaçaklar hakkındaki cevabı götürmek için Bigila'nın kendileri ile beraber gelmesi icab ettiğini söyledi. Çünkü eğer o, altınlar ile beraber dönerse, Attila'nın kendisine gönderilen hediye ve altınları tetkik edeceğinden ve beraber gideceği insanlardan bu altını saklayamayacağından parayı almak istemedi. Edekon'un söylediklerini Hadım doğru kabul etti. Böylece Hadım yemekten sonra kararlaştırılan planı imparatora anlattı.

İmparator, magisterlik işleriyle meşgul olan Martialius'un kendi yanına gelmesini emredip, barbar ile yapılan antlaşmayı söyledi. Zira imparatorun bütün kararlarında magister en yakın ve bütün işlerini konuştuğu şahıs idi. Haberciler, tercümanlar ve imparatorun saray bekçisi olarak tabir edilen askerler bunun emri altındadırlar. Sadece Bigila'nın değil, aynı zamanda Maximinos'un da Attila'ya elçi olarak gönderilmeleri, bütün mesele hakkında düşünüp taşınmakta olan imparatorun ve Martialius'un hoşuna gitti.

Kaynakça
Kitap: AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU
Yazar: ALÎ AHMETBEYOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HUN - BATI ROMA MÜNASEBETLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:38

Hadım Chrysaphius, Edekon'u Attila'nın öldürülmesine razı ettikten sonra, İmparator Theodosios ile magister Martialius yapacaklarını düşündükleri zaman şu neticeye varmışlardır: Bigila'nın yalnız değil, Maximinos'la beraber gitmesini, Bigila'nın görünüşte tercüman rolü oynamasını, Edekon'un istediği gibi hareket etmesini, Maximinos'un ise suikasttan haberi olmadan imparatorun mektubunu Attila'ya vermesini ve rütbece Bigila'nın daha büyük olmasının kararlaştırmışlardır. Maximinos, kendisinin Bigila'dan daha büyük, asil ve imparatorun en sevdiği adamı olduğunu, Attila'nın istediği 17 kaçak adamı gönderdiklerini ve fazlasının olmadığını söyleyecek ki, Attila kızıp Romalılara hücum etmesin ve bundan sonra rütbeli elçiler istemesin, çünkü eskilerde, ne Romalıların ne de İskitlerin dedeleri zamanında, yani her iki milletin büyükleri arasında böyle bir gelenek yoktu.

Uzun bir yolculuktan sonra Attila ile görüşmek bahanesiyle elçilerin Hun ülkesine geldiği sırada, Hun dış politikasında büyük değişikliklerin meydana geldiği görüldü. Bu ana kadar ittifak halinde bulunan Batı Roma'ya karşı Attila'nın tutumu değişmeye başladı. Dünya hakimiyetini gerçekleştirmek için Doğu Roma'dan sonra sırada Batı Roma devleti vardı. Bu sebeple aciz içindeki Doğu Roma'nın hazırladığı plandan baştan beri haberi olan Attila, onlarla yeniden antlaşma imzaladı. Bu sırada Batı Roma'ya karşı girişmeyi düşündüğü seferi meşrulaştırmak için bahaneler aradı. 441 yılında Sirmium'un kuşatılması sırasında cereyan eden hadiseyi gündeme getirdi.

Attila'nın bu diplomatik manevraları Priskos'da şu şekilde anlatılmaktaydı:

"Yedi gün yol gittikten sonra bize kılavuzluk yapan İskitler'in emriyle bir köyde durduk. Söylediklerine göre Attila da bu köye gelecek ve biz de arkasından gideceğiz. Burada Batı Romalıların elçileriyle karşılaştık. Onlar da bizim gibi Attila'ya sefarete gelmişlerdi. Bunlar arasında Comes ünvanını taşıyan Romulus, Norikum (Noricae) vilayeti valisi Promutus, askeri kumandan Romanus vardı. Aetius'un Attila nezdine katip olarak gönderdiği Constantius ve Edekon ile birlikte olan Orestes'in babası Tatulus da bunlarla beraberdi. Fakat bu son iki kişi elçilik heyetine dahil olmayıp bunlarla birlikte seyahat ediyorlardı. Constantius bunlarla İtalya'da tanışmıştı. Tatulus'un ise Romulus ile akrabalığı vardı. Çünkü oğlu Orestes Romulus'un kızı ile Noricum'un Patavione şehrinde (Avusturya'nın Yugoslavya sınırı)'nde evlenmişti. Elçiler ise Attila'yı teskin etmek ve gönlünü almak için gelmişlerdi ki, Attila Constantius'dan altın kadehler aldığı için Sylvanııs'u talep ediyordu. Bu Constantius Bau Galyalı idi.

O da şimdiki Constantius adlı halefi gibi Attila ve Bleda nez-dinde katip olarak gönderilmişti. İskitler Pannonia şehri olan Sirmium (Miliovica)'u muhasara ettikleri zaman Constantius, şehrin piskopasmdan şehir alınır ve hayatta kalırsa kendisini ve esir edilen şehir sakinlerini fidye vererek kurtarması için altın kadehler almıştır. Şehrin zabtından sonra Constantius bu mesele ile alakadar olmayıp bir iş için Roma'ya gittiği zaman, kadehleri Sylvanus adlı birisine altın karşılığında rehin vermiş ve belirli bir zaman zarfında ödünç altınları iade edip rehin verilen kadehleri geri almazsa Sylvanus onları istediği gibi kullanabilir diye şart koşmuştu. Bunlar duyularak Constantius Attila ve Bleda tarafından kazığa oturtularak öldürülmüş ve Attila da bu Sylvanus'u talep etmişti. Çünkü onu hırsızlıkla itham ediyordu. Bunun için Batı Roma İmparatoru ve Aetius tarafından elçiler gelerek Sylvanus'un kadehleri Constantius'dan rehin olarak aldığını, sonra Tanrı'ya takdim edilen kadehler kendisi tarafından kullanılmayacağı için bu kadehleri bir rahibe sattığını anlatmak, bu doğru sebepler ve Tanrı korkusu için kadehleri istemekten vazgeçer ise, bu kadehlerin karşılığı olan altınların verileceğini, fakat hiçbir kabahati olmadığı için Sylvanus'u talep etmemesini rica edeceklerdi. Elçiliğin seyahat maksadı bu idi".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir