Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rua Devri

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Rua Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:33

Rua Devri

Ostrogodar ve Vizigotların mağlubiyetinden sonra Hunlar Tuna boylarında fazla görünmediler. Daha çok Doğu Roma ile mücadele eden Hunlar hakkında 420 yıllarına kadar, Olympiodoros'un başkanlık ettiği Doğu Roma elçilik heyetinin Hun kağanı Karaton'u ziyaret için 412 yılında denizi geçtikten sonra Don çevresine geldikleri ve ondan barış istedikleri haberinden başka pek malumat bulunmamaktadır. Yalnız bir kaç kaynak Hunların 415-20 yıllarında İranlılar'a karşı yürüttükleri savaştan söz etmektedir. Hunlar bu savaşta oldukça başarılı olmuşlardır. Nitekim Hunlara ait arkeolojik buluntular arasında sık sık ortaya çıkan Sasani kuyumculuk sanatı eserleri ve özellikle Hunların oturdukları Karpat bölgesinde bulunan Sasani-Kuşan, Baktria, hatta Hindistan'a ait altın paralar bunu ispatlamaktadır. Bu zaman esnasında Hunlar, Güney Rusya'dan Macaristan ovalarına, Türkistan'dan da Güney Rusya'ya hareket etmişlerdir.

422 yılında Tuna'da ortaya çıktıklarında Hunların başında Rua bulunmaktaydı. Onun zamanında Hunlar imparatorluk haline gelmeye başlamalarına rağmen, hayatı ve saltanatı hakkında pek birşey bilinmemektedir. Kaynaklarda sadece ismi geçen Karaton'un oğlu olup olmadığı veya onunla akrabalık derecesinin ne olduğu meçhuldür. Rua'nın kardeşlerinin isimleri ise Oktar, Aybars ve Muncuk'tur. Attila'nın babası olan Muncuk erken yaşta vefat etmiştir. Aybars ise büyük bir ihtimalle Doğu kanadı komutanıdır. Oktar ise Batı kanadı komutanı olarak Ren nehri kıyısındaki Burgundlar'la mücadele etmiştir.

422 yılında Rua, Doğu Roma'daki iç kargaşalıklardan istifade ederek saldırıya geçti. Bizzat Rua'nın idare ettiği Hunlar büyük bir hızla ilerliyerek Makedonya ve Trakya'yı istila ettiler. Roma ordularının Trakya'dan Doğu'ya kaydırılmaları Hunların hareketini kolaylaştırmıştır. İranlıların tehdidi üzerine, Avrupa eyaletlerininden Anadolu'ya asker takviye edilmiştir. Sevk edilen bu kuvvetler arasında Yunanistan'daki bazı birlikler ile, gelecekteki İmparator Marcianus ve Ardaburius'un emrindeki ordular da yer almıştır. İranlılarla savaş 421 yılında çıkmıştır. Savaşı Doğu Roma kazandıysa da bu kesin bir zafer değil, çalışmayı durduran bir galibiyet olmuştur. Hunların Trakya'ya saldırısı üzerine ise bu ordu hemen geri dönmeye başlamıştır.

Bu sefer sonucunda imzalanan antlaşmayla devamlı tazyik altında tuttukları Doğu Roma'yı 350 libre altın vergi vermeye mecbur bıraktılar. Romalıları Hunlara 350 libre altın ödemeye mahkum eden antlaşmanın tarihi hakkında çeşidi görüşler ileri sürülmüştür. Bury, bu antlaşmanın 424 yılında, Stein 430, Thompson 430 civarında, Helfen ise 438 veya sonrası olduğunu düşünmüştür. John ise, 434 yılında yapılan antlaşmanın 422 yılı fethinin sonucu olduğunu ve tarihinin de 422 olduğunu belirtmiştir. Ayrıca antlaşmanın 435 yılında yapıldığı da söylenmiştir. Bu ana kadarki iddialar göz önüne alınırsa 422-434 yılları arasında Trakya'nın üç ayrı fethi vardır.

a) 422 senesi fethinin neticesi bilinmemektedir (Marcellinus Comes'e istinaden).
b) 430 yıllan civarında bir işgal gerçekleşmiş ve Hunlara 350 libre altın ödenmesi ile neticelenmiştir (Priskos).
c) Aksi bilinmeyen ve 434'den önce Trakya'yı tahrib eden bir işgal olmuş ve Rua bu sefer de İstanbul'u tehdit etmiştir (Theodoret).

Bu üç ihtimali birleştirdiğimiz zaman hepsinin de 422'deki işgali işaret ettiği ve antlaşmanın bu sıralarda imzalandığı ortaya çıkar. Haraç ödemeyi bir türlü kabul etmeyen Romalılar, çağdaş tarihçi Tribut'un dediği gibi "Bizans anlayışında bu vergi değil, en iyi durumda destekleme" olarak değerlendirdiler. Böylece Doğu Roma altınları Hunlara akmaya başladı.

Hunların kat'i üstünlüğü ve Doğu Roma'yı vergiye bağlamalarına rağmen Theodoret Cyrhus'un söyledikleri oldukça enteresandır:

"Hun Kralı Rua Trakya'yı işgal etti. İstanbul'u muhasara ile tehdit etti. Fakat ilahi müdahale Rua ve ordusunu, İranlıları olduğu gibi mahvetti. Bu, imparatorun Allah'a bağlılığının karşılığında olmuştur".

Kaynakça
Kitap: AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU
Yazar: ALi AHMETBEYOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rua Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:33

Hun tarihinde, bunu izleyen on yıl içerisinde Doğu Romalıların yerini Batı Romalılar aldı. 15 Ağustos 423'te Batı Roma imparatoru Honorius ölünce, Batı Roma İmparatorluğunda Büyük Theodosios'un kendi tarafından erkek halefi kalmadı. Bunun üzerine ordu ve senato Batı Roma'yı himayesinden bırakmak istemeyen Doğu Roma'ya karşı cephe alarak bir İtalyan soylusu olan Senatör Johannes'i imparator seçtiler. İmparator Johannes, kabiliyetli bir kumandan olan Aetius'a cura palatil ünvanını verdi. Lakin Büyük Theodosios'un kızı ve II.Theodosios'un halası Galla Placidia, Doğu Roma imparatorunun yardımını sağlayarak Johannes'e karşı taarruza geçti. Bu ittifak karşısında zor durumda kalan Johannes, yardım istemek üzere Aetius'u Hunlar'a gönderdi. Hun Kağanı Rua, Aetius'un ricasını kabul ederek İtalya üzerine yürüdü. Fakat, Aetius'un sağladığı ve iddiaya göre altmış bin kişilik ordu İtalya'ya varmadan üç gün önce Johannes bertaraf edildi (Mayıs 425). Böylece Doğu Romalı generaller gelişinden korku duydukları ve 3 gün sonra İtalya'da karşılaşacakları Aetius'la buluşmak üzere geri çekildiler.

Batı Roma İmparatoru olan III. Valentinianus (425-455)'un annesi Galla Placidia, oğlunun küçük olması nedeniyle onun adına iktidarı ele geçirdi. Aetius ile anlaştı. Ona Comes rütbesi verdi ve merkezden uzaklaştırmak gayesiyle, babası Gauentius'un halefi olarak en büyük askeri komutan sıfatıyla Galya'ya atadı. Bu durum bir komediye dönüştü ve meseleyi daha da ağırlaştırdı. Galla Placidia hükümeti Hunların istenmeyen yardımlarına karşılık haraç vermeye zorlandı. Hunlar, 425 yılında imparatorluğun iç politikasında hissedilecek derecede söz sahibi idiler. Aetius'un nüfuzunun artmasına sebep olan Hunlar hiç engelle karşılaşmadan İtalya'ya ulaştılar.

Valeria şehri Floriana'da içerisinde altın paralar bulunan bir mezar ortaya çıktı. Mezar, Hunların hizmetinde çalışan, İtalya'da da bulunmuş olan ve Doğu Roma İmparatorluğunuzun yönetiminde de bulunan bir adama aitti. İçinde çok sayıda altın paralar olan Roma mezarı Pannonia'da bilinen birşey değildi. 430'lu yıllarda bu Floriana mezarlığına yalnızca doğudan gelenler gömülmüştü (mezarda ayrıca deforme olmuş kafatası kemikleri, gömülmüş atlar da bulunmuştu). Yeni araştırmalara göre, Valeria Ripensis şehrinin ahalisinin 425'ten sonra başka yere yerleştiği ve Valeria Media şehrini kurdukları kabul edildi. Bu Sava nehrinin güney batısında, Venedik-Histria bölgesinin eteğinde, Juli Alpleri'nin doğusunda, Emona ile Siseia arasında bir yerdi. Valeria Ripensis'in boşaltılmasına sebep olarak; Hunların Aquincum ve Dıava munsa arasındaki Valeria Limesi'ni boşaltmaları, saldırılarla istihkam mevkilerini yakmaları, tahrip etmeleri yani ıssız bir sınır ülkesi meydana getirmeleri söylenirse de durum böyle değildi. Daha önceki yüzyıllarda Sarmat ve Germen saldırıları sırasında birkaç kez yıkılmış olan Valeria Limesi istihkam mevzileri, bu kez kuvvete dayanan hiçbir tahribatın izlerini taşımıyordu. Sağlam duran duvarlar, hiç dokunulmayan binalar (ki bunların yıkılması yüzyıllar almıştır) ispatlıyor ki, Valeria Ripensis sınır bölgesinin boşaltılması savaşla değil, Batı Romanın müttefiki olan Hun elçilerinin isteğiyle gerçekleşmişti. Hunlar, kendilerine ait kontrol noktalarını Tuna çevresinde önemli yerlere kurmuşlardı (mesela İntercisa'da, çok uzakları görme imkanı veren, nehrin geçildiği üst bölgede kurulan yer).

Arkeolojik, nümizmatik ve tarihi bilgilerin ışığında; Sarmat Limes'i, Tuna'nın geçiş noktaları, Valeria Ripensis bölgelerinin Hunlara 425 ve müteakip yıllarda yaptıkları askeri yardım karşılığında verildiği ortaya konmuştur. Burada söz konusu edilen, Aetius'un Hun yardımını temin etmek veya III. Valentinianus'un onların İtalya'dan çekilmeleri mukabilinde verdiği ücrettir. Yeni Hun iktidar merkezinin kurulması bu olayla yakından irtibatlıdır. Bu merkez, Doğu ve Batı Roma imparatorluklarının sınırlarından çok uzakta olmayan, her ikisinin başkentine giden yolların kesiştiği, iyi savunma imkanı olan bir yerdedir. Yani Tuna havzasının göbeğinde, Orta Tuna nehir bölgesinde, Körös ve Maros nehirlerinin ortasındadır. Hunların asıl kuvvetlerinin buralarda toplanması sebebiyle, Doğu Romalılar etkili savunma önlemleri almaya çalıştılar. Bunun için Batı Roma İmparatorluğuna ait Paıınonia Secunda (Sirmium) bölgesini işgal ettiler. Orada bulunan Batı Roma hizmetindeki grupları (bunların arasında bazı Hunlar da vardı) yerlerinden sürdüler. Güvenlik sınırlarını Baçka-Sirmium Tuna bölgesine kadar genişlettiler. Buraları askeri savunmaya çok elverişli yerlerdi ve 427 yılında buna dahil olmak üzere Sava ırmağı geçiş yerini koruyan imparatorluk şehri Sirmium (Sremska-Mitrovica)'u ele geçirdiler. Batı Roma İmparatoru III. Valentinianus, ancak 10 yıl sonra İstanbul'u ziyareti ve evlenmesi sırasında dostane olamayan bu hareketi onayladı (Ekim 437).

Bu arada Aetius, Hunlarla kurduğu dostluktan çok iyi bir şekilde yararlandı. Hemen hemen her yıl Hun birlikleri Galya'da güründüler. 425-427 yılları arasında gitgide daha saldırganlaşan, 425 yılında çok büyük öneme sahip Arelas (Arelate) şehrine saldıran Vizigotları geri püskürttüler. 428 yılında bölgenin kuzey kısmını yağmalayan Ripuar Franklarını kendilerine bağlamaya zorlayarak, Ren'in karşı kıyılarına sürdüler. 429-430 yıllarında Rua'nın kardeşi ve batı kanadı komutanı olan Oktar, Ren nehrinin sağ kıyısında yaşayan Burgundlar'a saldırdı. Bu muharebede Oktar'ın pek çok adamı öldürüldü. Kendisi de bu sıralarda hayatını kaybetti. 429 yılı sonunda Aetius, Hun dostluğu sayesinde İtalya'da Roma ordusunun üst komutanlığına atandı (Magister militum et utriusque militiae dux). Rakibi Flavius Felix'iıı gücünü iyice kırdı. 430 yılında İmparatorluğun içine girmiş olan Juthungları kovaladı ve Alplerin kuzeyinde sarsılmış olan Roma hakimiyetini Norikum (bugünkü Avusturya) ile Raetia'da da tekrar kurdu. 431 yılında bu bölgelerde çıkan isyanı gönderdiği birlikleri vasıtasıyla bastırdı. Tuna ve Ren nehirlerinin üst kısımlarındaki sınır istihkamlarını yeniden sağlamlaştırdı.

432 yılında Galla Placidia ile maiyyed, başarılı ve gittikçe bütün iktidarı ele geçiren kumandanı Aetius ile nihai olarak hesaplaşma zamanının geldiğine karar verdi ve onun üzerinden başkumandanlık ünvanını alarak bu ünvanı Afrika duxu ve rakibi Bonifacius'a verdi. Patricius ilan edilen comes Bonifacius ve onun Afrika orduları, Aetius'u Rimini civarında yendiler. Bunun üzerine Aetius önce Roma'da yardım aradı. Ardından da Dalmaçya üzerinde Pannonia'ya giderek Hun Kağanı Rua'ya sığındı. Rua bu eski arkadaşından yardımını esirgemedi. Fakat bu arada Galla Placidia da Güney Galya'daki Vizigotlardan yardım istedi.

Ancak Hun yardımcı kuvvetleri atik davranarak imparatorluğun son seçkin kuvvetlerini dağıttılar ve Aetius'a Roma'ya kadar eşlik ettiler l6s. Prosper Tiro'nun kroniğinde bu hadise hakkında şu bilgiler verilir:

"Aetius görevini bırakıp da çiftliğine geldiğinde, düşmanları onu bulup öldürmeye çalıştılar. Ancak Aeitus Ravenna şehrine, oradan da Dalmaçya ve Pannonia'yı geçerek Hunların yanına kaçtı. Hunlar onu dostça kabul edip, eski kuvvetine kavuşturdular".

Aetius'un 433 yılında Roma'ya geri dönmesi üzerine Batı Romalılar, Gotlar ve Germen kavimleri ile yaptıkları savaşlarda Hunları yardımcı kuvvet olarak davet ettiler. Bu yardımlar karşılığında Pannonia Hunlara verildi. Bu, Hunların imparatorluğu desteklemelerine karşı mükafatlandırma politikası idi. Ancak bu politika daha sonraları Batı Roma açısından tehlikeli sonuçlar doğurmuştur.

Bu bölge Hunlara hem yerleşme bölgesi olmuş, hem de Batı, Doğu ve Güney'e yapılan seferlerde büyük avantaj sağlamışür. İmparator ve annesini, Aetius'a karşı yumuşayarak ona Patricus rütbesini tevcih etmeye, onu tekrar imparatorluğun en yüksek askeri komutanı olarak atamaya mecbur bıraktı (434-435). Bu olaylar olurken, Doğu Roma'nın Hunlara tabi ve Tuna boyunda oturan Hun asıllı Amilsurlar, Iümarlar, Tonosurlar, Boiscler ve diğer kavimlerle Hunlara karşı ittifaklar yapması üzerine Rua, Esla'yı İstanbul'a göndererek Trakya bölgesine karşı savaş hazırlıklarına başladı. Hun elçisi Esla, Doğu Romalılara kendilerine bağlı kavimlerle antlaşma yapmamalarını, yoksa muahede yapmaktan vazgeçileceğini ve savaş yapılacağını diplomatik dille anlattı. Doğu Romalılar bunun üzerine derhal Trakya ve İskit ülkesinden Consüllük yapmış ve ordu komutanı olan Plinthas ile Dionysius'u elçi olarak Rua'ya göndermeyi kararlaştırdı. Elçiler yola çıkmadan, ülkesine geri dönen Esla'nın yanında Singiluchus adlı birisini, kendilerinden başka hiçbir Romalı ile görüşmemeye ikna için Rua'ya gönderdiler. Doğu Roma'nın Hunlar ile antlaşma yolu aradığı sırada Hun Hükümdarı Rua ansızın öldü (434). Piskopos Theodaret'in ifadesine göre, Rua'nın ölümüyle halk arasında, Kraliçe Eudokia'nın duaları sayesinde gökyüzünün Rua'ya hak ettiği ölümü götürdüğüne dair söylentiler ortaya çıktı. Kilise tarihçisi Sokrates de, Rua'nın gök gürültüsü ve şimşek ile öldüğünü, ordusunun ise veba ile yok olduğunu yazdı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir