Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebetler

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebetler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:31

Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebetler

376 yılındaki büyük fırtına ve kavimler hareketinden sonra Hunlar, aşağı yukarı 20 yıl boyunca Romalıların görüş alanından uzaklaştılar. Bu arada devletlerinin teşkilatlanmasıyla uğraşıp, diğer kavimleri rahat bıraktılar. Belki de 370'li yıllardaki Doğu Roma İmparatorluğu içlerine, Gotlar ve Alanlar ile birlikte yaptıkları, her tarafı yakıp yıktıkları savaşı biraz unutturdular. Hunların Avrupa önlerinde görülmeleri neticesinde Doğu Gotları ve Alanların bir kısmı ile, Batı Gotlarının ise tamamına yakını yerlerinden sürülerek Roma imparatorluğu sınırlarına yerleştiler. Bu süre zarfında, coğrafi sebeplerden dolayı kavimler göçünün tüm sıkıntılarını hisseden devlet ise Doğu Roma imparatorluğu oldu.

Yaklaşık 375-400 yılları arasında Hunlar, Doğu Roma imparatorluğu'nun Avrupa'daki toprakları üzerinde direkt bir harekette bulunmadılar. Fakat bu arada imparatorluktaki olayları da yakından takip ettiler.Nitekim, tarihçi Hieronymos'ıın da dediği gibi, ilk saldırıyı, Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları'nın birbirleri ile savaşa tutuştuklarını haber aldıklarında gerçekleştirdiler. Doğu Roma İmparatoru I. Theodosios birliklerini doğu bölgelerinden çekti. Hatta Tuna'nın güney kıyılarında oturan ve sınırlarını korumakla vazifeli Vizigotları da yanına aldı. Ordusuyla, imparator karşıtı Eugenius (394)'a karşı Alpler'e çekildi. Böylece Doğu ve Tuna'da sınırlar korumasız kaldı. Hunlar, 395 yılında kendilerini Romalılara hatırlatmak için bu uygun fırsatı kullandılar.

Hunlar, meşhur stratejilerine uygun olarak imparatorluğa iki farklı yönden saldırdılar. Ağırlık merkezi Tuna olan Batı kanadı tarafından organize edilen bir kısım Hunlar, önce donmuş olan Tuna'dan geçerek Moesia düzlüklerini zapt ettiler. Buradan Alpler'e kadar akınlar yapmayı denediler. Balkanlar, İllyria ve Trakya'ya kadar ilerliyerek tahrip ettiler. Hunların bu hareketi Romalılar'dan çok, 20 yıl önceki dehşeti içlerinde taşıyan Gotlar'da büyük bir korku uyandırdı.

Merkezi Don nehri civarında bulunan doğu kanadı tarafından tertip edilen ve Basık ile Kursık adlı iki bey tarafından idare edilen bir kısım Hunlar ise Kafkasya üzerinden Küçük Asya (Anadolu) ve Suriye'ye saldırdılar. Bu Anadolu akını sırasında Hunlar, bugünkü Erzurum, Karasu ile Fırat'ı geçerek Malatya ve Çukurova bölgesine kadar ilerlemişler, Urfa ile Antalya'yı kuşatıp, Suriye'ye gelerek Kudüs taraflarına varmışlardır. Orta Anadolu'ya Kayseri-Ankara civarına kadar gittikten sonra, Azerbaycan-Bakü yolu ile merkezlerine geri dönmüşlerdir. Gerçekleştirilen bu akınlar planlı olmuş ve yerleşilerek vatan haline getirilecek en müsait toprakları bulma gayesi taşımıştır. Bu durum, Doğu Roma İmparatorluğu kadar Sasanileri de telaşlandırmış ve korkuya sevk etmiştir.

M.S. 375-400 yıllan arasında Avrupa'da faal bir harekette bulunmayan Hunlardan küçük bir grup, Tuna'nın güneyindeki toprakları ele geçirdiler ve Pannonia bölgesinde görüldüler. Bu zaman içerisinde Doğu Roma hudutlarındaki Hunların sayısı fazla değildi. Bunlar da Doğu Macaristan ve Transilvanya'da bulunmaktaydılar. Hunların esas kütlesi Güney Rusya'da Don nehri civarındaki merkezlerinde bulunuyordu. Doğu ve Batı da yapılan seferler merkezin kontrolü altında kanatlar tarafından idare edilmekteydi. Anadolu seferinden bahsettiğimiz Hunların, dönüşte 396 yılında Sasaniler ile mücadeleler yaptığı görülmektedir. Sasaniler'in merkezine yakın bir yerde görülmeleri ahaliye bir korku yaşattı ve Sasani kralı IV. Behram Hunlarla şiddetli bir mücadeleye girişti.

Priskos bu olaylar hakkında şu bilgileri vermektedir: Priskos, Batı Romalı elçi Romulus ile konuşurken, onun anlattıklarına istinaden şunları nakletmektedir. "...İskit ülkesinden İranlılar'ın ülkesine nasıl gidilir diye sorulması üzerine Romulus, İranlılar'ın ülkesinin İskit ülkesinden çok uzak ve İskitler'in bu yolda acemi olmadığını, bir zamanlar memleketlerinde kuraklık olduğundan ve Romalılar o zaman devam eden harplerinden dolayı onlarla savaşamadıklarından, İskitler'in İranlar'ın ülkesine girdiklerini söyledi. İskit kral soyundan Basık ve Kursık idaresindeki İskitler, İran'a kadar giderek buralarda büyük bir kalabalığa hakim olmuşlar, Roma'ya gelmişler ve ittifak etmişlerdir. Onlarla birlikte gidenler anlatıyorlar ki, çölden geçtikten sonra bir gölü de geçerek — Romulus Maeotis (Azak Denizi) 'i düşünüyor — on beş gün dağlık bölgelerden gidip İran'a bu surede gelebilmişlerdi. Etrafı yağma ettikleri bir sırada İran ordusu gelerek gökyüzünü oklarla kaplamış olduklarından, başlarının üzerinde bulunan tehlikeden korkarak pek az ganimet ile geri çekildiler. Bu felaket önünden geri çekilirken dağlar aşmak mecburiyetinde kalmışlar ve ganimetin pek çoğunu da İranlılar geri almışlar. Düşmanların hücumundan kurtulmak için başka yola saparak bir deniz kenarındaki kayalıklardan ateş çıktığı yerden ilerlemişler, günlerce yolculuk yaptıktan sonra ülkelerine dönmüşlerdi...".

Bu sefer sırasında Hunların genel olarak aşağı Don'un doğusunda ve Maeotis'de oturdukları anlaşılmaktadır. Hunlar hareketlerinde Maeotis'in doğu kıyısı boyunca uzanan Kafkasya'nın batı yolunu seçmişler ve İranlılar'a ulaşmak için en az 15 güne ihtiyaç duymuşlardır. Burada kayalıklardan çıkan ateşin Bakü yarım adasındaki petrol yatakları olduğu tahmin edilmektedir. Buna göre geri dönüş Hazar Denizi'nin batı kıyısı boyunca Derbent geçidi veya Hazar kapısı vasıtasıyla olmuştur.

Ayrıca Edessa(Urfa)'nın kuşatılması dolayısıyla da Edessa kroniğinde Hunların atlarının üzerinde fırtına gibi uçan Ye'cüc-Me'cüc kavmi olduğu kabul edilerek şu bilgiler verilmiştir:

"Şehir Hunlar tarafından kuşatıldı. Halk dağlara çıktı. Manastır ve rahiplerin olduğu şehrin üst kısmı kaldı. Hunlar halkı kovaladı. Kimi kaçtı, kimini de Hunlar esir aldılar. Bazı rahibeleri kovaladılar. Bazılarına da tecavüz ettiler. Şehirde başka bir şey bırakmadılar".

Kaynakça
Kitap: AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU
Yazar: ALi AHMETBEYOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebeder

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:32

Yalnız Hunların bu seferi hakkında ortaya çıkan bilgiler oldukça karışıktır. Hepsinin 395 yılındaki harekete mi ait olduğu, yoksa 359-61 veya 400 yıllarında başka bir sefer düzenlediler de bazıları ona mı dairdir bilinmemektedir. Hunların ilk devirlerinde İran bölgesinde gelişen olayların Ak-Hunların faaliyetleri ile karıştırılma tehlikesi de vardır.

25 yıllık bir sessizlikten sonra nüfuslarını, güçlerini artıran, birçok kavmi yerinden oynatarak Güney Rusya bozkırlarının tek sahibi olan Hunlar, Avrupa içlerinde yeniden harekete geçtiler. İmparator I. Theodosios'a, İtalya seferinde refakat eden I. Alarik ve birlikleri, Hunların saldırı haberi üzerine aceleyle Tuna'da Moesia'da bulunan yerlerine geri döndüler. Kış gelmeden bütün ailelerini oraya getirip, Balkanlara ve imparatorluk içlerine çekildiler. 399 yılından beri biraraya toplanan Got paralı askerlerinin komutanı Gainas'ın müfrezesi İstanbul'un çevresini yakıp yıkıyordu. Bunlar aynı zamanda kendini Ostrogotların kralı ilan eden Tribigild (us) 'in müfrezesiyle Bosporos'un iki yakasında Romalılarla (fakat aynı zamanda birbirlerine karşı da) kanlı savaşlar yapıyorlardı.

Bu kuvvetli barbar akınlarına karşı Doğu Roma savunması hemen hemen çaresizdi. 400 yılının yaz aylarında Gainas, İstanbul'u fethetti ve gerçek bir terör estirdi. Bankaları yağma etti, imparator sarayını yaktı, tutkulu bir Ariani olarak kendi taraftarları için hıristiyan bir kiliseyi işgal etmeye çalıştı. Bu durum ona bir bela getirdi. Başkentin öfkeli halkı sokak savaşlarında ordusunun yarısını imha etti. Diğer yarısı ise korkuyla şehirden kaçtı. Gainas ve etrafındaki asiler sürüsü imparatorluktan da sürüldü. Trakya üzerinden Tuna'nın kuzey kıyılarına yani eski anayurtlarına geri döndüler. Gainas'ın kaderi burada noktalandı. Korkunç bir Aralık soğuğunda hiçbir saldın beklemedikleri sırada Hunlar, Gainas'ın ordusunu şaşkına çevirip, etrafını sararak düzenlerini bozdular ve yerle bir ettiler.

Bu sırada Hunların Batı Kanadı reisi olan Uldız, Gainas'ın kafasını yeni yıl armağanı olarak İstanbul'a gönderdi (3 Ocak 401). İki yıl boyunca öylesine çok zararlar vermiş olan haydut sürüsü beyi'nin ölümü kadar sevindirici yeni yıl armağanı tahayyül edilemezdi. İmparator Arkadius (395-408), teşekkür olarak bir sürü hediyeler gönderdi. Düşmanının düşmanıyla bir ittifak yaptı. Başarının büyüklüğünü göstermek için olayın anısına —Traja sütunlarının resimlerinden sonra —muhteşem Arkadius sütunlarını yaptırdı. Yalnız bu zaferi, zafer çığlıkları içerisindeki İmparator ve Romalılar kazanmadılar.

Balkanlar çevresinde ölçüsüz tahripler yapmış olan ve Romalı General rolündeki Vizigotların kralı I. Alarik, Gainas'ın devrilmesi haberi üzerine, gene ayakları altındaki toprağın çok ısındığını hissetti. Daha 401 yılında İtalya'yı yağmaladı. Gerçekte ise Hunların önünden Juli Alpleri'nin arkasına kaçtı. Ordusunun bir kısmı, o zamanlar Dinyester savaşının kahramanlarından oluşuyordu. Bu sebeple onlar, Hunlar tarafından esir alındıklarında kendilerini neyin beklediğini iyi biliyorlardı. İtalyan öncü akınlarında bu sefer başarısızlığa uğramışlardı. Batı Romalı başkomutan Stilicho; Vızigodan, Pannonia bölgesinin Alan ve Hunlu birliklerin yardımıyla, Raetia'dan ücretli asker olarak giden Vandallar gibi iki defa yendi. Bundan sonra 402'de, Pannonia ve Dalmaçya arasındaki bölgeye, Dinar Alpleri'nin koruma bölgesine geri çekilen Alarik'i püskürttü.

Bu arada Karpatlar'da da genel bir panik ortaya çıktı. Hun kıskacı harekete geçti. Tuna bölgesinden Sarmatlar'dan binlercesi Roma imparatorluğu topraklarına kaçtı. Asıl korkunun nedeni, Doğu Karpatlardan küçük Karpatlar'a kadar "ısıran" üst kıskaçtı. Hunların Ostrogotlu uşakları, ön tarafta Vandallar, Sueb-Quadlar ve Gepidlere saldırıyorlardı. Arkada ise her tarafta Hun savaşçıları vardı. Sonuç dünya tarihinde bugüne kadar görülmemiş panikti. Batı Roma imparatorluğu toprakları akın akın gelen insanlar tarafından istilaya uğramıştı. Kaçış, daha sonraları Kartaca imparatorluğunu kuran Hasdling-Dynastie komutasındaki Vandalların Karpat vadisinde oturan kolunun da kendilerine katılan büyük Alanlı ve küçük Gepid gruplarının ittifakıyla başladı. Korkunç bir şok içindeydiler ve deniz onları Avrupa'dan ayırana kadar kaçışı sürdürdüler. Sueb-Quadlar ve Vandallar'ın Siling komutasındaki diğer kolu, onların peşlerinden gittiler. Pannonia ve Norikum'dan kopup gelmiş dağınık yağmacı gruplarla 401-405 arasında Tuna vadisinden Ren nehrine geldiler. Aynı tarihlerde Tuna'nın öbür tarafında kalan Gotlar, Sarmatlar ve diğer barbarlardan oluşan grupları Radagais adında biri etrafında topladı ve onlarla italya'da Alp dağlarının eteklerine saldırdı. Yeni, bu beklenmedik karşı saldırıya hazırlıksız olan Stilicho, Uldız'dan yardım istedi. Hunlara para ve savaş ganimetinden pay sözü verdi. Mucize yine tekrarlandı. Stilicho ve Uldız, Radagais'in asilerini orta italya, Floransa yakınında ele geçirdiler. Çembere aldılar ve 406 yılı Ağustosu'nda yok ettiler.

İtalya ikinci sefer de kurtulmuştu. Fakat bedeli ağır olmuştu. Alarik ve sonra Radagais'e karşı İtalya'ya yürüyen Ren birliğinin çekilmesinden sonra akın başsız kaldı. Aralık 406'da Vandal, Alan ve Sueb'lerden oluşan ordu Ren'i geçti ve korumasız Galya'yı istila etti. Bütün Galya ateş içinde kaldı.

Radagais ve ordusunun İtalya seferinde tamamen başarısız olmasına rağmen, onlar Batı Roma bölgelerinde büyük bir hücuma sebep oldular. Radagais ordusunun Pannonia'ya girmesi, bu bölgeye henüz yerleşmiş olan kavimlerin nüfusunda büyük bir değişmeye yol açtı. Birkaç yıldan beri Vandallar bu bölgeye yerleşmişti. Onlar kuzey-doğu Macaristan'da Suebler'le birleşmiş ve Hun tazyiki altındaki bazı Alanlar da Güney doğu Rusya'dan batıya doğru kaçmıştı. Bu taze baskı Radagais'in Gotları'nı harekete geçirdi. Onların arkasından hareket eden Hunlar, Pannonia'da yerleşenleri yerlerinden oynatarak uzağa sürdüler. 401 yılında Vandallar, Suebler, Alanlar batıya doğru büyük bir grup halinde harekete geçmişlerdi. İlk önce Raetia ve Norikum eyaletlerine yerleştilerse de, kısa bir süre sonra Hunların baskısı ile batıya doğru ilerliyerek 406 yılında Ren'i geçerek Galya bölgesine geldiler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebeder

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:32

Ren'i geçmeden önce bu yeni istilacılar Franklarla büyük bir savaş yaptılar. Anlatılanlara göre 20 bin Vandal bu harp sırasında katledildi ve Vandal kralı kendini öldürdü. Vandalların muttasılı olan Alanların yetişmesi onları daha büyük bir bozgundan kurtardı. Çok sayıda Vandal, Sueb ve Alan kıtaları Frankları geri püskürtmeyi başardı. Galya'nın çeşidi kısımlarına gittiler ve oraları üç yılda yakıp yağmaladılar. Bu zamanın sonunda, bölgedeki Roma birliklerinin sayısının artması kuvvetlerin güneye doğru yönelmesine sebep oldu. 409'da Vandallar, Suebler, Alanlar Pireneler'i geçerek İspanya'ya girdiler. Roma şehirlerini yağmalamak yerine her biri ayrılarak bağımsız krallıklarını kurdular. Sueb krallığı İspanya'nın kuzey batısında, Alan krallığı şimdiki Portekiz'in olduğu yerde, Vandallar ise yarımadanın diğer kısmında hakim oldular (kısa süre sonra da Vandallar, eski Kartaca şehrine kadar uzak-doğuda Kuzey Afrika'nın sahibi oldular)m.

Bu sıralarda Galya'yı yakıp yıkan Vandal, Sueb ve Alanlar tekrar İtalya'ya doğru harekete hazırlanıyorlardı. Batı Roma İmparatorluğu'nun kalbi yeniden barbar istilasına maruz kaldı. 402-403 yılında Vizigot kralı Alarik tarafından idare edilen ve önemli bir sonuç doğurmayan İtalya seferinden sonra, Alarik, 408'de kutsal Roma şehrini hedefleyen yeni bir hareket başlattı. Radagais'in İtalya'ya saldırısı, Galya'nın Sueb, Alan, Vandallar tarafından istilası doğudan gelen Hun baskısı neticesinde gerçekleşmiştir.

408 yılı Ağustos'undaki barbarlar soyundan gelen Stilicho'nun sonunu hazırlayan saray ayaklanmasından önce, Alarik'ten korkmak gerekmiyordu.
Vizigot kralı bu yıllarda Batı Roma işlerine isteyerek —tabii iyice büyük bir miktarda para hatırına— hizmet ediyordu. Alarik harekete geçer geçmez bu, onu, Uldız ve arkasındaki orduyla korkutmaya yetiyordu. Ve hemen yine sesi kesiliyordu. Her zaman gerçek olmasa da buna uygun bir haber her zaman mümkündü. Gerçekte Batı Roma İmparatorluğu, Hunlarla her zaman sıkı dostluk ve ittifak ilişkileri kurmuştur. Öyleki bu sıralarda karşılıklı esir değişimi dahi yapmışlardır. Bu ittifakın alt teminatı Hunlara rehine olarak gönderilmiş olan (aynı zamanda da elçi olarak) Dorystolon (Silistre) doğumlu Aetius'tu. O, Hunlardan başka şeyler yanında, ata binmeyi yay ve kılıç kullanmayı da öğrenmişti. Batı Roma Hun ittifakı 450 yılına kadar sürdü ve bu ölmekte olan bir impratorluğun mevcudiyetini bir insan ömrü kadar uzattı.

Stilicho'nun ölümünden sonraki gelişmeler için önemli rol oynayan iki yılda Hunlara duyulan umutlar söndü. Arkadius'un ölümünü (1 Mayıs 408) ve 7 yaşındaki oğlu II. Theodosios (408-450)'in tahta çıktığını öğrendiğinde Uldız, 408 yılında Doğu Roma İmparatorluğu'na saldırdı. Önce Olt nehrinin ağzından Demir Kapı'ya kadar olan bölgeyi ele geçirdi ve Tuna'nın kuzey kıyılarında kule tarzı küçük filo destek mevzileri gibi köprübaşı mevzilerini yaktı (Doğudan batıya: Sucidava / Celei, Desa, Hinova, Drobeta / Turnu Severin, Dierna / Orsova, Gornea - hepsi yakıldı). Sonra nehri geçti. Uldız'ın Skir yardımcı müfrezesi (Doğu Germen Skirler, 381'den beri Hunların silah arkadaşı idiler) List'den geçerek Moesia'da kilit noktayı elinde tutan Castra-Martis (Kula) mevzisini hileyle fethetti. Doğu Roma komutanı, Uldız'la savaşı sulh şeklinde bitirmeye çalıştı.

O, aynı şekilde sulh ve ittifakı sağlamaya gayret etti. Buna mukabil Uldız, barışın sağlanması ve kalenin temizlenmesi için yıllık olarak altın talep etti. Böyle büyük başarıdan sonra Uldız, doğan güneşi göstererek "güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her yeri fethederim" dedi. Romalılar bunu kabul etmediler. Casüa-Martis'i yeniden ele geçirdiler ve Skirler'e yalnızca ağır kayıplar verdirmekle kalmadılar, aynı zamanda Uldız'ı Tuna'nın kuzey kıyılarına kadar tazyik ettiler (409).

Bu olaylar hakkında Sozomenos şu bilgileri vermektedir:

"Aynı tarihte herhangi bir saldırı olmadığı halde Hunlar, Trakya'da bir yenilgi yaşadılar. Çünkü barbarların kralı olarak Tuna'nın bu tarafında yaşayan Uldız, büyük bir ordu ile nehri geçerek Trakya sınırına yerleşti. Castra-Martis şehrini hileyle ele geçirdikten sonra, Trakya'nın geri kalan bölgelerine de saldırdı. Bunu yaparken Romalılar'la herhangi bir antlaşma yapmaya tenezzül etmedi. Trakya'nın en salahiyetli şahsı Uldız'a barış teklifi ile gelince, Uldız, ancak kendisinin koyduğu şartlarla bir barışı kabul edeceğini, aksi takdirde savaş açacağını bildirdi. Durum çok kritikleşince Tanrı, Roma İmparatorluğu'na ne kadar önem verdiğini gösterdi". Kısa süre sonra Tuna'nın güney kıyısındaki mevzileri sağlamlaştırdılar ve 412 yılının ilkbaharında yeni Tuna filosunun hazırlanmasıyla ve eski gemilerin yeniden onarımıyla nehir sınırlarının savunmasını iyice güvenlikli hale getirdiler. İyi organize olmuş ilk Hun saldırısı Doğu Roma İmparatorluğu ve dünya tarihi açısından önem taşır. Henüz daha çocukken savaş esnasında tahta çıkan II. Theodosios (408-450) hükümeti, başkentin korunması için hemen yeni bir sur yaptırttı. Bu, yapımı 413 yılına kadar süren "Theodosios" veya konsül düzenlemesinde yaptıklarına göre olan adıyla "anthemik" suru Bizansı bin yıldan uzun süre korudu''.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebeder

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:32

408 yılında Roma şehrine karşı harekete geçen Alarik, ordusunun arkasında bulunan ve Tuna'yı geçerek Trakya ile Makedonya'yı yağmalayan Hun kuvvetlerine elde ettiği ganimetin büyük kısmını vererek kendini Hun tehlikesinden korudu.

Honorius'u (395-423) Batı Roma tahtına çıkaran Alarik, askerlerinin desteklenmesi için büyük miktarda para istedi. Honorius, bu teklifi reddettiyse de İtalya'ya saldırı tehdidine karşı bir önlem alamadı. Honorius, Ravenna şehrine giderek kendini emniyete aldı. Talepleri reddedilen Alarik, sefer için hazırlıklarını tamamladı ve 408 yılında Juli Alpleri'ni geçerek İtalya ovalarına hareket etti. Honorius'un saklandığı Ravenna'ya uğramadan doğrudan Roma'ya girdi. Çünkü Roma şehri Batı Roma İmparatorluğumun merkezi idi. Alarik güney yolu üzerinde çok az bir direnişle karşılaştı. 408-409 ve 410 yıllarında Roma şehri üzerine üç saldın yaptı. Bunların her biri belirli başarılarla sonuçlandı. İlk saldırıda Roma'yı almakla yetindi ve halkı kendisine itaat etmeye mecbur bıraktı. Bu arada Alarik, oldukça büyük bir meblağı askerlerine moral olması için dağıttı. Bundan sonra askerlerini kuzeye doğru ilerletti ve İmparator Honorius'u yendi, kalıcı bir antlaşma için teşebbüste bulundu.

Bununla beraber Honorius, Ravenna'da tüm antlaşma tekliflerini reddetti. Bunun üzerine Alarik, 409 yılında Roma şehri üzerine ikinci bir hareket yaptı. Alarik, şehri ele geçirince Roma senatosu bir uzlaşma teklif etmek zorunda kaldı. Savaşmayı ve antlaşmayı reddeden Honorius tahttan indirilerek, Attalus imparator seçildi. Yeni imparator, hem Roma vatandaşı hem de Alarik'e yakın biri olduğundan, Romalılar ile Gotlar arasında antlaşma olabileceği ümit edildi. Buna istinaden Alarik, antlaşmadan yana olduğunu bildirdi. Yeni imparator Attalus yalnız Roma ile yakın bölgelerde tanındığı için, Roma kapılarında bir isyana karşı askerlerini tutmaları karşılığında Alarik ve ileri gelen Gotlara yüksek rütbeler verildi. Birkaç ay süresince Attalus ile Gotlar arasındaki sağlanan ittifak devam etti. Daha sonraları Alarik, Attalus tarafından kendisine yapılan muameleden rahatsız oldu ve 10 ay tahtta kalan imparatoru tahttan indirdi.

Alarik, tekrar Ravenna'da hapiste olan Honorius'la antlaşmaya teşebbüs etti. Honorius yalan haberle 10 bin Hun askerinin yardıma geldiğini söyleyerek bunu reddedince, üçüncü ve son defa Roma'ya yürüdü. Roma'yı çevreleyen surları yıkarak, kendini tüm şehrin efendisi ilan etti. Got askerleri şehri istedikleri gibi yağmaladılar. Gotlar hıristiyan olduklarından kiliselere zarar vermedilerse de, özel ve halka ait mülklerin tümünü ele geçirdiler. Bunlardan da önemlisi Roma'nın gurur ve prestijini sarstılar. Bir kaç yüzyıldan beri bozulmadan kalmış olan ve Hunların şiddetli saldırıları karşısında yurtlarını terkeden mültecilere karşı direnen Roma şehri sonunda Gotlar tarafından zapt edildi.

Roma zaptedildikten ve yağmalandıktan kısa bir süre sonra Alarik, ordusuyla birlikte batıya yürüdü. Çok büyük bir zorlukla karşılaşmadan Güney İtalya'nın tümünü geçti. Kuzey Afrika'ya geçmek için büyük bir filo oluşturdu ve bu bölge üzerinde kontrolü sağladı. Onun Kuzey Afrika'ya geçmek istemesinin çeşitli sebepleri vardı. İtalya'da, su azlığı ve Afrika'dan gönderilen buğday yüzünden tarım yapılamamaktaydı. Bu sıralar Afrika hala Honorius'la dost olan bir genel vali tarafından yönetilmekteydi. Alarik, imparatorluğun tahıl ambarı olan Afrika'yı ele geçirmeden İtalya'daki gücünü sağlamlaştıramayacağını biliyordu. Bunun için Afrika'yı ele geçirmeyi, sonra da Roma'ya tekrar dönmeyi düşündü. Alarik'in bu planlarının hepsi boşa gitti. Oluşturduğu filonun büyük bir kısmı zarar gördü. Kendisi de, Güney İtalya'nın tehlikeli bataklıklarında yakalandığı bir hastalık sonucu öldü. Onu, kayınbiraderi olan Athaulf Got kralı olarak takip etti.

Athaulf çok akıllı ve yetenikliydi. Fakat Alarik gibi hırslı değildi. Athauf Afrika'yı işgal etme planından vazgeçti. İtalya üzerinde Gotların yeteri kadar gücü olmadığını bildiğinden, Romalılarla kalıcı bir barış yapmanın yollarını aradı. Gotların İtalya'yı işgalleri sürdükçe bunun imkansız olduğunu anladığından çekilmeye karar verdi. Hunlarla karşılaşma korkusundan kuzey-doğuya çekilme yerine, birliklerini kuzey-batıya yönlendirdi. Güney Galya'nın büyük bir bölümünü işgal etti (412).

Daha sonraları Honorius'un kızkardeşi Placidia ile evlendi. Athaulf ve askerleri, kendi toprakları içerisinde Roma İmparatorluğu'nun özel valileri olarak kaldılar. Athaulf, Romalılar adına askerleri ile Pireneler'i geçerek İspanya yarımadasındaki Vandallarla savaştı. Bunun sonucunda Kuzey İspanya'nın büyük bir kısmı Vandal kontrolünden zorla alındı. Bu bölge, kuzeybatı Fransa ve kuzey-doğu İspanya'dan ibaret olan Vizigot krallığı'na dahil edildi.

Vizigotlar, Roma kontrolündeki güney Galya'nın büyük bir kısmını ele geçirirken, onların uzaktan akrabaları Burgund ve Franklar yavaşça Ren'i geçmeye başladılar. Kuzey Galya'nın çeşidi kısımlarını işgal ettiler.

Bu arada Avrupa'da vuku bulan Hun saldırılarına bakacak olursak şunları görürüz:

İlk Hun saldırıları çeşidi kavimleri Güney Rusya'nın dışına itti. Onların büyük kısmını Balkanlara gönderdi. Bu suretle Doğu Roma İmparatorluğu'nun paylaşılmasına sebep olundu. Fakat Batı Roma'ya dokunulmadı. Çeşidi kavimlerin Batı Roma İmparatorluğu üzerindeki saldırılarını çabuklaştıran, Hunların 400-415 yılları arasındaki akınları oldu. Bunun sonucunda İtalya kavimler tarafından yağma ve tahrip edildi. Ayrıca Avrupa, İspanya, Galya da işgal edildi. Bu zaman içerinde Hunlar Batı Roma İmparatorluğu üzerine bir harekette bulunmadılar. Doğu Roma'yı tazyik altında tutmak için de Tuna'nın güneyine sık sık saldırıda bulundular. Zaten Attila devrine kadar Hun dış politikasının esasını, Batı Roma ile dostluk, Doğu Roma ile ise savaşlar oluşturdu. Nitekim doğu ile devam eden harpler sırasında Doğu Roma İmparatorluğu, 412 yılında elçi Olympiodoros vasıtasıyla Hun Hükümdarı Karaton'la bir ateşkes yapmayı başardıysa da, Hunlar ile Doğu Roma arasındaki ittifak ve dostluk bundan sonra hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir