Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Batı (Avrupa) Hunlarının Menşei

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Batı (Avrupa) Hunlarının Menşei

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:21

BATI (AVRUPA) HUNLARININ MENŞEİ

IV. Yüzyılda Doğu Avrupa önlerinde görünmeleriyle dikkatleri çeken, ani hareketleri yüksek dağlardan esen kasırgaya benzetilen Hunların menşei klasik ve modern devir tarihçilerini uzun süre meşgul etmiştir. Klasik Bizans, Latin ve Ermeni tarihçiler Hunları İskit (Theodoretos, Sidonius, Priskos gibi bir çok tarihçi), Kral İskitleri (Zosimos), Kimmerioi, Massaget (Prokopios, Hieronymos, Euagrios, Ermeni tarihçileri Faustus ve Eliseus); Suriye kaynakları ise bazen Ostrogotlar adı altında zikretmişlerdir. Ayrıca Grek ve Latinler kendi haricindekilere barbar demişler ve bunu da İskit adı altında toplamışlardır. Bunun yanında Heıodot'ta kayıdı Eskiçağ kavimlerinin ahfadı saydıkları gibi, menşeilerine dair efsaneler de türetmişlerdir.

Nitekim Got tarihçisi Jordanes (VI.asır)de kayıtlı efsanede Hunların ortaya çıkışı şöyle anlatılmaktadır:

"Sonra uzun bir fasıla olmadan Orosius'un anlattığına göre, Hun kavmi büyük bir vahşetle Gotların üzerine saldırdı. Çünkü eskilerin ifade etiğine göre Hunların böyle olduklarını öğrendik. Gotların kralı ve büyük Gadaricus'un oğlu olan Filimer, Scandzae adasını geçtikten sonra İskit ülkelerine kendi kavmi ile girdiği daha önce tarafımızdan söylenmiştir. Bu Filimer kendi halkı içinde bazı büyücü kadınlar buldu. Bunları, kendisi, kendi dilinde Haliurunnas diye adlandırdı. Onlardan şüphelenerek, onları ordusuyla bozguna uğratıp ıssız yerlerde dolaşmaya zorladı.

Bu büyücü kadınları günahkar bir ruh (şeytani ruh) başıboş dolaşırken gördü ve bu kadınlara tecavüz edince bu soyun çok vahşi olduğunu ortaya koydular. Başlangıçta bataklıklar arasında kıymetsiz, iğrenç, zayıf ve insan konuşmasına benzerlik göstermesi bakımından başka bir kelime ile tanınmayan, sanki insanımsı bir kavim idi. Bu sebeble, böyle bir soydan gelen Hunlar Gotların ülkesine geldiler. Tarihçi Priskos'un anlatuğına göre, bunların barbar vahşi kavmi Maeotis bataklığının öteki kıyısında oturuyorlardı. Nüfusları arttıktan sonra hile ve yağmacılıkla komşu kavimlerin dirliğini bozuyorlardı. Sadece avcılık yapıyorlar, başka işten anlamıyorlardı. Bu kavmin avcıları, her zamanki gibi Maeotis'in iç kısımlarında kıyıda avlanırken ansızın dişi bir geyik karşılarına çıktı ve bataklığa girip bazen ilerliyerek, bazen de durarak onlara yol gösterici oldu. Dişi geyiği takip eden avcılar, deniz gibi geçilemez olarak düşündükleri Maeotis bataklığını yürüyerek geçtiler. Kısa bir süre sonra bilmiyerek İskit ülkesine geldiler. O zaman dişi geyik ortadan kayboldu. Zira, inanıyorum ki, onlar bu geyikten asıllarını türetiyorlar ve İskitler'in kıskançlığı yüzünden bunu yapıyorlardı. Maeotis'i geçtikten sonra başka bir dünyanın olduğunu bilmiyorlardı. Onlar, İskit ülkesine duydukları hayranlıkla harekete geçip, sanki ustaymış gibi önceden hayatlarının hiçbir döneminde bilmedikleri, ilahi bir güçle kavimlerine gösterilen yolu öğrenip kendi kavimlerinin yanına döndüler. Olanlar hakkında bilgi vererek, İskitya'yı methettiler. Kavimlerini ikna edip, dişi geyikden öğrendikleri yoldan İskitya'ya hızla ilerlediler...".

Bu efsane, Maeotis Bataklığı (Azak Denizi)'nın bulunduğu Güney Rusya sahasında yaşayan Hunların İskit Ülkesi'ni ele geçirerek batıya doğru ilerledikleri zamanda doğmuştur.

Eski Avrasya tarihi ile ilgilenen tarihçiler arasında, Hunların menşei ve Hiung-nularla ilişkileri XVIII. yüzyılın ortalarından beri ciddi tartışmalara konu olmuştur. Bu mevzuda ilk defa Deguignes'in eseri yayınlanmıştır. Deguignes'in, IV. yüzyılın son çeyreğinde Güney Rusya steplerini boydan boya fethedenlerin, Çinliler'in yüzyıllar boyu amansızca mücadele etmek zorunda kaldıkları savaşçı Hiung-nular ile aynı olduğu görüşü genelde bu tartışmalara temel teşkil etmiştir.

Daha sonraları ise Hunların menşei hakkında şu hipotezler ileri sürülmüştür:

1- Hunlar Moğoldurlar (K. Shiratory, Bitschurin, Schmidt, Deguignes, Pallas, Bergmann).
2- Türk-Moğol karışımıdırlar (P. Pelliot, R. Grousset).
3- Türk-Moğol-Mançu karışımıdırlar (L. Cahun).
4- Fin-Ugordurlar (Klaproth, V. de Saint-Martin, Abel-Remusat, K.F. Neumann).
5- Slav menşeli bir kavimdirler (Vanelin, İlovayski, Zabelin, Florinski).
6- Germen menşelidirler (Müllenhofft, A. Fick, R. Mnch, J. Hoops, W. Samolin).
7- Fin-Türk karışımıdırlar (İnostrancev).
8- Kafkas veya Orta-Asya menşeli kavimlerden biridir (L. Jelic, Gy. Mes-zaros, F. Altheim, Haussig, K. Enoki, O. Maenchen-Helfen, Thompson).
9- Hunlar; Sümerler gibi tarihin bir döneminde yaşamış, daha sonra ise ortadan kalkmış ve menşei bilinemeyen bir kavimdir (Gerhard Doerfer).

Ortaya atılan bütün iddialara rağmen, yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkarılan tarihi, arkeolojik, etnografık, coğrafi, linguistik belgelerle Hunların Hiung-nu denilen Asya Hunları'nın devamı ve torunları oldukları ispata çalışılmıştır. Bugün biz delillerin ortaya çıkmasını özellikle Alman alimi Friedrich Hirt'in yaptığı çalışmalara borçluyuz. Nitekim, Kuzey Çin'in büyük kesiminde hüküm süren Wei adlı Çin hanedanı (386-535)'nın Wei-Shu denilen salnamesindeki bilgileri, batı kaynakları ile mukayese ederek Hunlar ile Hiung-nular'ın aynı kavim olduğunu açıklamaya gayret etmiştir.

Bunun yanında başka delillerle bu aynilik daha da pekiştirilmiştir.

Çin yıllığı Wei-Shu'da şu bilgiler verilmektedir:

"Su-tö ülkesi Ts'ung-Ling'in batısında yer almaktadır. Bu eski zamanlardaki Yen-tsıai'dir. Ayrıca Wen-na-sha olarak da adlandırılmaktadır. Burası Kang-Chü'nun kuzeybatısına kadar uzanan geniş bataklıklar arasında yer almaktadır. Tai'den 16.000 li uzaklıktadır. Evvelce Hiung-nu, kralı öldürerek ülkeyi ele geçirmiştir. Kral Huanf 3. nesli oluşturmaktadır. Bu ülkenin tüccarları kalabalık bir grup halinde Liang bölgesine ticaret gayesiyle gelmişlerdi. Ancak Ku-tsang fethedildiğinde ise hepsi esir alınmışlardır. Kao-tsung'un iktidarının başlarında, imparatorun emriyle konulmuş olan kefaleti sormak üzere Su-tö kralı tarafından elçiler gönderilmiştir. Bundan sonra da para ödemek üzere hiçbir elçi gelmemiştir".

Su-tö eski çağlarda Yen-ts'ai olarak bilinirdi. Bu ad ilk kez Chang Chien'in "Batı Ülkelerinin Öyküsü" adlı eserinde geçmiştir. Yen-ts'ai, Kiang-Chü(Sogdiana)'nün 2000 li kuzeybatısında yeralır. Yani Aral Denizi'nin kuzey doğusundadır. Başka bir Çin yıllığı Hou-Han-shu'nun 118. bölümünde "Yen-ts'ai ismi yerini A-lan'a bırakmıştır" denilir. Wei-lüe'ye göre Yen-ts'ai adı aynı zamanda Alan olarak da kullanılmaktadır. A-lan tabii ki, bilinen Alan'dır. Wei-shu adlı yazarı eserini, 435-440 yılları arasında Hazar Denizi'ne kadar gezmiş olan Tung-Wang ve Kao-Miııg'in raporlarına dayandırmıştır. Bu kişiler raporlarını, dönüşlerinden kısa bir süre sonra, 450-455 yılları civarında yazmış olmalıdırlar. Alanların ülkesi Su-tö'nin fethi, bu tarihten 3 nesil önce veya Su-tö kralının 450 yılından hemen sonra Çin'e gönderdiği heyetten 3 nesil önce gerçekleşmiştir. Bu zaman, klasik batı kaynaklarından bildiğimize göre, Hunların Alanları hakimiyet altına aldıkları döneme tekabül etmektedir.

355 tarihlerinde ise, Çin kaynakları Hiung-nular'ın Alanları mağlup etmesinden bahsetmektedir. Nitekim bu konuda Çin yıllığı Wei tschi'de şu bilgiler yer almaktadır: "An-tsai'ye Alan'da denir. Büyük bir su kütlesinin yanındadır. Eski devirlerde Kang-kü'ye aitti. Şimdi ona ait değil. Kuzeyli Wei zamanında ülke Hiung-nular'ın istilasına uğradı ve Su-tö veya Won-na-schu olarak adlandırıldı". Bu duruma göre bir ülke aynı zamanda iki farklı millet tarafından ele geçirilemiyeceğine göre, buradan çıkan sonuç Hunlarla Hiugn-nular'ın aynı kavim oldukları kanaatidir.

435, 437, 456-57 yıllarında Su-tö'den Çin sarayına çeşitli elçilik heyetleri gitmiştir. Yukarıdaki kaynakta Su-tö kralı olarak ismi geçen Hu-ni ise, Hirt'e göre Attila'nın küçük oğlu İrnek'den başkası değildir.

Su-tö (Sogdak)'den Çin sarayına gelen Hun elçilik heyetinin yanında, çeşidi İç-Asya kavimlerinden de Çinliler'e elçilik heyederi gelip gitmekteydi. Gerek elçilik, gerekse ticaret seferlerinde aracılık yapan Batı Çin hanedanına mensup Pei-liang ülkesi mühim bir rol oynamakta idi. Hükümdarının ismi Tsiu-kiu Mu-kien'dir. Soy olarak Hiung-nular'dan neşet etmişlerdir. Sogdak'lı Hun elçilerini Çin sarayına sokmak suretiyle iyi ilişkiler kuran bu Hiung-nu asıllı hakandır. Ülkesi öyle bir konumdaydı ki, Çin'in içlerine gitmek isteyen bütün tacirler topaklarından geçmek zorundaydı. Çin İmparatoru Tai-Wu (409-452), en küçük kızkardeşini ona eş olarak verdi. Fakat bir saray entrikası ile prensesin zehirlenmek istendiğinin ortaya çıkması üzerine imparator faillerin cezalandırılmasını istedi. Bu istek reddedilince eniştesinden intikam almaya karar verdi. Mu-kien'le savaşmak için bizzat ordunun başına geçti ve ona 12 ayrı yolsuzlukla suçlandığı bir ültimatom verdi. Bu suçlamaların içerisinde özellikle ikisi önemliydi. Buna göre Mu-kien, "uzak kavimlere dostluk göstermenin ve ayaklanan unsurları yatıştırmanın imparatorluk sarayının kutsal arzusu olduğunu bildiği halde, yüksek vergiler koyarak ticaret yapan Tatarların trafiğini engellemiştir" ve daha sonra da "Baulı barbarların üstünlüklerini şaşalı biçimde anlatarak kendi cesaretini tatmin etmiştir". Buradan imparatorun vasallarına, Alanlar ve Hunların oluşturduğu teba arasındaki hareketli ticarete izin vermediği anlaşılıyor. Büyük bir ihtimalle Tsiu-kiu Mu-kien, akrabası olan Attila'nın kuvvetli halkına dayanarak Çin sarayına baskı yapmak istemiştir. İmparator, 439 yılında Mu-kien'i kuşatarak onu teslim olmaya zorlamıştır. Teslim olan Mu-kien, general rütbesine tenzil edilerek 30 bin aile ile birlikte başkente götürüldüler. Bunlar arasında Attila'nın tebaaları da bulunuyordu. Yukarıda bahsettiğimiz 456-457 yılında Hu-ni tarafından gönderilen elçilik heyeti, işte bu esirleri kurtarmak gayesi ile gelmişlerdi.

Bu anlattıklarımızdan çıkan netice şudur:

Alan ve Hunlardan oluşan halkın, Çin'in kuzeydoğu sınırındaki Hiung-nu kökenli halkla sürdürülen ilişkiler bakımından bir olması, Avrupa Hunları ile Hiung-nular arasındaki özdeşliği destekleyen bir başka delildir.

Hun-Hiung-nu ayniliği ayrıca Latin ve Grek coğrafya eserlerinde de görülmektedir. Nitekim tarihçi Hieronymos (St. Jeromas)'un haritasında Huniscite ismi yeralmaktadır. Bu Çin şeddine yakın bir yerde bulunmaktadır.

Orosius'un eserinde Huni-scythae (Chuni-Seythue) adı geçmektedir. Aynı zamanda Otto Rokarra (Çin) komşu sınırında yeralmaktadır. Coğrafyacı Strabon (ölm. 25)'un M.S. 18-23 yılları arasında Grekçe kaleme aldığı coğrafya kitabında geçen Phauni ismi Hunlarla alakalıdır. "Baktaria'nın Yunan kraliçesi imparatorluklarını Seres ve Phauni'lere kadar uzatmıştır". Burada Hun veya Hiung-nu yerine Phauni geçmektedir. Tarihçi Plinius (ölm. 25)'da ise bu krallığın Phuni kavmi tarafından yıkıldığı kaydı vardır. Batı coğrafyalarında geçen bu isimler, Çin kaynaklarında Hiung-nular'ın yaşadıkları sahalar olarak gözükmektedir.

Ayrıca Ptolemaeus (Ptolemaıos 2. asır)'un coğrafyasında da Hun adına rastlanır ve şu bilgiler verilir: "Venedik koyuna yakın olan okyanus kıyısında Velta'lar, onların ötesinde Osi'ler, sonra oldukça kuzeye doğru Carbon'lar oturmaktadır. Bunların doğusuna doğru Careot'lar ve Sal'ler vardır. Bunların aşağısında Gelan'lar ve Hippopod'lar ve Melanchlaen'ler vardır. Bunların aşağısında Agathyrs'ler, sonra Aors'lar ve Pagyrit'ler bulunur. Bunların aşağısında da Savarlar ve Borusc'ler Ripaeos dağlarına kadar ikamet ederler. Sonra Acib'ler ve Nasc'lar gelir. Bunların aşağısında Vibion'lar ve Idra'Iar bulunur ve Vibionlaı 'ın aşağısında Alanlara kadar Sturn'lar ikamet eder. Alan-lar'la Hamexobios'lar arasında Carion'lar ve Sargad'Ier bulunur ve Tanais Nehri'nin bükümünün yanında Ophlon'lar ve Tanaita'lar oturur. Bunların aşağısında Osil'ler bulunur, Rhoxolan'a kadar; Hamaxobioslar'la Rhoxo-lan'lar arasında Rheucanali ve Exobygita'lar bulunur. Bunların ilerisinde Ge-vin'ler sonra Bodin'ler vardır. Basternalar'la Rhoxolan'lar arasında Chuni (Hunlar) bulunur ve kendi isimlerini taşıyan dağların aşağısında Amudoc'lar ve Navari'ler bulunur.
Ptolemaeos'un zikrettiği Hunlar, Kafkasya'nın batısında, Manytsch ile Kuban'ın birinci bölümü arasına, Aral denizinin doğu kıyısının iç bölgesine yerleşürilmektedir. Hunlar orada Alanlarla komşu olarak Don ve Maeotis'de oturuyorlardı.

Bütün bu deliller ile; Hunlara ait arkeolojik malzemelerin Hiung-nular ile benzerlikler göstermesi ve Attila'nın oğulları başta olmak üzere bazı Hun isimlerinin Türkçe olması, Avrupa Hunlarının Asya Hunları'nın ahfadı olduğunu ortaya koymaktadır.

15. asır Macar kroniği Johannes De Thurocz'un 1490 yılı civarında yazdığı Chronica Hungarorum adlı eserinde bir soy cetvelinden bahsedilmektedir. F. Hirt, Thurocz'un naklettiği soy cetvelini Hiung-nu beylerinin isimleri ile birleştirerek, Attila soyunun şeceresini ortaya koymaya çalışmıştır. Yukarıda Hz. Nuh'a, aşağıda Macar Prensi Almos'a bağlanan soy cetvelinin Macarlar'a ait olduğu anlaşılmışsa da, bir bilgi olması bakımından Hirt'in görüşlerini nakletmeyi faydalı buluyoruz.

Hirt, Thurocz'un eserinde Attila'nın atalarına ait 37 isimden oluşan bir fihrist tesbit etmiştir. Yazarın bu isimleri hangi kaynaktan aldığı belli değildir. Johannes De Thurocz bir Macar değil, Macaristan'ın kuzey-batısında yaşayan bir Slav boyundandır. Hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Eserde kayıtlı isimlerin doğru aktarılıp aktarılmadığı şüphe uyandırmaktadır. Çünkü Ortaçağ'da isimler o kadar değiştirilmiştir ki, Türk isimlerine benzemez hale gelebilmiştir. Keled, Keue, Kear, Mike, Miske, Zamur ve Zamburgibi ard arda gelen hükümdar isimlerindeki benzerliklerin bir gelenek mi, yoksa Hun aileleri arasında isimlerin değişmesine dikkat edilmesinin mi sebep olduğunu anlayabilmek için o dönem Türk değer yargılarını bilmek gerekir. Got, Bizans, Arap kaynaklarında geçen çeşitli isimler dikkate alındığında bu konu daha iyi anlaşılır. Çünkü farklı isimler aynı şahıslar için söz konusudur. Mesela, Attila'nın babasının ismi Thurocz'da bazen Bende-kus, Bendekucz, bazen de Bendeguck şeklinde geçmektedir. Aynı kişi için diğer kaynaklarda Mundcuk, Mundzuk adı kullanılmaktadır.

Kaynakça
Kitap: AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU
Yazar: ALi AHMETBEYOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BATI (AVRUPA) HUNLARININ MENŞEİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 22:26

Johannes De Thurocz, hanedan listesini Attila'ya dayandırdığı Macar Kralı Almos'un soy ağacı ile bağdaştırmaktadır. Attila'yı bu listeye göre, İncil'de geçenleri saymazsak 31 isim takip etmektedir. Hirt bu tesbitleri yaptıktan sonra Çin kaynaklarında geçen Hiung-nu Tanhuları'nın isimlerini tespit ederek kendince okumuş ve M.Ö. III. yüzyıldan M.S. I. yüzyıla kadar Hiung-nu hanedan listesini oluşturmuştur.

Ayrıca her hükümdar için saltanat süresini ortalama izafi olarak 33 yıl kabul etmiş ve aşağıdaki şekilde bir liste ortaya çıkarmıştır:

1- Attila veya Ethele (ölm. M.S. 453)
2- Bendekus, Bendekucz, Bedegwz veya Bendeguck (421)
3- Turda (388)
4- Scemen (355)
5- Ethei (322)
6- Opos veya Opus (289)
7- Chadicha veya Kadicha (256)
8- Berend (223)
9- Sulthan veya Zulta (190)
10- Bulchu (157)
11- Bolug (124)
12- Zambur (91)
13- Zamur (58)
14- Leel (25)
15- Leuente (M.Ö. 8)
16- Kulche (M.Ö. 41)
17- Ompud (74)
18- Miske (107)
19- Mike (140)
20- Bezter veya Beztur (173)
21- Rudli ve Budli (206)
22- Chanad (239)
23- Bukem veya Büken (272)
24- Bondofard (305)
25- Tarkans veya Farkas (338)
26- Othmar (371)
27- Radar veya Kadar (404)
28- Beler (437)
29- Kear (470)
30- Keue (503)
31- Keled (536)
32- Dama (569)
33- Bor (602)
34- Hunor (635)
35- Nemroth (668)
36- Chus veya Thana (701)
37- Cham veyajaphet (734)
38- Abae veya Nöe (767)

Hirt, Çin kaynaklarında Mou-tun şeklinde geçen ve Baktur diye okuduğu isim ile, Thurocz'da kayıtlı Beztur arasında bağlantı kurarak hanedan listesindeki Hiung-nu hükümdarlarını tespit etmek istemiştir. Bunun için kronolojik bir tablo oluşturmaya çalışmıştır. Bu tabloda hükümdarlıkların sırasını normal rakamlar ile, ait oldukları nesli ise Roma rakamları ile belirtmiştir. Tabelayı M.Ö. I.yüzyıla kadar devam ettirmiştir. Çünkü buradan sonra Hiung-nu tanhuları, Thurocz'un hanedan listesi ile benzerlikler göstermemektedir.

Hirt'in kendince tesbit ettiği M.Ö. III. yüzyıldan I. yüzyıla kadar Hiung-nu tanhularının hanedan listesine göre, tanhuluk kardeşler tarafından devralınıp sürdürülmüştür. Bu yüzden neslin devam etmesini sağlayan tanhular tabloda 1, 2, 3, 5, 9, 10, 12 rakamları ile belirtilmiştir.

Nitekim Mou-tun veya Baktur ile Attila'nın hanedan listesinde geçen Beztur'un aynı şahıslar olduğunu öne sürerek, M.Ö. son III. yüzyılda yaşayan sekiz neslin temsilcilerini Hirt şu şekilde sıralamıştır:

I, 1- Tou-man
II, 2-Mou-tun (Baktur)
III, 3- Lau-schang (Uigur=Mingi)
IV, 5- I-tschi-Schö (=İsgi?)
V, 9- Tsii-ti-hou
VI, 10- Hu-Lu-Ku
VII, 12- Hü-lü-k'üaıı-k'ü
VIII, Tschi-tschi (Tschaltschy?)

21. Rudli-Budli
20. Bezter (Beztur)
19. Mike
18. Miske
17. Ompud
16. Kulche
15. Leuente
14. Leel

Bu sekiz nesilde Baktur ve Beztur isimleri dışında, başka daha 4 isim arasında karşılıklı ilişkiler sözkonusudur.

Bütün bunlardan Hirt aşağıdaki neticeye varmıştır:

1- Attila, kendisini M.Ö. VII. yüzyıla kadar uzanan bir hükümdarlık neslinin takipçisi olarak kabul etmektedir.
2- Attila, büyük bir ihtimalle M.Ö. 36 yılında Çin elçilerini öldürdüğü için yine Çinliler tarafından öldürülen Tschi-tschi'nin bir takipçisidir.

Hirt'in bu görüşlerini Türkolog Radlof'un yanısıra, ingiliz tarihçi Bury ve bazı alimler de kabul etmişlerdir (Fransız araştırmacılar Ed. Chavennes, Cowreur, ingiliz Parker gibi).
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron