Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Batı Hun Devleti ve Avrupa Hun Devleti

Batı Hun Devleti (M.S. II.yy. - IV.yy.), Avrupa Hun Devleti (375-454)

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Batı Hun Devleti ve Avrupa Hun Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:47

BATI HUN DEVLETİ
(M.S. II.yy. - IV.yy.)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:


Aral gölünün doğusundaki bozkırlar, Ural ve Hazar denizi dolayları.

* Zaman:

Hunlarda görüldüğü gibi, Çi-Çi ve Ho-Han-Şe arasındaki mücadeleler sırasında devlet ikiye ayrılmış, Çi-Çi önce kuzeye, sonra batıya çekilmişti. Onun Çin kuvvetlerine yenilmesinden sonra buradaki Hunlar dağınık halde kalmışlardı.

(M.Ö.48)

Ho-Han-Şe'den sonraki taht kavgaları ve Çin entrikaları ile Kuzey Hunları, Güney Hunlarına ve Çinlilere karşı savaşırken, Sien-Pi'lere yenilmişler ve bir kısmı batıya çekilmek zorunda kalmışlardı. (M.S. 93) Onların bu sahalardaki hakimiyetleri 375'lere kadar sürdü ve Doğu Avrupaya geçtiler.

* İnsan:

Bu Hunlar, Asya Hunlarının (Hiung-Nu'ların) devamı idiler.

* Bayrağı:

Kumaştan, düz turuncu renkte idi.

* Siyasi tarihinin önemli olayları:

Büyük Hun Devletinin dağılmasıyla kendilerine katılan Hunlarla gittikçe güçlenen Batı Hunları, iklim sebepleriyle de batıya ilerlemelerine devam ettiler. Alan'larla mücadele ederek bu ülkeyi yani Hazar, Aral arasını ele geçirdiler. Çin kaynakları bu ülkenin Hiung-Nu'lar tarafından ele geçirildiğini kaydederler. Aynı istikamette Latin kaynaklarında da bilgiler vardır.

AVRUPA HUN DEVLETİ
(375-454)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:

Başkenti Etzelburg (şimdiki Peşte) idi. Topraklan Güney Rusya, Romanya, Yugoslavya'nın kuzey bölgesi, Macaristan, Avusturya, Çekoslavakya, Güney ve Orta Almanyayı kaplıyordu. Genişliği 4.000.000 kilometrekare idi.

* Zaman:

Miladi 375-454

* İnsan:

Avrupa Hunları da, Asya Hunları'nın soyundan idiler. Onların soyu hakkında Germen oldukları, Türk, Moğol karışımı, Kafkas kavimlerinden olduktan iddia edilmiştir. Bu Hunların, Asya Hunlarının soyundan oldukları hakkında F.Hirth tarafından da kuvvetli deliller gösterilmiştir. Aslında bunlar Batı Hunlarıyla beraber mütaala edilmişlerdir

* Bayrağı:

Hristiyan kaynakları, Atilla'nın bayrağı üzerinde başı taçlı bir tuğrul'un (efsanevi kuş) bulunduğundan bahsederler. Bayrağın rengi ak (beyaz) idi.

* Siyasi tarihinin önemli olayları:

IV.yy. sonlarına doğru Hunların, Avrupaya yürüyüşü başlar. Adı bilinen ilk hükümdarları Balamber yahut Balamir'dir. Balamir'in, Ostrogotlarla yaptığı savaşlar zaferle sonuçlanır ve Got kralı Hermanarik intihar eder. Hunlar gelişmiş süvarileriyle hızla hareket ederek Batı Gotlarını (Vizigotlar) zorladılar. Kral Athanarik büyük bir Vizigot kütlesiyle batıya çekildi.

(375 sıraları)

Gotların bu batıya çekilişlerinden Bizans etkilendi. Trakya ve Makedonya toprakları Got'lar tarafından yağmalandı. Neticede Vizigotlar Mezya ve Dakyada yerleşirken, Ostrogotlar da batı Macaristana girdiler. Fakat Hun askeri gücünün harekete geçirdiği bu doğu Avrupa kavimleri buralarda fazla kalamıyarak, birbirlerini yerlerinden atıp, ta İspanya'ya kadar dalgalanan büyük "Kavimler Göçü" olayını meydana getirdiler. Ostrogotlar da Batı Roma topraklarına girmeye başladılar.
Hunların, Avrupadaki asıl siyasi rakipleri Roma İmparatorluğu idi. Kavimler Göçü sonucunda Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu diye iki bölüme ayrıldı.

(395 yılları)

Balamirden sonra hükümdar olan Uldın (Uldız/Yıldız) zamanında (400'lere doğru) Hun dış politikasının esası belli olmuştur; Batı Roma ile iyi geçinirken, Doğu Roma'nın Hun nüfuzu altına alınmasına çalışılacaktı. Uldın'ın ileri hareketiyle göçün ikinci dalgası başladı. Büyük Fresole Savaşında barbar şefi Radajais yenildi ve idam edildi. (M.S. 406) Bu zafer Hunların, Avrupadaki Barbar kavimler üzerindeki etkisini artırdığı gibi, Roma'yı da korkuttu.

422 yıllarında Hunların yönetiminde dört kardeş görülür; Rua Muncuk, Oktar, Aybars. Bunlardan Rua hükümdardı. Rua Doğu Romayı yıllık vergiye bağlıyarak, Hun yüksek egemenliğini tanıttı. Batı Roma'nın iç siyasetine ağırlığını koydu. Rua 434'de öldüğünde, Doğu Roma kudretli bir düşmanından kurtulduğu için seviniyordu. Piskopos Proculus, Tanrının dindar İmparator Thedosios'un dualarını kabul ederek Bizansı birtehlikeden kurtardığı şeklinde vaaz ediyordu.

Attila ise taht"a geçtiğinde 39-40 yaşlarında idi. Babası Muncuk ölünce amcası Rua'nın yanında yetişmişti ve O'nun ölümüyle de hükümdar olmuştu. Kardeşi Bleda ile 445 yılına kadar ortak bir yönetim sürdürdü. Attila'nın genel siyaseti, Avrupada Hun yüksek egemenliğini kabul ettirmekti. Bunun için de siyasi rakibi Batı Roma ve Doğu Roma (Bizans) idi. Hükümdarlığının ilk yıllarında Bizansla yaptığı Margus antlaşması Bizansı askeri, mali, ticari yükümlülükler altına sokmuştu. Daha sonra Bizansa yaptığı seferlerle bu tarafta kendini emniyete aldıktan sonra batıya yöneldi.

436 yıllarında Hun hakimiyeti Manş denizine kadar uzanmıştı. Attila, Avrupa halkı için "Tanrı'nın kılıcı" idi. O'na karşı koyacak bir kuvvet yoktu. O çağlarda dünya hakimiyetinin timsali sayılan savaş Tanrısı Ares'in kılıcı Attila'nın elinde idi; "Priskos'a göre uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti."

451 başlarında Attila, 200.000 kişilik ordusuyla Batı Roma üzerine yürüdü. Roma orduları komutanı Aetius ile yapı lan Mavriacus Savaşında (20 Haziran 451) iki kuvvet yenişemedi. Savaş bir gün sürmüştü. Roma orduları akşama doğru geri çekildiler. Frank askerleri ve Batı Got ordusu savaş alanını terkettiler. Attila'nın bu savaştaki amacı, Galya'yı kontrol ederek Batı Roma'nın savaş gücünü kırmaktı ve bunu sağlamıştı. Nitekim ertesi yıl Attila, kuvvetli bir Hun ordusu ile Roma üzerine yürür. Aetius ise eski kudretini kaybetmiştir. Papa I.Leon'un katibi Prosper Tiro'nun kaydına göre Aetius, imparator Valentianus'u, karşı koymanın imkansızlığı sebebiyle İtalyayı terke teşvik etmekte idi.

Attila, 452'de İtalyaya girdi. Meşhur Aquileia kalesini zaptedip Po ovasına indi ve en kısa yoldan Roma üzerine yöneldi. Roma kendini savunacak durumda değlidi. Papa I. Leon başkanlığında bir elçilik heyeti Attila ile görüşmek üzere hazırlandı. Bu heyet Campus Ambuleus'da Attila ile karşılaştı.
Papa'nın, Attila ile neler konuştuğu, nasıl ricalarda bulunduğu bilinmemektedir. Avrupalı müverrihler kendileri için iftihar edilecek bir durum olmayan bu hali sessizlikle geçiştirmişlerdir. 6 Temmuz 452'de yapılan barışla Roma'nın yıllık vergisi tespit edilmiş ve Attila geri döneceğini vaad etmiştir.

Attila'nın, Avrupada güttüğü genel siyasetin gerçekleştiğini görüyoruz. Avrupanın barbar kavimlerini tamamen yönetimi altına almış ve Batı Roma ile Doğu Roma"ya Türklerin yüksek hakimiyetini kabul ettirmişti. Romayı, İstanbul'u işgal etmemiş fakat onları askeri, siyasi mali, baskı ve kontrol altında tutarak Hunların kudretini kabul ettirmişti.

Attila, 453te evlendiği gece öldü. İldiko adlı bir kızla evleniyordu; Frank kralının veya Burgond kralının kızı olduğu hakkında değişik görüşler vardır. Bazı kaynaklar Attila'nın ölümünün bir suikast sonucu olduğunu, İldiko tarafından hançerlendiğini kaydederlerse de, Attila'nın oğulları, devlet adamları, Hun başkanları O'nun tabii bir ölümle, burun kanamasıyla öldüğünü ilan etmişlerdir.

Got tarihçisi Jordanes'in eserinde, Attila'nın muhteşem cenaze töreninden bahsedilmekte ve söylenen ağıtlar şöyle nakledilmektedir. "Muncuk'un oğlu Attila... en büyük Hun kralı... En kahraman milletin efendisi... Önünde Scythia ve Germania baş eğdi... Her iki Roma İmparatorluğunun bir çok şehirlerini istila ederek korkuttu... Bunlar, bakiyeyi de yağma edecek diye korkarlar iken onlara af ile muamele etti. Ve senelik vergi aldı... Bütün bunları talihin yaver olmasıyla yaptıktan sonra düşmanlarının saldırısı neticesinde de değil, adamlarının suikastleriyle değil, milletinin göğsü üzerinde en küçük biracı duymadan öldü. Kimseyi mesut etmeyen bu olaya kim ölüm diyebilir."

Attila'nın cesedi önce altın bir tabuta, bu tabut da iç içe önce gümüş ve demir tabuta kondu. Altın ve gümüş milletin zenginliğine, demir de kudretine işaret etmekte idi. Bir gece Tuna nehrinin kollarından birinin içine gömüldü. Daha sonra bu defin işinde çalışan kişiler, mezarın yerinin gizli kalması için öldürüldüler.
Attila'nın ölümünden sonra karısı Arıkan'dan olan oğulları İlek, Dengizik, İmek devletin bütünlüğünü ve devamını sağlıyamadılar. Devletin barbar tebası Avrupa içlerine, İtalyaya doğru yayılmaya oaşladı. Bu hal Batı Roma'nın yıkılışını çabuklaştırdı. 454'lerde ise Aetius'un öldürülmesiyle Roma büyük bir sarsıntı geçirdi ve Barbar kavimlerin istilasına uğradı, ilek ayaklanan bu kavimlerle yaptığı Netao Savaşı'nda öldü.

(454)

Dengizik ise Bizans'la yaptığı mücadeleler sırasında öldü.

(469)

İmek ise kendisine bağlı kalan Hunlarla kuzey batı Karadeniz kıyılarına çekilmişti. İmek Hunları daha sonra burada devlet kuracak olan Bulgarlar ve Macarların esasını teşkil etmişler ve zamanla Slav-Ortodoks kültürü içinde erimişlerdir. Bulgar-Türk devletinin kurucusu Dulo sülalesi ile Macarları Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı İrnek'i ata olarak tanımaktadırlar.

* Türk tarihindeki önemi:

Avrupa Hun Devleti tarihte Attila ile sembolleşmiştir. İlk defa Hun Türkleri Avrupada siyasi bir varlık olarak görülmüşlerdir. Avrupanın siyasi ve kültürel temsilcisi Roma'ya yüksek hakimiyetini kabul ettirmiştir. Attila Roma ve Bizans'ı zaptetmemiş fakat bu devletlere Türk devletinin üstünlüğünü, Türk milletinin efendiliğini kabul ettirmiştir.

Attila, Avrupanın bütün savaşçı kavimlerini yönetimi altında toplamıştır. Tıpkı Mete'nin, Asya'da yay çeken kavimleri yönetimi altına aldığı gibi. Attila da Mete'nin soyundan idi. O, Asyada dağılan Hun egemenliğini, cihan hakimiyetini Avrupada gerçekleştirmek istiyordu. Mavriacus Savaşı'ndan evvel verdiği nutukta, Jordanes'in nakline göre, "Bunca milletler üzerinde kazanılan bunca zaferden sonra, şimdi dünyayı istila dakikalarında bulunuyoruz. Öyleyse haydi, her zamanki gibi şiddetle ileri, Hunların iradesini, Hun silahının kudretini gösteriniz. Yaşaması mukadder olana silah tesir etmez, olmayana ölüm yetişir. Talih Hun'ları zafer neşesine hazırlamamış olsa idi, bu kadar milletlerin üzerinde galibiyet kazanılabilir mi idi?"

Attila Avrupayı hakimiyeti altına aldıktan sonra İran üzerine yürümek niyetinde idi. Bu seferin yönünün doğu olması, Asya üzerine olması önemlidir. Priskos da, 448'de Hun başkentinde olduğu sırada Roma elçilerinden duyarak, Sasani seferinden bahsetmektedir. Böylece cihan hakimiyeti ideali gerçekleşecek ve Asya hakimiyeti ile birleşilecek idi...

Avrupa Hun Devleti, "Kavimler Göçü"nü hazırlaması bakımından Avrupa tarihine de büyük etkilerde bulunmuştur. Büyük Roma İmparatorluğu evvela ikiye bölünmüş(395), sonra Batı Roma yıkılmıştır.

(476)

Birbirine çok yakın cereyan eden bu olaylar Orta Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edilirler. Doğu Roma ise, zamanla bir Rum devleti olmak yoluna girmiş ve 1453 yılına kadar bu yeni karakteriyle yaşamıştır. Kavimler Göçü'nden sonra Avrupanın yeni siyasi tablosu oluşmaya başlamıştır.
Büyük devlet adamı Attila, Avrupa tarihlerinde ve edebiyatında da izler bırakmıştır. Adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş, edebiyatçılara, romancılara konu olmuştur. Bunlar O'nun yüksek vasıflı bir hükümdar olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir