Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Olaylara Toplu Bakış

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Olaylara Toplu Bakış

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 19:37

Olaylara Toplu Bakış

Dost-düşman kelimeleri çok kuvvetli, bir o kadar da oynak. Her şey çabuk değişiyor. Bir bakıyorsunuz dünün dostları düşman, düşmanları dost oluvermişler. Ama şimdilik Hunlar ile Romalılar ne dost ne de düşman!

Doğu Roma bir çok yönden bocalıyor, fakat askeri durumları daha fena idi. 395 senesinden beri tahtta oturan Arkadius 408' de öldü. Sıradan biriydi, onun için "yeri nasıl doldurulacak" endişesi yaşanmadı; lakin yerine geçecek oğlu sadece yedi yaşındaydı ve bu çocuk II. Theadosios olarak işe başladı.

Bizans İmparatorluğu ile Uldız arasında yapılmış bulunan eski anlaşma menfaat temeline dayanıyor, sadakat sözkonusu değildi. Küçük imparator devletin zaafını perdeleyemediği için, ayan beyan görünüyordu. Tam saldırma zamanıydı. Hunlar askeri yönden güçlüydü, aynca Doğu Germen Skirleri de senelerdir yanlarında kılıç sallıyorlardı. Hunlar ve Skirler Trakya'ya girdiler. Bir çok yerleşim bölgesi yakıldı, yıkıldı, teslim alındı. Uldız, "Romalıları idaresi altına alabilecek derecede kendisini kuvvetli sanıyordu."

Romalıların da böyle düşünüyor olması, en azından böyle bir korkuyu yaşıyor olması kuvvede muhtemeldir.
Devam etmekte olan savaş Doğu Roma komutanım ürkütmüştü. Kılıçların kanlan silinsin, kınlarına yerleştirilsin, savaşın yerini barış alsın istedi. Uldız, yaptıklarının çokluğunu, yapılması gerekenin az kaldığını yani nihai zafere inandığım belli etti. Barışa evet, ama yüklü miktarda altın isterim dedi ve peşinden tehdidi yapıştırdı.

Eğer istediğimi vermezseniz:

"güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her tarafı fethederim."

Osmanlı Devleti Padişahı'nın, kendi arzusuyla söylettiği sandan bir söz varya:

"Mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var!" Galiba Uldız mağrurlanmıştı.

Şu sözlerin sahibini dinleyelim:

"Sayıca üstün ordusuna pek güvenen ve Romalıları idaresi altına alabilecek derecede kendisini kuvvetli sanan bu Hun kumandanı (Uldız) ancak Romalılar için utanç verecek bir takım şartlarla barışa yanaşmak istedi. Ordusunun büyük bir bölümü kendisini bıraktı. Geri kalanı da yenildi. Perişan bir halde Tuna nehrinin öte tarafına geçti. Geri çekilmede arkasından ona yetişemeyen (Skir)ler bütünüyle yok edildiler. Bir kısmı da esir edilmiş oldu."

Zafer kuşunun yuvadan uçuşunu bir sebebe bağlamak lazımsa ve bu bir işe yararsa eğer "Romalılar Hun gözcülerini rüşvetle elde etmeğe muvaffak olmuşlardır" deniyor. Dürüst olmak lazımsa, adamlar resmen vereceklerinin çok azı de işlerini halletmiş, üstelik düşmanım perişan etmiş, dolayısıyla kınanamaz.
Önce başarı soma hezimet yaşayan Uldız yurduna döndü, Hıristiyanlar bayram yaptılar.

Tarihçi Sozomenos'un bu savaşla ilgili uzun yorumunun son cümlesi:

"Durum çok kritikleşince Tanrı, Roma İmparatorluğuna ne kadar önem verdiğini gösterdi"

Uldız, Yıldız'a dokunmaya az kala elini yaktı. Ordusuna fazla güveniyordu ama olmadı. Onu bir kahraman olarak tanımıştık, sonunu getiremedi. Bundan fevkalade azap çekip, kendine gelememiş olması muhtemel, hakkında haberler kesik, ancak bozgundan bir sene soma, 410'da öldüğünü öğrenebiliyoruz.

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron