Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Balamir'in Liderliği'nde, Gotlarla Savaş

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Balamir'in Liderliği'nde, Gotlarla Savaş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 19:32

Balamir'in Liderliği'nde, Gotlarla Savaş

Bütün Türk isimlerinde olduğu gibi Balamir'de de farklı yazılışlar kullanılmış, ama genel kabul gören ve halende Türklerde geçerli olan yukardaki şekli yaşamaya hak kazanmıştır. Şimdi Gotlar'la yapılan savaştan önce bir Anadolu macerasına bakacağız. "359-373 sıralarında Anadolu'nun zenginliği çekici oluyordu. Hunlar, eskiden Edessa adını taşıyan Urfa'ya kadar sokuldular.

Edessalı Piskopos Efraim onlar hakkında şunları söylüyor:

"Yecüç ve Mecüç'ün süvarileridir bunlar, atlarının üstünde fırtına gibi uçarlar, onlara hiç kimse karşı koyamaz."

Efraim'e göre, Hunlar'ın bağırmaları arslanların bağırması gibidir. Atlarının üstünde gök ve yerin hudutları arasında yel gibi uçarlar. Silahlarına mukavemet edecek kimse yoktur."

Normal insan tarifleri Hunlar için katiyen kullanılmıyor. Ya canavarlara, hortlaklara, veya böyle Yecüç, Mecüç'e benzetilirler. Bütün eski tarih yazıcılarına göre vahşi olan bu insanların, gelişmiş medeniyetleri hazımsızlık yarattığı için bu yola sapmış oluyorlar da, bunun akılla izahım yapmıyorlar. Eğer barbarlık medeniyete üstün gelseydi, dünya günden güne nasıl gelişebilirdi?

Hıristiyan tarihçilerin piskoposları dahi, halkının kendileri gibi insanlara değil insan üstü yahut insanlık dışı güçlere boyun eğdiğini anlatarak avunmak istemektedir. Mağlupların ruh hali böyle olsa gerek.

Tam olarak, kimsenin net sözler söyleyemediği bir devir yaşanıyordu. Asya'dan kopan çığ büyüyerek yuvarlanıyor, görenlerde hayretler uyandırıyor. Yaptıkları savaşlarda kimi tarihçilerce üstün körü geçiştirilir. Kimileri de tahlillere girişir.

Çok önemsenen Hun-Got savaşı "William H. Mc Neili'de" şu kadar yer alıyor:

"Juan-juan -Siyenpi- konfederasyonunun önünden kaçan halklardan biri de Hunlar olarak bilinir. Hunlar İ. S. 372'de Rusya'ya girdiler ve girer girmez bu bölgeyi yüzyıldan uzun bir süredir yönetegelmekte olan Ostrogotları yendiler. Hunların saldığı korku, Roma sınırlan ötesindeki kırsal bölgelerde yaşayan, Romalılarla bazen çatışan, bazen barışan, oradan oraya dolaşan göçebe savaşçılar ordusu olan Vizigotlar kabilesini Roma sınırlarından içeri girmeye zorladı."

Hunları artık 20-30 bin kişilik Hunlar diye nitelemek zamanı geçti, Alanların bir kısmı dahil o kadar çok kavmi içlerine aldılar ki, kendileri azınlık durumunda kaldılar. Fakat, şimdi anlatılacak olan savaşın karşı tarafı daha kalabalık ve daha güçlü görünmektedir. Eğer o zaman bahis oyunu olsaydı, bu savaş üzerine oynansaydı, Hunların lehine para yatıran çıkmazdı.

Gotların başında efsanevi bir kral var ki onun için "Muazzam Got Krallığını kuran" adam deniyor. "Bu krallık Baltık'tan Azak Denizi'ne, Tisza'dan Tuna'ya kadar uzanıyordu. Devletin başında Ostrogotlar vardı. Vizigotlar, Gepidler, Yazigjler, Dacia'da kalan Vandallar'ın bir kısmı, Taifadar, Karplar, Henıdlar, onların güney komşudan Skirler ve kuzeydeki Rasomonlar, Venedalar, Marden (Mardvin)ler, Meren (Merya)ler, Tüdo (Çud)lar, Vas (Ves)ler ve diğerleri Gotların tebaları idiler. Kırım stepleri, Karadeniz sahitleri ve Kuzey Kafkaslar da Gotlar'a aitti..." Yani "Ostrogotlar kendilerine 17 kavmin itaat ettiği büyük bir imparatorluktu."

Bütün bu büyük gücü meydana getiren şahısta önemli bir kahramandı. Hunlann bir çok kavmi tarumar edip, çoğunu kendi bünyesinde eriterek çoğalışı, bir koca kabus gibi Avrupa ufkuna çöküşü anlatılırken, önlerinde hiçbir gücün duramadığına vurgu yapılıyor. Önce Hunlarla ilgili bir tarihçinin kaydına bakıyoruz.

Hunların Avrupa'da ilk görüntülerinden tarih sayfalarına geçenler:

"... Tüm harabiyetin ve çeşitli felaketlerin ki, bunları Mars'ın gazabı ortaya çıkarmıştır, orjin ve tohumları her yerde adet dışı ateşlerle gözükmektedir. Hun insanları az bilinen tarihi kayıtlarda buzla çevrili okyanus'un yanında, Maeotis (Azak Denizi) denizine doğru oturmaktadır. Vahşilik seviyelerinin tümünü aşmışlardır. Çocukların yüzlerinde, ilk doğdukları günlerde sakatlarının büyümemesi için çekiçle açılmış derin izler vardır. Bu izler daha soma buruşuk bir yara halini alır. Sakalsız, güzellikten yoksundular ve harem ağası (hadım) gibi büyürler..." Kötülük, çirkinlik adına akla hayale gelmedik tasvirler sürüp gidiyor. İnsan'a sormazlar mı, bu Hunlar türemiyorlar mıydı? Büyü de mi çocuk sahibi oluyorlardı? Her neyse...

Bir başka eserden Huni arla Gotların ilk karşılaşmalarının ve burada Ermanarik'in tanıtımına bakıyoruz.
"Şiddetli rüzgar önünde eğilen otlar gibi bütün milletler onların önünde eğilirken bir adam, muzaffer yürüyüşlerini durdurmak istedi. Yeni İskender olarak adlandırılan bu adam, bir çok Fin ve Slav kabilesini yenmişti. Tabileri arasında pek çok güçlü Germen ve İskandinav aşireti vardı. Uzun beyaz saçları ve parlak gözleri ile ileri yaşına rağmen uzun boyu eğilmemişti. İskandinav Yarımadası'nı Kral Berg'in arkasında üç gemiyle terk eden Ostrogotların Kralı Ermanarik'ti bu adam.. ,"

Yüz yaşını geçmişti Ermanarik. 17 kabileyi kendine bağlamış, tebası yapmış, fakat canı gönülden bağlılığı sağlayamamıştı. "Krallıkları sadece ünvan ve saltanat cihetinden göstermelik hakimler tarafından yönetilen Vizigotlar Ermanarik'e bağlıydılar. Vizigotlar ve Gepitler de dahil herkes bağımsızlık elde etme çabası içindeydi ve en kötüsü Venedalar'ın (Slavyanlar) da bu harekete katılmış olmasıydı:

"Gotların hakimiyeti altına girmemiş bulunan Rugiler, Vandallar, Antlar ve Rasomonlar vardı.
Ermanarik etrafında bir sevgi halesi oluşturamamış her şeyi kaba kuvvetle yapıyor, tabi onlardan da olmayanları da canından bezdiriyordu. Rasomonlar, resmen tabi olmadıkları halde öyle görülmeleri isteniyordu. Kralın yaptığı bir hareket isyan sayılabilmiş ve "Ermanarik onları cezalandırmak için derhal sefere çıkmış ve öldürmek istediği krallarının peşine düşmüştü. asi(!) elinden kurtulmuş, tahtım karısı Surilda'ya bırakmıştı. Surilda güzel olduğu kadar gözüpek bir kraliçe olup kralın yaranda ona çok yardıma olmuştu. Teslim olmayı reddetti, bunun üzerine kocasını yakalayamamanın verdiği kızgınlıkla Ermanarik onu dört ata çektirerek parçalattı."

Bu olay başka tarihçiler tarafından da nakledilmekte, ama biraz farklı biçimde.

Gumilev'e göre:

"Ermanarik, ihanetinden dolayı karısı Rasomonka Surilda'nın atlara bağlanarak öldürülmesini emretti. Fakat bu olaydan soma karısının kardeşleri Sarius ve Ammius kralı böğründen yaraladılar."500 Ölümcül bir yara değildi Ermanarik dayanabiliyordu buna, ama gördüğü muamele ağır gelmişti. Cezası da ağır oldu. İki kayınbiraderini vahşi atların ayakları altına attırıp, tepelenerek öldürülmelerini seyretti.

Büyük bir kral olduğu üzerinde tarihçilerin birleştiği Ermanarik böyle biriydi. Onu tehdit eden Balamir için daha munis bir idareci portresi çiziliyor. Hunlu sayısının azınlık duruma düştüğü, muhtelif kabilelerin iştirakiyle büyümüş olan "kabileler federasyonu"nun başında bir Hunlu lider olarak Balamir bulunuyor, herkes ona kayıtsız şartsız itaat ediyordu.

Gotların üzerine Hunların geldiği duyulunca, olağanüstü heyecan hissedildi. Yaralı ve yaşlı Ermanarik, canavara benzetilen Hunlardan korkmamaya çalışıyordu. Büyük ordusunun başında ahir ömrünün -belki de- son sınavına çıkıyordu. Cesaretini topladı, askerini cesaretlendirdi, iki ordu karşı karşıya geldi. Fazla zamana ihtiyaç duyulmadan galip-mağlup belli oldu. Asyalıların o klan Avrupalıların bedenlerinde onulmaz yaralar açıyor, canını kurtarabilenler sağa sola kaçıyordu. Ermanarik'in ordusu haşmetli görüntüsünün hakkım veremedi. Kendisi de böyle bir ağırlığın altından yorgun bedenini kurtarmak istemedi ve kılıcının üstüne abanarak intihar etti. "Bu mağlubiyetten soma Ostrogotlar, iç işlerinde serbest, dışta ise Hunlara bağlı olarak tahakküm altına girdiler. Ermanarik'in ölümünden soma tahta, Ostrogot kral ailesi Amal kolundan Vithimer seçildi."

Sene 375 idi Kral intihar ettiğinde. Bir kısım Ostrogotlar Hunların itaati altına girerken, öyle kolay testim olmak istemeyenler de Vizigotlara sığınmışlardı."

Aynı kavmin iki parçasından doğudakilere Ostrogot batıdakilere Vizigot deniyordu. Büyüme istidadı gösteren Ostrogotlar olmuştu, herhalde bunda Ermanarik'in payı çok büyüktü. Ne varki Ermanarik düşman kazanma sanadında da hayli ileri idi ve tebalanın samimiyetle kendisine bağlayamamıştı. Barbarlığı hakkında olmadık sözler söylenen Hunların başbuğu Balamir maiyetinde bulunanların dostluğunu sağlamakla gücünü artırmıştı. Savaşlarıda elde edilen başarıların temelinde yatan en önemli etkende buydu.

Bizans İmparatorluğu haline gelmiş olan Doğu Roma İmparatorluğu Hunların düşmanları araşma girmişti. Çoktan beri Hristiyanlığı benimsemiş bu imparatorluk, Vizigotları kafir sayıyor, can düşmanı kabul ediyordu. Umumi adıyla -bütün- Gotlar-da Romalıları canlarından bezdirmişlerdi. Hızlı işleyen ve değişen zaman duygu ve düşüncelileri de beraberinde değiştiriyor.

Vizigotların Athanarik adlı bir kralları vardı; onun öncülüğünde Dinyester'in öbür yakasına geçmiştiler. Hiç ummadıkları mehtaplı bir gece de üzerlerine saldıran Hunlar, Vizigotların akıllarını başlarından aldı. Kralları dahil, panik içinde kaçıştılar; kaçabilenler canlarını kurtardı. Onlar için en emin koy Bizans'ın koltuğunun altıydı. Bir zamanlar hayati zindan ettikleri insanlardan şimdi kendilerine ışık dilenmek zorunda kaldılar. "İmparator Valentinos'un kararıyla Tuna'nın öte yakasına yerleştiler ve Hristiyanlığı kabul edip, Aryanizmi benimsediler. Az miktarda kafir Vizigotlar ise Atanarik'in önderliğinde iğne yapraklı Gilee ormanlarında, Prut'da Tuna arasında gizlendiler. Fakat Hunlar'a daha fazla direnemeyeceğim anlayan Anatarik 378'de imparator Theodysias'la anlaşarak savaşçılarıyla birlikte federasyon hukukuna sahip bir müttefik kumandan gibi imparatorun hizmetine girdi." (Valentinionus I. 364-375 arası İmparator, Theodysias ise 379-396 arası Doğu'nun imparatoru idi.)

Hunlar kendileriyle beraber hareket eden bütün kavimlere iyi muamele ediyorlar, tabileriyle kuvvetlenerek savaşlarda başarı sağlıyorlardı. Diğer büyük güçler bu mahareti gösteremediler. Roma, ederine bakan Gotlar'a hiç iyi davranamadı. Aralarında çıkan anlaşmazlıklar isyan hareketine dönüştü. İran'la savaşmakta olan Roma ordusu, döndüğünde, Gotların üzerine saldırdılar. 9 Ağustos 378'de çıkan savaşta; "Doğu Roma ordusunun büyük bir kısmı telef oldu." Hükümdarları bile bir kulübede yakıldı.

İkiye ayrılmış bulunan Gotların batı kanadı Trakya'da Makedonya'ya hakim olup, Yunanistan'ı dahi yağmaladılar. Doğu Gotları da Macaristan'a - o günkü adıyla Pannonnia- girdiler.

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Balamir'in Liderliği'nde, Gotlarla Savaş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 19:33

Vithimer'in Kaderi

Ostrogotların kralı olarak 110 yaşına değmiş, aldığı son Hun yenilgisine dayanamayıp intihar etmişti. Ermanarik bunun halefi Vithimer'de, "içi yana yana Hunlar'ın hakimiyetini kabul etmişti."

Dış işlerinde hür, iç işlerinde hür olmak varken kısmi bağımlılık Vithimer'e göre değildi. O kendi halkının, dolayısıyla kendinin prangalı yaşamaya tahammülü olmadığım düşünüyordu. Hunlar da kendi menfaatlerini üstün görmek durumundaydılar.

Balamir'in başlarında bulunduğu Hunlar siyasetini, gerekli gördükleri yerde kullanıyorlardı. Vithimer'in Hunlar aleyhine çalışmalarından haberdar olununca, onun krallığını istemeyen rakip gurupla anlaştılar. Hun ordusu hareket etti." "... Erak nehri kıyısındaki savaşta Hunlar Vithimer'e saldırdılar. -Burada- Balamir mızrağım Vithimer'in alnına saplayarak onu öldürdü."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir