Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dişi Geyik Efsanesi

Burada Batı Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Dişi Geyik Efsanesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 19:30

Dişi Geyik Efsanesi

Got tarihçisi Jordanes (VI. Asır)de kayıtlı efsanede Hunların ortaya çıkışı şöyle anlatılmaktadır:


"Soma uzun bir fasıla olmadan Orosius'un anlattığına göre, Hun kavmi büyük bir vahşetle Gotların üzerine saldırdı. Çünkü eskilerin ifade ettiğine göre Hunların böyle olduklarını öğrendik. Gotların kralı ve büyük Gadaricus'un oğlu olan Filimer, Scandzae adasını geçtikten sonra İskit ülkelerine kendi kavmi de girdiği daha önce tarafımızdan söylenmiştir. Bu Filimer kendi halkı içinde bazı büyücü kadınlar buldu. Bunları, kendisi, kendi etilinde Hatiurunnas diye adlandırdı. Onlardan şüphelenerek, onları ordusuyla bozguna uğratıp ıssız yerlerde dolaşmaya zorladı. Bu büyücü kadınlan günahkar bir ruh (şeytani ruh) başıboş dolaşırken gördü ve bu kadınlara tecavüz edince bu soyun çok vahşi olduğunu ortaya koydular. Başlangıçta bataklıklar arasında kıymetsiz, iğrenç, zayıf ve insan konuşmasına benzerlik göstermesi bakımından başka bir kelime ile tanınmayan, sanki insanımsı bir kavim idi. Bu sebeple, böyle bir soydan gelen Hunlar Gotların ülkesine geldiler. Tarihçi Priskos'un anlattığına göre, bunların barbar vahşi kavmi Maeotis bataklığının öteki kıyısında oturuyorlardı. Nüfusları arttıktan sonra hile ve yağmacılıkla komşu kavimlerin dirliğini bozuyorlardı. Sadece avcılık yapıyorlar, başka işten anlamıyorlardı. Bu kavmin avedan, her zamanki gibi Maeotis'in iç kısımlarında kıyıda avlanırken ansızın dişi bir geyik karşılarına çıktı ve bataklığa girip bazen derliyerek, bazen de durarak onlara yol gösterici oldu. Dişi geyiği takip eden avedar, deniz gibi geçilemez olarak düşündükleri Maeotis bataklığını yürüyerek geçtiler. Kısa bir süre soma bilmiyerek İskit ülkesine geldiler. O zaman dişi geyik ortadan kayboldu. Zira, inanıyorum ki, onlar bu geyikten asıllarını türetiyorlar ve İskitler'in kıskançlığı yüzünden bunu yapıyorlardı. Maeotis'i geçtikten soma başka bir dünyanın olduğunu bilmiyorlardı. Onlar, İskit ülkesine duydukları hayranlıkla harekete geçip, sanki ustaymış gibi önceden hayatlarının hiçbir döneminde bilmedikleri, dahi bir güçle kavimlerine gösterilen yolu öğrenip kendi kavimlerinin yanma döndüler. Olanlar hakkında bilgi vererek, İskitya'yı methettiler. Kavimlerini ikna edip, dişi geyikden öğrendikleri yoldan İskitya'ya hızla ilerlediler."

Efsanenin çıkış yıllan Hunların Güney Rusya'da oturdukları zamana rastlıyor. "Çünkü Maeotis Bataklığı (Azak Denizi) Güney Rusya'dadır. Bu efsaneyi anlatan -Jordanes- , Hunların İskitlerden nefret ettiklerini ve onlara karşı büyük bir kin ve intikam beslediklerini de ilave ediyor. Öyle anlaşılıyor ki bu, bir menşe efsanesi olmaktan ziyade, İskit ülkesinin Hunlar Tarafından alınışını anlatan tarih olayıdır."

Tarihçi Jordanes'in naklettiği efsane arasına sıkıştırılan büyücü kadınların ıssız yerlerde dolaşmaları, onlara günahkar ruh'un tecavüz etmesi sonra da vahşi bir soy vs. Bu, ilginç bir yoruma sebebiyet veriyor.

Gotların kralı Philimer cadı oldukları için bir takım kadınlan, Got askeri kamplarının bulunduğu yerlerden, uzaklardaki bozkırlara kovuyor. Güya, perişan bir halde dolaşan kadınlarla kötü ruhlar cinsi ilişkiye geçmişler ve bunlardan Gunlar ismindeki barbar halk meydana gelmiş.

Şimdi Gumilev'in yorumu:

"Bu açıklamada bizi ilgilendiren ayrıntı "kötü ruhlar" yani yerli halk arasında kadın arayan göçebe erkeklerdir. Böyle bir melezlik yakıştırma eğilimi diğer ihtimallerden daha inanılmadır. Savaş ordularından ayrılmış, muhtemelen ağırlıklarım kaybetmiş Hunlar'ın yeterli miktarda kadını Tarbagatay'dan kendileriyle birlikte getiremeyeceklerini kabul etmek gerekir...

Az önce; kadınlan, yaşlı ve çocukları getiremedikleri, sadece savaşçıların yola dayanıp savaşa savaşa kaçış tıklan anlatılmıştı. Bu yorumla, yaşanan olaylar tamamen örtüşüyor. Gun'lar denmesi, Avrupa'da Huni ara takılan isimdir. Çin'de Hyung-nu deniyordu. Bizans'ta Gun. Tabii başka izahlara zemin müsait Evvela, Batıda görünen Asyalılara Hunlu dememek için adeta inatlaşılmış. "Gun" deyip başka bir kavim oldukları üzerinde ısrar etmişler. Hiç yoktan meydana çıkışları akılları karıştırınca normal insanlara benzetmeyi bile uygun görmemişlerdi. Asya'da ilk göründükleri zamanla Avrupa'daki hemen hemen aynıdır. Çinliler "kelle avcısı" "canavar" "vahşi ruh" "kafir" gibi kelimelerle anlatıyorlardı başlangıçta. M. S. II. asırda "Kültürlü Barbarlar" diye tanımladılar. Anlaşılan o ki Batıklarda Çinliler kadar zahmet çekmeden, Hunların da kendileri gibi insanlar olduklarım anlayamayacaklar.

Sadece, Hunları kötü tanıtmaya çalışanların iftira attıklarını söylemli. Yerleşik hayata geçip asırlarca toprağa bağlı kalıp bir şeyler üretenler farklıdır. Burada anlatılanlar elbet farklıydı onlardan. En sevgili yakınlarını bile yanlarına alamadan uzun ve bilinmeyen bir vadiye girmişler, akıntının sürüklediği yere gelmişlerdi. Bilinmeyen -yaklaşık- iki yüz kayıp seneleri vardı. Muhtemeldir ki, bu uzun zaman zarfında yetişen nesiller geçmişle bağ kurmayı öğrenememişlerdi. Ne tarlalarını, ormanlarını, kuşlarını, yerde gezinen hayvanlarını tanıyorlardı, ne de karşılaştıkları insanların isimlerini biliyorlardı. Kalabalık topluluklarla karşılaştıklarında korkarak, gizlendikleri, çok ağır şartlarda nefes al diki an unutulmamalıdır. Ne kadar zaman sonra olursa olsun, ortaya çıktıklarında çevrelerinde hakimiyet kurdukları hatırlanırsa, genlerinde bir şeyler olduğu kabul edilip, kötü yakıştırmaların fazla abartılı olduğu da anlaşılır.

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Batı Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron