Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gladyo'nun Tayyip-Gül Operasyonu

1996'da Amerika'ya hizmet eden iki parti, DYP ve Refah Partisi, koalisyon hükümetini kurdular. 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu sonrasında verilen Muhtıra ile bu Amerikancı hükümetin iktidar dönemi sonlandırıldı.
Sonraki yıllarda, bu kararın Cumhuriyetimizin yararına mı yoksa zararına mı olduğu tespit edilememiştir, çünkü bu olay sonrasındaki yıllarda Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi Amerikan ajanları'nın önleri açılmış oldu.
-Erbakan Milli'ydi, konuşmalarında korkmadan ABD emperyalizmi ve siyonistler hakkında önemli tespitler yapabilmekteydi. Günümüzde AKP'nin başında Erbakan olsaydı, belkide yapılan bu şerefsiz hainliklerin büyük bölümüne izin vermeyip engelleyebilirdi. ABD stratejik olarak herzaman, kendisinin kurduğu örgütlerin elemanlarına bile güvenmeyen bir politika izlemektedir. Hele hele o örgutlerin başındaki kişi Türk Soylu ise, ona hiç ve hiç güvenmeyecektir. İşte bu yüzden, Milli Görüş örgütünü yöneten hiçbir zaman Necmettin Erbakan olmamıştır. Erbakan, gelecekte örgütü temizleyip, Milli Görüş’ün gerçek(yani ABD’nin kontrol ettiği değil, Milliyetçi olan Erbakan’ın kontrol ettiği bir Milli Görüş) lideri olabilme hayalleriyle yaşamış olabilir.
Ama maalesef Erbakan’ın içinde bulunduğu örgütün genel başkanı olmasına rağmen, örgüt daima CIA’nın görevlendirilmiş olduğu elemanlar tarafından yönetilmekteydi ve bu sistem aynı şekilde günümüz AKP’siyle birlikte devam etmektedir. Erbakan gibi zeki bir insanın bu gerçeklerin farkinda olmaması mümkün değildir.

Gladyo'nun Tayyip-Gül Operasyonu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 17:38

Gladyo'nun Tayyip-Gül Operasyonu

Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimi, milli iradenin ürünü değildir. BOP Eşbaşkanlığı yönetimi, 1996'da başlayan ve 2003 başlarında sonuçlanan bir Gladyo operasyonuyla kurulmuştur. Bu saptama ispatlıdır.
Gladyo operasyonunun başlangıcını, 20 Ekim 1996 tarihli Aydınlık dergisi açıklamıştır.

Kapaktan verilen haberin başlığı şöyle:

"Abramowitz Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor." Abramowitz, ABD'nin yaptığı seçimi açığa vurmaktan çekinmiyor, "Tayyip Erdoğan'ı tercih ettiklerini açıklıyordu".' Bu haberin yayımlandığı tarihte, Erbakan başbakan makamındadır. Abramowitz, bilindiği gibi ABD'nin Ankara Büyükelçisi idi ve daha önemlisi, ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Başkanlığı yapmıştır ve Yahudidir.

Haberde, ABD'nin Tayyip Erdoğan'ı Erbakan'ın yerine Refah Partisi liderliğine ve başbakanlığa hazırladığı belirtilmektedir. Yalnız Aydınlık değil, ABD Savunma Bakanlığı'nın yan kuruluşu olduğu bilinen Rand Corporation denen kuruluşun hazırladığı raporda, Türkiye'nin artık ANAP ve DYP gibi partilerle denetim altında tutulamayacağı belirtiliyor. Pentagon kuruluşunun ABD yönetimine sunduğu çözüm, Refah Partisi'nin tek başına iktidara getirilmesidir. Ancak Erbakan liderliğinde değil, Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisiyle. 1996 yılı sonunda ABD kaynakları, Tayyip Erdoğan'dan açıkça "geleceğin başbakanı" ve Abdullah Gül'den de "geleceğin dışişleri bakanı" diye söz ediyorlar. Gizli saklı bilgiler ve dedikodular değil bunlar. Raporlarda, internet sitelerinde açıkça yazılıyor. Refah Partisi de tepelerine inecek operasyonu fark etmişlerdir. "ABD ile Abdullah Gül arasındaki ilişkilerin iç içe olduğunu" söylemektedirler. O kadar ki, Erbakan'ın geleneksel kadrosu, kendi aralarında Abdullah Gül'ün "Refah'ın ABD'deki temsilcisi mi yoksa ABD'nin Refah Partisi içindeki temsilcisi mi" olduğunu soruyorlar. O zaman, yani 1996 yılında biz hem ABD kaynaklarını inceliyor ve hem de Refah Partisi yöneticilerinin bu saptamalarını öğreniyoruz ve kamuoyunun dikkatini çekiyoruz.

Küresel Gladyo, Türkiye'nin tepesine yeni bir Gladyo Şefinin atanmasına karar vermiştir. Türkiye'nin tepesine CIA'nın "Ilımlı İslamcı" diye tanımladığı bir kadro oturtulacaktır. Milli yönleri bulunması nedeniyle, "gelenekçi" diye adlandırılan Erbakan ekibi tasfiye edilecek, "yenilikçi" denen Tayyip-Gül ikilisinin önü açılacaktır. Küresel Gadyo'nun Tayyip Erdoğanları "deliğe süpürme" yetkisini daha 1996-1997 yılında ele geçirdiği bütün kanıtlarıyla ortadadır ve daha sonra yaşanan süreçte her olayla yeniden doğrulanmıştır. Gladyo'nun bu atamasını, CIA Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı Graham Fuller, 1998 yılında "yenilikçiler dört yıl içinde iktidara gelecek" diyerek ilan ediyordu. Bu operasyon, dünyanın ve Türkiye'nin gözler i önünde uygulandı. ANAP ve DYP etkisizleştirildi ; Merkez Sağ boşaltıldı ve "Ilımlı İslamcı" denen "Haçlı İrtica"ya yamandı. Tayyip-Gül ikilisi, Refah Partisi'ni ele geçiremeyince, AKP kurduruldu. 2002 yılına gelindiği zaman, ABD'nin savaş takvimi, Türkiye'nin sözüm ona "milli iradesini" de belirliyordu. ABD'nin Ordusunun 2003 yılı için planlanan İkinci Körfez Saldırısında mümkün olan en büyük başarıyı kazanabilmesi için, Ecevit hükümetin başından, Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu da Türk Ordusu'nun başından gitmeliydi. Tayyip Erdoğan-Hilmi Özkök ikilisi ABD için en uygun seçenekti.

Gladyo Operasyonunun devamını biliyoruz. Sahneye Kemal Derviş, İsmail Cem ve Devlet Bahçeli sürüldü. Gladyo Operasyonu'nda başroller artık bu üçlünündü. Üçü de Gladyo'nun dağıttığı rollerini başarıyla oynadılar. DSP bölündü, Ecevit aciz duruma düşürüldü. Türkiye Devlet BahçeIi'nin kahramanlığıyla erken seçime sürüklendi ve 3 Kasım 2002 günü Gladyo'nun iradesi tecelli etti. Parasal güç, medya, hepsi seferber edildi.

Bu arada Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Org. Hilmi Özkök hakkındaki "İrticaya karşı mücadele etmez " saptamasına rağmen, Başbakan Ecevit ve Cumhurbaşkanı Sezerin sürece teslim olan tavırları nedeniyle 30 Ağustos 2002'de Özkök, Genelkurmay Başkanı oldu. ABD ile Türk Ordusu arasındaki Körfez Savaşında başlayan ve özellikle Org. Karadayı ve Org. Kıvrıkoğlu dönemlerinde ağırlaşan bunalım döneminden sonra Ordu'nun en tepesi denetim altına alınıyordu.

Ancak 4 Kasım 2002 sabahı operasyon hâlâ tamamlanmış değildi. Tayyip Erdoğan seçime sokulmamış ve başbakan koltuğuna oturtulmamıştı.
Gladyo, kılıcını bu kez Türkiye Anayasasına ve Seçim Kanununa indirdi.
Tayyip Erdoğan'ın ABD'den gelen ikinci bir dayatmayla başbakan koltuğuna oturtulması süreci, 4 Kasım 2002 sabahı Wolfowitz'e yazılan mektupla başladı. Tayyip Erdoğan, seçim sabahı ABD Savunma Bakan Yardımcısına kendisinin Genelkurmay Başkanı Org. Özkök ile "mümkün olduğu kadar kısa sürede mahrem, özel bir toplantı" yapabilmesini sağlamaları için söz yerindeyse yalvarıyordu.

Gladyo'nun iç yazışma arşivi yanında, ihanetler tarihine geçen bu mektup, "ortak dostlar aracılığıyla doğrudan" yollanıyordu. Mektup, SüperNATO içindeki işleyişi hemen harekete geçirdi. Cumhurbaşkanı Sezer, mektuptan iki gün sonra, yargı kararlarına göre Parti Genel Başkanı konumunda bulunmayan ve milletvekil i de olmayan Tayyip Erdoğan'ı Çankaya'da kabul etti. Arkasından 15 Kasım 2002 günü Genelkurmay Başkanı Özkök, Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanlığı'nda buluştu. Tayyip Erdoğan'ın kritik durumlarda Genelkurmay Başkanı veya Başkan adaylarıyla "baş başa görüşme" uygulaması o zaman başladı. Gladyo'nun gücünü görüyor musunuz? Bir hafta içinde Türkiye Cumhurbaşkanını ve Genelkurmay Başkanı'nı hizaya getiriyor. Türkiye Anayasası ve yasaları çiğneniyor, Gladyo'nun Anayasası uygulanıyor. Gladyo'nun önünde Türkiye yasaları delinmek için yapılmıştır. Siirt seçimleri iptal ediliyor ve Nakşibendi Tarikatı İskender Paşa Dergâhı 'ndan Tayyip Erdoğan, 1996'da başlayan Gladyo Operasyonunun sonucunda ABD'nin savaş takvimine uygun olarak 2003 yılının 14 Mart günü Başbakan koltuğuna oturtuldu. Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Özkök'ten sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu sürece katkılarını elbette kimse unutmuyor. Sistemin Anayasası, kuşkusuz sistemin ana muhalefet partisini de bağlamaktadır. Birçok tecrübe, bu olguyu kanıtlamıştır.

Aslında Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı yasal merasimlerin tamamlanmasından önce başlamıştır. Sezer ve Özkök buluşmalarından hemen sonra, Kasım ayının ortasından başlayarak Tayyip Erdoğan Gladyo'nun gizli başbakanı olarak göreve başladı ve ilk iş olarak SüperNATO'nun diğer başbakanları ile buluşturuldu. Birbiri ardı sıra İtalya, İspanya, Yunanistan ve Almanya hükümetleri ile görüştü. Türkiye'de hiçbir resmi devlet yetkisi olmayan bir şahıs, SüperNATO'da Türkiye Başbakanı olarak kabul ediliyordu. Yunanistan Başbakanı Simitis ile 18 Kasım 2002 günü Atina'daki görüşmesinde Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileri ve Büyükelçi kapının dışında bekletiliyordu. Bu görüşmeden sonra Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda "Belçika Modeli"nden söz ederek Gladyo'nun kulağına söylediği çözümü açıklıyordu.

Kaynakça
Kitap: Gladyo ve Ergenekon
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1996-1999: Cumhuriyetimizin 6. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir