Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Abdullah Çatlı'nın "Vatanseverliği"

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Önderliğindeki Atatürkçü'ler Susurluk Kazası sonrasında Tansu Çiller'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan Örgütlenmesini medya önünde kanıtlayarak Tarihi bir Başarıya imza attılar.

Abdullah Çatlı'nın "Vatanseverliği"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 00:21

Abdullah Çatlı'nın "Vatanseverliği"

• Abdullah Çatlı, Abdi İpekçi'yi katleden çetenin başıdır. Abdi İpekçi'yi katletmek mi vatanseverliktir?

• Abdullah Çatlı'nın Bahçelievlerde yedi İşçi Partiliyi katleden çetenin başında olduğu, aynı katliama iştirak eden Haluk Kırcı hakkındaki mahkumiyet kararında belirtilmiştir.
Gençlerimizi katletmek mi vatanseverliktir?

• Abdullah Çatlı, Avrupa'da eroinle yakalanmış ve isviçre mahkemeleri tarafından eroin kaçakçılığı yaptığı için 7,5 yıla mahkum edilmiştir. Çatlı'nın uyuşturucu işi yapan ülkücü mafyanın şefi olduğu, yalnız İsviçre yargısı ve Interpol tarafından değil, Türkiye polisi ve istihbarat örgütleri tarafından da saptanmıştır.
Gençliği eroinle zehirlemek mi vatanseverliktir?

• Abdullah Çatlı'nın ülkücü çetesi, CIA'nın düzenlediği Azerbaycan darbesinde, Çeçenistan'a silah ve adam yollanmasında, Kuzey Irak'taki tertiplerde, Çin'in Sincian-Uygur bölgesine sabotaj timleri gönderilmesinde başroldedir.
CIA'nın maşası olmak mı vatanseverliktir?

• Çatlı çetesinin "Asala'nın faaliyetlerinin durdurulmasında büyük hizmetleri olduğu" yalanı da piyasaya sürülmektedir. Aldığımız bilgilere göre, Çatlı çetesi, Ermeni anıtına molotof kokteyli atmak karşılığında MİTin operasyon bölümünden 1 milyon dolar (bugünün parasıyla 100 milyar lira) almıştır.

Vatanseverlik, 100 milyar lira karşılığı alınan-satılan bir nesne midir? Hangi Kurtuluş Savaşı gazisi vatanseverlik görevini milyarlarca lira karşılığında yaptı?
Ağar ve Çiller'in suç ortaklarının suç sicili sayfalara sığmaz.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Abdullah Çatlı'nın "Vatanseverliği"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 00:34

VATANSEVERE BAKIN: ÇATLI'YI İSVİÇRE CEZAEVİNDEN CIA ÇIKARDI
(Aydınlık, 10 Kasım 1996, Sayı 490)


Silahlar, susturucular, dinleme aygıtları, polis kimlikleri, yeşil pasaportlar ve sahte plakalar ortalığa saçıldı. Mersedesin içinden yalnızca bunlar değil, tüm kirli ve karanlık ilişkileriyle Çiller Özel Örgütü çıktı. Gladyo-mafya ortaklığı, Susurluk yolunda kamyona çarptı. MİT Raporu'ndaki ifadeyle "Özel Suç Örgütü", 3 Kasım Pazar akşamı bir "kaza" yaptı.

DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, kazadan sağ olarak kurtulurken, İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ ile uyuşturucu kaçakçısı ve çok sayıda cinayetin sorumlusu ülkücü mafya şefi Abdullah Çatlı öldüler.

"Ajandasını ve Telefon Defterini Alın"

"Ağabey, Çatlı'yı kaybettik. Ne yapalım?"

Kazadan yarım saat sonra, Abdullah Çatlı'nın mutemet adamlarından biri, Ankara'da aradığı kişiye bunu sordu. Aldığı yanıt, "Ajandasını ve telefon defterini alın" oldu. Kazadan sonra Çatlı'nın özel eşyaları arabada bulunamadı!

Kimdir bu Abdullah Çatlı?

Aydınlık, 18 yıldır karanlık güçlerin kimliklerini ve faaliyetlerini araştırıyor. Çünkü bu güçlere karşı mücadele, demokrasi mücadelesinin en önemli parçasıdır. Çiller Özel Örgütü'nün medyadaki tetikçileri tarafından "gizli kahraman" ya da "vatansever" ilan edilen Çatlı'nın gerçek kimliğini bu araştırmalara dayanarak gözler önüne seriyoruz. Çeşitli kaynaklar tarafından doğrulanmayan, emin olmadığımız hiçbir bilgiyi buraya kaydetmiyoruz.

İlk kez Aydınlık'ın 22 Eylül 1996 günlü sayısında açıklanan, Çatlı'nın kullandığı Mehmet Özbay kimliği, gerçek bir kişiye ait. Devlet, Çatlı'yı adeta ortadan kaldırıp, "Mehmet Özbay" adında yeni bir kişi yarattı. Çatlı'ya bu kimlik, devlet içindeki yandaşları tarafından verildi. Tıpkı yeşil pasaportu, polis kimliği ve silah nıhsatı gibi.
Gerçek Özbay ise Urfalı Cevheri ailesine yakınlığı ile tanınan Suruçlu bir Kürt. Uzun yıllardır yurtdışında, Fransa ile İngiltere arasında ticari işler yapıyor ve Türkiye'ye gelmiyor.

Devletle İlk İlişki MİT Kanalıyla

Abdullah Çatlı, 1978 yılında MİT'le ilk bağlantısını kurdu. Aynı tarihte Ülkücü Gençlik Derneği 2. Başkanı oldu. Çatlı ya da o dönemde ülkücüler arasındaki lakabıyla "Büyük Reis", 9 Ekim 1978 tarihinde 7 TİP'li gencin hunharca öldürüldüğü Bahçelievler katliamı sırasında MİT'le bağlantılıydı. Katliamın bir numaralı sanığı Çatlı idi. İlk devlet kimliğini bu katliamdan sonra aldı. Çatlı'nın devletle ilk ilişkisi, "devlet adına" giriştiği kirli ve kanlı eylemleri MİT kanalıyla başladı. Bu tarihten sonra da bütün "aramalara rağmen" bulunamadı.

Çatlı, 7 Ekim 1980'de yeniden sahneye çıktı. Ülkücüler 5 kişiyi öldürdüler, 14 kişiyi yaraladılar. Tarihe Balgat Katliamı olarak geçen kanlı saldırının emrini de Çatlı vermişti. Katliam sanıklarından Mustafa Pehlivanlı, ifadesinde kendisini Abdullah Çatlı'nın yönlendirdiğini itiraf etti. Katliama karışan Haydar Şahin ise "konuşur" gerekçesiyle Çatlı tarafından öldürüldü.

1 Şubat 1979 tarihinde "vatansever" Çatlı'nın ölüm listesine Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi de dahil edildi. Bütün ülkeyi yasa boğan suikastın tetikçisi Ağca, planlayıcısı Çatlı idi.
25 Kasım 1979'da, Ağca'yı Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçıran ekibin başında da, "Büyük Reis" ve Oral Çelik bulunuyordu. Kendisi de bombalı bir suikasta kurban giden gazeteci-yazar Uğur Mumcu, "Papa, Ağca Mafya" adlı kitabında Ağca'nın cezaevinden kaçtıktan sonra Çatlı'nın evinde saklandığını belirtiyor. Çatlı, Ağca'ya, Nevşehir Emniyet Müdürlüğü'nden pasaport alınmasını da sağlıyor.

Çatlı'nın yurtdışı yılları bu tarihte başlıyor. Aynı yıllar, Çatlı ve benzerlerinin bir başka devlet örgütüyle, CIA ile tanıştığı yıllar oluyor. Ağca'nın, 13 Mayıs 1981 tarihinde Papa 2. Jean Paute yönelik suikast girişiminde kullandığı silahı Çatlı'nın temin ettiği biliniyor. Olayı derinliğine araştıran Uğur Mumcu, Papa'ya suikast girişiminin ardında "Bulgar bağlantısı" arayan Amerikan istihbarat servisi yetkilileriyle sık sık tartışıyor. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nde, Ortadoğu'dan sorumlu CIA şefi olarak görev yapan Paul Henze, Mumcu'nun tartıştığı ajanların başında geliyor. Mumcu, tam tersini düşünüyor. Ülkücülerin CIA ile ilişkisini araştırıyor.

1 Milyon Dolara "Vatansever" Oldu

Türkiye'nin Kanada Askeri Ataşesi Hava Kurmay Albay Atilla Altıkat, Ottawa'da arabasında kurşunlanarak öldürülüyor. Cinayeti, "Ermeni Soykırımının Adaleti" örgütü üstleniyor. Albay Altıkat, 1980 sonrasında, Ermeni militanların 13. saldırısında öldürülen 17. diplomat. Türkiye kamuoyunun ateş püskürdüğü günlerde, o zamanki sıfatı "Devlet Başkanı" olan Kenan Evren'in direktifiyle, MİT harekete geçiyor.

İstanbul'da görevli üst düzey bir MİT yetkilisi, İsviçre'ye giderek Çatlının yakın bir arkadaşı ile bağ kuruyor. MİT'in isteği, ülkücülerin, Ermenilere karşı eylem yapması. İlişki kurulan ülkücü, durumu Çatlı ve Oral Çelik'e bildiriyor. Buluşup konuşuyorlar. Teklif kabul ediliyor. "Vatan için" değil, para için! Çatlı'nın başında bulunduğu ülkücü terör timi, Fransa'da ASALA'ya karşı eylem yapmak için MİT yetkilisiyle para pazarlığı yapıyor. Marsilya'daki Ermeni anıtına molotof kokteyli atmak için 1 milyon dolar isteniyor.

MİT çevrelerinde devletin Ermenilere karşı ülkücüleri kullanmasının kod adı "Marsilya." Fransa ve İsviçre'de, Ermeni hedeflerine karşı saldırılar, bu tarihten sonra başlıyor. Ama konuyu bilen herkesin söylediği gibi, "Teşkilat bu işi yüzüne gözüne bulaştırıyor".

Marsilya anıtı eylemi sonrasında, Çatlı ve çetesine para eksik veriliyor. Ülkücü terör timi buna çok kızıyor. Evren'in kızını kaçırmayı bile düşünüyorlar!
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Abdullah Çatlı'nın "Vatanseverliği"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 00:34

Çatlı'nın JİTEM Yılları

MİT yetkilileri, Ermeni örgütlerine karşı operasyon konusu açıldığında, yüzlerini buruşturup geçiştiriyorlar. Ülkücü camiada ise sıradan bir şeymiş gibi konuşuluyor. ASALA operasyonundan sonra, MİTte ülkücüler için kötü bir dönem başlıyor. Ülkücüler MİT'ten uzaklaştırılıyor.

Çatlı ve ekibi, 1984'ten sonra, JİTEM'le bağlantı kurdu. Fiilen JİTEM için çalışmaya başladı. JİTEM'in değerlendirmesine göre, "Çatlı bu işler için çok iyi bir adamdır. Yönetir, risk alır, aksatmaz. Çatlı teşkilat için düzgün biri."

Aynı yıllarda Çatlı eroin ticaretine başlıyor. Bağlı olduğu askeri örgüt kanalıyla "Yeşil Pasaport" alıyor. Ama hemen ardından polisle ilişkiye geçiyor. Abdullah Çatlı'nın polisle bağlantı kurmasını, o dönemde Erzurum Valisi olan Mehmet Ağar'ın sağladığı ifade ediliyor.

Uyuşturucuyu havaalanına kadar polis içindeki elemanlar getiriyor. Havaalanından itibaren görevi Çatlı devralıyor. Avrupa'da dağıtımı da Çatlı ve ekibi yapıyor.
Çatlı 1982'de Papa suikastı öncesinde Ağca'ya silah veren Mehmet Şener ile birlikte İsviçre'de gözaltına alındı. İtalya'da yargılandı, delil yetersizliğinden beraat etti.

CIA Bıraktırdı

1986'da Fransa'da eroin yakalatmaktan hapse atıldı. 1988 yılında İsviçre Hükümeti'nin talebi üzerine Zürih'e getirildi. 7 yıl ceza aldı. Daha Uç yıl cezası kalmışken, 21 Mart 1990'da, Bostadel ZG'den (Bostadel Cezaevi) "kaçtı". Çatlı'nın iki İtalyan, iki Yugoslav ve Ahmet Tanrıkulu adlı bir Türkle birlikte cezaevinden çıkışı da ilginç. Demir parmaklığın penceresini anahtarla açıp, alarma ve kurt köpeklerinin takibine rağmen iz bırakmadan kayboluyorlar.

Ordu içinden güvenilir kaynakların verdiği bilgiye göre, Abdullah Çatlı'nın İsviçre'de cezaevinden kaçırılması, Türk devletinin boyunu çok aşar. CIA'nın Türkiye İstasyon Şefi, İsviçre'ye gidip devlet yetkililerinden, Çatlı'nın çıkarılmasını rica ediyor. Bir başka iddia da, istasyon şefinin değil, ABD İnterpol'ünün telkini ile Çatlı'nın bırakıldığı biçiminde.

Abdullah Çatlı'nın yıllar sonra Türkiye'ye ilk gelişi, CIA tarafından hapisten çıkarılışından sonra oluyor. İstanbul MİT'ine haber gönderiyor. Pazarlık teklif ediyor. Serbest bırakılmak kaydıyla gelip teslim olmak istiyor. MİT buna yanaşmayınca tekrar yurtdışına çıkıyor.
Çatlı'nın bu pervasızlığı, sahip olduğu bilgiyle açıklanıyor. Elinde, MİT'i ve Kontrgerillayı çok zor durumda bırakacak bilgi ve belgeler olduğu söyleniyor.

Bucaklar'la Tanışma

1993 yılının Temmuz ayında Bucak aşiretine önemli bir konuk geldi. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Sedat Edip Bucak ile Siverek'teki şatosunda görüştü. Bucaklar, silahlanmayı ve korucu olmayı bu toplantıdan sonra kabul ettiler.

Çatlı, 1994 yılında Türkiye'ye döndü. Mehmet Ağar'ın isteğiyle Bucakların Siverek'teki evine götürüldü. Bucakların evi iki yıl boyunca Çatlı'nın karargâhı oldu. Burada, yanında dört Türk daha bulunuyordu. Bucak, ölene kadar, Çatlı'ya saygıda kusur etmedi. Aşiret reisi, mafya şefi gelince ayağa kalkacak kadar saygılıydı.

Azerbaycan'da Uyuşturucu Darbesi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'i darbe girişiminden hemen önce, 1994 yılının sonlarında, Nahçıvan'da Elçibey'ın köyünde, üç kişi bir araya geldiler. Tuğrul Türkeş, Abdullah Çatlı ve uyuşturucu işinin Hollanda ayağındaki şefi. Aynı günlerde MHP'nin üst düzey bir yöneticisinin(adı Aydınlıkta saklı) diplomatik aracıyla Türkiye'ye önemli miktarda bir "mal" sokuldu.

Hollanda'daki şef, Çatlı sayesinde Azerbaycan'da dolaşabiliyordu. Bu iyiliğe karşılık, Hollanda şefi de, Çatlı'nın ekibini Ermenistan'a soktu. Ermenistan, Kızılay'ın girmesine izin vermiyordu. Şef, PKK'nin Ermenistan bağlantısını kullanarak, Çatlı'nın adamlarını, Kızılay görevlisi görüntüsüyle Ermenistan'a soktu. Bu işler için Çatlı ekibini öneren ve ona kefil olanlardan biri de Ağandı.

Kafkasya operasyonları için paraya ihtiyaç vardı ve bu para bulunamıyordu. Tam da bu sırada Çiller imdada yetişti.
Para örtülü ödenekten verildi. Kafkasya faaliyetlerinde Bucak ve Drej Ali de rol aldı. Drej Ali ve Bucak, personel buldu.

Alparslan Türkeş'in Petrosyan'la görüşmesi de bunun üzerine gerçekleşti.
Abdullah Öcalan, Türkiye-Rusya ilişkilerindeki gerginlik temelinde Yeltsin'e mektup yazıp ilişki kurdu.
Aliyev'e yönelik darbe girişiminde, o sırada Dış Türklerden sorumlu Devlet Bakanı olan Ayvaz Gökdemir, önemli bir rol oynadı.

İhale Çatlı'ya verildi. Onay, Çiller ailesinden geldi.
Çatlı'nın, Elçibey'i ikna etmek için köyüne kadar gittiği biliniyor.
Elçibey, "Ben bir tarih hocasıyım. Siz başka birini bulun. Bir süre işi düzene soksun, ben sonra cumhurbaşkanı olayım" diyor. Çatlı bunun üzerine, "Demirel de dahil, bütün siyasiler sizin cumhurbaşkanı olmanızı istiyor. Çiller ve Türkeş'in de desteği var" yanıtını veriyor.

Bu toplantı ve darbe hazırlığı, Tercüman eski muhabiri, MİT'e de çalışan, KGB ajanı I.Ü. (adı Aydınlık'ta saklı) tarafından KGB'ye iletildi.
Demirel bu sırada Aliyev'i arayıp, Elçibey'e baskı yapmamasını istiyor. Ancak Demirel, Çiller'in Orta Asya ve Azerbaycan planlarından da rahatsızlık duyuyor. Devlet için tehlikeli buluyor. Aliyev'in uyarılmasını istiyor. Azerbaycan'daki MİT görevlisi NG (adı bizde) darbe girişimini bizzat Aliyev'e iletiyor. Azerbaycan İçişleri Bakanı Hasan Hasanov, darbeyi bastırdı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1996: Cumhuriyetimizin 3. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir