Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Basında Ağar-Söylemez Çetesi İlişkisi

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Önderliğindeki Atatürkçü'ler Susurluk Kazası sonrasında Tansu Çiller'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan Örgütlenmesini medya önünde kanıtlayarak Tarihi bir Başarıya imza attılar.

Basında Ağar-Söylemez Çetesi İlişkisi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 23:28

BASINDA AĞAR-SÖYLEMEZ ÇETESİ İLİŞKİSİ

SÖYLEMEZ ÇETESİ ÇİLLER ÖRGÜTÜNE BAĞLI
(Aydınlık, sayı 470, 22 Haziran 1996)


Pelister çiftliği, TEDAŞ ve TOFAŞ önergelerine verilen destek, örtülü ödenek, Çiller'i dolandıran Parsadan... derken Mesut Yılmaz, Tansu Çiller'e karşı son operasyonunu gerçekleştirdi. "Son yılların en büyük organize suç örgütü" olarak nitelendirilen ve polis ve askerlerden oluşan Söylemez kardeşler çetesi açığa çıkartıldı.

ANAP Bilecik eski Milletvekili Mehmet Seven, "Söylemez kardeşler ile Özer Çiller'in ilişkisi var" diyor. Seven, önümüzdeki günlerde bu konuda ayrıntılı açıklama yapacağını söylüyor. Çiller ailesinin mal varlığı ile yakından ilgilenen ve adı "Hafiye milletvekili"ne çıkan Seven, "Ben belgesiz konuşmam. Bir süre daha bekleyin" demekle yetiniyor.
Seven'in iddiasını başka çevreler de yineliyor. "Özer Çiller'in bazı işlerinde 'aracı' kullandığı biliniyor. Bu aracılardan biri de neden Söylemezler olmasın?" deniliyor.

Yakalandı ve Bırakıldı

Yıl 1994, Ankara Demirtepe'de Zeyno Pastanesinde, Kürtçe kaset çalınmasına karşı çıkan bir müşteri ile pastanenin sahibi Gaffar Can arkasında kavga çıktı. Müşteri, Güneydoğu'da görev yapan bir subaydı. Kavga, çatışmaya dönüştü. Gaffar Can, subayı ve babasını bıçakladı. Can, halen Çorum Kapalı Cezaevi'nde yatıyor.

Olaydan hemen sonra Gaffar Çan'ın, Gençlik Caddesi, Kırağı Sokaktaki evi basıldı. Polisler evde bir kalaşnikof ve bir torba mermi ile birlikte Mehmet Faysal Söylemez adında bir kişiyi yakaladılar. Söylemez ailesinin en önemli isimlerinden biri olan Faysal Söylemez, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden "malulen emekli" bir astsubaydı.

Söylemez'in serbest bırakılması için, çok sayıda kişi devreye girdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yıllarca "hizmet etmiş" ve "malulen emekli" olmuş bu astsubay için önce DYP'nin etkin bir Kürt kökenli milletvekili ve daha sonra da Ankara Emniyet Müdürü Mehmet Ağar devreye girdi; Mehmet Faysal Söylemez serbest bırakıldı!

Gözler Yazıcıoğlu'nda

"Eğer dosya İstanbul'da kapanır ve sonuçta bir şey çıkmazsa, bilin ki bunun nedeni Ağar'dır. Ama ben Kemal'in, Ağar'ın sözünü dinleyeceğini sanmıyorum. Şimdi herkes gözünü Kemal Yazıcıoğlu'na dikmiş durumda. Teşkilatta herkes birbirine baskı yapıyor. Bu iş bitsin diye. Herkesin kafası karıştı. Çok büyük bir hesaplaşma var. Bu hesaplaşma Orhan'ı da aşıyor."
Emniyet üst düzey yetkilisi Söylemez kardeşler çetesi hakkında bunları söylüyor.

Şimdi bütün kozlar İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu'nun elinde. "Yazıcıoğlu, Ankara'ya emniyet müdürü olmak istedi, ondan önce Orhan Taşanlar geldi. İstanbul'a olmak istedi, ondan önce Orhan geldi. Aralarındaki derin husumeti teşkilat içinde bilmeyen yok, yıllardan beri sürüyor. Onun için Yazıcıoğlu'nun ne yapacağı merakla bekleniyor" diyor, üst düzey yetkili.

Ağar'ın Ekibi

Emniyet Genel Müdürü Personel Daire Başkanı Tugay Turan, Ankara ve İstanbul eski Asayiş Müdürü Sedat Demir, İstanbul eski Emniyet Müdürü ve Bursa Valisi Orhan Taşanlar ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar!

"Teşkilat"ı yatandan tanıyanlar, bu dört ismi birbirinden ayırmıyorlar. Turan, Demir ve Taşanlar'ın adları "Ağar ekibi" içinde geçiyor.
DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın, "Bağlantılar ortaya çıkmasın diye herkes bir taraftan saldırıyor. Bu işi kapatın diyorlar. Çok üst makamlardan rahatsız olanlar var. Bunların telefonla tavassutta bulunduklarını biliyorum. Aralarında politikacılar bile var" demesi boşuna değil. Operasyon derinleştikçe, çetenin ilişkileri daha üst düzey polis yetkililerine doğru uzanıyor.

Emniyet Genel" Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı (TEMUH) birimleri tarafından gerçekleştirilen Söylemez kardeşler operasyonunun Ankara ayağı tamamlandı. İstanbul Emniyet Müdürü Yazıcıoğlu'nun, operasyonla ilgili yapacağı açıklama, soruşturmanın geleceğine de ışık tutacak. Soruşturmanın "tamamlandığı" söylenirse, "Bu işi kapatın" diyenlerin etkin olduğu anlaşılacak.

Karadeniz Mafyasının İntikamı!

İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, Karadeniz kökenli. Karadenizli Başbakan Mesut Yılmaz ile Yazıcıoğlu'nun ilişkileri son derece iyi.

Üst düzey emniyet yetkilisi şunları söylüyor:

"Tahkikatın İstanbul'da yapılacak olması çok iyi oldu. Çünkü Kemal Yazıcıoğlu, Ağar'ın adamı değil. Ağar'ın ona etkisi olmaz. Taşanlar, Demir, Tugay ve Ağar ortak hareket eden insanlardır. Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü'nden ayrılmasıyla dengeler değişti. Ağar'ın, Taşanlar'ın, Sedat Demir ve Tugay Turan'm işleri bozuldu. Bu yüzden, soruşturmanın İstanbul ayağı daha sağlıklı yapılabilir."

Aynı yetkili, Söylemez kardeşler operasyonunu şöyle değerlendiriyor:

"Uzun yıllardan beri etkisiz kalan Karadeniz mafyası, Kürt mafyasını tasfiye ediyor. Karadeniz'in yolu açılırken, Kürt mafyasının yolu kapanıyor. Operasyonu kim yaptı diye düşünmenin gereği yok. Kaybedenler ve kazananlar ortada!"

Ağar'ın Kurtuluşu Refah'ta!

ANAP lideri Yılmaz'ın, Çiller'e yönelik son operasyonu Karadenizli Yazıcıoğlu ve Terörle Mücadele Dairesi tarafından geçekleştirilen Söylemez operasyonu oldu. Çiller'e en yakın isimlerden olan Mehmet Ağar "topun ağzına" yerleştirildi. Emniyet içinde, yıllardan beri süregelen Mehmet Ağar-Ünal Erkan ikilisiyle Hayri Kozakçıoğlu-Necdet Menzir ikilisi arasındaki kıyasıya çatışma, bir dönüm noktasına geldi. Tam da bu sırada, Ünal Erkan'ın "Ben onlardan değilim" yollu açıklamaları ve ziyaretleri dikkat çekti.

Emniyet üst düzey yetkilisi, "Çiller sıkıştı" diyor. "Onun iktidarda kalabilmek için Refah Partisi'ne yaklaşmasına dikkat edin. Bu yakınlaşmayı sağlayan kişi Mehmet Ağar'dır" diye ekliyor.
Gazeteler yazdı. Mehmet Ağar'ın kardeşinin bürosundaki Refah ile DYP kurmayları arasında yapılan gizli görüşmeyi izlemek isteyen gazeteciler, polis tarafından gözaltına alındı! DYP'den Yalım Erez ile Mehmet Ağar ve RP'den Şevket Kazan ile Fehim Adak m katıldığı toplantıyı izlemek isteyen gazeteciler, kimlikleri ve basın kartlarını göstermelerine karşın, gözaltına alınmaktan ve hakarete uğramaktan kurtulamadılar.

İstanbul eski asayiş müdürü Sedat Demir, "Orhan Taşanlar'ın adamı" olarak tanınıyor. Demir için, "Taşanlar adına tahsilat yapar" deniliyor. Orhan Taşanlar'ın Bursa'ya vali olarak atanması bir "gölge operasyonu" olarak nitelendiriliyor. İstabul'da çeşitli toplumsal olaylarda şimşekleri üstüne çeken Taşanlar'ın, "gölgede kalmak için" Bursa'ya atandığı ve bu atama işinde Mehmet Ağar'ın etkin olduğu belirtiliyor.

Sedat Demir, TEMUH'ta verdiği ifadesinde, "Emniyet'te bu işi yapan üst düzey insanlar var" diyor. Aydınlık'a bilgi veren yetkili, "Demir'in adlarını vereceği adamlar, büyük olasılıkla anlaşamadığı kişiler olacak" diyor.

Kavganın Başlangıcı

İstanbul eski Asayiş Müdürü Sedat Demir, "İspatlasınlar, kafama kurşun sıkacağım" diyor. Demir, Sedat Edip Bucak'ın kendisine yönelik iddialarını, "menfaati bozulan insanların Bucak'ı kışkırtması"na bağlıyor.

Siverekli Bucak aşireti ile aşiret olmayan ama büyük bir aile olan Muşlu Söylemezler arasındaki kavga, 1993 yılında Ankara'da Rumors Disco'da başladı. Rumors'un sahibi Sabih Özer, diskoyu almaya giderken, Bucaklar'a karşı Söylemezler'den yardım istedi.

Doktor İfade Vermiyor

Aydınlık'a ulaşan bilgilere göre Söylemez ailesinde, poliste ifade vermeyen tek kişi, doktor Mehmet Sena Söylemez. Emniyete yakın kaynaklar, "İfadelerde bütün suçlar Mehmet Sena'nın üstüne yıkılıyor, fakat o da konuşmuyor" diyorlar. Operasyonun fiyasko ile sonuçlanacağı ve Söylemezler'in az bir ceza ile kurtulacağı ileri sürülüyor.

Söylemez ailesinin yakın çevresinden olan ve "faili meçhul"e kurban giden bazı isimlere dikkat çekiliyor. Ailenin önemli isimlerinden Mustafa Söylemez'in, Diyarbakır Diş Hekimliği Fakültesi'nden arkadaşı Zeki Efe, uzun yıllar yurtdışında kaldıktan sonra geçen yıl Türkiye'ye geldi. Efe'nin "toz işine" girdiği söylendi. Efe'nin cesedi geçen yıl, Sakarya TEM otoyolunda bulundu!

İçişleri Bakanı Ülkü Güney, mülkiye müfettişlerini; Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel de polis müfettişlerini görevlendirerek inceleme başlattılar. Söylemez operasyonunun kara ayağı tamamlandı. Sanıklar, DGM'de yargılanacaklar.

Söylemezler'in az bir ceza ile kurtulacağını varsayanlar da var, operasyonun çok daha üst düzeylere ulaşacağını söyleyenler de.
Üst düzey yetkilinin belirttiği gibi, "Soruşturmanın koptuğu yer", uzanacağı yerin adresini de verecek!

İkinci Çete: 6. Filo

Söylemez kardeşler operasyonu sürerken, tüm gazeteler, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinin araştırmaları sonunda, Emniyet içinde desteklenen ikinci bir çetenin daha ortaya çıktığını yazmaya başladılar. Gerçekte, Emniyet bu ikinci çetenin varlığını yıllardır biliyordu.

Örgütün Adı: 6. Filo!..

Geçen aylarda kaybettiğimiz gazeteci Yıldırım Çavlı, Adapazarı kökenli bu mafya örgütünü, 5 Nisan 1996 günü yazmıştı. Çavlı, bu örgüt için şöyle diyordu:
Bu arada, Jandarma istihbaratına yakın bir kaynak, Yıldırım Çavlı'nın 6. Filo diye adlandırdığı örgütün, Söylemez çetesiyle aynı örgüt olduğunu söylüyor:
"Bu faaliyetin merkezi, Adapazarı'ndaki JİTEM karargâhı. Bitlis ve Ersever öldürüldükten soma, JİTEM'in başında hâlâ Jandarma Albay Veli Küçük var. Teoman Koman'ın Jandarma Genel Komutanı olmasından sonra JİTEM en aktif dönemine girdi. Eskiden yalnızca kırsal bölgede örgütleniyordu. Artık büyük kentlerde de örgütlü ve faaliyet yürütüyor. Ancak, kentlerde serbest davranması için polisle ortak olması gerekti. Söylemez ekibi de polis-asker bağlantısında rol almıştı."

Manukyan'a Bomba ve Özer Çiller

Söylemez ekibinin Çiller'in Özel Büro'sundan olması ihtimalini güçlendiren unsurlardan biri de Manukyan'a suikast girişimi. Manukyan'a saldın sonucunda Mehmet Urhan adlı kişi öldü. Urhan, Özer Çiller İstanbul Bankası 'Genel Müdürü iken, müstahdem olarak çalışıyordu ve Özer Çiller'e yakınlığıyla biliniyordu. Onun rüşvet çeklerini tahsil edip, aktaran kişiydi. İstanbul Bankası soruşturmasında, Özer Çiller'in aleyhine ifade veren tek kişi.
Manukyan'ın yaralandığı olayı, Emniyet "Doğalgaz patlaması" olarak açıklamıştı. İGDAŞ yetkilileriyse, "Kesinlikle doğalgaz patlaması değil. Doğalgaz patlaması lokal olmaz, sızma olsaydı yalnızca bir noktada değil, sokağın tamamında patlama olurdu" diyerek polis açıklamasını yalanladılar. Basın, olayın üzerine gitmedi; kapandı. Manukyan da bu konuda konuşmak istemediğini söylüyordu. O zaman İstanbul Emniyet Müdürü, Necdet Menzir'di.

Şimdi bu olayları iyi bilen bir gazeteci, "Menzir, önümüzdeki üç gün içinde, bu olayda kimin tarafında olduğunu açıklamazsa, dokunulmazlığı kaldırılarak, hakkında soruşturma açılması yoluna gidilecek" dedi.
JİTEM'in, Manukyan'a saldırı olayının araştırılmasını istemediği de bir başka bilgi.

ÇİLLER ÖZEL ÖRGÜTÜ'NÜN "KIZIL ORDU" PROVOKASYONU (Aydınlık, sayı 470, 22 Haziran 1996)

"Kızıl Ordu" adlı provokasyon örgütünün İşçi Partisi ve Doğu Perinçek'i hedef alan "Kitle Bülteni"ni tam metin yayımlıyoruz. Metindeki ifade bozuklukları ve hatalı yazılmış sözcükler aynen korunmuştur.
1980 Eylül sonrası cunta hükümetinin halkı canından bezdirici baskıları, devrimcileri etkisizleştirmekten ziyade yok etmeyi amaçlamış katliamları nedeni ile muhalefetin soldan yana geliştiğini hisseden Doğu Perinçek 1980 öncesi provakatör üslubunu yeraltına çekmiş, (tüm diğer kontralar gibi) bugünlerde, radikal solun kitle iletişim kopukluğu ve alanlardaki beceriksizliği burjuvaziye karşı silahlı savaştaki ürkekliğini tespit ederek "nasıl olsa bunlar artık bizede bir şey yapamaz mantığı" ile şom ağzını açmıştır.

Doğu bunu yaparken boş yere yapmaz, onun derdi diğer sol gruplarla paylaştığı meydan yiğitliğini kimseyle paylaşmamak, meydanların tek yiğidi olmak. Aslında boşuna uğraşıyor. ÖDP, SİP gibi alan ortakları var. Emniyet Müdürü "Bir daha karşıma çıkmayın" derken illegal örgütleri kastediyor yasal partileri değil ki. Üstelik SİP size göre bir puan ilerde, Taksime gireceğiz dedi ve girdi. Sen istediğin kadar burjuvaziye yaltaklan, Devrimci hareketlere Burjuva TV'lerinden hakaret et "Benim Bayramım, benim İstiklal Marşım" de, senin gibi reformist rakiplerin varken meydan yiğitliği sana kalmaz. Olsa olsa 1977 sonrası olduğu gibi reformistlerle, devrimcilerin, reformist provakatör söylemle, devrimci söylemin yollarını birbirinden ayırır.

Bizim provakatör Doğu'yu belki yeni gençlik tanımıyor ama bizler iyi tanıyoruz. Aydınlık gazetesinin ilk sayılarının eğer arşivi varsa okuyun, namuslu, kandırılmış İşçi Partili gençler. Aydınlığın ilk bir yıllık sayılarını okuduğunuzda her bir örgütü ayn ayrı ele alıp o örgütteki devrimcileri tek tek evlerinin yerinin krokisini vererek ihbar ediyordu sizin bu Doğu amcanız. İyi okuyun iyi tanıyın. Ama yine en büyük suçlu biziz, biz onu 19 yıl önce temizleseydik sizede böyle kötü bir miras bırakmayacaktık. Şimdi artık hiç bizim mahallelerden geçmiyor ki şerefsiz Aydınlığın kapısında da iki otobüs polis bekliyor. Polisleri halletsek Perinçek kurtulur, Perinçek'i temizlesek polis kurtulur. Biz yinede Aydınlıkta bize resmi cevap vermesini bekliyoruz. Yiğitse bize karşı da hakaret dolu açıklamalar yapar. O zaman ne kadar zor olursa olsun ideolojik piçin icabına bakarız.
Artık çuvaldızı kendimize batırmamızın zamanı geldi, bizim mahallenin akıllanmaz, ders çıkarmaz çocukları; hep onların meydanlardaki şaşalı boyalı pankartlarına özenip kendinizi sokağa atıyorsunuz, onlarla aynı oyunu oynamaya kalkıyorsunuz. Burjuva güçlerinin meydanlarda resmi geçit yaptığı gibi, onların çocuklarının yürüdüğü gibi yürümeye çalışıyorsunuz.

Unuttuğunuz kocaman bir ayrıntı var:

Bu düzen bizim düzenimiz değil onların yaşamasına, konuşmasına izin veriyor bize değil. O halde bizim yöntemlerimiz farklı olmalı. Bizim gerillalanmız hergün iştima yapıp "Dam üstünde un eler tombul tombul memeler" diye koşup resmi geçit yapanlar gibi yürüyemez. Onları ayak seslerimizle değil kurşunlarımızla, akıllıca sonuç alıcı eylemlerimizle korkutmalıyız. Hele hele öncü savaşım savunan devrimciler kitle ile öncü arasındaki farkı herkesten iyi bilir. Kitle eylemlemlerinin yöntemlerinin amacı ve yapılışı ile öncü savaşçıların eylem, yöntem ve amacı arasındaki farkıda herkesten iyi bilir.
Şimdi şikâyetçi oluyorsunuz sendikalar kaçtı, korkaklar vs. değerlendirmeler yapıyorsunuz. Ne bekliyordunuz? Kalıp sokak savaşı vemesini mi? "Onlar sadece bir kitle örgütüdür. Kitle savaşmayı bilmez. Öncüler savaşır. Kitleler her zaman korkaktır, onlara savaşacak cesareti sunni dengeyi kırarak verecek olan öncülerdir diyen bizler değilmiyiz? O halde niye bile bile hata yapıp hüsrana uğruyoruz?

Bizim derdimiz kitle eylemlerinde kitleyi olabildiğince büyütmek. Devrimci sloganları ön plana çıkarmak olmalıydı, yoksa kendimizi ön plana çıkarma değil. Söylem ve stratejimize uygun davranarak buna göre mücadele ve yöntemler geliştirmenin aşaması gediğide geçiyor bile, enerjimizi herkesten iyi değerlendirip en yararlı şekilde kullanmamız gerekiyor. Bunun bilincinde olalım, meydanlarda değil hergün her yerde, pankartlarla değil silahlarla savaşalım.

"KIZIL ORDU" BİTLİS'E SUİKASTI ÜSTLENMİŞTİ
(Aydınlık, sayı 470, 22 Haziran 1996)


Aydınlık gazetesinin 18 Eylül 1993 tarihli sayısının manşeti: "Bitlis'in Uçağı Buzlanma Nedeniyle Düşmedi: Kaza Değil Suikast" idi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in Çekiç Güç'ün faaliyetlerine karşı olduğunu saptayan Aydınlık, "Eşref Bitlis Suikastı" adını verdiği yayınını bir kampanya olarak yürüttü. TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu, şüphelere dikkat çekti. Çeşitli televizyon kanallarında Bitlis suikastı tartışıldı, haber programlan yapıldı. Bitlis'in uçağının düşmesinde ABD'nin parmağı olduğu düşüncesi geniş kabul gördü.

Aydınlık'ı 23 Eylül 1993 günü, öğleden sonra "Kızıl Ordu" adına aradığını belirten bir kişi, "Eşref Bitlis'in Çekiç Güç'e karşı çıktığı için değil, Kürt halkına katliamlar yaptığı için Kızılordu tarafından cezalandırıldığını" söyledi.

AĞAR'IN KADROSUNA TIRPAN (Cumhuriyet, 26 Haziran 1996)

"Söylemez kardeşler" çetesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Büyük Operasyon


7 Müdür Görevden alındı. Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, ikisi yardımcısı, beşi de daire başkam olmak üzere 7 emniyet müdürünü görevden aldı. Görevden alman polis şeflerinin, Adalet Bakam Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde atandıklarına dikkat çekildi.

Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, teşkilatta mafyaya bulaşmış herkesin tek tek ayıklanacağını açıkladıktan bir hafta sonra, Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın, Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde oluşturduğu kadroyu değiştirmeye başladı. Yüksel, ikisi Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, beşi de Daire Başkanı olmak üzere yedi emniyet müdürünü önceki gün görevden aldı. Süreceği bildirilen üst düzey polis şeflerine yönelik operasyonun "devlete sızan mafya skandalı" ile ilgili soruşturmanın devam ettiği sırada yapılması dikkat çekti. İçişleri Bakanı Ülkü Gü-ney'in de "Söylemez kardeşler çetesi" operasyonuna ilişkin raporu yeterli bulmadığı öğrenildi.

Görevden alınan personelden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ersin Yılmaz, trafikten sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Kerem Durmuş, Asayiş Daire Başkanı Erol Kaynak, Koruma Daire Başkanı Mehmet Ali Selçuk, Bilgi İşlem Daire Başkanı Orhan Uzeller, Trafik Dairesi Başkanı Ömer Cengiz, Arşiv Daire Başkanı Muzaffer Özbülbül ve Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü dönemindeki kadrosu görevden alındı.

Güney, Raporu Beğenmedi

İçişleri Bakanı Ülkü Güney'in, "Söylemez kardeşler çetesi" ile ilgili soruşturmayı yürüten müfettişlerin hazırladığı raporu doyurucu bulmayarak beğenmediği, yeni bir rapor hazırlamaları için talimat verdiği öğrenildi.

ÇETEYİ KORUYAN VAR (Hürriyet, 19 Haziran 1996)

Üniformalı mafyanın ölüm listesinin başındaki DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak "Soruşturmayı kapatacaklar. Devlet içinde bağlantıları var" iddiasını ortaya attı.

Aralarında asker ve polislerin de bulunduğu son yılların en büyük mafya organizasyonuyla ilgili olarak şok açıklamalar yapan Bucak, şunları söyledi:

"Çok üst makamlardan rahatsız olanlar var. Bunların telefonla tavassutta bulunduklarını biliyorum. Aralarında politikacılar bile var."

Emniyetçilerde Devrede:

"Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanı Tugay Turan'ın da aralarında bulunduğu üst düzey Emniyetçiler ve politikacılar yapılmakta olan soruşturmanın durdurulması için büyük bir baskı yapıyorlar. Beni de böyle konuşma diye tehdit ediyorlar. Ama ben asla yılmayacağım. Artık birilerinin konuşması lazım."

Soruşturma Genişletilsin:

"Bunların başı olan Söylemez ailesi benim yeğenimi öldürdü. Söylemezler hem askeriyede, hem de Emniyet Genel Müdürlüğü içinde örgütlendiler. Üst düzey Emniyetçilere rüşvet verdiler. Onlar da Söylemezler'e arka çıkıp kolladı. Bu kişiler hakkında da soruşturma yapılmalı."

MAFYANIN ÖLÜM LİSTESİ ORTAYA ÇIKTI (Cumhuriyet, 22 Haziran 1996)

Güvenlik birimleri içinde örgütlendiği belirlenen Söylemez kardeşler mafyasının öldüreceği kişiler de açığa çıktı.
Sorgusu halen süren Mustafa Söylemez'in üzerinden çıkan defterde hedef kişilerin adresleri, otomobillerinin plakaları ve telefon numaraları yer aldı.

Defterde yer alan bazı isimler şunlar:

• Ali Bulut: Otomobil plakaları ve ev adresi belirtilip karşısına bu kişinin Eskişehir'de iki adamının öldürülmesi olayında otomobili kullandığı belirtiliyor.
• Levent Delibaş: Bu kişinin adının karşısında Mecidiyeköy'deki adresi yer alıyor ancak buradan taşındığı notu bulunuyor.
• Burhan Demirhan: Müteahhitlik yapıyor. Satılan arsanın müteahhidi olarak gösteriliyor, adresi yer alıyor.
• Süleyman Çetinsaya: Kendisinin ve eşinin kullandığı araçların plakaları, ev telefonu yazılı.
• Nuh Çetinsaya: Telefon numarası, otomobillerin plakası yazılı.
• Ali Çetinsaya: Ev adresi, zırhlı otomobilinin plakası, korumalarının kullandığı aracın plakası, çiftliği, eşine ait eczanenin adresi ve telefon numaraları ayrıntıları yer alıyor.
• Orhan Göncü: Ömer Çetinsaya'nın arkadaşı olduğu belirtiliyor, Çetinsayalar hakkında bilgi alınabilecek kişi olduğu yer alıyor.
• Ersan Akyürekli: Adresi yazılıp karşısına araba ihtilafını halletmek için notu düşülüyor.
• M. Bilal Bucak: Avcılar'daki adresi, telefon numaralan ve otomobilinin özellikleri yazılı.
• Hasan Bucak: Avcılar'daki adresi, otomobilinin plakası ve markası yazılı.
• Tayyar Bucak: Adresi ve füme renkli mercedesinin plakası yazılı.
• Osman Bucak: Ankara'daki adresi yazılıp karşısına bu adresin Zeynep Bucak'a ait olabileceği yazılmış. Osman Bucak'ın ise Mersin'deki adresi yazılı.
• Birsen İçinak: Resul Söylemez'in başkomiser Halim Apaydın'dan aldığı otomobilin sahibi olduğu belirtiliyor. Burada Suphi Bucak'ın Ankara'daki adresi yer alıyor.
• İlhami Yelekçi: Adres ve telefonu yer alıyor, Çetinsayalar'ın avukatı olduğu belirtiliyor.
• Nuri Tulgay: Bu kişinin Fatih Bucak'ın şoförü olduğu belirtiliyor, ev adresi ve telefonu bulunuyor. Bu notun karşısında 06 LMN 57 opel otomobilin Keçiören Emniyet Müdürü Ali İhsan Kavak'a ait olduğu belirtiliyor.
• Celal Mirza: Bu kişinin İncirli'deki adresi ve işyeri adresi yazılı.
• Necmettin Dede: Milletvekili.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1996: Cumhuriyetimizin 3. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir