Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çiller Özel Örgütü'nün Mafya Bağlantıları ve Tetikçileri

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Önderliğindeki Atatürkçü'ler Susurluk Kazası sonrasında Tansu Çiller'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan Örgütlenmesini medya önünde kanıtlayarak Tarihi bir Başarıya imza attılar.

Çiller Özel Örgütü'nün Mafya Bağlantıları ve Tetikçileri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 22:36

ÇİLLER ÖZEL ÖRGÜTÜ'NÜN MAFYA BAĞLANTILARI VE TETİKÇİLERİ

"Söylemez Çetesi" ile Bağlantıları


"Söylemez Çetesi"nin Çiller'in Özel Örgütü'ne bağlı olduğunu, zamanın başbakanı Mesut Yılmaz da saptamıştır. Mesut Yılmaz, Söylemez Çetesi ile ilgili soruşturmanın, "Ağar ekibine doğru tırmandıkça engellendiğini" başbakanlık makamından açıklamıştır. ANAP Genel Başkanı, başında bulunduğu Anayol hükümetinin Söylemez soruşturması nedeniyle bozulduğunu açıkça belirtmektedir.

Basın, Söylemez Çetesi olayı üzerine "devlete sızan mafya" konusunu araştırırken, "Bağlantının merkezi Ağar" yargısını manşetlere çıkarmıştır. Devlet-mafya ilişkilerinin tarihçesine inen gazeteler, 10 Kasım 1987 tarihli ünlü MİT Raporu'nu yeniden özetleyerek, Ağar'ın mafya ilişkilerindeki kilit rolünü ayrıntısıyla açıklamışlardır.

Çiller ve Ağar, Söylemez Çetesi'ni koruyan yüksek makam sahiplerinin, yani kendilerinin ortaya çıkarılmaması için koalisyonu bozmuşlar ve Refah Partisi ile anlaşarak soruşturmaların üzerini örtecek bir hükümetin kurulmasını sağlamışlardır. DYP ile Refah Partisi koalisyonunun mimarının Mehmet Ağar olduğu basına yansımıştır.

Yine o dönemde DYP üyesi olan eski İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ile eski İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Mehmet Ağar'ın Söylemez Çetesi'ne karşı yürütülen operasyonu önlemek "maksadıyla" İçişleri Bakanlığı'na getirildiğini belirtmişlerdir.

Bilindiği gibi, aralarında Emniyet Genel Müdürlüğü daire başkanlarının, şube müdürlerinin, başkomiserlerin, komiser ve komiser yardımcılarının da bulunduğu çok sayıda Emniyet görevlisi, Söylemez Çetesi'yle ilgili soruşturma kapsamına alınmıştır (EK: 15; çeşitli gazeteler). Bunlardan bir bölümü mahkemece tutuklanarak cezaevine konulmuştur; bir bölümü halen aranmakta, bir bölümü ise tutuksuz yargılanmaktadır.

Basın, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde "Söylemez Çetesi"ni koruyan Emniyet yetkililerine karşı yürütülen operasyonu, "Ağar'ın kadrosuna tırpan" başlığıyla verdi (Örneğin Cumhuriyet, 26 Haziran 19%, Ek.' 15 içinde). Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, "devlete sızan mafya" bağlantıları nedeniyle yedi emniyet müdürünü görevden aldı. Bu üst düzey polis şeflerinin Mehmet Ağar ekibi olduğu belirleniyor (Cumhuriyet, 26 Haziran 19%). Aydınlık dergisinin 22 Haziran 1996 tarihli 470. sayısında yayınlanan "Çete" ile ilgili haberde, Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanı Tugay Turan, Ankara ve İstanbul eski Asayiş Şube Müdürü Sedat Demir, İstanbul eski Emniyet Müdürü ve Bursa Valisi Orhan Taşanlar da Ağar ekibinin içinde sayılmaktadır.

Tevfik Ağansoy Çetesi ile Bağlantıları

70'li yıllarda aralarında Prof. Ümit Doğanay'ın da bulunduğu 13 solcuyu öldürmekle övünen ülkücü Tevfik Ağansoy'un 28 Ağustos 1996 gecesi İstanbul Bebek'te öldürülmesi, Çiller Özel Örgütü ile Tevfik Ağansoy çetesi arasındaki bağlantıyı açığa çıkarmış bulunmaktadır. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller'in korumaları Celal Babür ve Ferda Temel, Tevfik Ağansoy'un yanındadırlar ve onunla birlikte vuruldular. Babür öldü, Temel ağır yaralandı. Em-niyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanlığı'nda görevli olan Celal Babür ve Ferda Temel'in üzerlerinde, büyük miktarda döviz ve Türk Lirası çıktı. Basında, iki polisin Çiller'in yanı sıra Tevfik Ağansoy'un da korumasını yaptıkları ve Çiller Özel Örgütü'ne mensup oldukları yazıldı. Aydınlık dergisinin haberinde, Tevfik Ağansoy ile Çiller ailesi arasında iş ortaklığı olduğu da saptanıyor. Çiller ve Ağar ile Alaattin Çakıcı arasında yapılan bir anlaşmadan sonra Tevfik Ağansoy'un öldürülmesine göz yumulduğu belirtiliyor.

Abdullah Çatlı Grubu ile Bağlantıları

Yeni MİT Raporu, Çiller örgütünün ülkücü mafyayı tetikçi olarak kullandığını, pek çok kirli işini onlara yaptırdığını doğruluyor. Rapora göre, Ülkü Ocakları eski İkinci Başkanı Abdullah Çatlı liderliğindeki ülkücü mafya grubu, Ağar ekibine bağlı çalışmaktadır. Haluk Kırcı, Abdurrahman Buğday (veya Bulday), Sami Hoşnav (Arnavut Sami), Sedat Peker ve Mehmet Gözerim de içinde bulunduğu grup, "Ali Yasak (Drej Ali), Urfa Siverekli Bucak aşireti mensupları, yeraltının tanınmış kişileri ve muhtelif kademedeki polislerle yakın ilişki içindedir."
Halen aranmakta olan "uyuşturucu kaçakçısı" Abdullah Çatlı ve grubuna Emniyet Genel Müdürlüğü'nce polis kimliği ve yeşil pasaport verilmiştir. Grup polis kamuflajıyla "uygulama" yapmakta, adam kaçırıp işkenceli sorgulardan sonra öldürmektedir. Raporda grubun işlediği bazı faili meçhul cinayetler anlatılmaktadır. Bunlar arasında MİT görevlisi Tarık Ümit ile İran asıllı uyuşturucu kaçakçıları Askar Simitko ve Lazım Esmaeili'nin öldürülmesi de vardır.

"Aydın/Yurtsever Polisler" imzalı mektupta, Abdullah Çatlı'nın Özel Harekatçı polislerle birlikte "Antep'te evinin önünden işadamı eroinci Mehmet Ali Yaprak"ı kaçırdığı, "eroincinin 50 milyon dolar ve kaptagon hapından her ay 1 milyon dolar karşılığı serbest bırakıldığı" belirtiliyor.

6. Filo ile Bağlantıları

Hürriyet yazarı Yıldırım Çavlı, 5 Nisan 1996 tarihli yazısında, "en az dört cinayeti bilinen", lider kadrosunun yakınları Ülkü Ocakları'na kayıtlı 6. Filo adındaki örgütten söz etti.

"Örgütün ilişkide bulunduğu milletvekili, bakan, polis müdürlerinin tümünün sağ-muhafazakâr eğilimli" olduğunu belirten Çavlı, şu bilgileri veriyor:

"6. Filo'nun idarecileri devlet hesabına da silahlı operasyon yaptıklarını ima ederler." Çavlı, halen Bursa Valisi olan İstanbul eski Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar'ın 6. Filo ile bir TV yöneticisi arasındaki anlaşmazlıkta aracılık yaptığını ve "tatlıya bağladığını"da belirtti. Dahası, yazıda "Mehmet Ağar'ın 6. filoyu yakından tanıdığı" belirtilerek, bu suç örütünün Ağar'la ilişkisine gönderme yapılmıştır.

6. Filo'nun aralarında polis ve askerlerin de bulunduğu çok sayıda üyesi, Temmuz başlarında yakalandı. Yakalanan çete mensupları, örgütün çapını ve yaptıkları eylemleri küçük gösterme çabasındaydılar. Oysa çetenin "mafyalar üstü mafya" olduğu, çeteler arasındaki anlaşmazlıklarda 6. Filo'nun sözünün yasa değeri taşıdığı, çoğu ülkücü vurucu kadrolarının yanı sıra, "gerektiğinde Türki Cumhuriyetlerden tetikçi getirttiği" basında yer aldı. Bütün bu bilgiler, 6. Filo adlı suç örgütünün yüksek makamlardan korunduğunu doğrulamıştır.

Şaziye Bar Çevresiyle Bağlantıları

Çiller örgütünün asker mensupları Yzb. Hüseyin Pepekal ve arkadaşları, Şaziye Bar'da "zabider" diye tanınmaktadırlar. Yzb. Pepekal ve arkadaştan sık sık Şaziye Bar'da arkadaki bir büroda toplantılar yapmışlardır. Grubun Mami diye çağrılan üyesi, Şaziye Bar'da çok etkili ve itibarlıdır.

Şaziye Bar, "ülkücü baba" Ziya Ayçan tarafından işletilmektedir. Aycan'ın "Her an hapse girmeye hazır 20-25 dolayında tetikçi beslediği" belirtiliyor. Bu şahıs, bu yılın başlarında 14 kişiyi öldürmekten tutuklu Abdullah Sülükle birlikte yakalanmış, açığa çıkan bütün cinayetleri Sülük'ün üstlenmesi üzerine Nisan sonlarında serbest bırakılmıştı. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde Abdullah Sülük'ün Eskişehir Cezaevi'ndeki koğuşunun fotoğraflan yayınlandı. Bu fotoğraflardan Sülük'ün cezaevinde çok keyifli günler geçirdiği açıkça görülmektedir. Ne var ki, Sülük basın aracılığıyla üsdendiği cinayetleri aslında başkalarının işlediğini ve bun-lan açıklayacağını ilan etti. Aynı günlerde gazeteler, Abdullah Sülük'ün Isparta'ya nakledileceği haberini verdi. Bu haberlere göre, Adalet Bakanlığı ile pazarlık yapan Sülük, dört adamının da kendisiyle birlikte gönderilmesi koşuluyla, Isparta'ya naklini kabul etti. Sülük, böylece Ziya Ayçan üzerinden Çiller ve Ağar'a yönelttiği tehdidin sonucunu aldı.

Avrasya Feribotu'nu Kaçıranlarla Bağlantı

Avrasya Feribotu'nu kaçıran grup üyeleri, kendilerini "Çeçen direnişçisi", "milliyetçi", "ülkücü" olarak tanıtmışlardı. Rusya Federasyonu'na karşı savaşan Çeçen direnişinin taleplerini dünyaya duyurmak için feribotu kaçırdıklarını ve talepleri kabul edilmezse, içindekilerle birlikte Boğaz'ın Karadeniz girişinde havaya uçuracaklarını açıklamışlardı.

Kamuoyu desteği alamayan grup, daha sonra MİT'in bulduğu Selim Gösterişli adlı şahısla konuşarak eylemlerine son verdi. Basının yazdığına göre, feribotu kaçıran grubun lideri, Selim Gösterişli'ye, "Hani, Selim Abi, biz gemiyi kaçırdığımızda bütün kamuoyu arkamızda olacaktı? Ne söz vermiştin? Hani bütün medyayı ayarlayacaktın?" diye serzenişte bulundu. MİT'le ilişkili olan asker kökenli Selim Gösterişli hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

Feribotun kaçırıldığı günler, ABD'nin kışkırtmasıyla, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında Hazar Petrolleri boru hattı güzergâhı konusunda ciddi sürtüşmelerin yaşandığı günlerdi. Yine o dönemde, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Türkiye'yi Çeçenistan'a müdahale etmemesi için birkaç kez uyarmıştı.

Çiller Özel Örgütü'nün kilit adamlarından Yzb. Hüseyin Pepekal, Feribot kaçırıldığı sırada Bolu-Düzce hattında mekik dokuyordu. Yzb. Pepekal, "iyi savaşçılar" oldukları için Çeçenlere hayranlık duyduğunu ve Çeçenistan'a gittiğini ifade etmiştir.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1996: Cumhuriyetimizin 3. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir