Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çiller Örgütü'nün Türk Silahlı Kuvvetleri İçinde Bağlantılar

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Önderliğindeki Atatürkçü'ler Susurluk Kazası sonrasında Tansu Çiller'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan Örgütlenmesini medya önünde kanıtlayarak Tarihi bir Başarıya imza attılar.

Çiller Örgütü'nün Türk Silahlı Kuvvetleri İçinde Bağlantılar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 22:31

ÇİLLER ÖRGÜTÜ'NÜN Türk Silahlı Kuvvetleri İçinde Bağlantılar

Örgütün TSK içindeki bağlantılarının önemli kanıtı, Kıdemli Piyade Yüzbaşı Hüseyin Pepekal ve yanındaki "Zabitler Grubu"dur. Aydınlık dergisi, 25 Mayıs 1996 tarihli 466. sayısından başlayarak, Yzb. Pepekal ve ekibindeki subayların yeraltı örgütlenmesini ve suç oluşturan faaliyetlerini açıkladı. Bu yayın, Hüseyin Pepekal'ın çok yakını olan bir tanığın ifadelerine dayanmaktadır. 5 Temmuz 1996 tarihli Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Evrensel gazeteleri de aynı habere yer verdi.

Bilgiler gerçeğe dayandığı içindir ki, Genelkurmay Başkanlığı, bu yayın üzerine Yzb. Pepekal hakkında soruşturma açmıştır.
Bolu Komando Tugayı'ndaki birliğinden aylar önce belinden ameliyat olmak üzere izin alan Yzb. Pepekal'ın kimliğine ilişkin bilgiler, kullandığı takma kimlikler, faaliyetleri, karıştığı olaylar, ikamet ettiği ve kullandığı bazı evlerin adresleri, görevli olarak bulunduğu kentler, ilişkileri, Amerikalılarla toplantıları, ekibindeki diğer subaylar, arabasının markası ve plaka numarası vb. basında çıkan haberlerde ayrıntısıyla yer aldı.

Yzb. Pepekal'ın renkli fotoğrafı ise belge niteliğindedir. Ekte sunulan bu fotoğraf, Bolu Kartalkaya'da 1995 Ocak ayında oğlu Matthew ile birlikte "kaybolduktan" 10 gün sonra "bulunan" Amerikalı Yarbay Mike Couillardı arama çalışmalarına katılanlara, 17 Şubat 19% tarihinde Başbakanlık Konutu'nda şilt verilirken çekilmiştir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in şilt verdiği törende ABD Büyükelçisi Marc Grossman, Amerikalı Yarbay Couillard ve ailesi ile arama çalışmasına katılan Amerikalı ve Türk asker ve siviller bulunmuştur.

Tanık ifadeleri ve araştırmalarla doğrulanan bilgilerden anlaşılmaktadır ki, Yzb. Pepekal, devlet içinde kollan bulunan bir başka gizli örgüte bağlıdır.

Yzb. Pepekal'ın "Zabider Grubu"nun bilinen dört subay üyesi daha var:

Birincisi Zeki, 1995 Ağustos'una kadar üsteğmen, daha sonra yüzbaşı. İkincisi Mehmet, üçüncüsü Mami ve dördüncüsü ismi tanık tarafından saptanamayan, Küçükyalı'daki evin kapışım açan şahıs. Bu subaylar, tanık ifadesine göre "Zabider Grubu" içinde yer alıyorlar.

O dönemde Küçükyalı'daki Kenan Evren Kışlası'nda kalan Zeki ve Mehmet, yine Küçükyalı Dil Okulu'nda İngilizce eğitimi görmektedirler. Görevli olarak İsrail'e gönderilen Zeki, özel eğitim için ABD'ye gitmeye hazırlanıyor. Bu şahıs, tanık ifadesine göre, sevgilisine "Ben CIA ajanıyım" demiştir.

Ülkücü Mafya tarafından işletilen ve karanlık ilişkilerin önemli bir kesişme noktası sayılan Şaziye Bar'da "Mami" diye çağrılan subay, örgütün Ülkücü Mafya ile bağlantısını sağlayanlardandır.

Yzb. Pepekal, Bolu'da görevli olmasına karşın, İstanbul, Ankara, Adana, Düzce, Urfa gibi illerde serbestçe dolaşmakta, her orduevinde başka bir kimlikle rahatça kalabilmektedir. Adana'daki komşularına JİTEM mensubu olduğunu söylemiştir.

Pepekal'ın başında bulunduğu "Zabider Grubu"nun, Çiller'in Özel Bürosu'na bağlı faaliyetler yürüttüğü çeşidi kanıtlarla saptanabilmektedir.
Pepekal ekibi, Çiller Özel Örgütü'nün giriştiği Azerbaycan darbesinde ve Kafkaslar'daki çeşitli tertip ve kışkırtmalarda rol almıştır.
Pepekal, Aydınlık'ta tanıklığı yayınlanan yakın arkadaşıyla birlikte Boğaz'da otomobille gezerken, Yeniköy'de bir yalıyı işaret ederek, "Bizim patronun evi" demiştir. Arkadaşı, yalının Çiller'e ait olduğunu daha sonra soruşturarak öğrenmiştir.

Yzb. Pepekal'ın, Avrasya Feribotu'nun kaçırılması ve Sabancı cinayeti gibi 1995 yılı başlarında meydana gelen önemli olaylar öncesinde, bir süre ortadan kaybolması dikkat çekicidir.
Sabancı cinayetinin işlendiği gün ortaya çıkan Yzb. Pepekal, ertesi gün yine yanında arkadaşıyla, Küçükyalı'da ikamet ettiği eve gider.

Sonrasında olup bitenler tanık ifadesinde şöyle yer alıyor:

"İçerde arkadaşı var. O da subay. Örgütün adı saptanamayan beşinci elemanı. Oldukça telaşlı açıyor kapıyı. Telaşlı ne kelime, silahı doğrultarak açıyor. Kapıdakiler şaşırıyor. Ama beşinci eleman daha da şaşkın: 'Her an polis gelecek diye bekliyoruz!'

Ardından kendini yatıştırırcasına ekliyor:

'Gerçi Başbakanlıktan hallederiz ama, yine de diken üstündeyiz.' Körkütük sarhoş. Kapının andığından televizyon gözüküyor. Açık. Sabancı cinayetiyle ilgili haberler veriliyor.

Yüzbaşı Pepekal kızıyor beşinci elemana:

'Git yat, sen sarhoşsun'. O da kuzu kuzu yatağına gidiyor.".

Yzb. Pepekal ve arkadaşları sorgulandığı zaman, örgüte ilişkin yeni bilgiler elde edilecektir.
Yzb. Pepekal hakkında anlatılanların bütünü, adı bizde saldı tanıkların ifadelerine dayanmaktadır. Bir soruşturma açılması durumunda, tanıkların isimleri TBMM'nin Soruşturma Komisyonu'na bildirilecektir.

Örgütün TSK içindeki uzantılarına ilişkin başka duyumlar da bulunuyor. Aydınlıkta yayınlanan "Aydın/Yurtsever Polisler" imzalı mektupta, Çiller Özel Örgütü'nden "oluşum" diye söz edilmekte, "çekirdeğini polis ve asker kökenliler oluşturmuştur" denilmektedir. Mektupta, oluşumun çekirdeğinin "Özel Harp Komutanı General Kemal Yılmaz ve onun sağ kolu Yarbay Korkut Eken" tarafından kurulduğu iddiası yer almaktadır.

Aydınlık'ın aynı sayısında yayınlanan Yeni MİT Raporu'nda da Yarbay Korkut Eken'in, başında Mehmet Acar'ın bulunduğu, "tehdit, gasp, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet gibi suçların içinde olan" özel suç ekibini "sevk ve idare ettiği" belirtilmektedir.

Çiller Özel Örgütü'nün mafya içindeki kollarından "Söylemez Çetesi" içinde Emniyetçilerin yanı sıra TSK mensupları da bulunuyor. Çeteyle ilişkili olarak bir üsteğmen, bir asteğmen ve biri emekli 11 astsubay gözaltına alınmış, bunların bir bölümü tutuklanmış bir bölümü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Basın, ağır silahlar ve ordu malı patlayıcılarla yakalanan "Söylemez Çetesi"ni Türk gladyosu diye nitelemiştir.

Bir gazeteciye, askeri bir birlikte, üniformalı olarak ve iki albayın yanında açıklama yapan "yetkili bir general", şunları söylemektedir:

"Eşref Paşa'nın ölümünde rol oynayan özel harpçi subaylar şimdi Çillerle beraber. Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki Özel Harpçi subaylar da Çiller'in adamları. Eşref Paşa kesin olarak ABD'ye karşıydı. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ise Amerikan yanlısıydı. Güreş şimdi de iyice bu çizgide.".

Biz, ordunun gelenekleri dikkate alınırsa, bu generalin Genelkurmay Başkanlığı'nın komutası dışında konuştuğunu düşünemiyoruz.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1996: Cumhuriyetimizin 3. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir