1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

NATO'CU Atatürkçülük, Clinton Atatürkçülüğü

MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2011, 02:47
gönderen TurkmenCopur
NATO'CU Atatürkçülük, Clinton Atatürkçülüğü

1980'li yıllarda Yeni Dünya Düzeni projesinin başlamasıyla birlikte, ABD'nin önde gelen düşünce üretim merkezleri uzmanları Atatürk ve Atatürkçülük konularında yoğun çalışmalar başlatmışlardı. Bunların başında Graham Fuller, Paul Henze ve Morton Abramowitz gibi CIA ve Rand Corporation adlı araştırma kuruluşu mensupları bulunuyordu.

Onların birkaç yıl öncesine kadar geliştirdikleri tezler, Atatürk ve Atatürkçülüğün bittiğine yönelik tezlerdi. Son dönemde ise Atatürkçülük hakkındaki tezlerde göreceli değişikliklere gidildiği gözleniyor. Değişiklikleri gerçekleştirenlerin yine sözünü ettiğimiz CIA kökenli uzmanlar olduğu biliniyor.

Fuller Hem Yeriyor, Hem Övüyor

CIA Ulusal İstihbarat Konseyi eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Dr. K.A. Körber Vakfı'nca 2 yıl kadar önce düzenlenen Türkiye ile ilgili bir toplantıda, "Türkiye'de birçok alanda olağanüstü gelişmeler olmaktadır. Atatürk 20. yüzyılın en büyük insanlarından biridir. Atatürk olmasaydı modern Türkiye olamazdı. Atatürk; gelişmekte olan ve uluslaşma sürecinde bulunan ülkeler için mükemmel bir model oluşturmuştur" diyordu.

1995'lerde ise Fuller, pek çok eski Kemalist ilkenin ömrünün tükendiğini, dünyanın artık Atatürk'üıl9 yaşadığı dönemdeki gibi olmadığını, bu ilkelerin o zamanki modern Türkiye'nin kurtuluşu için gerçekten önemli olduğunu, bunlarsız sorumlu, güçlü, modern bir Türkiye'nin yaratılamayacağının altını çiziyordu.

Fuller, bugün Atatürk ilkelerini uluslaşma aşamasındaki devletler için mükemmel bir model olarak sunmakta bir beis görmüyor.

Henze de Aynı

CIA Türkiye İstasyon Şefi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Sorumlusu olarak görev yapan Paul Henze de Ocak 1999'da Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü'nde yapılan bir toplantıda şunları söylüyordu:

- Atatürk; Lenin, Stalin, Hitler, Nasır ve Peron gibi liderlerin düştüğü tuzaklardan uzak durmayı başarmış bir liderdir.

- Atatürk; İmparatorluğu canlandırmaya kalkışmamış, aşın milliyetçiliğe kaçmamış, ekonomide gerçekçi hedefler belirleyip iyi bir devlet-özel sektör karması sağlamış, istediği değişiklikleri gerçekleştirmek için teröre hiçbir zaman başvurmamıştır.

- Atatürk yönetimi, 20. yüzyılda çok sık görüldüğü gibi askeri bir yönetim haline asla gelmemiştir. Kendisinden sonra ülkenin yönetimiyle ilgili altyapıyı hazırlamıştır.

Henze; Türkiye ile ilgili 1993 tarihli raporunda ise; "Atatürk ilkeleri Yeni Dünya Düzeni ile birlikte ölmüştür. Aydınların İmam-Hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. İran ve Arap parası ile desteklenen köktendincilik Türkiye için ciddi bir tehlike değildir" diyebiliyordu.

Clinton'un Atatürkçülüğünün Sırrı

Başkan Clinton 15 Nisan 1999'da San Fransisko'daki Fairmont Otel'de Amerikan Gazete Editörleri Birliği'nde verdiği konferansta; "Kosova için istenmesi gereken bağımsızlık değil, karşılıklı bağımlılıktır. Özellikle ilk aşamada etnik farklılıkların kurulması ve daha sonraki bir aşamada bu ülkelerin Avrupa Birliği içinde yer almalarını gerektirir" diyordu.

Bili Clinton bu sözleriyle tıpkı Fuller ve Henze'ler gibi devletlerin uluslaşma sürecinde geçerli olan, uluslaşma sürecinin bitimiyle geçerliliği sona eren bir "Atatürkçülüğü" gelişmekte olan ülkeler için mükemmel bir model olarak öne sürüyor.

Marshall Yardımı Atatürkçülüğü ile başlayan Atatürkçülükten sapmalar, NATO'cu Atatürkçülüğe geçişle birlikte hızını daha da arttırmış ve sonuçta Clinton Atatürkçülüğüne varmasıyla zirveye ulaşmıştır.

Anlaşılan odur ki; önümüzdeki günlerde Clinton Atatürkçüleri ile Devrimci Cumhuriyetçiler arasındaki mücadele daha da belirginleşecek ve keskinleşecektir.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik