Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çiller Hangi Devletin Sırrın Saklıyor?

Turgut Özal ve Kenan Evren'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan örgütlenmesi Tansu Çiller ile birlikte dahada güçlendirildi.

Çiller Hangi Devletin Sırrın Saklıyor?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 00:02

ÇİLLER HANGİ DEVLETİN SIRRINI SAKLIYOR? (Doğu Perinçek, Başyazı, Aydınlık, 25 Mayıs 1996, Sayı 466)

Çiller diyor ki:


"500 milyar lirayı nereye verdiğimi açıklarsam, Türkiye çöker, rejim sarsılır, dünya ayağa kalkar, insanlar milletler birbirine düşer." (23 Mayıs 1996 günlü gazeteler)
"Türkiye'yi çökertecek" boyutları olan bu karanlık uygulamayı, Cumhurbaşkanı bilmiyor, Hükümet bilmiyor, Genelkurmay bilmiyor, Dışişleri bilmiyor, MİT bilmiyor.

Buradan iki sonuç çıkar:

Birincisi, bu bir devlet uygulaması değil, fakat özel girişim marifetidir; Çiller'in özel girişimi.
ikincisi. Çiller, bilinirse "Türkiye'yi çökertecek, milletleri birbirine düşürecek" uygulamaların aleti konumundadır. Dünya ölçeğinde bir tertibe dahil olmuştur ve bu tertibi Türkiye devletinin herhangi bir organ, makam ve kurumuna bildirmemekte diretiyor.

Peki bu tertibe giren güç hangisidir? Çiller'in çifte vatandaşlığı böylece yeniden gündeme giriyor. Çiller, "rejimi sarsacak, dünyayı ayağa kaldıracak" işleri, Türkiye devletiyle yapmadığına göre, başka bir devletle birlikte hareket etmektedir. O nedenle Çiller'in sakladığı sır, Türkiye devletinin sırrı değil, fakat bir başka devletin sırrıdır. O devletin ABD olduğunu bilmek için ortalama zekâ yeterlidir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, yetkililer, gazeteler, köşe yazarları, işte bu büyük gerçeğin önüne gelince durmakta ve susmaktadırlar. Çiller'i götürmeye karar vermişlerdir. Büyük olasılıkla bunun için gerekli icazeti de almışlardır. Ama işte o icazet ABD'den alındığı için, olaylar Çiller-ABD ilişkisine dayanınca U dönüşü yapılmaktadır.

Oysa Çiller, önemsizdir. Yalnız bugün değil, dün de önemsizdi. Çiller'i başından büyük rollere iten asıl önemli güç, ABD idi. Daha üç yıl önce "muhteşem", "efsane" sesleri arasında başına taçlar giydirilen de, Çiller değil, fakat arkasındaki o büyük güçtü. Bunu herkes biliyordu.

Çiller gidiyor. Ama arkasındaki güç, bugün, Çiller'i gökten başbakanlık koltuğuna indirdiği günden daha güçlüdür. Çiller, her şeyini borçlu olduğu büyük efendisi adına büyük bir iş başarmıştır. Türkiye, üç yıl önce ABD-İsrail eksenine oturmuş değildi, yalpalıyordu. Hele 1994 sonbaharında Çiller'in ortağı Güreş'in Silahlı Kuvvetlerin zirvesinden tasfiye edilmesinden sonra, bizzat ABD kaynaklan, Türkiye'nin "hizadan çıkma" eğilimleri içine girdiğini saptadılar. Son aylarda durum değişmiştir. Hâkim sınıfların geniş kesimleri, ne yazık ki Ecevit de buraya getirilmiş gözüküyor, ABD ile kader bağına ikna edildiler. Böylece Türkiye, artık hizaya getirilmiş ve ABD-İsrail eksenine oturtulmuştur. ABD, bu işi başarırken, Çiller'i şehit vermiş oluyor. Kayıp önemsiz. Kazanç ise büyüktür.

Türkiye, Başbakan'ın bir dünya devletiyle işbirliği yaparak, "Türkiye'yi çökertecek, rejimi sarsacak, milletleri birbirine düşürecek" işlere girmesini tartışmalıdır. Çünkü ABD'nin son yıllarda İkinci Cumhuriyetin yolunu açmak için "Türkiye'yi çökertme" politikasının içine girdiğini bazı ABD'li muhalifler, 2000'e Doğru ve Aydınlık aracılığıyla açıkladılar. Özelleştirme, tarıma destek akçalarının kaldırılması, SSK'ların çökertilmesi, bu harekâtın ekonomik boyutudur. Dış politika boyutu ise, Türkiye'nin İran, Irak, Suriye ve özellikle Rusya ile cephe cepheye getirilmesidir. Çiller'in geçen Şubat ayında Türkiye'yi İran ile çatışmanın eşiğine iten bir tertibin içine girdiğini, Tempo dergisi yazmıştı. 500 milyarı, Çiller'in özel istihbarat örgütüne verdiği saptanıyor. Bu "Özel istihbarat" örgütünün MİT'le içli dışlı olan bir CIA şebekesi olduğundan kuşku edilemez. Bazı ülkücü kalıntıları da eskiden beri bu bağlantıların içindedir. Çeçenistan, Azerbaycan darbe tertibi vb., bunlar örtülü ödenekle bağlantılı olsa da olmasa da, hep aynı şebekenin marifetleridir. Bu eylemlerin odak noktası ise, Türkiye ile Rusya arasındaki rekabetin kızıştırılmasıdır. Özeti, Türkiye, ABD çıkarları uğruna büyük bir tertibin içine itilmektedir. Mesele budur ve yurtseverlik de meseleyi bu boyutta ele alabilmektedir.

Burada Çiller, hıyanet derecesindeki suçlulardan yalnızca biridir. O belli bir sahnede kendisine verilen rolü oynamıştır ve şimdi sahnenin dışına atılıyor. Ancak Kore Savcısı'na asker göndermekten bu yana neredeyse yarım yüzyıldır yapılan eleştirilere rağmen, Türkiye'yi "Küçük Amerika" yapacağız programıyla ortaya atılanlar, o programı elli yıldır uygulayanlar, Türkiye'yi bile bile Çiller'in eline teslim edenler, Çiller'in ABD bağlantılarına göz yumanlar, Çiller'e koltuk değneği olanlar, en son Çiller-Yılmaz hükümetine payanda olanlar, hepsi sorumludur. Hepsi de, asli ya da feri, Çiller'in suç ortaklarıdır. Kimi suçun işlenmesine, kimi suçlunun saklanmasına, kimi suç kanıtlarının ortadan kaldırılmasına yardımcı olmuş, suçluya yataklık yapmıştır.

1992'den beri dört yıldır onlara Çiller'i anlatıyoruz. Suçluyu bile bile o etkili yerlere getirmişler, "Türkiye'yi çökertecek" işleri çevirmesine göz yummuşlardır. Bugün de dikkat ediniz, olayı bir Çiller vakası boyutlarında tutup, ABD'nin en küçük bir yara almasına imkân vermeden kapatma gayreti içindedirler.

Çiller'in elinde kalan son koz da, işte bu olgudur. O da biliyor ki, önünden kaçtığı ateş, ABD kıyısına gelince sönecektir. İşte ABD, Çiller'in kaçmayı planladığı coğrafya olmanın ötesinde, ihanete yataklık eden kaledir. O ihanet isim değiştirmiş önemli değil; önemli olan Türkiye'nin ABD-İsrail ekseninden kurtulmasıdır. Yoksa Çillerler gider, Çillerler gelir.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1993-1996: Cumhuriyetimizin 5. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir