Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rabitat-Ül-Alem-Ül-İslam...

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Rabitat-Ül-Alem-Ül-İslam...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 01:16

RABITA

RABİTAT-ÜL - ALEM-ÜL - İSLAM...

"Râbitat-ül - Âlem-ül - İslam" şeriat düzeni üzerine İslam Devletleri Birliği kurmak isteyen bir kuruluştur. Bu kuruluşun maddi destekçisi "Aramco" adlı bir Amerikan petrol şirketidir. Kuruluşun, "Hicri Recep 1383" tarihinde Mekke'de yayınlanan tüzüğünde, "Müslüman ülkelerinde İslamcı yönetimlerin kurulmasına çalışmak" amacı yer almaktadır. Tüzükte yer alan bir başka maddeye göre de bu zengin kuruluş, "İslamcı yayın organlarını" destekleyecektir.
Özetle, örgütün amacı "İslam enternasyonalizmi" kurmak; bu uğurda çalışmaktır.

"Râbitat-ül - Âlem-ül İslam" örgütünün "İslam Kültür Dairesi" adıyla bilinen bir kolu bulunmaktadır. Bu dairenin başlıca amaçlarından biri İslam ülkelerinde yürürlükte olan yasaların "İslam ülkelerine getirdiği eziyet ve ayrılığı izah etmek" ve bu laik yasalar yerine şeriat kurallarının benimsenmesine çalışmaktır. Daire, ayrıca İslam ülkeleri arasında toplantılar düzenlemeyi ve "milliyetçilik ve ırkçılık" ile savaşmayı amaçlarının arasına almıştır. 41 kişilik Kurucu Meclis ile yönetilen "Râbitat-ül -Alem-ül - İslam" örgütünün İslam ülkelerinde temsilcileri ve üyeleri bulunmaktadır.
"İslam enternasyonalizmi"ni amaç edinmiş bu örgütün etki alanı içine almaya çalıştığı ülkelerin başında Atatürk devrimleri ile Batılı-laik bir düzen seçmiş olan Türkiye gelmektedir.

Türkiye laik bir ülkedir. Ülkemizde, Cumhuriyet kurulduğundan beri hiç kimse dinsel inançlarından ötürü baskı görmüş değildir. Tersine, laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünü korumuş ve her din ve inançtaki insanlara tapınma özgürlüğü tanımıştır. Laiklik ilkesi din duygularının siyasal amaçlarla sömürülmesine engel olmuştur. Laiklik ilkesi, bu nitelik ve özü ile din duygularının dine yabancı amaçlarla kötüye kullanılmasını engellemeye çalışmıştır.
Kurtuluş Savaşı önderi Atatürk ve O'nun en yakın silah ve inanç ortağı İsmet İnönü yaşanılan boyunca laiklik ilkesine olağanüstü duyarlılıkla bağlı kalmışlardır.
Ülkemizde son zamanlarda laiklik ilkesi büsbütün unutulmuştur. Atatürk'ün laiklik ve devletçilik ilkeleri, neredeyse hiç anımsanmaz olmuştur. Atatürk'ü kalkan yaparak Atatürk'ü unutturmak isteyen yine bir ideolojik akım, devlet çapında önemli köşeler tutmuştur. Atatürk'ün "çağdaşlaşma" anlamındaki Batılılaşma çabalan, Amerikan destekli "Araplaşma" daha doğrusu "Araplaşma" içinde "Suudileşme" eğilimleri ile yer değiştirmiştir.

Suudi Arabistan sermayesine dayalı bir "Suudileşme Araplaşma" süreci içinde yaşıyoruz. Atatürk'ün "milliyetçilik" ilkesi "İslam ümmetçiliği" ile yer değiştirmekte; egemen ideoloji "Milli devlet" kavramı yerine İslam enternasyonalizmini amaçlayan; "necip millet" kuruntularına dayalı bir çeşit Arap ırkçılığını yerleştirmeye çalışmaktadır.

Üstüne üstlük, laik devletin başbakanının kardeşi bu Arap sermayesinin Türkiye temsilcisi ve ortaklan arasındadır!
İstanbul'da toplanan "İslam Tıp Kongresi" de işte bu İslam enternasyonalizminin son çalışmalarından biridir. Çağdaş tıp anlayışında dinlere göre bir aynına yer verilmemektedir. İslam ülkelerinden çıkan hekimler, çağdaş tıp eğitiminden yararlanmak amacıyla Batı ülkelerindeki tıp eğitim merkezlerine gitmekte, hastalanan Arap zenginleri soluğu doğru Batı ülkelerindeki hastanelerde almaktadırlar.

İslam Tıp Kongresi'nde konuşma yapan YOK Başkanı Prof. Doğra-macı da ileri tıp eğitimini, doğum yeri olan Irak'ta değil Birleşik Amerika'da yapmıştır. Sayın Doğramacı'nın çocuk sağlığı üzerine yazdığı ünlü kitaptaki esin kaynağı da bir İslam hekimi değil Dr. Spock adlı bir Amerikalı profesördür.
Bu toplantıda amaç, tıp değil siyasettir; amaç, İslam enternasyonalizmini laik bir ülkede yerleştirme çabalandır. Amaç; "Râbitat-ül-Alem-ül-İslam'ın tüzüğünde yer alan yayılma siyasetini bir laik ülkede güçlendirmektir. Daha geçenlerde toplanan İslam Belediye Başkanları da bu amaç için bir araya gelmiş değiller miydi?

Ülke topraklarını Arap zenginlerine satarak kalkınmayı amaçlayan tutum, İslam enternasyonalizmine de açıkça yeşil ışık yakmaktadır.
Bu konulan okuyan yetkililer, sakın olup bitenleri "Atatürkçülük" adına savunmaya kalkmasınlar.
Savunurlarsa, Atatürk'ün kemikleri sızlar. Kemikleri!..
(2 Ekim 1984 Sah)

Kaynakça
Kitap: UĞUR MUMCU KİTABI
Yazar: Hürriyet
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir