1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

İslamcı güçler, Ekonomi ve Politika

MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2010, 23:13
gönderen TurkmenCopur
İslamcı güçler, Ekonomi ve Politika

İkinci olarak; İslamcı güçlerin geleceği ayrıca Türkiye'deki ekonomik eğilimler tarafından biçimlenecek. 1980'lerde ekonominin liberalizasyonu, İslami hareketi iki büyük yoldan canlandırdı. Birincisi, liberalleşme İslam ekonomik sektörünün genişlemesine ve yeni bir Müslüman burjuva sınıfının siyaset sahnesinde yükselmesine yol açtı. Dini hareketin canlanması bu gelişmelerden olumlu yönde etkilendi. İkincisi, ekonomik liberalizasyon politikası Türk ekonomisindeki büyük yapısal değişikliklerden yararlanamayanlar için İslam'ın çekiciliğini artırmaya müsait bir ortam yarattı.

Özellikle, milletlerarası ticaret ve finans işlerine giren bir avuç işadamının elinde toplanan yüklü miktarda servet, 1980'lerin ortalarındaki yüksek enflasyon oranı yüzünden birçok Türk'ün çektiği ekonomik sıkıntılarla keskin bir zıtlık teşkil ediyordu. Yeni Zenginlerin göze çarpan tüketim alışkanlıklarıyla daha da belirginleşen, zengin ile fakir arasındaki genişleyen uçurum, Türkiye'nin büyük şehirlerindeki dar gelirli sınıf arasında İslami sosyal adalet ideolojisinin çekiciliğini artırıyordu.

Liberalizasyon politikası mevcut ekonomik krizi atlatır da yakın gelecekte varlığını sürdürürse, o zaman yukarıda bahsedilen eğilimler önemini sürdürecektir. İslami ekonomik sektör genişleyecek ve yeni Müslüman müteşebbisler siyaset ve ekonomi sahnesinde güçlerini artırmaya devam edeceklerdir. Bu müteşebbisler devletin ekonomideki rolünü azaltması taleplerinin yanı sıra devletin dini müesseseler ve faaliyetler üzerindeki kontrolünü azaltmasını da isteyeceklerdir.

İslami ekonomi sektörünün genişlemesi, İslamcılar tarafından sürdürülen sosyal ve kültürel faaliyetlere, önemli bir mali destek kaynağı olarak rolünü de artırır. Hükümetin, enflasyonun yükselmesi ve gelir dağılımında artan eşitsizlik gibi ekonomik meselelere yaklaşım tarzı da İslami hareketin geleceğini etkileyecektir. Bu problemlerin doğuracağı sıkıntıları azaltmakta başarısızlık, toplumun daha az imtiyazlı üyeleri arasında mahrumiyet duygularını artırarak bu kesimin daha radikal İslamcı güçlere yönelmesine yol açabilir. Üçüncü olarak; İslamcı harekete karşı hükümet politikaları, devlet ve din arasındaki ilişkiler açısından kritik bir faktör oluşturacaktır.

Ne Kemalist radikal lâik bir tutum, ne aşırı kayıtsızlık, ne de daha kötüsü, aşırı İslamcı güçler için aktif destek, yakın vadede Türkiye'ye istikrar sağlamaz. Bunun yerine Türk yetkililer, lâik siyasi düzenin gerekleriyle, inananların ibadetlerini serbestçe yapabilme ihtiyacı arasında denge oluşturmalıdırlar. Lâik güçler son yıllarda daha ılımlı bir tutuma girdiler ama komşu İran'daki radikal İslam'ın boyutları ve bunun Türkiye'deki zayıf taklitleri, kafalarda modern, Batılı hayat tarzı ile İslam arasındaki rekabet konusunda yeni şüpheler uyandırdı. Bu endişeler, organize dini bastırmaya yönelik sert tedbirler alınmadan giderilmelidir. Birçok İslamcı, kendi açılarından, lâikliğin Türk halkının büyük bir bölümü tarafından desteklendiği gerçeğini kabul etmemeye devam ediyor ve Türkiye'nin lâik hükümet şeklini radikal bir biçimde değiştirecek tedbirler için, baskı yapıyor.

Bunlar, yalnızca gerçek bir İslam Devletinin kendi maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacağı fikrine sıkı sıkıya inanmış bulunuyorlar. Dini konulardaki hükümet politikaları, bu iki zıt durum arasındaki dengeyi, her iki tarafın destekçilerini de dışlamadan sağlamak zorunda. Bu dengeleme işinde eğitim politikası kritik bir rol oynayacak. Eğer, lâik siyasi ve sosyal müesseselere karşı olan dini grupların kontrolündeki resmi ya da gayr-i resmi eğitim kanalları vasıtasıyle giderek daha fazla genç sosyalleştirilecek olursa, bu gelecekte Türkiye'deki lâikliğin gücünü önemli ölçüde zayıflatacaktır. Türk hükümetlerinin bu konuda ve İslam'ın toplum ve politikadaki rolüyle ilgili diğer önemli politikalarda başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek.

Kaynakça
Kitap: Amerikan Gizli Belgelerinde Türkiye de İslamcı Akımlar
Yazar: Yılmaz Polat