Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tutanaklardan İlk Talabani ve Türkiye Görüşmesi: Naklen

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Tutanaklardan İlk Talabani ve Türkiye Görüşmesi: Naklen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 19:53

TUTANAKLARDAN İLK TALABANİ VE TÜRKİYE GÖRÜŞMESİ: NAKLEN

Tarih 26 Haziran 1992. Yer Ankara, Balgat. Dışişleri Bakanlığı ana binası. Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB)'nin Lideri Celal Talabani binadadır.25 Haziran 1992 tarihinde Ankara'ya gelmiştir ve 26 Haziran 1992 tarihinde bakanlık koridorlarını aşarak girdiği toplantı salonunda İstihbarat Araştırma Dairesi Başkanı Büyükelçi Cenk Duatepe ve diğer üst düzey dışişleri mensupları Burhan Ant , Türkekul Kurttekin ile bir toplantı halindedir. Talabani'ye Ankara'daki İrtibat Görevlisi Sarchill Kazzaz da eşlik etmektedir.

Gelin isterseniz tutanaklardan konuşmaları şöyle bir gözden geçirelim:

Talabani: Viyana'da düzenlenen Irak muhalif gruplarının toplantısı başarıyla sonuçlandı. Toplantıda çesitli muhalif gruplardan oluşan heyetlerin temaslarda bulunmak için bazı ülkeleri ziyaret etmeleri kararlaştırıldı. İlk ziyaret edilecek ülkenin Türkiye olmasında ısrar ettik ve bu isteğimizi size ilettik. Ziyaretimin nedenlerinden biri de bu konudaki cevabınızı öğrenmek.

Kurttekin: Devlet erkanının halen Ankara dışında bulunduğunu biliyorsunuz. Biz Viyana'daki Büyükelçiliğimizin heyetle görüşmesini öngördük. Ancak anladığımız kadarıyla grup Londra'ya geçmiş. Dolayısıyla görüşme Londra Büyükelçiliğimizle yapılabilir.

Talabanini: Heyet Londra'da delil, üyeleri Kahire, Riyad gibi bulundukları ülke başkentlerine döndüler. Önemli bir adını olarak gördüğümüz bu girişim için heyetin gidilen ülkede üst düzeyde kabul edilmesini istiyoruz. Oysa sizin bu cevabınız önerimizin reddi gibi bir mahiyet arzediyor.

Kurttekin:
Talebinizi üst makamlarımıza ilettik. Pratik olacağı gerekçesiyle belirttiğim usulün izlenebileceği talimatını aldık. Ancak grup dağılmış ise, üyeleri bulundukları ülkedeki Türk Büyükelçiliği ile görüşebilirler.

Kaynakça
Kitap: MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI
Yazar: TUNCAY ÖZKAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TUTANAKLARDAN İLK TALABANİ VE TÜRKİYE GÖRÜŞMESİ: NAKLEN

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 19:53

TALABANİ AÇIKLIYOR: PKK İRAN VE ERMENİSTAN'I ÜS YAPTI

Talabani:

Esasen biz ziyaret edilecek ilk ülke olarak Türkiye'ye önerdiğimizde birçoğu buna karşı çıktı. Sizin bu tavrınız bu çevrelerin işini kolaylaştırıyor. Heyetin ABD'de Baker ve Kongre üyeleri ile görüşmesi öngörülüyor. Belki de Başkan Bush'un da kabulü söz konusu olabilir. İngiltere'de Major ve Hurd kabul edecek. Türkiye'de de üst düzeyde bir kabul beklerdik. Ben bu cevabınızı önerimizin reddi şeklinde kabul ediyorum. Heyete, ziyaretlerine Arap ülkelerinden başkalarını telkin edeceğim.

Kurttekin:

Pek tabii, ziyaretlerine istedikleri yerden başlayabilirler.Biz de bu ifadelerinizi üstlerimize aksettiririz.

Talabani:

Ziyaretimin birinci nedeni bu durumu size aktarıp, cevabınızı öğrenmekti. İkincisi ise, PKK ile ilgili bazı yeni gelişmeler konusundaki fikirlerimi sunmak olacak. PKK şu anda İran ve Ermenistan'ı üs olarak kullanıyor. Öte yandan bu örgütün Suriye tarafından dışlanmış olduğu konusunda tereddütlerim var. Suriye'liler oyunlarının bir parçası olarak belki şimdilik bu rolü oynuyorlar, ancak PKK'nın bu ülkeden çıktığına inanmak güç. Bir diğer izlenimleri de PKK'nın Türkiye'deki etkisinin giderek kaybolmasıdır. Buna Abdullah Öcalan'ın deliliklerin de büyük katkıda bulunduğunu söylemeliyim. Kürtler Abdullah Öcalan'ın davalarına zarar verdiğini kabul etmeye başladılar. Bu hem sizin, hem de bizim için çok olumlu bir gelişme. Bundan bir yıl evvel Mehdi Zana ile görüşürken kendisi bana Abdullah Öcalan'ı desteklememiz gerektiğini kararlı bir ifadeyle söyledi. Ben de kendisine "Şam'a gidip Öcalan'la bir görüş, döndüğünde aynı fikirdeysen bundan böyle senin her sözünü dinlerim" dedim. Gitmiş görüşmüş, döndükten sonra kendisini gördüğümde "haklıymışsın" dedi.

"ÖCALAN'I SERBEST BIRAKSANIZ KÜRTLER ONDAN KURTULMANIN ÇARESİNİ ARAR"

Diyeceğim o ki, Öcalan'ı Türkiye'de serbest bıraksanız Kürtler ondan bir an evvel kurtulmanın çaresini ararlar.PKK'ya yaklaşım konusunda aramızda bir fark var. Ben siyasetçiyim, bir Devleti de temsil etmiyorum. Benim PKK ile kavgam siyasi düzeyde olur. Ben PKK'yı Kürt milletinin gözünde afişe etmek için caniliğini, barbarlığını, Kürt milletine verdiği zararı, Saddam'la yaptığı işbirliğini herkese açıklayan siyasi bir kampanya sürdürürüm, ama onunla savaşamam. Sizi de anlayışla karşılıyorum. Siz bir Devletsiniz ve 'PKKya karşı yumuşak davranamazsınız. Ama silahla da herşeyin halledileceğine inanmak zordur. İngiltere gibi tüm imkânları olan bir ülke IRA'yla baş edemiyor. Kanaatimce İçişleri Bakanınızın teslim olan PKK'lı militanların hoşgörüyle karşılanacağı yolundaki açıklaması çok olumlu bir tutum. PKK'yı tecrit etmek istiyorsak daha siyasi davranmak gerektiğini ve onların silahını ellerinden almak gerektiğini düşünüyorum.

Ben PKK'ya daha farklı yaklaşabiliyorum, çünkü ben Kürdüm ve onların anlayabileceği. lisanı ve üslupla düşünüyorum. HEP'lilerle burada yaptığım görüşmelerde hata yaptıklarını söylüyorum. Önceleri bana inanmıyorlardı. Şimdi ise ne kadar haklı olduğumu teslim ediyorlar. Onlara SHP'den ayrılmalarının hata olduğunu söyledim. Simdi bana hak veriyorlar. Zaten bizde Türkmenler tarafından söylenen bir atasözü vardır. "Bir Kürdün beyninin ancak olaydan sonra çalıştığı" tasvir ediliyor. Diğer taraftan PKK'nın işlediği cinayetlere ilişkin olarak hazırlanan kasetler de çok faydalı, bunların televizyonlardan yayınlanması halkı etkiliyor. Siz Kuzey Irak'ta bunu yapıyoruz ve netice alıyoruz.

Talabani:

"BELKİ BAĞIMSIZ BİR DEVLET KURARIZ"

Duatepe:

Yeri gelmişken söyleyeyim. Talebiniz üzerine PTT ve TRT Teknisyenlerinden oluşan bir ekibi Kuzey Irak'a gönderdik. Ancak adı geçenler Kuzey Irak'ta bizim anladığımız tarzda bir televizyon yayın şebekesi bulunmadığını, kısıtlı ve bölgesel yayın kapasitesi olan 3 verici bulunduğunu TV yayın şebekesinin tam anlamıyla kurulmasının ise büyük bir proje hazırlanması, bunun da yüklü bir bütçeyle desteklenmesi gerektiğini bildirdiler. Bu görevliler ayrıca, kendililerine yakın ilgi gösterilmediği gibi, tecrit dahi edildiklerini bildirdiler.

Talabani:

Kuzey Irak'ta 4 istasyon ve her biri 1S kw gücünde: 4 vericimiz var. Bunlar Kerkük'teki Irak vericisinden daha güçlü ve 200 km2'lik bir alana yayın yapabiliyor. Bizim sorunumuz bunlardan 3'ünün devre dışı bulunması. Bunların yedek parçalarının karşılanmasını istiyoruz. Büyük projeye gerek yok. Bu yedek parçaların bedelini de ödemeye hazırız. Etu teknisyenlere ilgi gösterilmediği, tecrit edildikleri iddiasına gelince, ben kendilerine evimde yemek verdim. Gittikleri her yerde de yakın ilgi gördüklerini söyleyebilrim.

Kurttekin:

Benim dikkatinizi çekmek istediğim bir husus Avrupa'daki gazetecilere verdiğiniz demeçlerle ilgili. Bu demeçleriniz belki de basın organlarınca tam yansıtılmıyor ve tutumunuzda dalgalanmalar olduğu izlenimi yaratıyor. Örneğin İtalyan "La Republica" gazetesine verdiğiniz demeçten (Roma Büyükelçiliğinin 740 sayılı açık teli) Irak'ta sadece Kürtler ve Arapların yaşadıkları gibi bir netice ortaya çıkıyor. Yine bu demecinizde yarın bir gün Kürdistan'ın bağımsızlığına kavuşabileceğini söylüyorsunuz. (Sayın Kurttekin daha sonra makalenin metnini okumuştur.)

Talabani:

Bu makalede yeralan herşeyi söyledim ve bugün bana aynı sorular sorulsa aynı şeyi söylerdim. Herşeyden önce benim Irak'ta sadece Kürt ve Arapların yasadığı gibi fikir öne sürmem imkansız. Ben Türkmenlerin talebi üzerine onların da sözcülüğünü yapıyorum" Bunu Türkmenlere sorabilirsiniz. Kürdistan'ın bağımsızlığı konusuna gelince; cümleyi tam okursanız benim "Eğer bir gün Araplar birleşirse Kürdistan bu ülkenin bir parçası olmayacaktır" dediğimi göreceksiniz. Biz Irak'ın bölünmesini istemiyoruz ayrıca gerçekten de yarın bir gün Araplar birleşirse, Kürtler Arapların bir kolonisi olmayacaktır. Belki Türkiye'yle birleşmeye karar verir, belki bağımsız bir devlet kurarız, ama artık hiçbir zaman Arap sultasında yaşamak istemiyoruz. Samimi olarak ifade edeyim ki, şimdi Irak'ın bölünmesi için en müsait vakit" Buna rağmen biz Irak'ın bütünlüğünün korunmasına taraftarız. Eğer bölünmeyi isteseydik çoktan harekete geçerdik. Bizim tavrımız çok açık. Bu bakımdan makalede yazılarının hepsinin doğru olduğunu ve bizi anlayışla karşılamanız gerektiğini düşünüyoruz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TUTANAKLARDAN İLK TALABANİ VE TÜRKİYE GÖRÜŞMESİ: NAKLEN

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 19:53

IRAK İLE SURİYE BİRLEŞİR Mİ

Kurttekin:


Söylediğiniz çerçevede evet. Ancak gazetelerde yayınlanan demeçler bazen çarpıtılabiliyor. Bu bakımdan sizi uyarmak istedim.

Talabani:

Açıkça söyleyeyim artık biz Araplarla açıkça mücadele edeceğiz. Bugün Irak için bir komplo hazırlandığını, buna göre, Irak Baas partisinin yapısının değiştirilerek Irak'ın Suriye'yle birleşmesi öngörüldüğünü biliyoruz. Zaten bu tür planlar yıllardır tatbik edilmek isteniyor. Biz Araplarla içiçe yaşadığımız için Arap meseleleri ve Arapların birleşmeleri yönünde el altından sarfedilen gayretleri bilmiyor değiliz. Zaten biraz evvel bahsettiğiniz demecimde de bunu vurgulamak ve bu tür bir olasılık halinde Arap dünyasının dışında kalacağımızı belirtmek istedim. Duatepe: Musul Vilayet Konseyi ile ilgili girişimin arkasında kimin olduğunu biliyor musunuz?

Talabani:

Biz bunun Türk askeri çevreleri tarafından desteklendiği izlenimini edindik. Musul Vilayeti Projesinin hukuki temelini hazırlamış olan Mr. Keller bana, Projeyi üst düzeyde bazı askeri makamlarınızla görüldüğünü söyledi. (Keller, Cenevre'deki "Good Offices Group of European Lawrnakers" isimli kurulunun Genel Sekreteri). Türkiye tarafından desteklendiğini düşündüğümüz için de karşı çıkmadık. Doğru söylemek gerekirse bunu Türkiye'nin kara kaşı, kara gözü için değil, bizim işimize de geldiği için destekledik. Musul Türkiye ile birleşirse bu bizim de, Türkiye ile birleşmemiz için bir ön adım teşkil eder. Bakın size samimi olarak fikirlerimizi söylemek istiyorum" Biz gerçekçiyiz" Bağımsızlık peşinde değiliz. Eğer bir ülke ile beraber yaşamamız gerekiyorsa bunun Türkiye olmasını istiyoruz. Musul Türkiye'ye geçerse Türkiye'nin petrol sorunu kalmaz. Biz de Türkiye ile birleşirsek, PKK sorunu da ortadan kalkar. Biz de sizinle aynı parlamentonun çatısı altında konuşuruz. Ben bunu Sayın Başbakana daha söyledim ve Sayın Başbakan bu fikrime güldü. Bizim içten dileğimiz bu, demokratik bir ülke olan Türkiye sadece bizim için değil, başkaları için de çekici bir ülke olmaya başladı.

Duatepe:

Musul Vilayet Konseyi girişiminin arkasında Türkiye yok. Bunun Türk askeri çevrelerince desteklendiği yolundaki görüşü ilk defa duyuyorum. Bu kişiler filhakika önce askeri yetkililerimizle temas etmişler, onlar da bize gönderdiler. Mesele bundan ibaret.

KYB Temsilcisi Kazzaz:

Buradaki Otel masrafları olan 128.000.000 TL.' sının kimlerin ödediğini merak ediyorum.

Talabani:

Bu işin arkasında Almanlar ve petrol işinden büyük kazanç sağlamayı uman Avrupalılar olduğunu düşünüyorum. Yanlarındaki Keller adlı şahıs bunları yönlendirip idare ediyor. Ancak tekrar ifade edeyim ki, Musul Vilayet Konseyi ile ilgili olarak sunulan proje son derece iyi hazırlanıyor.Çok iyi bir çalışmanın ürünü. Bunu kimin hazırladığını merak ettim. Amerikalılar da, İngilizler de bunu bilmediklerini söylüyorlar. Ben zaten Türkiye ile birleşme fikrimizi üst düzey Amerikan yetkililerine açmak işe karışmak istemiyoruz. Bu Türkiye'nin meselesidir" dediler ama menfi bir tepki de göstermediler.

"HERŞEY AMERİKA'NIN TUTUMUNA BAĞLI"

Kurttekin:


Bizim 70 yılda gerçekleştiklerimizi, üstelik bunu petrolsüz gerçekleşirdiğimizi dikkate aldığınızda bu tür projelerin bizim için önemli olmadığını takdir edersiniz.

Talabani:

Çok diplomatça davranıyarsunuz. Artık eski politikalarınızı bırakın. Musul'u alın ve biz de sizinle birleşelim.Beni üst düzey askeri yetkililerinizle de görüştürmenizi istiyorum. Jandarmayla pratik önlemler için görüşüyorum,ancak ben askerlerle görüşmek istiyorum. Duatepe: Sayın Başbakan burada olmadığı için bu talebinizi sonra değerlendirebiliriz Muhalefet grupları olarak Viyana'da ne kararlar aldınız?

Talabani:

Ana fikir bir Hükümetin kurulması oldu. Erbil'de kurulmasına karar verilen Hükümeti Suudi Arabistan gibi bazı ülkeleri de tanıyacaklarını ümit ediyoruz. Ancak herşey ABD'nin tutumuna ve bu işe ne diyeceğine bağlı. Heyet ABD'ne gittikten sonra fikirlerin netleşeceğini bekliyoruz.Bu arada bizim ihtiyaç duydumuz bazı maddelerin Kuzey Irak' a geçirilmesi için yardımlarınızı bekliyoruz. Örneğin sigara fabrikası için getirdiğimiz kağıt Kapıkule'de bekliyor. Sayın Başbakan buna müsade edileceğini söylemişti.

Duatepe:

Bu konuda Sayın Ant size cevap verecek. Ancak Sayın Başbakan bu sigara kağıtları için özellikle bir talimat vermeden genelde Kuzey Irak için neler yapılabileceğini sorduğunu hatırlatmak isterim. Ant: Kuzey Irak'a mal sevkiyatı için Birleşmiç Milletler Yaptırımlar Komitesinin müsaadesi gerekli. Eğer sözkonusu sigara kağıtları için bu müsaade verilmemiş ise Kuzey Irak'a gitmesini sağlamamız sözkonusu olamaz. Biz elimizden gelen kolaylığı göstermeye çalışıyoruz. Örneğin bir İsveç NGO'su tarafından Kuzey Irak'a gübre ve tahta sevkiyatı için yapılan başvuruları Yaptırımlar Komitesi kabul etmiş . Ama takdir edersiniz ki kararları biz almıyoruz. Bu konuda BM çok hassas davranıyor.

Talabani:

Yaptırım Komitesinin kararları zaten ihlal edilmiyor mu? Kuzey Irak'tan getirilen ihtiyaç dışı mazota göz yumulmuyor mu? Ant: Bunu bizden herkes talep etti ve başta BM istedi. Çünkü size sağladıkları insani yardım projeleri için gerekli malzemeyi taşıyacak kamyon bulamıyorlardı. Biz de zararımıza olmasına rağmen kabul edilebilir bir miktarın sevkine izin verdik.

Talabani:

O halde bize yardımcı olamayacaksınız. Biz de bu malzmeyi İran üzerinden geçiririz. Bir seneden beri sizden talep ettiğimiz hiçbir şeyi sağlayamadık. Bundan üzüntü duyuyoruz.
Görüşmenin sonunda Talabani, Muhalif Grupları temsilen bir heyetin Türkiye'yi ziyaretinin, ABD ziyaretinden sonra gerçekleçtirebileceğini düşündüğünü söylemiştir. Saygılarımla arzederim."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TUTANAKLARDAN İLK TALABANİ VE TÜRKİYE GÖRÜŞMESİ: NAKLEN

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 19:54

DEVLET TALABANİ DE YANILDI

Şimdi sizce daha sonra Türk Diplomatik Dokunulmazlığı zırhı ile örülen ve kendisine Kırmızı Pasaport verilecek kadar iyi ilişkiler kurulan Talabani, taa o günlerden bugünlerin mesajlarını vermiyor mu? Veriyorsa Dışişlerindeki diplomatların görevi buna uygun analizleri yapmak değil midir? Peki bu senaryo neden yoktur dersiniz? İşte bu soruların sorulduğu, yanıtlarının alındığı zaman Türkiye'de yönetsel anlamda bir şeylerin değişmeye başladığı da gözlenecektir. Çünkü Duatepe dahil hemen bütün dışişleri bürokrasisi Talabani ve Barzani'nin PKK'nın çözümünde kilit olduğuna inanmışlardır. Olyaların bu kadar basit olmadığını zaman ortaya koymuştur.

Talabani bu konuşmalarının ardından Türkiye ile girdiği ilişkilerin sonucunda PKK yı bölgede en etkin kullanan, Apo'nun en önemli destekçisi durumuna gelmiştir. Talabani'nin üzerine soru işareti koyarak beklemenin yeterli olacağı düşüncesi, ona karşı önlemler paketi geliştirememe ataleti, Türkiye'yi dış politikada olumsuzlukların içine çekmektedir. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, bir general ile görüşmek için neredeyse yalvaran Talabani'yi, Çankaya Köşkü'nün en baş misafiri yapması ve ona ilişkin pek çok iş gerçekleştirmesi bu politikasızlıkların yerine geçmemelidir. Dışişleri Turgut Özal'a bile gerçekleşecek senaryolar sunabilirdi. Ancak bunun için oturmuş bir kurum yapısı ile,öz güvenli bir diplomat kadrosuna ihtiyaç vardır. Dışişleri Bakanlığında bu tür diplomatların sayısı ise oldukça az gözükmektedir. Türkiye'yi yöneten Cumhurbaşkanları ile Başbakanlara doğru olan konularda doğru ve zamanında bilgi sunmak ve sunulanın takipçisi olmak önemli olmalıdır. Unutulmamalı ki Amerika'da Clinton yönetiminin Bosna politikasını eleştiren Dışişleri üst düzey memurlarından 6 sı birden istifa ederek konuyu gündeme getirmeyi bilmişlerdir. Önemli olanın koltuklar değil üretilen iş ve sonuçları olduğu artık Türk bürokrasisine yerleşmelidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir