Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yargıç Falcone Öldürülüyor

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Yargıç Falcone Öldürülüyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 20:53

YARGIÇ FALCONE ÖLDÜRÜLÜYOR

İtalyanlar pes etmiyor...

2 Aralık 1986.
Milano Hukuk ve Ağır Ceza Mahkemesi Tahkikat Hakimliği'nden: Dr. Vito Piglionica, Gabriella Apitanio ve Mali Polis Binbaşı Matteo Rabiti, Behçet Cantürk'e bazı sorular yöneltmek için gelmişlerdi.

İtalyan adli heyetinin, tercüman Buruna Pari aracılığıyla, ilk sorusu, "8 Mayıs 1985 tarihinde Milano kentinde yakalanan, 10 kilo. 232 gram eroin ile 17 gram esrar ve 2 gram kokainle bir ilginiz var mı?" oldu.

Behçet Cantürk, soruya çok sinirlendi:

"Milano'daki olayla ilgili olarak neden ifadem alınıyor, anlamış değilim."

İtalyanlar birçok isim sıralıyor ancak, Behçet Cantürk hiç birini tanımadığını söylüyordu. Fotoğraflar gösteriyorlar ancak Behçet Cantürk'ten yine olumlu yanıt alamıyorlardı.
İtalyanlar, "Uyuşturucu ticareti yapan Sicilyalılar'dan, tanıdığı isimleri söylemesini" istiyorlar.

Behçet Cantürk, sesini yükselterek, sertçe yanıt veriyor:

"Bunları bana niçin soruyorsunuz. Bu soruları neden bana yönelttiklerini öğrenmek istiyorum. Ben uyuşturucu kaçakçısı mıyım, neden bana soruyorsunuz?"

Sinirlenme sırası İtalyanlara gelmişti, "kendisi, İtalya'da uyuşturucu madde kaçakçılığı şüphesi altındadır. Hakkında İtalya'da çıkarılmış bir tutuklama müzekkeresi vardır... "

Behçet Cantürk araya girerek, "Siz bunları benim işkence zoruyla emniyetteki ifadelerime dayanarak yaptınız. Tutuklanma müzekkeresinin nedeni bu ifadelerdir. Size açık ve net söylüyorum; ben İtalya'da kimseyi tanımıyorum."

"Peki İsviçre'de herhangi bir bankada hesabınız var mı? Hiç banka müdürü tanıdınız mı?" sorusunu da kızarak yanıtlıyordu:

"İsviçre'de bir hesabım olup olmadığı İtalyanları ilgilendirmez. Bunu bana ancak Türk mali makamları sorabilir. Ben sorularınıza yanıt vermiyorum."
İtalyan hukuk heyetlerinin, Türkiye'ye gelip araştırmalar yapması, mahkemelere girip sanıklara sorular yöneltmesi, Behçet Cantürk'ü ve avukatlarını rahatsız ediyordu.

İtalyan hukuk adamlarından rahatsız olan başkaları da vardı:

İtalyan hakim ve savcıları bugüne kadar "çizme"nin tanık olmadığı bir mücadeleyle, mafyaya karşı hukuk savaşı başlatmışlardı.
Öyle ki, Türkiye'ye gelip Behçet Cantürk'ün ifadesini alan Palermo Yargıcı Dr. Giovanni Falcone, karısı ve üç korumasıyla birlikte mafya tarafından, yola döşenen bir ton dinamitin patlatılmasıyla, 23 Mayıs 1992 yılında öldürülecekti...

İsviçre'deki soruşturmanın daha ileri gitmemesi için, Federal Hükümetin kendisine yaptığı baskıları protesto eden Savcı Dick Marty ise, çok sevdiği mesleğini bırakıyordu...
Birkaç istisna dışında Türkiye'de, ne Dr. Giovanni Falcone gibi yeraltı dünyası ile mücadele ederek adını simgeleştirmiş yargıç, ne de Dick Marty gibi mesleğinin onuru için istifa eden savcı vardı..

Bizde, "belden aşağı vuran" raporlar vardı!..

Kaynakça
Kitap: Behçet Cantürk'ün Anıları
Yazar: Soner YALÇIN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YARGIÇ FALCONE ÖLDÜRÜLÜYOR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 20:53

MİT RAPORU

1987 yılının bir sonbahar günü, MİT Müsteşarı Korgeneral Hayri Ündül, Mehmet Eymür'ü odasına çağırarak, emretti : "Ortalık toz- duman. MİT ve polis birbirinin altını oyuyor. Teşkilatlar gruplara ayrılmış. Kimdir bu ekipler? Tahterevallinin bir ucunda Hiram, diğer ucunda Nuri Gündeş; bir o çıkıyor, bir diğeri. Şimdi ben yurtdışına gidiyorum, dönünce kapanalım bir odaya, bana akşama kadar neler olduğunu anlat."

Mehmet Eymür, 1984 yılında, başta Behçet Cantürk ve Dündar Kılıç olmak üzere; MİT'İ, emniyeti, magazin ve iş dünyasını yakından tanıyan sanıkların sorgusunda bulunmuştu. Topladığı bilgileri, Müsteşarı Ündül'ü aydınlatmak için, 10 Kasım 1987 tarihinde bir rapor haline getirdi.

"Gruplar üstü" Mehmet Eymür, "Tahterevallinin bir ucuna çıkan Hiram Abas"a, götürüp dosyayı verdi! Hiram Abas raporu okudu, "eline sağlık, iyi olmuş" deyip, küçük bir- iki değişiklik yapıp, dosyayı geri verdi.

Mehmet Eymür hazırladığı dosyayı çok beğenmiş olmalı ki, bir nüshasını da Kenan Evren'in, Köşk'ün istihbarat biriminde görevli damadı, MİT görevlisi Erkan Gürvit'e verdi.

O günlerde altın kaçakçılığı ile ilgili bir haber hazırlayan Hürriyet gazetesi muhabiri İrfan Taştemur, Mehmet Eymür'den kendisine yardımcı olmasını istedi. Eymür, "Altın kaçakçılığını bırak, şuna bak" diyerek, hazırladığı dosyayı gösterdi. Gazeteci Taştemur okuduklarına inanamamıştı...

Hürriyet Gazetesi, raporu haber yapmaya çekindi. Gazeteci Taştemur haberi Milliyet'e götürdü. Onlar da yayımlayamaya-caklarını söylediler.

Gazeteci Taştemur, çok iyi bir haber yakaladığının farkındaydı. Atlatma bir haber yakalayıp da, yazamamak, yayımlata-mamak bir gazeteci için "yüktü." Gazetecinin, yakaladığı haberden "kurtulamadığı" sürece, bir başka olayın peşinde koşması çok zordu. Bu, mesleki bir hastalıktı.

İrfan Taştemur bu "hastalığa" yakalanmıştı.
Nokta dergisine gitti. Aynı yanıtı aldı.

"Haberde sınırın ötesi" ilkesiyle yayın hayatına giren 2000'e Doğru dergisi, 7 Şubat 1988 tarihinde "MİT Raporu" nü haber yaptı.

Ortalık karıştı.

Önce yalanlandı. Sonra geri adım atılıp, kabullenildi.
Peki, Mehmet Eymür ne yazmıştı ki, kamuoyu günlerce bu raporu konuşmuştu.

Mehmet Eymür, Banker Bako olayı, polis içindeki çekişme; yeraltı, polis ve kamu görevlilerinin ilişkileri başlıkları altında kaleme aldığı 23 sayfalık raporda, inanılması zor iddialara yer vermişti:

* Dönemin MİT İstanbul Daire Başkanı olan Nuri Gündeş'in, Hüsamettin Cindoruk ve Dündar Kılıç'la yakın irtibatı bulunmaktadır. Nuri Gündeş, zaman zaman MİT'in imkânlarıy la, Hüsamettin Cindoruk'un özel korumasını yaptırtmıştır.

* Nuri Gündeş MiT'ten emekli olduktan sonra, Emin Can kurtaran'in yanında çalışmaya başlamıştır. Nuri Gündeş ile bir likte, Dündar Kılıç ve Yaşar Yamak'la (Topal Yaşar) ilişkilerin den dolayı MiT'ten ayrılmaya mecbur edilen ve MİT'te iken kaçakçılık konularına bakan Cengiz Abanoğlu da çalışmaktadır. Cengiz Abanoğlu aynı zamanda, Şehmuz Tatlıcı'nın Kadı köy'deki ŞETAT isimli bir kuruluşunda da görevlidir.

* Ünal Erkan başkanlığındaki İstanbul Emniyet Müdürlüğü üst düzey kadrosu, İstanbul'daki yeraltı dünyası ile yakın ilişki içindedir. Bu ilişkinin en büyük koordinatörü, emekli Cinayet Masası Şefi Ahmet Ateşli ve Müdür Yardımcısı Mehmet Ağar'dır. Ahmet Ateşli 1 Kasım seçimlerinde DYP'den aday olmuş, Mehmet Ağar da DYP'den milletvekili olmayı düşünürken, bilâhare bundan vazgeçmiştir.

* Yeraltı dünyasından DYP'ye sızma ve destek, o parti yöneticileriyle (mafya) ilişkilerinin fazlalığı nedeniyle daha çok olmuştur. Buna misal; partiye Fatih'ten kaydolan Emekli İstanbul Mali Şube Müdürü Cevdet Saral'ın yanı sıra Emekli İstihkam Albay Ali İhsan Cesur gösterilebilir.

* 1984 yılında yakalanan, Ermeni asıllı anneden doğma, Liceli uyuşturucu ve silah kaçakçısı Behçet Cantürk'ün ifadelerine istinaden, gözaltına alınan ve ifadelerden, Behçet Cantürk'iin uyuşturucu kaçakçılığına askeri kamyonlarla destek sağladığı anlaşılan Emekli Albay Ali İhsan Cesur, bütün dünyaca aranan Sarı Avni (Avni Karadurmuş) ile dünürdür.

* Kaçakçı armatör Ziya ve Halis Kalkavan'ların, altın kaçakçısı Nasrullah Ayan'ın, uyuşturucu ve silah kaçakçısı Behçet Cantürk ile yakın irtibatları vardır. Hikmet Keçeli, eski tarihlerde Behçet Cantürk'ten 300 milyon TL. borç almış, bu borcun senedi Yapı Kredi Bankası-Mecidiyeköy Şubesinde muhafaza edilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir