Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yardım İsteyen Asker

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Yardım İsteyen Asker

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 03:38

Yardım İsteyen Asker

Resim

22 şehidimiz kanı solda gördüğünüz Leylek dağının yamaçlarını suladı. Şehitlerimizin ruhları gökyüzünün en yüce katında ise diğer parçası da işte buradadır, Leylek Dağında, Bayrak Tepede, Berçay sırtlarında...

Baba, dedi kızım, baba o askere ne oldu, hani şu yardım isteyen askere?
Dinle kızım dedim, dinle de anlatayım sana. O yıllarda işimiz çok zordu. Şemdinli'de üç koldan kuşatılmıştık teröristler tarafından. Anlayamamışız o zamanlar Amerika'nın birinci Körfez oyununu, Çekiç Güç'ü getirmişiz, PKK'yı güçlendirmişiz ama anlayamamışız bunu. 92'de Şemdinli'ye geldiğimizde, binlercesi saldırdı bize kızım.

Kimsenin haberi yok muydu baba?

Vardı kızım, herkesin haberi vardı. Teröristlerin yeri yurdu belliydi. Ama ne oldu ne bitti de biz yalnız kaldık, inan bana bilmiyorum. O yardım isteyen asker Aktütün'de görevliydi. Daha çatışmadan iki gün önce, karakoldaydık biz. Teröristler de Basyan ve Avaşin kamplarındaydı, hemen yanı başımızda. Yerlerini biliyorduk tıpkı bugünkü gibi. Karakola saldıracaklarını da biliyorduk ama biz Irak'a geçip onlara hesap soramıyorduk.

Neden baba?

- Yasaktı kızım o zamanlar, başka bir ülkenin toprağına geçmek bizim için yasaktı. Bu büyüklerin işi; onlar karar verecek, ordu harekete geçecek ve Irak'taki PKK kampları temizlenecek. Dağlıca taburumuza saldırdılar, ama biz geçebildik mi Irak'a, hayır. Neden? Başbakan'da milletin iradesi vardı, tezkere vardı ama ordumuz sınırı geçemedi, izin vermediler bilmiyorum neden. Aslında o günlerin bugünden farkı yoktu kızım. Bekliyorduk teröristleri, gelsin bize saldırsın diye. Bizi şehit etsin diye bekliyorduk, tıpkı bugünkü gibi. Dedim ya, iki gün önce oradaydım diye. İki gün sonra geldi teröristler. Sabaha karşı geldiler. Haberi duyduğum zaman Komando taburuna koştum. Bölükten ayrıntılı haber alamıyorduk ama çatışmanın sürdüğünü anlıyorduk, bildiğimiz tek şey buydu.

Sonra ne oldu baba?

- Koştuk kızım koştuk, yardıma koştuk. Helikopterle gittik, atladık, süründük, mevziye girdik, biz de çatışmaya başladık hep birlikte. Bayrak ve Leylek Dağındaki timlerin etrafı sarılmıştı. O yardım isteyen asker Bayrak'ın uzantısındaydı. Tim komutanı Asteğmen Ejder şehit olmuştu. Yanındaki asker de şehit olmuştu. Bayrak ile bizim aramızdaki Berçay sırtlarında Astsubay Aşkın ile yedi askeri de şehit düşmüştü. Köylerden gelen korucular pusuya düşmüş, onlardan da şehit vardı ama kesin sayısını bilmiyorduk. Bir Bayrak vardı ayakta kalan. Bayrak ile bizim aramızda onbeş kadar terörist sıkışmış kaçamıyorlardı. Kayalıkların arkasında mevzi almış nişan alarak ateş ediyorlardı bize, kımıldayamıyorduk. Kaç kişiydik ki biz, iki askerle gitmiştim ben helikopterle. Helikopter isabet almış, yere atlamış, sürünerek mevzilere varmıştık. İşte o zaman bu askerin çağrısından haberim oldu ve telsize koştum...
Komutanım yardım et.

- Dayan oğlum geliyoruz, dayan.
Gitme şansımız yoktu o an için ama söyleyemiyorduk bunu.
Komutanım yardım et.

- Dayan oğlum, uçaklar geliyor, Kobra'lar geliyor.

Bir ara denedik, mevziden çıkıp Bayrak'a doğru gitmeye ama yoğun ateş altında kaldık, tekrar mevzilendik. Çatışmaya girdik ve yardıma yine gidemedik.
Komutanım yardım et.

- Dayan oğlum, dayan geliyoruz, uçaklar geliyor, Kobralar geliyor, komandolar geliyor, özel harekât geliyor, dayan oğlum dayan.
Tek ileri mevzi Bayrak'tı. Yerini terk edemezdi.
Berçay'daki Mehmetçik şehit düşmüştü.

Korucular pusuya düşmüş, şehit olmuştu.
Kobralar vuruyor ama teröristlerle aramızdaki mesafe çok yakın olduğu için bize faydası olmuyordu.
Karadan takviyeler yola çıkmış ama yardıma gelmeleri çok zaman alırdı.
Helikopter karakola yanaşamıyordu, teröristler roket atıyordu.
Nasıl olduysa bir Skorsky piste indi, Asayiş Komutanı Korgeneral Necati Özgen göründü, karşılamak için mevziden çıktık, roketler havada patlamaya başladı, koşarak mevziye geri döndük.

Derken bir ara "Jandarma Özel Harekât ile Polis Özel Harekât"ı gördüm. Anladım onlar olduğunu; elbiselerinden, duruşlarından, silahlarından, sıçraya sıçraya keklik gibi teröristlerin üzerine gidişlerinden, onların ortaya çıkmasıyla patlayan bombalardan, roketlerden, anladım özel olduklarını ve de bizim olduklarını. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum, çok sürmedi, bir anda ateş yağmuru kesildi. Telsizci yanıma geldi, yaşıyor dedi, komutanım yardım is-teyen o askerimiz yaşıyor, şimdi güvende, Özel Harekât'ın yanında, dedi.

Çok sevindim baba, çok sevindim. Gördün mü hiç onu, ne yapıyor şimdi acaba?

- Gördüm kızım gördüm. Bu askeri uzun süre aradım. Aradan on yıl geçtikten sonra, 2004'ün hangi ayı bilmiyorum, Mersin'de bir araya geldik. Yaşadığı şokun izleri hâlâ üzerindeydi. Yanında taburumun özel tim çavuşu İsmail vardı. Hikâyesini ondan dinledim. Uzun süre psikolojik tedavi görmüş. İsmail onu hiç yalnız bırakmamış. Sonra da evlenmiş, çocuğu olmuş, bir fabrikada işçi olarak çalışıyormuş.

Birbirimize sarıldık hiç konuşmadan. Beni dinlemiyor gibiydi. Bence hâlâ Aktütün'deki olayı yaşamaya devam ediyordu tıpkı bizim gibi...
Dağlıca geldi yine aklıma, o çatışmada yardım isteyen askerlerimiz. İçim burkuldu, yüreğim daraldı, öfke düşüncelere sıçradı. Kızdım, yetkiyi ordumuza vermeyen, yardım isteyen askerimize yardım göndermeyen hükümete kızdım, Başbakan'a kızdım, Amerika'ya kızdım. Şimdi soruyorlar bize; "Dağlıca baskınının sorumlusu kim", diye?

Kaynakça
Kitap: İHANETİ GÖRDÜM
Yazar: ERDAL SARI ZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir