Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erbakan'ın Modelinde Mason Parmağı

Refah Partisi ve Adil Ekonomik Düzen Masalı

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Erbakan'ın Modelinde Mason Parmağı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Kas 2010, 22:02

ERBAKAN'IN MODELİNDE MASON PARMAĞI

RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın önerdiği yatırım projesi karşılığı kredi sistemi, Batı ülkelerinde 40 yılı aşkın bir süredir uygulanan risk sermayesi (venture capital) sisteminin bir kopyası.

Devlet Bakanı Tansu Çiller, ileri teknoloji alanında iş kuracaklara faizsiz kredi verilmesini öngören bu sistemi yıllardır savunuyor. Bu sistem, ilk kez 1946 yılında, Amerika'da General George Doriot tarafından ortaya atıldı. Bu sistem, bugün Japonya'dan İsrail'e kadar, çok sayıda ülkede zaten uygulanıyor.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Murat Çizakça da faizsiz İslam bankacılığı çerçevesi içinde risk sermayesi şirketlerinin kurulabileceğini, Erbakan'ın kitabının yazılmasından çok önce belirtmiş ve ciddi şekilde analiz etmişti.

'Görüldüğü gibi modeldeki bu önemli unsur, yeni değil. Üstelik kapitalist ve emperyalist bir ülkede gerçekleştirilmiş ve geliştirilmiş. Yani, o Refahçıların çok taktığı bir mason zihniyetin ürünü."

"ADİL EKONOMİK DÜZEN" MASALI

Refah Partisi ve Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın sloganı haline gelen ve bir yeryüzü cenneti vaadeden "Adil Düzen" aslında, bir ütopya bile değil. Ütopyaların, sistematik düşünce sistemlerinin içinden çıkabildiği biliniyor. Örneğin; Jules Verne'in Aya Yolculuk'u bir ütopyadır ama, sistematik düşünce ürünü olduğu için, bir süre sonra ütopya olmaktan çıkıp gerçekleşebilmiştir.

22 Kasım 1992 tarihli Ekonomist dergisi, Adil Düzen'in niteliğini araştırıyor ve "masal" kavramını uygun görüyor. Derginin haberini bir ek metin olarak olduğu gibi aktarıyorum:
"...Olmaz, demeyin... Türkiye'de her şey olur. Mevcut seçim sistemi değiştirilmez de bölünme modası devam ederse, Refah bal gibi iktidar olur.
İktidar olduğunda RP Başkanı Erbakan'ın ilk yapacağı şey de kendi icadı olan 'Adil Ekonomik Düzen'i gündeme getirmek olacak tabii... Şu sırada kamuoyunda, RP'nin kendi tesettür politikasını halka empoze edip etmeyeceği tartışılıyor. Ama esas araştırılması gereken nokta, RP'nin önerdiği ekonomik politika. Bu 'program' hayata geçirildiği takdirde, ekonominin Richter ölçeğinde 7.5'luk bir deprem kaçınılmaz olacak.

Neler olacak neler?

Erbakan, başbakan olduğunda neler olacak neler?
Faiz ve para olarak ödenen vergiler kalkacak. Herkes, malının yüzde 2.5'ini yine mal olarak devlete verecek.
Teşvik belgesi yerine, teminatlı ehliyet vesikası, oda üyelik belgesi yerine de ahlaki topluluğun verdiği 'teminatlı tezkiye' belgesi gelecek. Tabii, bu belgeler, her dönem olduğu gibi, iktidara yakın ve mütedeyyin görünen kişilere verilecek. Laik görüşte direnen işadamlarına kredi verilmeyeceğini tahmin etmek için, kahin olmaya da gerek yok, pek tabii. Bu tür bir model, Türkiye'nin dünya ekonomisi ile bütünleşme çabalarıyla da bağdaşmayacak.

Uygulanabilir mi?

Biz, Necmettin Hoca'nın Adil Ekonomik Düzen adlı kitabını satır satır şerh ettikten sonra ekonomistlere, tarihçilere ve işadamlarına bu modelin hayata geçirilme şansını sorduk.

İktisat tarihçisi Prof. Haydar Kazgan, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

"RP'nin yaptığı büyük bir sahtekarlık. Faiz yerine ticarete iştirak payı veriyor. Halbuki bu, bal gibi faizdir. Osmanlı İmparatorluğu da, faizcilikle işe girişmiş, en güçlü olduğu dönemde faizciliğe girmiş. Faiz, Galata'da kendini göstermiş. Refah Partisi'nin iktidara gelme ümidi olmadığı için böyle şeyleri ortaya atıyor. Suudilerin hepsi faizcidir. İşte İran'ın durumu ortada.".

Osmanlı tarihi ile ilgili kitaplarda da 1459 ile 1563 arasında, yani imparatorluğun en şaşaalı döneminde bile, faizin mevcut olduğunu, vakıfların bile ona onbir hesabıyla (yüzde 10) paralarını işlettiklerini yazıyor.
Tarihten bir yaprak...

Geçmiş dönemlerdeki faiz işlemleri kitabına uyduruluyor ve muamelei seriye denen uygulama, gerektiğinde mahkeme defterlerinde bile yer alıyordu. Osmanlı döneminde bazı borçlular, bugün bazı uyanıkların yaptığı gibi ödedikleri faizin toplamı anaparayı aşınca, borçlarının ödendiğini ileri sürüyor ve ödemeyi durduruyorlardı.

1558 yılında alman şu mahkeme kararı, faizin varlığını belgeliyor:

Üsküdar Kadısı, bu tür bir davayı Şeyhülislam Ebusuut Efendi'ye başvurarak çözmek istedi, şu soruyu yöneltti: "Davacının borçlusu olan davalı, her yıl davacıya faiz diye bir miktar akçe verse ama şer'i muamele olmuş olmasa, sonra verdiğim akçeyi asıl mala say diyerek davacıya vermese, davacının almaya hakkı olur mu? Beyan buyurula..."

Ebussuut Efendi'nin halen ilgili defterlerde incelenebilecek şu cevabı faizin o dönemde de meşru sayıldığını gösteriyor:

"Alır. Faiz borcum diye verdikten sonra asıl mala sayılsın demeye hakkı olmaz."

Ekonomik Kaos Ankara Üniversitesi, SBF profesörlerinden Korkut Boratav, Erbakan'ın modelinin tümüyle uygulanmasını imkansız görüyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Bu modelin tümüyle hayata geçirilmesi mümkün değildir. Parça parça ve kimi öğeleri bazı İslam ülkelerinde uygulanıyor. Örneğin Mısır'da hızla gelişen İslami bankalar, birkaç yıl önce büyük bir skandal ile çöktüler. Bu kurumlara tasarruflarını yatırmış olan halkı dolandırarak ülke dışına para kaçırdıkları anlaşıldı.".

Genç Yönetici ve İşadamları Derneği Başkanı Şerif Kaynar ise, Refah Partisi'nin ekonomik hedeflerinin, uygulama aşamasında bir kaos ortaya çıkacağını düşünüyor ve "Bugünkü konjonktürde faizsiz bir ekonominin yaşayabileceğine inanmıyorum", diyor.

Maliye Profesörü İzzettin Önder'e göre, vergi konusundaki Refah önerilerinin uygulanma şansı sıfır:

"Refahın ekonomi politikasının hiç şansı yok. Vergiyi kaldıracak, yerine koyun alacak. Koyunun bir parasal değeri yok mu? Bunun adı vergi olmuyor da ne oluyor peki?.. Bunlar aldatmacadır."

Bu nasıl kredi?..

Hoca'nın adil ekonomik düzenindeki en büyük kozlarından biri, 'hakkı müktesep karşılığı kredi'.
Bu kredi şöyle işleyecek: Bir bankaya, örneğin 1000 lira yatıran bir mudi, bir yıl sonunda, bir ay vade ile 12 bin lira alabilecek. Bir yıl vade ile almak istediğinde ise müktesep hak (kazanılmış hak) kredisi bin lira olacak. Alınan yüksek tutardaki krediyle, bir ay içinde iş çevirme imkanı yok. Ancak vade bir yıla uzadığında ise alman kredi yatırılan paraya eşit oluyor. Bu durumda tasarruf sahiplerinin ne kârı, ne de zararı olacak ve bankaya para yatırmanın bir cazibesi kalmayacak. Bu önerinin Con Ahmed'in enerjisiz işleyen devridaim makinesinden bir farkı yok.

Çoban Devlet

Yeni ekonomik düzenin en ilginç ve uygulanması zor noktalarından biri de ayni vergi uygulaması. Erbakan'a göre 80 koyunu olan kişi bunun kırkta birini yani, iki koyunu devlete verecek. Devletin bu koyunu paraya çevirme imkanı teorik olarak var. Ancak devlete verilen mallara alıcı çıkmaması durumunda, devletin elinde yüzbinlerce koyun birikebilecek. Türkiye'de 46 milyon koyun bulunduğuna göre, devletin koyun varlığı 1 milyon 150 bine kadar çıkabilecek. Motor, otomobil ve diğer malların üretiminde de ayni vergi alındığını varsayarsak, devlet bu varlıklarını koyacak ağıl, depo ve antrepo bulamayacak.
Erbakan'ın varsayımına göre, içki veya erotik dergilerin satışı polisiye önlem ve yasaklarla değil, irşad edilmiş insanların talebinin azalması ile yok olacak. Talebin sıfıra inmesine kadar olan dönemde, devlet bu tür mal üreten şirketlerden vergi olarak viski veya 'Playboy' almak zorunda kalacak. Bunları paraya çevirmek istediğinde ise, bu muzır şeylerin satıcısı durumuna düşecek.
Ayni verginin sorunları bunlarla da bitmiyor. Örneğin bugünün vergi rekortmeni Matild Manukyan, vergisini ayni olarak ödemek istediğinde ne yapacak?

Devlet her şeye ortak

Sanayi kuruluşları ile ilgili önerilerde hayal mahsulü gibi görünüyor. Adil ekonomik düzende, her sanayi tesisinin beş ortağı bulunacak. Bu ortaklar; tesis sahibi, yönetici kadro, işçi ve devlet olacak. Her birinin üretim ve kazançtaki payı, yüzde 20'yi aşmayacak. Bu model esasında, işçi veya hemşehri şirketlerinde uygulanan ancak, yürütülemeyen bir yönteme çok benziyor.
Mussolini İtalya'sında denenen korporatif sistemle de birçok ortak noktaları var. Devlete ağırlık vermesi de ilkel bir sosyalist anlayıştan esinlenmiş görünüyor. Ancak bu modelin işlemesi çok zor. İşleseydi, işçi şirketleri bugünkü zor duruma düşmezdi. Hele şirketin zarar etmesi durumunda işler karışacak. Örneğin motor fabrikasında çalışanlara, ekmek parası yerine motor verildiğinde, işçi karnını nasıl doyuracak?

İlkel bir model

Bilim adamları mal olarak (ayni) vergi ödeme yönteminin, modelin ütopik niteliğini sergilediğini söylüyorlar. Prof. Korkut Boratav ilkelliğin, ütopik niteliğinden daha belirgin olduğunu vurguluyor ve 'Tartışılması bile gereksiz' diyor.

Prof. Kazgan ise, bu sistemi mantıksız bulduğunu belirterek, şu yorumu yapıyor:

"Necmettin Hoca bazı şeyler söylüyor. Faizi kaldırdık demekle faiz kalkmaz. Türk ekonomisini bu şekle sokarsanız kapalı bir ekonomi olur. O zaman dış dünyaya bir adım attığınızda ne ihracat yapabilirsiniz, ne başka bir şey. Dışarıdaki adam paranın faizini ister..."

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE’DE ŞERİATIN KISA TARİHİ
Yazar: Halil Nebiler
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir