Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Oral Çelik, Abdullah Çatlı, MİT'in Ülkücü Terör Timi

Ana Konular:
"Amerikan-Evren-Hain-Anayasası, Amerikan-Turgut Özal-İktidarı, ve Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Direnişi".
Amerika, Kenan Evren aracılığıyla, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin yarattığı Anayasa'sına, "Milletvekillerine Dokunulmazlık" ve "Seçim Barajı" maddelerini yerleştirdi. Bu sayede, Hain Turgut Özal'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki çabalarıyla, NATO ve Amerikan Gladyosunun Türkiye'miz içindeki örgütlenmeleri genişletilmiştir.
Amerikanın bu örgütlenmesinin başına Alparslan Türkeş, Fetullah Gülen Cemaatı, ve PKK geçirildi. Türkiye Cumhuriyetimiz'in bu dönemde hayla bağımsızlığına sahip olmasınının tek nedeni, Kahraman Eşref Bitlis Paşa, Kahraman Uğur Mumcu ve Kahraman Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Amerikaya Karşı verdikleri büyük mücadele ve savaştır.

Oral Çelik, Abdullah Çatlı, MİT'in Ülkücü Terör Timi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 00:55

ORAL ÇELİK, ABDULLAH ÇATLI, MİT'İN ÜLKÜCÜ TERÖR TİMİ
(2000'e Doğru/Yüzyıl, 28 Ekim 1990)


İstanbul'da görevli üst düzey bir MİT yetkilisi İsviçre'de. Amaç, turistik gezi değil. Çok gizli bir görevleri var. Kanada Askeri Ataşesi Atilla Altıkat'ın öldürülmesinden hemen sonra gerçekleşiyor bu ziyaret. Hava Kurmay Albay Altıkat Ottavva'da arabasında kurşunlanarak öldürülüyor. Cinayeti "Ermeni Soykırımının Adaleti" örgütü üstleniyor. MİT yetkilisinin gizli görevi de Ermeni saldırıları ile ilgili. Bir kaynak bu yetkilinin İstanbul Bölge Başkanı Nuri Gündeş'in yardımcısı Cengiz Abaoğlu olduğunu belirtiyor.

MİT görevlisi, Ülkücü Gençlik Derneği 2. Başkanı Abdullah Çatlı'nın yakın bir arkadaşı ile bağ kuruyor. MİT'in isteği ülkücülerin Ermenilere karşı eylem yapması. İlişki kurulan ülkücü, durumu Abdullah Çatlı ve Oral Çelik'e bildiriyor. Buluşup, konuşuyorlar. Teklif kabul ediliyor. Abdullah Çatlı iki şart koşuyor. Birincisi Türkeş'in serbest bırakılması. Diğeri Bahçelievler'de 7 TİP'linin öldürülmesi davasından idam cezası çıkartılmam ası. Çatlı bu davadan aranıyor.
MİT yetkilisi "birinci istek zor, ikincisinin icabına bakarız" diyor.

Evren'den Her Türlü Tedbir

Albay Atilla Altıkat Ermeni militanlarca öldürülen 17. diplomat. Ataşe'nin evinden çıktıktan sonra kurşunlanması 1980 sonrası gerçekleştirilen 13. saldırı. Türk kamuoyu ateş püskürüyor. Üst düzey yetkililer "günah bizden gitti" diye demeçler veriyorlar. O zamanki sıfatı "Devlet Başkanı" olan Orgeneral Kenan Evren terörün Ermeni inisiyatifinde olmasından şikâyet ederek "katliamların son bulması için her türlü tedbirin alınmasında Türk Hükümeti kararlıdır" diyor. Evren direktif de veriyor: "Devletimizin yeter gücünün gerekli olan yer ve zamanda kullanılması zaruret halini almıştır." (Milliyet, 28 Ağustos 1982.).

Ermeni saldırısında yaralanan Büyükelçi Coşkun Kırca'nın "Ermeni'ye karşı vurucu örgüt gerek" sözleri gazete manşetlerine çıkartılıyor. M. Ali Birand ise "ülke dışı kısa vadeli girişimlere" karşı uyan yapma gereği duyuyor. Birand'ın önerisi "kan dökücü" konuma düşmemek, dış korumayı daha ciddi yapmak.

Ne yazık ki, Birand'ın temennisi gerçekleşmiyor. Fransa ve İsviçre'de Ermeni hedeflerine karşı saldırılar bu tarihten sonra başlıyor. Ama konuyu bilen herkesin söylediği gibi "Teşkilat bu işi yüzüne gözüne bulaştırıyor."
MİT sahte pasaport temin ettiği ülkücülerden birini Türkiye'ye getirip bomba eğitimi yaptırıyor. İsviçre Ermeni Cemaati liderini öldürmekle görevlendiriyor. Ancak suikast için görevlendirilen kişi silah ve bombalarla birlikte yakalanıyor. İş yarım kalıyor.

Kod "Marsilya"

MİT çevrelerinde devletin Ermenilere karşı ülkücüleri kullanmasının kod adı "Marsilya". Herkes bu konu açıldığında yüzünü buruşturup geçiştiriyor. Ülkücü camiada ise çok sıradan bir şeymiş gibi konuşuluyor. 2000'e Doğru, MİT raporu olayından sonra Gürvit ve Eymür'ün Güvenlik Dairesi adı altında MHP'lileri Ermenilere karşı eğitip kullandığını yazmıştı. Eymür o sıralar Bulgaristan'da görevli. Ona yakın kimseler Bulgaristan'da devlet için çok hayırlı işler yaptığını söylüyorlar, isviçre'de ilişki kurulan Abdullah Çatlı-Oral Çelik grubunun Bulgaristan'la bağlantısı var. Eymür'ün bazı eski ülkücülere estetik ameliyat yaptırttığı ve MİT adına ilişki kurduğu biliniyor. Eymür'ün gazetecilerin bu konudaki sorulanna, ağzını yayarak "devlet işi" diyerek yanıt vermesi de boşuna değil. Tabii bu Hiram Abas'ın öldürülmesinden önce. Şimdi ise "ben teşkilatın, Ermenilere karşı ülkücülerden faydalanma yoluna karşı çıktım. Hatta bu konuda bir raporla görüşümü bildirdim" diyor.

Eymür neden karşı çıktığını da şöyle izah ediyor:

Birincisi kaçak ülkücülerin Bulgaristan'da bulunmuş olmaları, ikincisi ise eroin işine bulaşmaları. Eymür, "Bu iki bağlantıya giren insandan hayır gelmez" diyor. Oysa ülkücüler kendisine çok güveniyorlar.

MİT'ten iyi haber alan Ankaralı gazeteci olayda Hiram Abas'ın rolüne açıklık getiriyor. "Hiram Abas'ın istihbarat anlayışı operasyona dayanır. İstihbarat nereye götürürse oraya kadar gitmekten yana. CIA ve MOS-SAD ekolünden yani. Şimdi bu durum Özal'ın ekonomik ve diplomatik ilişkilerine aykırı olabilir." .

Deneyimli gazeteci bu sözleri MİT raporunun tartışıldığı dönemde, Haziran 1988'de söylüyor. "Türkiye'nin Fransa ve FKÖ ile arasının açılmasına Hiram neden olmuştur. Hiram Abas Marsilya'da Ermenilere karşı terör düzenleyen örgütün eylem adamı. Ama örgüt kurulması fikri yurtdışında Ermenilere karşı eylem fikri Gürvit'indi" Gazeteci MİT raporu tartışmalarında Çankaya'nın tedirginliğine dikkât çekiyor. Ermenilere karşı ülkücülerin kullanılarak terör yapılmasının Eymür'lerin Evren'in Çankaya'sına karşı bir kozu olabileceğini belirterek soruyor: "Çıkıp Ermenilere karşı terörün Çankaya'da planlandığını söylerlerse ne olur, bir düşünün." Bu değerlendirmeler yapıldığı sırada Çankaya'da Evren oturuyor.

Karar Dört Kez Verildi

Bahçelievler'de 7 TlP'linin öldürülmesi davasına müdahale olduğu dava dosyalarından ispatlandı. Müdahil Avukat Ersen Şansal "dört kez karar yaşadı bu dava diyor". Dava baştan sona ilginçliklerle dolu. Abdullah Çatlı'nın ifadesi alınıyor ve serbest bırakılıyor. Hem de katliamda kullanılan Türkeş'in adına kayıtlı araba için "Evet bu araba benim emrimdeydi" dediği halde. İdamla yargılanan Ercüment Gedikli de 15 Mayıs 1980'de tahliye ediliyor, ilk karar 17 Mayıs 1983'te veriliyor. İki idam, 15 yıl hapis. Hukukçu olmayan Mahkeme Başkanı Albay Mustafa Çerezci idam cezasına karşı muhalefet ediyor. Tutanaklarda kâtip imzası bulunmadığı için Yargıtay karan bozuyor. İkinci karar bir idam, bir müebbet. Bu kez Çerezci yok heyette. Yargıtay yine bozuyor.

1987'deki kararda durum değişiyor. Ercüment Gedikli ve Haluk Kırcı yedişer kez idam alıyorlar, idam cezalan kesinleşiyor, ama dosya bir kez daha Yargıtay'dan mahkemeye yollandı.
Bahçelievler katliamını yapan ekibin üyeleri MHP içinde sıradan militanlar değiller. Ercüment Gedikli, Bahçelievler Bölge Sorumlusu, Turan Demirkıran Tokat Öğrenci Yurdu reisi, Haluk Kırcı MHP içinde "İdi Amin" diye tanınıyor. MHP'nin "ölüm makinesi" İbrahim Çiftçi bu davadan beraat etti. İş ortağı Abidin Şahiner'le birlikte. Şahiner kısa bir süre sonra karanlık bir şekilde öldürüldü. Ölümü örtbas edildi. Abdullah Çatlı ise malum. Geçmişte MHP içinde üst görevlerde bulunmuş bir kaynak "Bahçelievler katliamının gerçek failleri bulunmadı" diyor.

Çatlı İstanbul'da

Türk devletinin Ermenilere karşı eylem birliği yaptığı ülkücü militan Abdullah Çatlı 1986'da eroin yakalatmaktan Fransa'da hapse atılıyor. 1988'de İsviçre Hükümeti'nin talebi üzerine Zürih'e getiriliyor. Yedi yıl ceza alıyor. Daha üç yıl cezası kalmışken, 21 Mart 1990'da Bostadel ZG cezaevinden kaçıyor. İki İtalyan, iki Yugoslav ve Ahmet Tanrıkulu adlı bir Türkle birlikte. Kaçışlan da çok ilginç. Demir parmaklığın penceresini anahtarla açıp, alarma ve kurt köpeklerinin takibine rağmen iz bırakmadan kayboluyorlar. Çatlı, kaçıştan sonra Türkiye'ye geliyor. İstanbul MİT'ine haber gönderiyor. Pazarlık teklif ediyor. Serbest bırakılmak kaydıyla gelip teslim olacak! MİT buna yanaşmıyor. Çatlı tekrar yurtdışına çıkıyor.
Abdullah Çatlı'nın bu pervasızlığı sahip olduğu bilgiyle açıklanıyor. Gerek Çatlı'nın, gerekse Oral Çelik'in elinde MİTİ, Kontgerillayı çok zor durumda bırakacak bilgiler var.

"Siyasi Dava"

Bilgiler her ne ise, 1982'de İsviçre'de sahte pasaportla yakalanan Çelik ve Çatlı'nın serbest bırakılmasını da sağlıyor. Yanlanndaki üçüncü kişi ise Mehmet Şener. Uç ülkücü 22 Şubat 1982'de Zürih'te yakalanıyor. Şener hakkında İnterpol kanalıyla arama emri var. Türkiye, Çatlı'nın iadesi için İsviçre Hükümeti'ne başvuruyor. İstek reddediliyor. Oral Çelik'in yakalandığı polis kayıtlarına dahi geçirilmiyor.

İsviçreli iki gazeteci, Frank Carbeley ve Pascal Auchin geçtiğimiz yıl İsviçre bağlanülı, silah, eroin ve altın kaçakçılığı konusunda br kitap yayımladılar. Büyük Skandal diye tercüme edilebilecek kitabın önemli bir kısmı Türk kaçakçılarına ve Papa suikastına ayrılmış. Bu iki gazeteci, Mehmet Şener'le mahkemeye çıkartıldığı 1985 yılında bir konuşma yaptılar.

Aynen yayımlıyoruz:

Soru:

"Uyuşturucu ticareti yaptığınız için cezalandırılacaksınız."

Şener:

"Abdullah Çatlı ve Oral Çelik de uyuşturucu ticareti yapmışlardı."

Polis tarafından aranıyorlar.
Güleyim bari. O zaman polis onları niye salıverdi?
Çatlı ve Çelik'in İsviçre'de tutuklandığını mı ileri sürüyorsunuz?
Aynen öyle. Üçümüz birlikte tutuklanmıştık. Sadece ben küçük balığı hapsettiler.
Zürih polisi uluslararası planda aranan iki ülkücüyü neden serbest bıraksın?
Söyledim ya bu siyasi bir dava.

Abdi İpekçi suikastında M. Ali Ağca'nın suç ortaklığından aranan Mehmet Şener'in iddiasını Basel savcısı Jorge Schild de doğruluyor. Abdullah Çatlı'nın cezaevinden kaçışı haberini veren Blick gazetesi muhabiri Stephan Sutter İsviçre gazetesinde şu bilgileri veriyor.

"Türk uyuşturucu baronu Çatlı'nın başka marifetleri de var. Oral Çelik ve M. Ali Ağca ile birlikte Zürih'te Sheraton Oteli'nde Papa'ya suikast hazırladılar. İsviçre Narkotik Başkanı geçen Temmuz ayında, henüz Baskil savcısı iken Çatlı'yı demirparmaklıklar arasına getirmişti.".

Jorge Schild, "Çatlı'nın ne derece tehlikeli olduğunu biliyoruz. İsviçre'ye getirilip sorgulanması için çok zaman harcamıştık. Şimdi polis yeniden Çatlı'yı yakalamak zorunda" diyor. Ne değişmişti de 1982'de serbest bırakılan Çatlı ve Çelik 1986'dan sonra Avrupa polisince aranır olmuştu.

Ağca'nın Sağ Kolu Oral Çelik

Oral Çelik, Malatya'nın önde gelen Ülkücülerinden. 7 Haziran 1979'da Malatya'da devrimci öğretmen Nevzat Yıldırım'ın öldürülmesi suçundan hâlâ aranıyor. TÖB-DER yöneticisi öğretmen, çarşının göbeğinde 7 kurşunla vuruluyor. Emniyet müdürü "Tilki" Selim anında faili saptıyor: Oral Çelik. Ama bir türlü yakalanmıyor. Siyasi şube polisleri "Bir şey yapamıyoruz. Galiba bu adam MİT'ten" diyor Yıldırım'ın yakınlarına. Oral Çelik daha sonra defalarca Malatya'ya gidiyor. Polisler "yüz yüze geldiklerini ama yakalamaktan korktuklarım" anlatıyorlar.

Oral Çelik, İpekçi ve Papa suikastının kilit ismi. Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçışını organize eden de o. Ağca, "gelecek duruşmada gerçek katili açıklayacağım" deyince kaçış organize edilir. Oral Çelik'in adı birinci İpekçi davası soruşturmasında geçmiyor. Yakalanan sanıklardan Ağca ve Yavuz Çayları, Mehmet Şener'in adını vermelerine rağmen Çelik in adını vermiyorlar. Oysa, görgü tanıklarının İpekçi cinayetinde tarif ettikleri üçüncü kişi de Oral Çelik. Çelik'in adı Ağca'yı kaçırmak suçundan yakalanan er Bünyamin Azer Yılmaz!in ve diğer sanıkların ifadesinde geçiyor. Aralık 1979 başı. Ancak Çelik hakkında tutuklama karan iki buçuk yıl sonra çıkartılıyor. 25 Mart 1982'ye kadar neden beklendiği ise hâlâ sır. Oral Çelik 1980 ortalarına kadar Türkiye'de. Papa suikastı öncesi Ağca ile birlikte. Ağca Viyana'da bir evde Oral Çelik'le bir ay birlikte kalıyor. Bu yılın Mayıs ayında Milliyet gazetesinden Rafet Ballı ile İtalya'da cezaevinde görüşürken Ağca "Oral'la kardeş gibiyiz" diyor. Roma'da sorgulamalar sırasında ise Oral Çelik'ten "sağ kolum" diye söz ediyor.
Uğur Mumcuya göre ise Ağca, Oral Çelik'in emrindeki militanlardan biri. Papa ve İpekçi suikastını en iyi araştıranlardan biri olan deneyimli gazeteci Mumcu, Ağca, Şener, Çelik ekibinin beyninin Oral Çelik olduğunu kitaplarında yazdı.

Oral Çelik Ekibi Tasfiye Edildi

Oral Çelik 14 Kasım 1986'da Fransa'da uyuşturucu suçundan yakalanıyor. Estetik ameliyat yapılmış. Üzerinde Bedri Ateş adına çıkartılmış pasaport var. Gerçek Bedri Ateş Viyana'da gözetim altında. O da Malatyalı, 1956 doğumlu. Öğretmen Nevzat Yıldırım'ın öldürülmesi suçunun faillerinden. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aranıyor. Gerçek Bedri Ateş'in ortaya çıkmasından sonra Paris yakınlarındaki Poissy Cezaevi'nde yatan kişinin Oral Çelik olduğu kesinlik kazandı. Papa suikastını soruşturan iki savcı, Oral Çelik'i, estetik ameliyatla burnunu ve yanaklarını değiştirmiş olmasına rağmen teşhis ettiler.

Rafet Ballı, 30 Eylül tarihli Milliyette, Oral Çelik'in yerinin Türk ve Batılı istihbarat örgütleri tarafından çoktan beri bilindiği iddiasına yer verip soruyor: "Şimdi birden ortaya çıkarılması yeni bazı senaryolar sonucu mu oldu? Ağca'nın korumasız bir kasaba cezaevi olan Montakuta'ya nakledilmesi ile de bağlantı kuruyor Ballı. 15 Ekim tarihli Günaydın ise Oral Çelik'in estetik ameliyatının kim tarafından yaptırıldığının İtalyan adaleti tarafından soruşturulduğunu yazıyor. Satır aralarından gazetenin bu konuda bazı bilgilere sahip olduğu hissettiriliyor.

Yüzyıl'ı telefonla arayıp bilgi veren bir kaynak ise "Oral Çelik ekibi tasfiye edildi. İşler bitti" diyor. Arkasından gülerek "REYKO'yu biliyor musunuz?" diye soruyor. Yani "Rum, Ermeni, Yahudi Kadiam Ordusu." "Oral'ın üstünde görevli biri vardı. Gösteriş için ordudan attılar. Aslında faaliyetini sürdürdü. Oral mutemet olarak çalışıyordu. Asıl görevli üstündeydi" diye devam ediyor açıklamalarına. Bir de "ihtiyarlar ve evlatlarından" söz ediyor. David Morell'in Altın Kitaplar'dan çıkan intikam Çocukları kitabını salık veriyor. Roman, aynı okuldan seçilme ikişer kişilik timlerin CIA'nın karşı casusluk daire başkanı tarafından nasıl kullanıldığını anlatıyor. Bu timler "yetim"lerden oluşuyor. "Babalarına aşın bağımlılar. Sonra hepsi de babalan tarafından harcanıyor.

Oral Çelik, Mehmet Şener, M. Ali Ağca. Üçü de Malatyalı. Aynı okulda okumuşlar. Çok yakın arkadaşlar. Mehmet Şener İsviçre'de. Oral Çelik Fransa'da. Yakında kefaletle serbest bırakılacağı umudundaki M. Ali Ağca esrarengiz bir biçimde korumasız bir cezaevine götürülüyor. Ağca da serbest bırakılacağı inancında. Anlaşılan bizim "yetirri'lerin işi bitti. Ya babalan? Telefondaki ses "Oral Çeliklerin arkasında yedekte bekleyen bir ekip vardı" diyor.

HEDEF ASALA LİDERLERİ (Günaydın, 29 Ağustos 1982)

Kanlı cinayetin duyulmasından hemen sonra Evren'in başkanlığında toplanan üst düzeydeki devlet yöneticileri önemli kararlar aldılar. Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nda hazır bulunurken "Ermeni katillere gereken cevabın verilmesi" ilke olarak kararlaştırıldı.

Toplantılarda şimdiye kadar alınan savunma önlemlerinin tek başına yeterli olmadığı da ifade edilirken, "Katillere gereken cevabın yuvalarında verilmesi" ilke olarak kabul edildi.
Toplantılarda bulunan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Zeyyat Baykara bu konuda "Şimdilik açıklama yapamam ve bir şey söyleyemem, çok önemli kararlar alındı, sonuçlarını yakında alacağız" diye konuştu.

Ne Yapılacak?

Hareket emri verilen Vurucu Timler için ilk hedef cinayet örgütü ASALA'nın değişik ülkelerde yaşayan liderleri olacak. Dünyanın her tarafında operasyon yapabilecek şekilde eğitilen Vurucu Timler gerektiğinde ASALA'nın liderlerini yakalayarak, yargılanması için Türkiye'ye getirecekler. Söz konusu Timler, Ermeni saldırganlığına karşı sadece savunma durumunda kalmayacak, gereken yerde gerekli cevabı da silahla verecek.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1980-1993: Cumhuriyetimizin 4. İhanet Dönemi ve Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek gibi Atatürkçü'lerin Mücadelesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir