Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Lockheed Belgeleri...

9 Eylül 1976

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Lockheed Belgeleri...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Kas 2010, 05:32

9 Eylül 1976
LOCKHEED BELGELERİ...


Milli Savunma Bakanı Sayın Ferit Melen, Lockheed rüşvet olayı ile ilgili olarak bu köşede yayımlanan "işin Özü Unutuldu" başlıklı yazıya cevap göndererek, bazı açıklamalarda bulunmuştur.

"işin Özü Unutuldu" başlıklı yazıda, gerek Alpkaya davasının, gerekse Melen'in, tutarsız açıklamalarıyla, Lockheed rüşvet olayının özünün unutturulduğuna değinmiş ve özellikle F-104-S uçaklarının bazı parçalarının hurda olup olmadığını sormuştuk. Aynı yazıda, Air-italia uçak yapım şirketinden alınan F-I04-S uçaklarının alımıyla ilgili herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığını da sormuştuk.

Melen, son açıklamasıyla bu sorularımızı cevaplandırmıştır. Milli Savunma Bakanı cevabında, Genelkurmay Savcılığının konuyla ilgili olarak soruşturma yaptığını, bu arada uçak parçalarının hurda olup olmadığının da savcılıkça incelendiğini açıklamıştır. Melen'in gösterdiği duyarlık ve açıklık nedeniyle teşekkür ederiz.

Evet işte şimdi bazı belgelerin açıklanmasının tam zamanıdır:

Milli Savunma Bakanlığı, F-I04-S uçaklarının satın alınmasına karar verir vermez, Lockheed ve Air-italia şirketlerinin Türkiye temsilcisi Altay firması Başkanı Nezih Dural, 16 Ekim 1974 günü, Lockheed şirketi Başkanı Cari Kotchian'a şu "Teleks Notu"nu çekmiştir:

- Tebrikler. Konu çözümlenmiştir. Air- italia ve MSB arasında anlaşma bugün imzalanmıştır. Türkiye'deki Lockheed personelinin gayretlerine ve ikili projemizin birinci aşamasını sonuçlandırdığınız için sizin Altay Şirketine gösterdiğiniz desteğin önemine işaret etmek isterim. Lütfen takdir, saygı ve iyi dileklerimi kabul ediniz...

Lockheed şirketi Başkanı Kotchian, aynı gün, Nezih Dural'a, şu teleks notuyla karşılık vermiştir:

- imzalanmış bulunan sözleşme ile ilgili mesajınıza teşekkür ederim, iyi temennilerinizi takdirle karşılıyorum. Ancak, asıl kutlanılması gereken kişi sizsiniz. Israrlı çabalarınız, sonucun alınmasını sağlamıştır...

Bu yazışmadan şu sonuç çıkmaktadır: Türkiye'nin, uçakları Air italia yapım şirketinden almasının bir önemi yoktur. Uçağın gerçek satıcısı Lockheed şirketidir. Bu yazışma, bu gerçeği en kesin biçimde kanıtlamaktadır.

16 Ekim 1974 günü, Lockheed şirketi yöneticilerinden Conley, Nezih Dural'a, şu mesajı yollamıştın:

- Muhteşem başarınızdan dolayı sizi kutlarım...
Yani, Air italia uçak yapım şirketinden alındığı görülen uçakların gerçek satıcısı Lockheed şirketidir. Yapılan anlaşma, Lockheed tarafından "muhteşem" olarak nitelenmektedir.

Şimdi gelelim bu "muhteşem" anlaşmanın sonuçlarına:

F-104-S uçaklarının, alındıktan bir süre sonra yapılan incelemelerde, bazı parçaların "eski" ve "miadı dolmuş" olduğu saptanmıştır. Bu konudaki rapor 12 Şubat 1975 tarihini taşımaktadır.

Milli Savunma Bakanı Melen, dünkü açıklamasında, bakın ne diyor:

- Hurda malzeme kullanıldığı yolunda bakanlığa intikal etmiş bir şikâyet mevcut değildir...
F-104-S uçaklarının bazı parçalarının kullanılamaz nitelikte olduklarına ilişkin 12 Şubat 1975 günlü raporu, Hava Pilotu Kıdemli Binbaşı Üstün Yenel, Hava Pilotu Binbaşı Özışık, Pilot Başçavuş Mustafa Midyat, birlikte imzalamışlardır. 24 Nisan 1975 tarihinde Bakım Kontrol Subayı Binbaşı M. Ali Balyemez, Kıdemli Başçavuş Abdullah Bingöl, Hava Yer Kıdemli Binbaşı, Bakım Komutanı Taşkın Tuncalın ve Air italia Teknik Temsilcisi Vittorio Vallink'in birlikte imzaladıkları raporda da,

- Uçaklar birliğimize geldiğinde italyan formlarının kontrol neticesi yarı ve yandan fazla ömürlerinin geçmiş olduğu görülmüştür... denilmektedir.
Melen'e, bakanlık yazışmalarını, biraz daha yakından izlemesini salık veririz.
Altay Şirketi, bu konuyla ilgili olarak 16 Ocak 1975 günü Hava Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığına bir yazı göndermiştir. Bu yazıda, uçak parçalarının bazılarının, kullanılmış olarak "monte edildiği" kabul edilmiştir.
Lockheed uçak şirketi F-104-S programı Direktörü Mr. Brubaker, Ankara'da bulunduğu günlerde, Altay Şirketi teleksinden, Torino'da Mr. Bailey ve Roma'da Mr. Picthiford'a yolladığı mesajlarda aynen şu ifadelere rastlanmıştır:

- Bugüne kadar gelen pilon tankları kullanılmış olup italya Hava Kuvvetlerinden (I.A.F.) ödünç alınmıştır...

Aynı teleks notunda, Nezih Dural'ın, Lockheed'e yolladığı mesajı da okuyalım:

- Sorun basit değildir. Bu sorun, tüm projelerle ilgili bir çok gelişmeyi doğurabilir. Gizli olarak aldığım bilgiye göre güven kaybedilmiştir. Air italia'ya yapılan para transferini durdurma niyetleri vardır. Bu durum olursa, opsiyon kolaylıkla kullanılamaz. Bu, esas projemizi etkiler.
Gördüğünüz gibi, küçük problemler dolayısıyla, üst kademeleri memnun etme yolunda harcadığım kişisel çabalarımın hiçbiri dikkate alınmayacaktır... Nub ile görüştükten sonra, gene bilgi vereceğim...

Ne demektir "Üst kademeleri memnun etme yolunda çaba harcamak"?
Lockheed ile Altay Şirketleri arasındaki yazışmalarda "yılan", "nub", "general K" ve "general G" gibi takma adlara rastlanmaktadır. Kim bunlar acaba? Kim? Kimler?..

Umarız ki, 12 Mart döneminde bir gecede, profesörleri, aydınları, devrimci öğrencileri gözaltına alıp tutuklatan askeri savcılar bu konuda da gereken ivedilikle Nezih Dural'ı sorguya çekip yazışmalarda adı geçenleri mahkeme önüne çıkarırlar.
Bekliyoruz...

Kaynakça
Kitap: Devlet Silah Adalet
Yazar: Uğur Mumcu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Lockheed Belgeleri...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 00:13

LOCKHEED SKANDALI

HİÇ Mİ ÖNEMİ YOK?..

Lockheed rüşvet olayı, Türkiye'de önce bir bomba gibi patladı, sonra da yavaş yavaş unutturulmak istendi. Lockheed uçak şirketine ilişkin yolsuzluk iddialarını araştırmak üzere kurulan komisyonun başkanı Yılmaz Alpaslan'dan öğreniyoruz ki, hükümet, ABD ile, belgelerin nasıl getirtileceğini belirleyen anlaşmayı bile yapmış değildir.

Önceki gün, komisyona bilgi vermek için çağrılan Başbakan Demirel, yerine Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü yollamıştır. Komisyon Başkanı Yılmaz Alpaslan, Başbakan Demirci'den bilgi alacaklarını söyleyerek. Devlet Bakanı Seyfı Öztürk'ü konuşturmamıştır. Öztürk de masaya elini vurarak, bir acemi aktör tavrıyla:
- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı, buraya bir sanık gibi çağıramazsınız., demiştir. Gerçi, Demirel, gün gelecek, bütün suçlarından ötürü mahkemelere, sanık olarak götürülecektir amma, komisyon, bu konuda, kendisinden sadecc bilgi almak istemiş, Başbakan da bu çağrıya uymamıştır.
Başbakan Demirel'in yeğeni, Yahya Dcmirel'in, "hayali mobilya ihracatı" ile ilgili olarak kurulan soruşturma hazırlık komisyonu da henüz çalışmalarına başlamamıştır. Açıkçası, bu gibi konular, unutturulmak istenmektedir.

Lockheed rüşvetiyle ilgili söylentiler ortaya çıkınca, olayda adı geçen, uçak firması temsilcisi apar-topar Amerika'ya gidip gelmiş, kamuoyu, bu konuda bölük-börçük bilgiler elde edebilmiştir. Söylentilerin ve iddiaların belgelere bağlanabilmesi için, hükümetin, bir an önce, gerekli girişimleri tamamlayarak ABD'den, olayın belgelerini istemesi gerekmekteydi.

Demirel, bu görevi, bugüne kadar yerine getirmiş değildir...
Tartışma da bu noktada düğümlenmektedir. Olay ortaya çıkar çıkmaz, Demirel'in, öncelik ve ivedilikle, ABD hükümetiyle gerekli anlaşmaları imzalayıp, belgeleri getirmesi gerekmez miydi? Hiç şüphesiz gerekirdi, amma. nedense, bu iş biraz ağırdan alınmaktadır.

Bu iş ağırdan alındığı için, ister istemez bazı şüpheler doğmaktadır. Acaba, Demirel, kimlerin rüşvet aldığını öğrenmiş midir? Acaba, olayın belgelerle ortaya konması, bazı devlet yetkililerini sarsacak mıdır? Acaba, Lockheed rüşvet olayı, bazı siyasal partilerle doğrudan doğruya ilgili midir?
Hükümetin, bu soruların yanıtlarını, bir an önce, kamuoyuna açıklaması gerekmektedir. Bu gibi konular, Devlet Bakanı Öztürk'ün hukuk bilgisiyle ge-çiştirilecek konulardan değildir. Demirel'in, bu konuyu, ortaya çıktığı günden beri, adım adım izleyip, Parlamentoya ve bu konuda kurulan komisyona bilgi vermesi gerekirken, ilgili anlaşmaları yapmaması, komisyona bilgi vermeye bile gelmemesi, insanı uzun uzun düşündürmektedir.

Rüşvet söylentilerinin ortaya atıldığı günlerde, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Alpkaya, hemen görevinden ayrılarak, mahkeme önüne çıkmıştır. Silahlı Kuvvetler, olayı, bu denli duyarlılıkla ele alırken, Başbakan'ın, vurdumduymazlığı, gerçekten kuşku vericidir. Neden, Lockheed şirketiyle ilgili belgeler, ABD'den istenmemiştir? Bu konu açıklığa kavuşmadan, Demirel'in sokağa çıkmaması gerekir.

Lockheed uçak şirketinin, bütün dünyada rüşvet dağıttığı belgelerle ortaya çıkmıştır. Bu ülkeler içinde, Türkiye'den başka, işi ağıra alan yoktur. Hemen hemen her ülke, konuyu, büyük bir ciddiyet ve ağırbaşlılıkla ele alıp, ABD'den gerekli bilgileri istemiştir.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri kuruluş yasası, Ayasofya Müzesi'nin cami yapılmasına ilişkin kararname, Gaziantep'deki anarşistler, gibi konular, devletin ve milletin bölünmezliği ile ilgilidir... Bunu anladık ama, şu rüşvet işinin hiç mi önemi yoktur?..
Cephe çadırları, yabancı petrol şirketlerinin kuyularını gizlediği gibi, Lockheed rüşvetini de mi kapatacak yoksa?...
(19 Haziran 1976)

Kaynakça
Kitap: UĞUR MUMCU KİTABI
Yazar: Hürriyet
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Lockheed Belgeleri...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 00:14

İŞLER KARIŞIYOR..

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, acaba Lockheed Uçak Şirketi'nden rüşvet alanların adlarını yolladı mı, yollamadı mi? Başbakan Demirel, böyle bir listenin yollanmadığını söylemiştir. Demirel'in bu açıklaması, yeni kuşkular doğurmuştur.
Lockheed Uçak Şirketi'nin, içinde Türkiye'nin de bulunduğu bazı ülkelere rüşvet dağıttığı, Amerikan Kongresi'nde açıklandı, bu tarihten sonra, Hollanda, İtalya ve Japonya'da, rüşvet alanların adlan belirlendi. Fakat nedense, Türkiye'de rüşvet alanlar, bir türlü açıklanmadı, bu gidişle, pek açıklanacağa da benzememektedir.

Manevi şahsiyetler rüşvet almaz. Bu rüşvet, Türkiye'de, yaşayan bazı kişilerce alınmıştır. Öyleyse, bu rüşvetçilerin adları neden açıklanmıyor? Japonya'da, Hollanda'da, İtalya'da, Lockheed Şirketi'nden rüşvet alanlar belirleniyor da Türkiye'de aynı şirketten rüşvet alanlar neden açıklanmıyor?..
Uçak alım satımı, dünyanın en kârlı işlerinden biridir. Büyük şirketler, uçak satmak istedikleri ülkelerde amansız savaşlara girmektedirler. Türkiye, bu savaşın alanlarından biridir. "Lockheed", "Boeing", "Douglas" ve "Mirage" uçak şirketleri, Türkiye'ye uçak satmak için, birbirleriyle ses hızını aşarak, savaşmışlardır. Bu şirketlerin, politikacıları vardır, bakanları, milletvekilleri vardır, emekli albayları ve generalleri vardır, gazete sahiplerinden temsilcileri vardır.
Kolay değil, milyonlar dönüyor bu işte...

Lockheed Uçak Şirketi, geçen yıl, Douglas şirketince yapılan "DC-10" uçaklarına karşı "Tristar" adlı uçak satımı için Türk Hava Yollan Yönetim Kurulu'na başvurdu. Fakat bu başvurma yöntemi, biraz şaşırtıcıydı. Şirket, bütün yönetim üyelerine, "kişiye özel" mektuplarla başvurarak, "Tristar" kurulu uçağının satın alınmasını istiyordu.

THY Yönetim Kurulu, iktidar partilerinin "güçleri oranında" temsil edildikleri, bir "milli" kuruluştur. Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Zeren'dir. Zeren AP'lidir. Nihat Kürşat, kurulun öteki AP'li üyesidir. Mithat Perin, üçüncü AP'li üyedir. Yönetim Kurulu'nda Milli Selamet Partisi'ni Recai Kutan, Cumhuriyetçi Güven Partisi'ni de, Fehmi Alpaslan temsil etmektedir.

Bu muhterem zevat'ın, Lockheed rüşveti ile ilgileri mi var? Hayır. Hiçbir ilgileri yok başka bir konu anlatacağım:

THY Yönetim Kurulu'nda bir gün kavga çıkar. Yönetim Kurulu'nun iki üyesi Mithat Perin ile Fehmi Alpaslan birbirlerine girerler. Alpaslan, Mithat Perin'e "Sizin için Boeing temsilcisi diyorlar" der, Perin bu söze çok sinirlenir. Kavga, basına da yansır. Perin de, Alpaslan'ı, "Douglas" firmasını savunmakla suçlar. Perin, kendi imzasını taşıyan açıklamasında, özel olarak Amerika'da Boeing ve Douglas kuruluşlarını gezdiğini açıklar. Bu sırada DC-10 uçaklarının yaz programı gecikir. Uçakların "modifikasyon" denilen bakımı yapılacaktır. Bir türlü buna karar verilemez. Yönetim Kurulu üyeleri arasında bu yüzden sert tartışmalar çıkar...
İşte bugünlerde hemen hemen aynı aylarda, Lockheed Uçak Şirketi'nin "kişiye özel" yollar ve yöntemlerle yaptığı başvuru, yönetim kuruluna gelir. O günlerde, THY denetçisi Recep Balabaner'dir. Balabaner, Başbakan Demirel'e kişiye özel bir mektup yazarak "Yakında Lockheed skandalı ile karşılaşacaksınız" der. Der amma, hiçbir olumlu cevap alamaz.

Balabaner, yazdığı bu mektubu Lockheed rüşvet olayını araştıran Millet Meclisi Komisyonu'na açıklar.
Olan Balabaner'e olur. THY denetçisi Balabaner'in görev süresi bitince yeni bir iş verilmez. Fincancı katırları ürkmüştür bir kez...
THY Yönetim Kurulu üyesi Fehmi Alpaslan, basına yaptığı açıklamada, Perin'in, 1966 yılından bu yana uçak alımlarıyla ilgili belgelerin fotokopisini çektiğini belirtmektedir. Acaba ne yapacaktır Perin bunları?..

Şimdi buraya bir nokta koyup, temel soruna gelelim:

Türkiye'de bütün uçak şirketlerinin alım satımları, parlamentoca ele alınmalıdır. Basında, bazı uçak şirketlerini öven yazılar yazılmıştır? Kim yazmış, kimler yazdırmıştır bu yazılan? Bu şirketler, neden, evet neden, bazı politikacıları, emekli generalleri, albayları ve gazete sahiplerini temsilci seçmektedir?..
Lockheed ile birlikte, bütün bu konuların araştırılması gerekir. Gerekir ama, korkarız, bunları araştırırken, şu "son bağımsız Müslüman Türk Devleti" yıkılıverir...
(1 Ocak 1977)
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir