Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ankara'daki Süper NATO Karargâhı Takviye Ediliyor

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Ankara'daki Süper NATO Karargâhı Takviye Ediliyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 00:13

Ankara'daki Süper NATO Karargâhı Takviye Ediliyor

Karamürsel'deki Sovyetler Birliği'nin dinleme tesisleri 1978'de Ecevit'in talebi ve Amerikalılarla anlaşması sonucu kapatıldı, fakat Gemlik'in tepesinde, Şahinkaya'daki Sovyetler Birliği tesislerinin 2001'e kadar faaliyete devam ettiğini, tesislerin jeneratörlerinin çalışmasından sorumlu sivil Türk uzmandan öğrendik.

Amerikalılar kapatmış görünse de benzer faaliyetlerine hep devam etmişlerdir. Yılların deneyiminden çıkardığımız sonuç da budur.

Dinleme tesisleri ağırlıklı olarak NATO'ya istihbarat sağlayan tesislerdir.

NATO'nun Siyasi ve Diplomatik Görevlerini Yürüttüler

NATO, Türkiye'de siyasi ve diplomatik görevlerini yerine getirdiğinde, bunları askeri bir maske altında gerçekleştirmiş ve askeri mekanizmaları kullanmıştır. Söz konusu mekanizmalar: JUSMMAT (ABD-Türkiye Askeri Yardım Kurulu Başkanlığı), JAMMAT (Amerika-Türkiye Askeri Yardım Kurulu Başkanlığı) ve ODC (Savunma İşbirliği Dairesi).

Zira siyasetin incelikleri, NATO kadrolarının siyasi işlevlerini açık bir şekilde yerine getirmelerini engelledi. Amerikan askeri yardımı alan ülkelerdeki Askeri Danışmanlık Grupları, görevleri doğrultusunda diplomatik askeri sorumluluklar üstlendiler. Bu tür grupların başkanları ve emrindekiler, en önemli Amerikan yardım türü üzerindeki denetim güçleri sayesinde, kimi zaman aslen büyükelçilerle dışişleri bakanlığının sahip olduğu görev sahasını ve nüfuz gücünü elde etmişlerdir.

Kurulduğu günden bu yana bir savunma örgütü olarak tanımlanan NATO'nun o tarihten beri siyasi ve diplomatik görevler de üstlendikleri Huntington tarafından dile getirilmişti. Huntington, NATO komutan ve kadrolarının bu işlevlerini yerine getirmeleri gerektiğinde bunları askeri bir maske altında gerçekleştirdiklerini söyledi. Böylece elli yıllık bir iddianın gerçek dışı olduğu kanıtlanmıştır.
Siyasi ve diplomatik işlevlerin sadece NATO ile sınırlı olmayıp Amerikan askeri yardımı alan ülkelerdeki Askeri Danışmanlık Grupları için de geçerli olduğu açığa çıkmış bulunuyor.

Askeri Danışmanlık Grupları kimi zaman Amerikan askeri yardımları üzerindeki denetim güçleri nedeniyle aslında büyükelçiler ve Dışişleri Bakanlığının siyasi ve diplomatik görevlerini de yerine getirir oldular. Bunun en belirgin ve güçlü örneklerini Türkiye Askeri Yardım Kurulu (ya da Askeri Danışmanlık Grubu) başkanlarının faaliyetlerinde görüyoruz. Türkiye Askeri Yardım Kurulu Başkanı Tümgeneral Horace L. McBride'in konuşmasından aktaracağımız kısa bir pasaj bunun çarpıcı bir kanıtıdır.

"Amacımız, Türk Askeri Potansiyelini Islah Etmektir"

1948 yılında Amerikan meclisinin o zamanki adıyla dışişleri komisyonunda dış yardım kanun tasarısı görüşülüyor.

Türkiye hakkında komisyona bilgi veren Tümgeneral Horace L. McBride şunları söylüyor:

"... Türkiye bugün Avrasya'da istisnai bir durum gösterir. Stratejik olarak Ortadoğu ve Arap dünyasının kilit noktasında ve Sovyet yayılmasına karşı birlik ve beraberlik içinde sağlam bir cephe teşkil eden tek ülkedir.

"Türkiye'nin Sovyet baskılarına karşı gösterdiği kararlılık ve Batı demokrasilerinin Türkiye'nin bu azmini destekleme kabiliyeti bütün Ortadoğu'ya egemen olması sonucunu doğuracaktır. Türkiye'ye yardımın amacı şudur: Birincisi, Türklerin Sovyet baskılarına sağlam bir milli cephe halinde mukavemet azim ve kabiliyetlerini pekiştirmek. İkincisi, doğrudan doğruya Türkiye'ye tecavüzde veya mücavir bölgelerdeki hasmane hareketlerin gelişmesi gibi, herhangi bir savaş halinde Türklerin Sovyet tecavüzüne karşı kuvvetle karşı koymasını sağlayacak şekilde Türk askeri potansiyelini ıslah etmektir.

Genelkurmay Başkanlarına Danışmanlık

General McBride'in belirttiği amaçlar, tüm yardım alan ülkeler için geçerlidir. Yardım programlarını ilk dönemlerinde Askeri Yardım Kurulu Başkanlarının bulundukları ülkelerin genelkurmay başkanlarına da danışmanlık yaptıkları dikkate alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi George McGhee büyükelçilik yıllarında ve daha sonra ABD Dışişleri Başkanlığı'nda Türkiye ve Ortadoğu'dan sorumlu olarak görevde iken, gerek NATO'nun kuruluş aşamalarında gerekse Türkiye NATO'ya girdiğinde askeri ve ekonomik yardımlarla ilgili çözümler önermişti.

NATO'dan Önce Geldiler

McGhee şöyle diyor: "Türk hükümetinde de askeri ve ekonomik yardımlarla ilgilenen kurumlar arasında işbirliği sağlayacak bir kuruluşun kurulup kurulmaması konusunda tartışmaların başlamış olduğunun farkında olduğuma işaret ettikten sonra Fuat Köprülü'yle Fatin Rüştü Zorlu'ya böyle bir kurumun, Türkiye'nin gelişme programları arasında bir denge sağlamakta değerli roller oynayabileceğini söyledim. Aynca, sonunda Türkiye NATO'ya girdiği zaman da zaten askeri ve ekonomik konularda koordinasyonu sağlamak için yüksek düzeyli bir kurum gerekecekti. Böyle bir
kurumun, Washington'la olan koordinasyonu da kolaylaştırmaya yarayabileceğini söyledim.

Ankara'nın Dört Bir Yanında Üslendiler

ABD-Türkiye Askeri Yardım Kurulu Başkanlığı (JUSMMAT) eski Gülhane Asker Hastanesi'nin sol yanındaki anayolun solunda ve Seferberlik Tetkik Kurulu'nun bitişiğindeki binada faaliyette bulunuyordu. Binanın en üst katı en gizli bölümdü. Özel Kuvvet Timi tarafından korunuyor ve görevli az sayıda uzman dışında kimsenin girmesine izin verilmiyordu.

Bir diğer Askeri Danışmalar Heyet Başkanlığı ise ABD Büyükelçiliği'nin Kavaklıdere'ye bakan bölümünün tam karşısındaki binada CIA kadroları ile birlikte çalışmalarını yürütüyordu.

Yaz mevsiminin çok sıcak günlerinde Sinop Radar Üssü, Karamürsel Radar Üssü ve İncirlik Askeri Hava Üssü gibi üslerle yapılan elektronik iletişimin bozulmaması için binanın alt katındaki normal klimalar yerine "sulu tipi klima"lar çalıştırılıyordu.

Askeri danışmanların bir kısmı da Mithatpaşa Caddesi'ndeki "Detachment-30" adlı karargâhta faaliyette bulunmaktaydılar ve lojistik konularıyla uğraşmaktaydılar.

Askeri Danışman Grupları Sözde Kaldırılıyor

1948 tarihli Yardım Kanunu çerçevesinde yapılandırılan Askeri Danışman Kurulları, (Kıbrıs Banş Harekâtı ve silah ambargosu uygulamasından sonra) örtülü faaliyetleri açığa çıkınca, ABD tarafından 1976'da kaldırıldı.

Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Emekli Koramiral Sezai Orkunt bu süreci şöyle değerlendiriyor:

"Türkiye, Batı Avrupa'dan fiziki bakımdan tecrit edilmiş coğrafyası içinde jeopolitik gerekleri daima ön planda tutmuş ve güvenliğini bir Batılı ittifak ile takviye ederken Silahlı Kuvvetler'in insan gücünü15 de en yüksek bir seviyede idame mecburiyetini duymuştur. Bu güç, bugün dahi Avrupa'daki NATO gücünün 1/3'üne tekabül etmektedir. Bu kuvvetin, yüksek standartta silah, cephane ve malzeme ile teçhiz ve idame zarureti Türkiye'yi bunları sağlayabilecek tek devlet olan Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri yardımına bağlamış ve 1975 Şubat'ına veya silah ambargosunun uygulanmasına
kadar da devam etmiştir."

Devamlı askeri yardımlar, yardımı yapan devletle alan devlet arasında son derece hassas ve bozulmaması için azami dikkat isteyen bir işlemdir. Zira askeri yardım aynı zamanda, bir dış politika aracıdır ve yardımı yapan devletin elinde, başkalarının politikalarını kontrol için de kullanılır. Devamlı askeri yardım yapan devletler bu yardımı kendi güvenliklerini siyasi ve askeri stratejilerinin dış politika hedeflerini düşünerek öngörürler. Bu yardımların karşılığında siyasi nüfuz elde etme ve kullanma hakları kendiliğinden doğar.

Askeri yardım heyetleri de hükümetten hükümete yapılan yardımın bir temas noktası olarak bu ilişkilerin bozulmasında rol sahibi olmuşlardır. Çoğunlukla bu gibi temsilciler, kullandıkları askeri yardım aracının ne kadar etkili olduğunu gördükleri zaman yardım alan ülkenin zaaflarından yararlanarak onu istismar ederek şahsi prestij sağlamaktan ayrı bir zevk duyarlar. Bu üstünlük kompleksinin ise yardım alan ülkenin ordu mensuplarında, gençliğinde, aydınında yarattığı bozukluğu göremezler.
Büyükelçiliğe Kaydırılarak Güçlendirildiler

Askeri Yardım Heyetlerinin yardımı, yardım yapılan devletlerin kontrolü için kullanıldığı, Kıbrıs Harekâtı sonrası silah ambargosu sürecinde apaçık ortaya çıktı. ABD, oynadıkları oyunun bundan böyle maskelenemeyeceğini görerek Askeri Yardım Heyetlerini kaldırdı.

E. Koramiral Sezai Orkunt şöyle yazıyor:

"ABD Kongresi'nin 1976 yılında dış yardım kanununa koyduğu bir hükümle bu gibi Askeri Yardım Heyetleri'nin kaldırılmış olması ve ancak mahdut bir kadronun büyükelçilikler emrinde teknik irtibat görevini yürütme kararının alınması çok isabetli
olmuştur."

Gerçekte ise ABD Kongresi Askeri Yardım Heyetlerini kaldırmadı. Heyeti ODC (Office of the Defense Dairesi) adıyla ABD Ankara Büyükelçiliği kadrolarına kaydırarak daha da güçlendirdi ve tam tersine iyice maskeledi.

ODC, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği kadrosuna dahil edildikten sonra elçiliğin siyasi, diplomatik, ekonomik, güvenlik, CIA ve FBI bölümleriyle birlikte çalışma olanağına kavuştu.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Başkan Bush ile 5 Kasım 2007'de Oval Ofis'te mutabakata varmasıyla1 PKK'ya yönelik istihbarat paylaşım kadrolan da Büyükelçilik personeline dahil edildi.

Nitekim bu olgu, 19 Aralık 2007 tarihli Hürriyet'te şöyle haber yapılmıştı:

"PKK'ya yönelik istihbarat paylaşımı için Türkiye'ye gelen her rütbeden yaklaşık 35 Amerikalı subay en az 3 ay sürelik geçici görevlerine güvenlik nedeniyle gizli tutulan bir binada ve ABD Ankara Büyükelçiliği ODC (Savunma İşbirliği Dairesi) bünyesinde göreve başladılar. Subaylar için hem çalıştıkları binada hem de görev dışında koruma amaçlı çok sıkı güvenlik önlemleri alındı. Amerikalı subayların, PKK'ya operasyon gecesi sabaha kadar çalıştıkları öğrenildi."

Üç ay için gelen heyetin görev süresi 18 Mart 2008 itibariyle tamamlandı, buna rağmen heyetin çalışmaları halen devam ediyor. Bu da heyetin elçiliğin daimi kadrosunda yer aldığını gösteriyor. Bu bağlamda, Askeri Danışmanlar Heyeti'nin 1976'dan önceki yapısına geri dönmüş olduğu görülüyor.
Türkiye'nin Kontrolü Dışına Taştılar

Türkiye'nin NATO'ya üye olduğu 1952 yılından 1976 yılına kadar Türkiye'de faaliyette bulunmuş olan Askeri Danışman Grupları'nda ve 1976'dan itibaren ABD Büyükelçiliği bünyesinde görev yapan heyet başkanları, tümgeneral veya tümamiral rütbesindeydiler. Bunlar öncelikle ABD ulusal çıkarları doğrultusunda, yardım gibi son derece etkin bir kozu sınırsız bir şekilde kullanıyorlardı. Heyet başkanlıkları genelde 20 kadar danışmandan oluşuyordu.

Aslında ODC kadroları Süper NATO (Gladyo) kadrolarıydı. ODC Türkiye'deki Süper NATO merkeziydi.

ODC Başkanları Türk Ordusu'nun silahlı güç inisiyatifini ABD ordusuna aktarmış, günümüze kadar Türk Ordusu'na karşı örtülü ve örtüsüz operasyonlar yürütmüştür. PKK'yı ve Dev-Sol'u kurdurdular, silahlandırdılar ve desteklediler. PKK'ya yönelik istihbarat paylaşım kadrolarının ODC'ye katılmasıyla kadrosu 50'yi aşmış olan ODC'nin faaliyetleri Türkiye'nin ve Türk Ordusu'nun kontrolü dışına taşmış görünüyor.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir