Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mehmet Ali Ağca'yı Kim Kaçırdı ve Papa Suikastı

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Mehmet Ali Ağca'yı Kim Kaçırdı ve Papa Suikastı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 00:23

MEHMET ALI AĞCA

KİM KAÇIRDI!


"M.Ali Ağca'yı kim kaçırdı?"

Hiç kuşkum yok; Ağca'yı Silahlı Kuvvetler'de yuvalanmış silahlı bir sağ örgüt kaçırdı. Bu örgüt cezaevi yöneticileriyle ilişki kurdu; birlikte bir plan hazırlandı ve plan gerçekleşti. Olay budur!..

Ağca, tutuklandıktan sonra Selimiye Tutukevi'ne konmuştu. Sonra ne oldu? Sonra, Abdi İpekçi'nin katil sanığı, "Beni Maltepe Tutukevi'ne gönderin" dedi. Bu istek Sıkıyönetimce hemencecik kabul ediliverdi. Belliydi ki, Ağca, burada kaçma planlarını daha rahatça uygulayacaktı. Ve uyguladı..
Ağca'nın 5 Kasım günü Adli Tıp'a giderken bir kaçma girişimine tanık olundu. Bu girişim, görevli jandarma erinin uyanıklığı nedeniyle başarıya ulaşamadı. Açın ertesi günkü gazeteleri, başta üzüntüyle belirtelim. Milliyet Gazetesi olmak üzere, birçok gazete bu olayı çarpıtmaya, "Yok canım, Ağca kaçmaya çalışmadı" demeye getirdi..

Abdi İpekçi'nin katil sanığı, bir rastlantı sonucu yakalanmıştı. Verdiği ifa-delerde bir nokta göze çarpıyordu. "Ben bu işi tek başıma yaptım, bağımsız teröristim" diyor ve arkasındaki örgütü gizlemeye çalışıyordu. Önce "Evet ben öldürdüm" dedi, sonra mahkemede ikinci duruşmada "Hayır öldürmedim" diye ifade değiştirdi. Zaman kazanmak istiyordu. "Mahkemeyi uzatın" diye açık açık konuşuyordu.

Bir askeri birlik içindeki cezaevinden, cezaevi yönetiminden yardım gelmedikçe, kaçmak olanaksızdır. Ben de 12 Mart döneminde bir yılı aşkın bir süreyle cezaevinde kaldım. Mamak Askeri Tutukevi, 28'inci Tümen'in tam ortasındadır. Cezaevi yönetimi gözyummadan bir tutuklunun koğuşundan çıkması bile olanaksızdır. Koğuşundan çıkacak, cezaevi kapısını geçecek, üç-dört kilometrelik askeri birliği aşacak ve nizamiyeye ulaşacak, akıl alacak iş değildir. Maltepe Cezaevi, Mamak Cezaevi'nin konumundadır. Cezaevi, zırhlı birliğin ortasındadır. Açıkça, Silahlı Küvetlere sızmış bir sağcı örgüt Ağca'yı kaçırmıştır. Başta türlü yoruma benim aklım ermiyor.

Aynı cezaevinden 12 Mart döneminde Mahir Çayan ve arkadaşları da kaçmıştır. Çayan ve arkadaşları, cezaevinin o günkü yöneticilerinden yardım ve destek görerek kaçmışlardır. Açıkça böyledir.

Abdi İpekçi'nin öldürülmesinden katil sanığı Mehmet Ali Ağca'nın Askeri Cezaevi'nden kaçırılmasına kadar geçen süre bu olayın üzerindeki kuşku bulutlarını daha da yoğunlaştırmıştır. Ağca'nın kaçışıyla Abdi ipekçi olayı, sanıldığından da daha koyu ve giz dolu karanlıkların içine gömülmüştür.
Ve ne acıdır ki, Milliyet Gazetesi, bu karanlığı yırtmak için en küçük bir çaba harcamamakta, üstelik, İpekçi'nin kemiklerini sızlatırcasına olayları göz ucuyla izlemekle yetinmektedir.

Abdi İpekçi'yi öldüren örgüt, bu kez de katil sanığını kaçırmıştır...
Bu köşede, okurlarımı bıktırırcasına "Ülkü Ocaklarına cinayet silahları veren jandarma yüzbaşılarını" yazdım, durdum, kimse kulak asmadı. Bu silahların kayıt sayılarını bile verdim, hiçbir asker ve sivil yönetici bana mısın demedi..
Ankara'da Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencilerinin üzerine Amerikan yapısı ve ordu malı bombanın atıldığını yazdım, bu bombanın marka ve sayısını bildirdim, kimse tınmadı..

Ne oluyor, ne oluyor, kim yönetiyor bu devleti?

Şu olayı lütfen aklınızda tutunuz: 12 Mart döneminde silah kaçakçıları yakalanır ve Kontr-gerilla üssü "Ziver Bey Köşkü" komutanının birliğindeki bir tutukevine gönderilir. Bir süre sonra bu ünlü kaçakçılar salıverilir. Ve tutuklu kaldıkları cezaevinin komutanı albay, bu silah kaçakçılarının iş yerine müdür oluverir. Hey, duyuyor musunuz beni, yetkililer heeey, heey, duyuyor musunuz?

Biz "Kontr-gerilla" diyelim, sizler başka ad takın, ama gerçek bu:

Gizli bir örgütün kirli parmak izleri, Abdi İpekçi cinayetine de karışmıştır. Bu kanlı öykünün şimdilik kısa özeti de budur...
27 Kasım 1979

Kaynakça
Kitap: UĞUR MUMCU KİTABI
Yazar: Hürriyet
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Mehmet Ali Ağca'yı Kim Kaçırdı ve Papa Suikastı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 00:25

AĞCA DÜĞÜMÜ.

Doç.Dr. Bedrettin Cömert'in katil sanıkları silahlı sağ eylemciler, Üzeyir Bayraklı ve Rıfat Yıldırım, Federal Almanya'da geçen yıl yakalanmışlardı. Almanya'da ölüm cezası olmadığı için bu iki sanığın Türkiye'ye geri gönderilmeleri, Türk hükümetinin "iki sanığın ölüm cezasına çarptırılsa bile idam edilmeyecekleri" yolunda güvence vermesine bağlıydı. Bu güvence verilmediği için iki sanık Koblenz Yüksek Mahkemesi tarafından serbest bırakılmışlardır.

Acaba niçin bu yolda güvence verilmemiş ve sanıkların Türkiye'ye gönderilmeleri için gerekli işlemlere başvurulmamıştır? Bunları bilecek durumda değiliz.
Ancak, görünen odur ki, bu işler biraz ağırdan alınmaktadır. Örneğin, Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi'nin öldürülmesi olayında birinci derecede sorumlu olan ve Ağca'yı, İpekçi'yi öldürmesi için "azmettiren" Mehmet Şener, İsviçre'de yakalanmış; ancak bugüne kadar Türkiye'ye getirtilmesi sağlanamamıştır. Adalet Bakanlığı, hiç olmazsa kamuoyuna, Şener'in niçin bugüne kadar Türkiye'ye getirtilmesinin sağlanamadığını açıklamalıdır. Bekliyoruz, herhalde Adalet Bakanı Sayın Menteş böyle bir açıklama yapacaktır.

Mehmet Şener olayı böyle de, idam hükümlüsü İsa Armağan olayı başka türlü mü? İsa Armağan da İran'da yakalanmış, ancak nedense Armağan'ın yurda getirtilmesi bir türlü sağlanamamıştır. Artık, bundan sonra Armağan'ı bulmak pek kolay değildir.
Türkiye'de de suç işlediği ileri sürülen ve Papa'nın vurulması sırasında Ağca'ya yardım ettiği anlaşılan Ömer ay ile ilgili yazışmaların ne merkezde olduğunu da sormak gerekir. Ömer Ay, geçen aylarda Federal Almanya'da yakalanmıştı. Sonra bir ses seda çıkmadı. Ne oldu Ay? Ne oldu Şener? Ne oldu Armağan? Ne olacak Üzeyir Bayraklı ve Rıfat Yıldırım? Bilen yoktur!

Şu Mehmet Şener Türkiye'ye getirtilip, şöyle tam anlamı ile sorgulansa, belki İpekçi cinayeti aydınlatılacaktır. İpekçi cinayetinin aydınlanması ile birlikte Türkiye'de birkaç terör odağı da ortaya çıkarılacaktır.
Roma Ağır Ceza Mahkemesi'nin M.Ali Ağca ile ilgili kararında şimdiden birçok gerçek ortaya çıkmıştır. Bu gerçekler, Şener'in sorgusu ile karşılaştırılırsa, belki bu çokuluslu terörün bir bölümü aydınlatılacaktır.

Roma Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında, M.Ali Ağca'nın, Sofya'da Vitoşa Oteli'nde Ömer Marsan adlı bir kişi ile tanıştığı belirtiliyor. Kim bu Marson? Ağca'ya Türkiye'de pasaport sağlayan kişiler ve gruplar kimler? Ağca'nın, Münih'te elektrikli ev araçları satan "Wardar" adlı dükkâna telefon edip, Ömer Marsan ile görüştüğü, mahkeme kararında açıklanıyor. Bu dükkân sahibi. Selam Gültaş'tır. Kimdir bu Gültaş?

Mahkeme kararından öğrendiğimiz bir başka gerçek de oldukça ilgi çekicidir:

Ağca'nın Papa olayında kullandığı Browning marka tabanca Belçika'da "Fabrique Nationale Herstral" tarafından imal ediliyor; silah, 1979 yılında Liej'de "Schroeder" firmasına devrediliyor. 1980 yılında Neuchatal'de "Grisel Petit Pierre" firmasından satın alınıyor ve 1980 yılında da tabanca "Grillmayer Horst" firması adına Tinter Otto adlı bir mühendis tarafından satın alınıyor.

Mahkeme kararının bu bölümünü birlikte okuyalım:

- O vesile ile Tinter, parça halinde 21 tabanca daha satın almış ve bunları Avusturya'ya götürmüştür.
Avusturya polisinin bir arama sırasında tesbit ettiği gibi, bütün bu silahlar firmanın giriş ve çıkış defterlerinde kayıtlı olarak görünmemekteydi...
Bu ilginç bulguyu saptadıktan sonra yine mahkeme kararından silahın Ağca'ya nasıl ulaştığını izleyelim:
- Daha sonra Otto Tinter 9 kalibrelik Browning'in, ilgili bütün belgeler imha edilmiş olduğundan, bir bilgi veremeyeceğini ve silahın bir İsviçreliye satılmış olduğunu anlatıyordu...

Karaim şu bölümü ise oldukça dikkat çekicidir:

"- İçinde Nazilik kaynayan bir aileden" olarak tanınan ve "terörist örgütler lehine silah trafiği yaptığından kuşkulanılan" nitekim bu nedenle "yetkili makamlar tarafından yapılan birçok araştırma sırasında illegal olarak silah bulundurma ve buna bağlı suçların faili olarak üzerinde durulan" ünlü silah koleksiyoncusu Grillmayer Horst ise salıverildikten sonra kayıplara karışmıştı...

Şu işe bakın:

İpekçi cinayetinde Ağca'yı yöneten Şener, önce yurt dışına kaçıyor, sonra yakalanıyor, ancak bir türlü yurda getirtilemiyor... Papa olayında Ağca'nın yanındaki sağ terörist Ömer Ay'ın da yurda getirtilmesi sağlanamıyor... Papa'nın yaralanmasında kullanılan silah, kuşkulu eller tarafından Ağca'ya ulaştırılıyor. Silahı sağlayan silah kolleksiyoncusu, aynı zamanda eski bir Nazi olan bir silah kaçakçısı... O da soruşturmadan sonra izini kaybettiriyor!
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Mehmet Ali Ağca'yı Kim Kaçırdı ve Papa Suikastı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 00:49

Evet bu düğümü çözmek zorundayız. Bunun için yapılacak ilk iş Mehmet Şener'in bir an önce yurda getirtilmesi ve yargılanmasıdır.
Sayın Adalet Bakanı endişelerimize katılır mı, bilemeyiz ama, biz tıpkı Üzeyir Bayraklı, tıpkı Rıfat Yıldırım, tıpkı İsa Armağan ve tıpkı Grillmayer Horst gibi. Mehmet Şener'in de önce serbest bırakılacağından, sonra da izini kaybettireceğinden korkuyoruz.

19 Haziran 1982

KİME SORSAK?

M.Ali Ağca'ya 9 mm'lik Browning tabanca veren İsviçre'nin Olten kenti Ülkü Ocağı Başkanı Niğdeli Ömer Bağcı, İsviçre mahkemesi tarafından yargılanmak üzere İtalya'ya gönderiliyor.

Ömer Bağcı, Papa'ya suikast girişimi ve Ağca düğümünün çözülmesinde önemli bir ipucu olabilir.
İpekçi cinayetinde Ağca'nın suç ortağı Mehmet Şener, İsviçre'de yakalanmış ve tutuklanmıştır. Şener'in yurda getirilmesi için bugüne dek ne gibi işlemler yapıldığını pek bilemiyoruz. Sayın Adalet Bakanımız, bu konuda kamuoyunu aydınlatmak niyetinde değildir. Kendisinden ısrarla açıklama bekliyoruz.
Mehmet Şener, Türkiye'de yargılanmazsa, İpekçi cinayeti hiçbir zaman aydınlatılmaz. Ağca olayının Türkiye'deki önemli düğümü, Şener'in sorgusu ile çözülecektir. Şener'in Türkiye'ye getirilmesi için ne gerekiyorsa, o yapılmalıdır.
Ağca'yı, İpekçi'yi öldürmesi için azmettiren Mehmet Şener'dir. Şener, silahlı sağ kesim militanıdır. Ağca'ya bu cinayette yardım eden ve yurt dışında olduğu sanılan Oral Çelik de silahlı sağ teröristtir.

Ağca'yı, cezaevinden kaçtıktan sonra, saklayanlar, yurt dışına kaçıranların hepsi de sağ eğilimli, adlarına "Ülkücü" denilen militanlardır. Ağca'ya sahte pasaport, Ülkücü örgütlerin merkezi Nevşehir'den sağlanarak, yollanmıştır. Silahlı sağ eylemci Ömer Ay ile Ağca'ya "136635" ve "136636" sayılan ile verilen sahte pasaportlar, herhalde ilgi çekicidir. Nevşehir Valiliği, Ağca'ya "Faruk Özgün", Ömer Ay'a da "Galip Yılmaz" adlarına pasaport vermiştir. Pasaportlar, aynı gün birbirini izleyen sayılarla verilmiştir.

Bu sahte pasaportların, Nevşehir Valiliği'nden, nasıl verildiğini, bunların, Bulgaristan'ın Sofya kenti Vitoşa Oteli'nde Ağca'nın eline nasıl ulaştığını anlamak kolay değildir.

Türkiye'deki bütün ilişkileri, silahlı sağ kesim ile olan Ağca'nın, Papa'yı Sovyet Gizli Haberalma Örgütü KGB tarafından verilen emir ile öldürmek istediği yolundaki varsayımlar da bugüne dek hiçbir inandırıcı kanıta bağlanmış değildir. Papa'nın Polonya'da Bağımsız Dayanışma Sendikası'nın eylemlerini desteklediği, bu yüzden Brejnev tarafından öldürülmek istendiği yolundaki kuşkular, varsayım düzeyinden öteye geçememiştir.

Varsayımlar üretmek yerine, olayın kanıtlarını ortaya sermek, ele geçen sanıkları, mahkeme önüne çıkarıp, sorguya çekmek gerekir. Ceza davalarında varsayımlara değil, kanıtlara yer verilir. Kanıt olmazsa bütün bunlar, havada kalır. Söylenen sözler, yazılan satırlar kimseyi inandırmaz.
Ömer Bağcı, İsviçre'nin Olten kentinde Ülkücü örgütlerin başındadır. Bağcı yanına, yine Ülkücü olan Vahdettin Özdemir'i alarak, Milano'ya gidiyor ve suikast girişiminde kullanılan Browning marka tabancayı Ağca'ya veriyor. Acaba, Ağca, Avrupa'daki Ülkücüler ile nasıl bu denli kolay ilişkiler kuruyor?
Suikast girişiminde kullanılan silah, Horst Grillmayer adlı bir eski "Nazi'den sağlanıyor. Roma Ağır Ceza Mahkemesi, Grillmayer adlı Avusturyalı silah kaçakçısını, "içinde Nazi'lik kaynayan bir aileden gelmiştir" diye tanımlıyor.

Ağca ile ilgili yayın yapan Amerikan NBC televizyonunun programı ve "terör uzmanı" olarak tanınan Amerikalı kadın gazeteci, Claire Sterling'in Re-ader's Digest dergisinde yayınlanan yazısı, kesin kanıtlara değil, kuşkulu varsayımlara dayanıyor. Bu yüzden inandırıcı olamıyor.

Ağca olayında söz söyleyebilmek için, bizim Türkiye olarak, öncelik ve kesinlikle İpekçi cinayetini aydınlatmamız gerekir. Bunu bu aşamaya kadar yapmış değiliz.
Ağca'nın Almanya ve İsviçre'de kimler tarafından korunup, kollandığını bilemiyoruz. Bilebildiğimiz, uzun süre Türkiye'de görev yapan Ruzi Nazar adlı Türkistan kökenli bir Amerikan yurttaşının Federal Almanya'nın Bonn kentinde yaşadığı ve Almanya'daki Türklerle sıcak ilişkilerini sürdürdüğüdür.
Ankara'da Bahçelievler. karakol durağındaki evinde çok ilginç kişilerle görüşmeler yapan CİA görevlisi Nazar'ın avucunun içi gibi bildiği sağ kesimden, herhalde bugüne kadar Ağca ile ilgili bilgiler elde etmiştir.

Tabii, İpekçi cinayetinin ve Ağca'ya suikast girişiminin CİA tarafından düzenlendiği gibi kuşkulu varsayımlar sahibi değiliz. Yalnızca, CIA'nın bu konuda bilgi sahibi olabileceğini söylemek istiyoruz. CİA gibi, dünyanın en güçlü haberalma örgütünün Ağca konusunda yaya kalacağını da hiç sanmıyoruz.
Bütün bunları, geçen Kurban Bayramı'nda ülkemizi bir gece ansızın şereflendiren CİA Başkanı William Casey'e sormak isterdik:

- Ruzi Nazar size bu konuda herhangi bir bilgi iletti mi?

15 Ekim 1982
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir