Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Halkın Kurtuluşu,Revizyonizm,Ulusal Demokratik Halk Devrimi

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Halkın Kurtuluşu,Revizyonizm,Ulusal Demokratik Halk Devrimi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 13:23

«HALKIN KURTULUŞU» REVİZYONİSTLERLE EL ELE «ULUSAL DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ» YOLUNDA

...kitleler sadece propaganda ve ajitasyon yoluyla ikna edilemez. Bunun için, kitlelerin bizzat kendi siyasi deneyleri gereklidir. Bunun için, geniş kitlelerin bizzat kendi hayatlarından çıkarak, sözgelimi, mevcut toplum düzeninin yıkılıp, yerine yeni bir siyasi ve sosyal düzenin kurulmasının kaçınılmazlığını görmüş olmaları gereklidir.
STALİN

Halkın Kurtuluşu, 25. sayısında «devrimci işçi-köylü iktidarının» propagandasını her zaman yapmak ve bütün mücadeleleri bu amaca bağımlı kılmak gerektiğini belirten bir başyazı yayınladı. Aslında bu başyazı, iki hafta önce ileri sürülen «MC yıkılmalı, halkın demokratik iktidarı kurulmalıdır» şiarından bir geri dönüşü dile getiriyordu. Halkın Kurtuluşu, bugüne kadar yaptığı bütün geri dönüşlerde olduğu gibi, AYDINLIK ve HALKIN SESİ'ne çatmayı da unutmadı. Halkın Kurtuluşçuları, revizyonist ve reformcu hatalarını örtbas etmek ve dikkatleri başka bir yöne çevirmek için böyle bir çare bulmuşlar.

«Geleceğin Perspektif Formülüyle Günün Slogan Formülü Arasına Kesin Bir Sınır Çizilmelidir»

«Demokratik halk iktidarı» (işçi-köylü iktidarı değil) şiarını, bir propaganda veya ajitasyon şiarı olarak ileri sürmek başkadır, bu şiarı bir eylem şiarı veya mücadele çağrısı (direktif) olarak ortaya atmak başkadır. İkisi arasında dağlar kadar fark vardır ve Stalin'in belirttiği gibi, «Sloganları direktiflerle veya ajitasyon sloganını eylem sloganıyla karıştırmak erkenden veya çok geç eyleme geçmek kadar tehlikelidir ve bu durum bazen hayati derecede zarar verir.»

Proleter devrimcilerin içinde bulunduğumuz aşamadaki hedefleri, halkın demokratik diktatörlüğünü gerçekleştirmektir. Bütün mücadelemizi bu hedefe yöneltmeli, bu hedefe bağımlı kılmalıyız. «Demokratik halk iktidarı» şiarı bugün mücadelemizin perspektifidir. Henüz günün sloganı haline gelmiş değildir. Bu nedenle HALKIN SESİ, «Bütün çalışanların grevi» şiarını ileri sürerken şöyle yazmıştı.

«Biz yurdumuzun tam bağımsızlığa kavuşmasını, ortaçağ karanlığının toplumumuzun her alanından, köyden fabrikadan, şehirden, kültür alanı ve siyasi yapıdan sökülüp atılmasını istiyoruz. Bunu başarmanın tek yolunun devrim olduğu inancındayız. Yurdumuzun meselelerini böyle geniş bir ufuk içinde görüyoruz. Ne var ki, bu yolda ilerlemek için, halkı bir güç haline getirmek, halkın önündeki engelleri temizlemek, halkın siyasi ve ekonomik ihtiyaçlarına doğru cevaplar vermek için somut taktikler ve uygun mücadele biçimlerini halkın önüne koymalıyız.

«Bugün faşizme karşı şehirlerde yürütülen mücadelenin temel taktiği, tüm çalışanların grevinin hazırlanması olmalıdır.» [Altını biz çizdik) (HALKIN SESİ, Sayı 54, başyazı)

Mücadeleyi, demokratik halk iktidarı ufku içinde ele almakla, günün sloganı olarak «demokratik halk iktidarı kurulmalıdır» demek birbirinden tamamen farklıdır. «Demokratik halk iktidarı kuralım» şiarını, günün şiarı haline getirmek için, halkı çeşitli mücadelelerden geçirerek buna inandırmak gerekir. Oysa bugün işçi sınıfının çoğunluğunu, reform hayallerinden kurtarmış değiliz.

Stalin, Bolşevik Partisinin bu konudaki tecrübesini şöyle özetlemektedir:

«Gelişmenin gelecek dönemdeki yönünü ifade etmesi bakımından geçerli olan 'Bütün İktidar Sovyetlere' formülünü günün sloganına, doğrudan doğruya eylem sloganına dönüştürmek için, tayin edici bir koşul gereklidir. Bu da, kitlelerin bu sloganın doğruluğuna bizzat ikna olmaları ve bu sloganın gerçekleştirilmesinde Partiyi şu veya bu şekilde desteklemeleridir.

«Gelişmenin gelecekteki yönünü ifade eden bir formülle, günün sloganı olan bir formülü kesinlikle birbirinden ayırmalıdır.»

Oysa Halkın Kurtuluşu o kadar müthiş devrimcidir ki, bu ayrımı bir kalemde kaldırmakta ve grev hareketinin başlamasıyla birlikte «MC yıkılmalı, halkın demokratik iktidarı kurulmalıdır» şiarını güncel şiar olarak ciddi ciddi ileri sürmektedir. Hem de hangi şartlarda? Proletaryanın henüz öncüsünü izlemediği ve reformculukla revizyonizmin etkilerinden kurtulamadığı şartlarda! Proleter devrimci siyaset ve taktikleri kavramayan Halkın Kurtuluşu çok hafif davranışlara kapılmaktadır.

Genel Grev Yoluyla «Halk İktidarı» Kurmak Troçkistlerin Teorisidir

Halkın Kurtuluşu'nun bu hafif tutumu, yazıya döküldüğü için artık inkar edilemez. Aradan bir ay bile geçmedi.

Grev hareketinin başlaması üzerine, Halkın Kurtuluşu'nun 20 Eylül günlü 23. sayısı şöyle diyordu:

«MC YIKILMALI. HALKIN DEMOKRATİK İKTİDARI KURULMALIDIR»

Biraz aşağıda ise şöyle devam ediyorlardı:

«MC YIKILMALIDIR: AMA ALÇAKÇA YARATILAN HAYALLERE KAPILMAMALIYIZ. EĞER YERİNİ BİR HAKİM SINIF İKTİDARI ALIRSA, MC'NİN YIKILMASI 'DEMOKRA-Sİ'NİN GERÇEKLEŞMESİ ANLAMINA GELMEZ.» [Altını biz çizdik]

Görüldüğü gibi Halkın Kurtuluşu 20 Eylül günü grev hareketinin sonunda iki ihtimal görüyordu: Birincisi, «demokratik halk iktidarının kurulması» idi. «Eğer» bu gerçekleşmez ise, MC'nin yerini «yeni bir hakim sınıf iktidarı»nın alması ihtimali söz konusuydu.

Eğer Türkçe konuşuyorsak. Halkın Kurtuluşu'nun yazdıklarını başka türlü anlamaya imkan yoktur. Zaten bu satırların yer aldığı manşet yazısı, baştan sona kendiliğinden hareket karşısında kendinden geçerek vecde gelmiş küçük buriuva çığırtkanlığını yansıtıyordu. Halkın Kurtluşu'nun sık sık sözünü ettiği «devrimci durum» havasına girdiği görülmekteydi. Birkaç gün sonra ise, bu havanın yerini karamsarlık ve moral bozukluğu aldı. Çünkü revizyonistlerin ihaneti (Halkın Kurtuluşu'na göre «korkaklığı») etkilerini göstermeye başlamıştı.

Halkın Kurtuluşu'nun bu tutumu aşırı sağcı ve reformcu bir özü yansıtıyordu. Bilindiği gibi Troçkistler bütün dünyada genel grev hareketiyle devrim yapma hayalini yayıyorlar. Halkın Kurtuluşu, bu revizyonist görüşü daha da sulandırıyor. Bu arkadaşlar, Türkiye gibi bir ülkede proletarya önderliğinde, geniş köylü yığınlarını seferber eden, gerici devlet mekanizmasını parçalayan uzun süreli bir devrim mücadelesi olmaksızın, grev hareketi yoluyla hakim sınıfların devrilmesini ve demokratik bir iktidarın kurulmasını mümkün görüyor ve bunun gerçekleşmemesi gibi bir durumu da hesaba katıyorlardı.

Halkın Kurtuluşu, DİSK Temsilciler Toplantısının genel grev yönünde karar almasından hemen sonra 16 Ağustos 1976 günlü 18. sayı başyazısında şöyle yazdı:

«...genel grev, bütün halkın faşizme karşı ülke çapında 'genel direniş'ine dönüşebilir.»

Bu bakış açısının doğal sonucu olarak, Halkın Kurtuluşu grev hareketi başlaması üzerine «GENEL DİRENİŞ» ve «MC YIKILMALI, HALKIN DEMOKRATİK İKTİDARI KURULMALIDIR» şiarını attı. «Genel Grev» yoluyla iktidarı ele geçirmek şeklindeki Troçkist anlayış, Halkın Kurtuluşu'nun 18. sayısından beri savunulmaktadır.
Aslında bu «genel grev-genel direniş» yoluyla iktidara gelme taktiği Türkiye'de ilk defa ileri sürülmüyor. Kıvılcımlının «Sosyalist» gazetesi, 1970-1971 yılında bu Troçkist taktiğin kampanyasını yürüttü. Kıvılcımlı, bu taktiği bir darbe zemini yaratmak amacıyla öne sürdü. Halkın Kurtuluşu ise aynı taktiği «halk devrimine» giden yol olarak savunuyor. Anlaşılan Halkın Kurtuluşu saflarına katılan Kıvılcımlı'nın bazı eski müritleri, bu eski malları yaldıza boyayıp piyasaya sürebilmektedirler.

Halkın Kurtuluşu'nun DİSK yönetiminin kararının hemen ertesinde genel grevi benimsemesi, onun genel grev, genel direniş ve halk iktidarı konularında hangi güçlere güvendiği hakkında yeterli fikir vermektedir. Halkın Kurtuluşu, proleter devrimciler «tüm çalışanların grevi» şiarını attığı zaman dudak bükmüş, fakat revizyonistlerden kuvvet alınca «genel direniş» ve «halk iktidarı» lafları etmeye başlamıştır. 18. sayının başyazısı «önümüzdeki ayların mücadeleleri sonucunda, siyasi hayatımızda ya halkın ya da faşistlerin yararına önemli değişiklikler olacağı gün gibi açıktır» diyordu.

Bu değişiklikleri tayin edecek cepheleşmeyi ise şöyle belirliyordu:

«...sertleşen mücadele sonunda siyasi hayatın ne yönde gelişeceğini doğrudan doğruya emekçi halkın ve faşistlerin güçleri belirleyecektir.»
Görüldüğü gibi güçlerin mevzilenmesinde ne iki süper devlet, ne de revizyonistler var! Aslında Halkın Kurtuluşu, sosyal-emperyalistler ve revizyonistleri «emekçi halkın» güçleri arasında görmektedir. Güçlerin mevzilenme-sini «faşizmle halk» olarak belirleyen bir stratejinin başka bir anlamı olamaz, çünkü Amerikancı faşizme karşı cephe alanlar arasında Sovyetler Birliği ve revizyonistler de bulunmaktadır.

Halkın Kurtuluşu'nun Reformcu Hayalleri

Bütün bunları yazarken Halkın Kurtuluşu'nun «demokratik» bir burjuva iktidarı kurulması hayallerini de unutmamak gerekir. Halkın Kurtuluşu, CHP'yi «orta burjuvazinin partisi» olarak gördüğüne göre, CHP iktidarı «yeni bir hakim sınıf iktidarı» olmayacaktır. CHP'ye yöneltilen göstermelik sözlere rağmen, Halkın Kurtuluşu'nun bel bağladığı da budur. Halkın Kurtuluşu, proletarya önderliğinde olmayan bir iktidarın «emekçi halkın acil ve hayati taleplerini gerçekleştirebileceğini», hatta düşman sınıflarla uzlaşmayıp tersine mücadele edebileceğini» kabul etmektedir.

Halkın Kurtuluşu, grev hareketinin gerilemesi üzerine baygınlıktan kurtularak kendine geliyor ve reformcu karakterini şöyle döktürüyor:

«Şartlar bugün devrim için henüz olgunlaşmamıştır. İşçi sınıfı, halkın demokratik iktidarı uğruna mücadeleyi bir an olsun bırakmadan emekçi halkın acil ve hayati taleplerini gerçekleştirecek her iktidarı destekleyecektir.

«İşçi sınıfı devrimci işçi-köylü iktidarı için mücadele eder: Onun gerçekleşmesinin şartı olmadığı zaman, düşman sınıflarla uzlaşmayıp tersine mücadele eden ve halkın acil ve hayati taleplerini gerçekleştirecek ve işçi sınıfının serbestçe örgütlenmesine izin verecek hükümeti destekler.» (Halkın Kurtuluşu, 27 Eylül 1976, Sayı 24, «Ne Reformist...» başlıklı yazı, s. 7)

«Emekçi halkın acil ve hayati talepleri» nedir? Halkın Kurtuluşu, kış yaklaştığına göre bu taleplerin odun, kömür ihtiyacı vb. olduğunu sanıyor galiba. Bugün emekçi halkın «acil ve hayati talepleri», iki süper devletin baskı ve tahakkümünden kurtularak bağımsızlığa kavuşmak, toprak devrimini, özgürlüğü ve demokrasiyi gerçekleştirmektir. Bütün bunları, proletarya önderliğindeki halk iktidarı dışında hangi iktidar gerçekleştirebilir?

Halk iktidarı dışında, «düşman sınıflarla uzlaşmayıp tersine mücadele eden» bir iktidar nerde görülmüştür? Halkın Kurtuluşu, böyle bir iktidarı Merih gezegeninden mi getirecektir? «Düşman sınıflarla uzlaşmayan» bir orta burjuva iktidarı keşfetmek şerefi, revizyonistlere aittir. Halkın Kurtuluşu da, bu eski malları piyasaya sürerek reformcu hayaller yaymaktadır.

Halkın Kurtuluşu'nun aynı yazısı, «faşizmle uzlaşan reformcu bir CHP iktidarını asla desteklememek» gerektiğini söylemeyi de ihmal etmiyor. Peki Halkın Kurtuluşu'nun «acil ve hayati talepleri gerçekleştirecek», «düşman sınıflarla uzlaşmayacak» ve «işçi sınıfının serbestçe örgütlenmesine izin verecek» hükümeti hangisidir?

Bugün Türkiye'de başlıca dört siyası akım mücadele ediyor: ABD işbirlikçileri, sosyal-emperyalizmin beşinci kolu revizyonistler, reformcu CHP ve devrimci proletarya. Açıktır ki, bunlar arasında Halkın Kurtuluşu'nun büyük umutlar bağladığı akım, reformcu CHP'den başkası değildir. Şu CHP, «faşizmle uzlaşmaya» bir son verse, «asla desteklememeliyiz» sözleri de «mutlaka desteklemeliyiz» haline gelecektir. CHP'ye «orta burjuvazinin partisi» mertebesini verdikten ve halk iktidarı dışında halkın «hayati ve acil taleplerini gerçekleştirecek» bir iktidar hayal ettikten sonra niye olmasın? Halkın Kurtuluşu, bugün açıkça «CHP'yi destekliyorum» demekten korkmakta, fakat bunun yerini yapmaktadır. Yaydığı fikirler ise, reformculuktan başka bir şey değildir.

Grev Hareketini «Her Derde Deva» Sanan Ekonomistler

Halkın Kurtuluşu'nun grev hareketiyle birlikte yükselen ateşi düşünce, bir hafta önce atılan «Demokratik halk İktidarı» şiarının altından çıkan çapanoğlu işte budur!

Lenin, aynı ateşli hastalığa kapılanlar için şöyle yazmıştı:

«'Struveciler' ve 'ekonomistler', kapitalizmin ilerici niteliğinden, onun kaçınılmazlığından ve Rusya'da mutlaka zafere ulaşacağı gerçeğinden, kimi zaman onu sonuna kadar savunan sonuçlar (sermayeye tapma, onunla barışma ve mücadele edecek yerde onu göklere çıkarma); kimi zaman siyaset dışı sonuçlar (yani siyasetin inkarı ya da siyasetin öne-minin, genel siyasi sarsıntıların ihtimal dahilinde olduğunun reddi; tam 'ekonomistlere' özgü bir hata); kimi zaman ise grev hareketini her yerde devam ettirerek doğrudan doğruya 'grevcilik' ('genel grev') sonucunu çıkardılar. Bunun sonuncusu, hareketin diğer biçimlerini unutturacak ve görmezlikten gelecek kadar ileri götürülmüş ve bir tek grev yöntemiyle, sadece ve sadece grev sayesinde kapitalizmden onun yenilgisine dolaysız bir 'sıçrama' yapmıştı.» [Altını biz çizdik]

Halkın Kurtuluşu, yalnız bu olayda değil, sık sık ekonomistlerin hatasına düşüyor. Proleter devrimci siyasetin rolünü inkar ediyor ve kendiliğindenciliğin hayranı olarak ortaya çıkıyor. Son olayda ise, grev hareketini «her derde deva» sanarak, genel grev yoluyla demokratik halk iktidarının kurulmasını mümkün gördü ve «MC YIKILMALI, HALKIN DEMOKRATİK İKTİDARI KURULMALIDIR» şiarını ileri sürdü. «Eğer» bu gerçekleşmez ve MC'nin yerini «yeni bir hakim sınıf iktidarı alırsa» demokrasi aldatmacalarına inanılmaması konusunda halk yığınlarını uyardı. Halkın Kurtuluşu'nun bu çok yönlü bakış açısı karşısında hayranlık duymamak elde değil!

Bütün bu yazılanlardan bir hafta sonra Halkın Kurtuluşu, her zamanki «hem suçlu, hem güçlü» tavrıyla proleter devrimci tutumu eleştirmeye başladı. Grev hareketi sırasında «Devrimci işçi-köylü iktidarı» şiarını atmamak reformculukmuş vb. vb. Bu arada bir hafta önceki tutum da bir Zati Sungur numarasıyla yok edildi! Halkın Kurtu-luşu güncel bir mücadele çağrısı olarak «Demokratik halk iktidarı» şiarıyla demokratik halk iktidarının propagandası arasındaki farkı el çabukluğu ile ortadan kaldırarak bu sihirbazlığı da yaptı.

HALKIN SESİ, onları niçin eleştirmişti? Demokratik halk iktidarının propagandasını yaptıkları için mi? «Halkın demokratik iktidarı» şiarını, bir propaganda şiarı olarak ileri sürdükleri için mi? Elbetteki hayır. Çünkü HALKIN SESİ, bunu her sayısında yapıyor ve özet olarak bundan başka bir şey de yapmıyor.

HALKIN SESİ şöyle yazıyordu:

«İşçi sınıfının devrimci bir önderlik olmadan 'büyük zaferler' kazanacağı şeklindeki kendiliğindenci ve maceracı görüşleri de yıkmalıyız. Proletaryanın siyası bakımdan örgütsüz olduğu şartlarda gelişen kendiliğinden mücadelenin karşısına 'Demokratik halk iktidarı' şiarıyla çıkan Halkın Kurtuluşu, kolay devrim hayalini yapmaktan ve başıbozukluğu desteklemekten başka bir şey yapmıyor. DİSK yönetimine güvenen ve mücadelenin devam etmesi için ona bel bağlayan, proletaryanın devrimci önderliğini reddeden bu görüşler de devrimci saflardan temizlenmelidir.» (HALKIN SESİ, 28 Eylül 1976, Sayı 76, s. 3)

Halkın Kurtuluşu, bir hafta içinde hatası ortaya çıkınca, hatasını örtbas etmek yerine açıkça ortaya koymalı ve kitleleri eğitmeliydi. Şöyle demeliydi: «Eski hastalığım olan kendiliğindencilik ve ekonomizm, grev hareketiyle yeniden depreşti. Grev hareketini her derde deva sandım ve bu hareketle halk iktidarı kurulabileceğini dahi hayal ettim. Bu tutumum, gene eskiden beri proletarya partisini, dolayısıyla proletarya önderliğini reddetmeme sıkı sıkıya bağlıdır. Bütün bunlardan kurtulmak için revizyonizm ve sosyal-emperyalizmle uzlaşma çizgisine karşı mücadele açıyoruz.»

Revizyonizm: Halkın Kurtuluşu'nun «Korkak» Müttefiki

Halkın Kurtuluşu, bunları söylemediği gibi hatalı tutumunu daha da derinleştirdi.

Karşısına «demokratik halk iktidarı» için harekete geçme çağrısıyla çıktığı grev hareketini revizyonistlerin başlattığını şöyle yazdı:

«Başlattıkları grevi sözde bile savunma cesaretini göstermeyen revizyonist hainler, ortadan kaçtılar.» (Halkın Kurtuluşu, 27 Eylül 1976, Sayı 24, başyazı)

Görüyor musunuz şu revizyonist hainleri, «ortadan kaçmasalardı» Halkın Kurtuluşu'nun «ulusal demokratik halk devrimi» ne güzel gerçekleşecekti.!?
Bu ne biçim devrimci tutumdur? Revizyonistlerin «başlattığını» söylediği grev hareketinin karşısına hiç bir önemli örgütlenmesi ve gücü olmaksızın «Halk İktidarı» şiarıyla çıkıyor.

Bu ne biçim revizyonizme karşı mücadeledir? Revizyonistlerden grevi «savunma cesareti göstermedikleri» ve «ortaklıktan kaçtıkları» için yakınıyor.

Halkın Kurtuluşu, revizyonizmi şöyle eleştiriyor:

«Bu yüzden onlar, kendi sosyal-faşist diktatörlükleri yolunda atacakları adımları bile ödlekçe ve korkakça atıyorlar... Aslında bu revizyonist hainler her zaman olduğu gibi zoru görünce hemen teslim bayrağını çektiler.» (Aynı başyazı)

Bu anlayış Halkın Kurtuluşu'nun DİSK yönetiminin peşinden genel grevi benimsediği 18. sayısında şöyle dile getiriliyordu:

«Devrimcilerin önemle dikkat etmesi gereken husus, revizyonistlerin ve reformistlerin bir genel grev hareketini kendi siyasi amaçlarına tabi kılmaya çalışacakları, tıpkı 15-16 Hazirandaki gibi, zoru görünce mücadele alanını terk edip burjuvaziye sığınacaklarıdır.»
Altını biz çizdik! (Halkın Kurtuluşu. Savı 18, basvazı)

Halkın Kurtuluşu'nun görüşlerini toparladığımız zaman şu tezlerle karşılaşıyoruz:

1. Revizyonistler, «sosyal-faşist diktatörlük yolunda adım atmak» için grev «başlattılar».
2. Biz revizyonistlerin «başlattığı» bu grevi «MC iktidarı yıkılmalı, halkın demokratik iktidarı kurulmalıdır» şiarı ile destekliyoruz. Eğer göl maya tutarsa, bu gerçekleşir. Yok eğer MC iktidarının yerini «yeni bir hakim sınıf iktidarı alırsa», sakın o zaman demokrasi gerçekleşti sanmayın!
3. Şu hain revizyonistler «kendi sosyal-faşist diktatörlükleri yolunda atacakları adımları bile ödlekçe ve korkakça atıyorlar... her zaman olduğu gibi zoru görünce hemen teslim bayrağını çekiyorlar». Revizyonistler, «zoru görünce mücadele alanını terk edip burjuvaziye sığınıyorlar».

Halkın Kurtuluşu daha revizyonizmin mahiyetini bile kavramamıştır. O revizyonizmin en tehlikeli emperyalizm tarafından desteklenen işbirlikçi büyük burjuva karakterinin farkında bile değildir. Revizyonizmi korkak ve ödlek olduğu için eleştirmekte, onun sosyal-emperyalizmin iş-birlikçiliğinden gelen gaddar ve zorba karakterini görememektedir. Halkın Kurtuluşu, revizyonistlerin hakim sınıflardan «korktuğunu» söylüyor. Revizyonistler, «hakim sınıflardan» korkmuyor, İŞÇİ SINIFINDAN VE HALKTAN KORKUYOR. Çünkü revizyonizm, hakim sınıflar içinde, en tehlikeli emperyalizmin uşağı olan, en gerici siyasi akımdır. Halkın Kurtuluşu revizyonizmi hâlâ sosyalizmin bir çeşidi» sanmakta, onun «lafta sosyalist, gerçekte faşist» niteliğini anlamamaktadır. Halkın Kurtuluşu'na göre. revizyonistler «mücadele alanındadır», fakat onlar «zoru görünce burjuvaziye sığınan» korkak «proleterler»dir.

Halkın Kurtuluşu, revizyonistlere «ödlek» davrandılar diye kızıyor. Çünkü Halkın Kurtuluşu'nun «ulusal demokratik halk devrimi» dediği şey, aslında revizyonistlerle ittifak halinde gerçekleştirilecektir. En son fırsatın kaçması da, tamamen revizyonistlerin «ödlekliği» ve «zoru görünce teslim olmaları» yüzünden olmuştur. Halkın Kurtuluşu, korkak davrandıkları ve teslim oldukları için müttefiklerini eleştiriyor. Ne gam, o müttefikler «sosyal-faşist diktatörlük yolunda adım atıyor» olsalar da! Yürüyün ey revizyonistler, bu ne korkaklık, cesaretle yürüyün! Halkın Kurtuluşu'nun «ulusal demokratik halk devrimi» sizin desteğiniz olmadan nasıl gerçekleşecek?

Nasıl olsa baş düşman Amerikancı hakim sınıflar değil mi? Bu baş düşmana karşı Halkın Kurtuluşu da revizyonistlerle aynı safta «korkak ve ödlek olmayan» adımlar atabilir ve «Demokratik halk iktidarı» şiarını öne sürebilir! Nasıl olsa Halkın Kurtuluşu için ikisi arasında çok önemli bir fark yok, ha «sosyal-faşist diktatörlük», ha «demokratik halk iktidarı»? Birisi işçi sınıfının korkak mücadelesinin sonucu, diğeri cesur mücadelesinin! Hele şu yerli hakim sınıfları devirelim, sonra da «korkak dostlarımız» olan Sovyetler Birliği ve revizyonistlerle hesaplaşırız. İşte Halkın Kurtuluşu'nun parlak «devrim» stratejisinin özeti budur ve bu strateji sosyal-emperyalizmin hegemonyası ile revizyonistlerin sosyal-faşist diktatörlüğünden başka bir şeye hizmet etmez.

Revizyonistlerin «Sosyalist Devrim» Tezinin Yankıları

Görüldüğü gibi «devrimci işçi-köylü iktidarı» şiarları atmak, gerçekten böyle bir iktidar uğruna mücadele etmeye yetmiyor. Tayin edici olan, devrim stratejisinin ve siyasetlerin doğruluğudur. Revizyonistler, iktidar şiarı konusunda Halkın Kurtuluşu'ndan da «ileridirler. Onlar, Halkın Kurtuluşu'nun gönülsüz söylediği «köylü»yü de bir kenara atıyor ve «işçi iktidarı» diye her gün kırk defa bağırıyorlar.

Yeri gelmişken şu noktaya da değinelim. Halkın Kurtuluşu'nun devrimimizin bugünkü aşamasında «Halk iktidarı» değil de, sık sık «İşçi-köylü iktidarı» şiarını ileri sürmesi de bir türlü kurtulamadığı revizyonist etkilerin sonucudur. Bugün Türkiye'de 25 milyon köylü ve 3 milyon kadar işçi yaşıyor. Bunlar dışında 10 milyondan fazla emekçi vardır. Devrimin hedefi, emperyalistleri, sosyal-emperyalistleri, büyük burjuvazi ve toprak ağalarını yıkmak ve proletarya önderliğinde, işçi-köylü ittifakı temelinde halkın devrimci iktidarını kurmaktır. Bu nedenle Halkın Kurtuluşu başlığının altında yazılı olan «İşçilerin, Köylülerin Bağımsız ve Demokratik Türkiyesi İçin İleri» şiarı da hatalıdır. Bağımsız ve demokratik Türkiye, yalnız 28 milyon işçi ve köylünün değil, bir avuç toprak ağası ve işbirlikçi burjuva dışındaki 40 milyonluk halkın ülkesi olacaktır. Arkadaşlar, Mao Zedung yoldaşın «Yeni Demokrasi» ve «Halkın Demokratik Diktatörlüğü» adlı yazılarını bir kez daha incelemelidir.

Lenin'in demokratik devrim dönemindeki tutumu da açıktır:

«... Çarlık üzerinde kesin bir zafer elde edebilecek tek güç ancak halk olabilir, yani eğer sadece esas büyük güçler ele alınacak ve köy ile şehir küçük burjuvazisi (o da 'halk'tır) bu güçler arasına konacak olursa proletarya ve köylülük.»

Gene Lenin şöyle demektedir:

«Bizim programımızın demokratik kısmı ... doğrudan doğruya halkın tümüne hitap eder; orda 'halk'" tan söz etmemizin nedeni budur.»

Eğer Halkın Kurtuluşu «İşçi-köylü iktidarı» şiarını bir dikkatsizlik sonucu ileri sürseydi, bunun üzerinde durmaya gerek yoktu. Ne var ki Halkın Kurtuluşu'nun birçok görüşü, dönüp dolaşıp Boran revizyonizminin «sosyalist devrim» tezine varmaktadır. Türkiye'nin «kapitalist» bir ülke olduğunun ileri sürülmesi, faşizme karşı mücadelenin toprak devrimi temeline dayandırılmaması, grev hareketi karşısında kendiliğindenci hayranlık ve ekonomizm, emperyalizme karşı mücadelenin geri plana itilmesi vb.; bütün bunlar birbirine sımsıkı bağlıdır. Son olarak Troçkizmin genel grev yoluyla iktidarı ele geçirme görüşünün de savunulması, hepsinin üzerine tüy dikmiştir.

Son Grev Hareketini Revizyonistler Başlatmadı Onlar Önleyemedikleri Mücadeleyi Ezdirebildiler

Halkın Kurtuluşu'nun strateji, siyaset ve tahlilleri, Marksizm ile revizyonizmin yamalı bir bohça içinde birleştirilmesini dile getiriyor. Son grev hareketi, bu gerçeği bir defa daha ortaya koydu.
Her şeyden önce şunu belirtmeliyiz. Son grev hareketini, Halkın Kurtuluşu'nun ileri sürdüğü gibi «revizyonistler başlatmış» değildir.

Revizyonistlerin son grev hareketindeki rolünü HALKIN SESİ çeşitli sayılarında şöyle tahlil etti:

«Tabandaki işçi eyleme geçmiştir... DİSK yöneticileri bastıramadıkları işçi eylemini mümkün olduğu kadar engellemeye çalışıyorlar.» (HALKIN SESİ, Sayı 75, başyazı)

«DİSK yönetimi mücadeleyi bastırmakta MC iktidarına ve patronlara başından beri yardımcı oldular. DİSK yönetiminin grev kırıcı tutumunun sorumlusu revizyonist Ertürk-Meriç kliğidir. ... Onlar işçi sınıfının mücadele birikimini gördüler ve bu birikimin boşa akması için 'Genel Yas' maskaralığını ortaya attılar.» (HALKIN SESİ, 24 Eylül 1976, Özel Sayı)

«Revizyonistler, işçi sınıfının elini kolunu bağlamak ve mücadelesini engellemek için eşi görülmemiş soytarılıklar icat ettiler. Şartların birçok bakımdan elverişli olduğu bir ortamda, işçi sınıfının birikimini yok etmek ve mücadelesini ezdirmek için ellerinden geleni yaptılar. ... Revizyonist klik, işçi sınıfının mücadelesini önleyemeyeceğini görünce, bu mücadeleyi hükümete ezdirtme yolunu seçti.» (HAL KIN SESİ, Sayı 76)

«Revizyonistlerin mücadelemize önderlik etmelerini beklemek büyük bir hatadır. Onlar, mücadeleye önderlik etmez. Onlar mücadeleyi kırar.» (HALKIN SESİ, «İşçi Dayanışması», Özel Sayı)

Revizyonistler, DİSK aracılığıyla işçi sınıfı üzerinde belli bir denetime sahiptirler ve son grev hareketini de hükümetle birlikte durdurabildiler. Burası bir gerçektir. Fakat bu gerçek, revizyonistlerin işçi sınıfı üzerindeki etkinliklerinin karşı-devrimci nitelikte olduğunu göstermektedir. Yoksa Halkın Kurtuluşu'nun ileri sürdüğü gibi mü-cadeleyi revizyonistler başlatmadı. Revizyonistler, başlamasını önleyemedikleri mücadeleyi bastırabildiler.

Halkın Kurtuluşu'na şunu da sormak gerekir: «Revizyonistlerin sosyal-faşist diktatörlük yolunda» ilerlemek için «başlattıklarını» söylediğiniz bir grev hareketini, nasıl oluyor da, «muazzam önemde etkiler yaratacak tarihi bir olay», «işçi sınıfının mücadelesinde bir dönüm noktası» ve «yeni bir aşamanın başlangıcı» olarak görüyorsunuz? Bu görüşleriniz, sizin revizyonizmi sınıf düşmanı olarak değil, «korkak müttefik» olarak görmenizin başka bir ifadesidir. Bu görüşleri savunmakta ısrar ederseniz, en sonunda ancak «cesur» bir revizyonist olabilirsiniz.

Aslında Halkın Kurtuluşu'nun her iki görüşü de yanlıştır. Son grev hareketini «revizyonistler başlatmadığı» gibi, bu hareket muazzam öneme vb. sahip değildir. Son grev hareketi, işçi sınıfının kendiliğinden bir hareketidir. MC iktidarına darbe indirmiş, revizyonizmin maskesini düşürmüş ve proleter devrimci hareketin güç toplamasına hizmet etmiştir. Gene bu hareket, proleter devrimcilerin «Tüm çalışanların grevi» şiarının ne kadar yerinde olduğunu, böyle bir genel grev için objektif şartların elverişli olduğunu göstermiştir.

Son grev hareketi, Halkın Kurtuluşu'nun reformcu görüşlerinin bir kez daha su yüzüne vurmasına sebep oldu. Halkın Kurtuluşu'nun kökü geçmişte olan bu reformcu tutumu, ister istemez revizyonizmle uzlaşmaktadır. Halkın Kurtuluşu, hangi rüzgardan kaçarsa kaçsın, eninde sonunda reformculuk, kendiliğindencilik ve ekonomizm rüzgarına kapılmaktadır. Bu, onun esas olarak sağ hatalara düşmesine yol açmaktadır. Halkın Kurtuluşu, çok yazıyor ve o kadar da çok hata yapıyor. Her sayfaları, her yazıları sayısız hatalarla doludur. Bütün proleter devrimcilerin bu arkadaşlardan beklediği şey, bilinçlerinin temeline yerleşmiş olan burjuva ideolojisini kökünden temizlemek amacıyla açık ve kararlı bir mücadeleye girişmeleridir. Bu mücadele, sosyal-emperyalizm ve revizyonizmle uzlaşma şeklinde kendini gösteren temel hata üzerinde yoğunlaş-malıdır.

Kaynakça
Kitap: DOĞRU EYLEM NEDİR?
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir