Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hedefi Daraltmalı Haklı Bir Zeminde Mücadele Etmeliyiz

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Hedefi Daraltmalı Haklı Bir Zeminde Mücadele Etmeliyiz

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 13:20

HEDEFİ DARALTMALI HAKLI BİR ZEMİN ÜZERİNDE MÜCADELE ETMELİYİZ

'Hiç değilse gürültü koparalım': işte olayların girdabına yakalanmış ve ne teorik ilkeleri, ne de sosyal kökleri bulunan devrimci düşüncel. birçok kimsenin sloganı budur.
LENİN

Türkeş'in faşist komandoları, MC hükümetinin kurulmasıyla birlikte giriştikleri planı uygulamaya devam ediyorlar. Polisin desteklediği faşist komando örgütleri, belli hedefler tespit etmekte, saldırı için faşist sahtekarlığı tek yöntem olarak alan bir propaganda yürütmekte, kuvvetlerini bir noktaya yığmakta ve uygun anda saldırıya geçmektedir.

Gençlik içinde yürütülen hareketin aynısına işçi sınıfı içinde de başlanmıştır.
Faşist saldırganların giriştiği hareketler, birçok yerde başarıya ulaşmıştır. Birçok yüksek okul ve fakülte bir avuç Ülkü Ocaklı komandonun işgali altındadır. Hükümetin ve polisin desteklediği zorbalık güçleri, bu okullarda geniş öğrenci kitlesini terörle baskı altına alabilmiştir.

Bugün faşist bir iktidarın yönetimde olduğunu ve devletin güçlerine kumanda ettiğini düşünürsek, bu durum biraz da olağan karşılanabilir. Fakat faşistlerin başarısının esas sebebi, faşizme karşı mücadelede doğru bir siyaset izlenmemesidir.

Bugüne kadar faşizme karşı mücadeleyi baltalayan, faşizme teslimiyeti körükleyen revizyonist etkiler üzerinde durduk. Faşist saldırıların «barışçı» bir tutumla yumuşatılabileceği yolundaki anlayışları da eleştirdik. Esas tehlikeli olan eğilim bu olmakla beraber, bir de devrimcilerin yaptığı hatalar vardır. Gençlik mücadelesine esas olarak devrimci gençlerin önderlik ettiği düşünülürse, bu hataların açtığı zararın önemi daha iyi kavranmış olacaktır.

Gençlik içinde faşizme karşı mücadele, bir avuç komando dışındaki en geniş çoğunluğu birleştiren bir temel üzerinde yürütülmedi. Gençliğin en ileri kesimleri, sürekli olarak bütün gençliğin istek ve ihtiyaçları yerine kendi isteklerini geçirdiler. Bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkan şiarlar, geniş gençlik kitlesini değil, onun içindeki uyanık kesimleri birleştiren şiarlar oldu. Bu yüzden faşist saldırılar karşısında, geniş gençlik kitlesi pasif bir duruma itildi. Faşist komandolar, birçok yerde devrimcilerin işledikleri hatalardan yararlanarak bu kitleyi belli ölçülerde tarafsızlaştırabildiler.

Ülkü Ocaklı komandoların bugünlerde astığı bir afişi hepimiz okuyoruz. Üzerinde «Okumak İstiyoruz» yazıyor. İmza «Ülkücü ODTÜ Öğrencileri». Aslında devrimcilerin savunması gereken bir slogana faşist sahtekarlar sahip çıkmaktadır. Bugün okullarda can güvenliği ve okuma özgürlüğünü ortadan kaldıranlar, bizzat faşist saldırganlardır. Bütün öğrenci kitlesi onların saldırılarına hedef olmaktadır. Gençlik içindeki çatışma ve huzursuzluğun tek kaynağı, Türkeş'in bozkurtlarıdır. Gelin görün ki, bu saldırganlara karşı bütün gençliği birleştirecek olan «Okumak istiyoruz» sloganını kendilerine şiar edinenler gene bu saldırganlardır. Bazı devrimci arkadaşlarımız ise, okul duvarlarına «Tek Yol Devrim», «Kurtuluşa Kadar Savaş» yazıyorlar.

Şüphesiz bu ve benzeri şiarlar «sol» çocukluk hastalıklarını yansıtmaktadır. Eğer devrimi yapacak olan kitlelerin devrime inanmasını istiyorsak, onların bugünkü durumuna, bugünkü temel isteklerine uygun şiarlar tespit etmeliyiz. Kendi kafamızdaki isteklerden değil, geniş çoğunluk açısından hareket etmeliyiz. Faşizme karşı, faşist olmayan her genci birleştirecek ve bütün halkın desteğini sağlayacak şiarlar bulmalıyız. Eğer halkı seferber etmek, onu mücadele eden aktif bir güç haline getirmek istiyorsak, doğru eylem şiarları bulmalıyız. Teori, eylem şiarı olamaz. Eylem şiarı, en geniş kitlenin ihtiyaçlarından hareketle tespit edilebilir. Devrimci fikirlerimizi ise, dergiler, kitaplar çıkararak, konferanslar, toplantılar düzenleyerek yayabiliriz.

İkinci bir nokta haklı bir zemin üzerinde mücadele etmek meselesidir. Bazı arkadaşlar gazetelere demeçler vererek, okullardaki çatışmaları devrime kadar sürdüreceklerini, bunun bir «sınıf mücadelesi» olduğunu ve kurtuluş için verildiğini vb. söylediler. Bu arkadaşların bu demeçleri, faşist saldırganların huzursuzluğun tek kaynağı olduğunu örtbas etmekten ve faşist yalan dolana gerekçe olmaktan başka neye yaramıştır? Öğrenci gençlik, haklı olarak öğrenim özgürlüğü ve demokratik bir eğitim istemektedir. Bu, bütün gençliği birleştiren haklı bir istektir. Hiç kimse bu isteğin karşısına açıkça çıkamaz. Fakat demokratik eğitim, özgürlük ve can güvenliği için yaptığımız mücadeleyi daima haklı bir zemin üzerinde yürütmeliyiz. Mücadelemizin yalnız hedefleri değil biçimi ve yöntemleri de en geniş çoğunluk tarafından haklı görülmelidir. Belli bir mücadele biçimi veya yönteminin haklı olduğuna yalnız bizim inanmamız yetmez. Önderi olduğumuz kitle de, bu biçim ve yöntemin uygulanmasını yerinde ve doğru bulmalıdır ki, bizi izlesin. Ayrıca geniş halk yığınları, bu biçimi uygulamada bizi haklı bulmalıdır ki, desteklesin.

Faşist saldırılar karşısında kendini savunan gençlik daima haklı görülmüştür. İnsanın kendi canını ve vücut bütünlüğünü savunması kadar haklı bir şey olamaz. Fakat bu meşru savunma zemininden ayrılarak, sağa sola bomba atılması geniş yığınları tarafsızlaştırmaktan ve bizi kitlelerden koparmaktan başka bir şeye hizmet etmemektedir. Bütün davranışlarımız ve mücadele biçimlerimiz, faşist saldırganı halk yığınları önünde açığa çıkarmalıdır. Bireyci terör yöntemleri, geniş kitleler açısından pasifizm getirmekten başka bir şeye yaramamaktadır. Faşizme karşı aktif mücadele, bireyci terör değildir. Maceracılık başka şeydir, kitlelerin aktif mücadelesi başka bir şey.

Gençlik mücadelesi, hedefi daraltmaya da büyük önem vermelidir. Bugün Ülkü Ocaklı saldırganların zorba yüzleri açığa çıkmıştır. Geniş yığınlar onlardan nefret etmektedir. Ülkü Ocaklı komandolar, bir avuçluk faşist bir çetenin halk düşmanı menfaatlerini temsil ettikleri için gözü dönmüş bir şekilde kendilerinden olmayan herkese saldırmaktadır. Bu, faşizmin dayandığı dar zümre çıkarlarının doğal sonucudur. Bugün komandolar, hükümet ortakları MSP'ye bağlı gençlere dahi zorbalık yapıyorlar. Faşistler kendilerinden olmayan herkesi düşman görürler. Devrimciler ise, faşistlerle birleşmeyen herkesle barış içinde olmalıdırlar. Oysa birçok devrimci gençte, devrimci olmayanlarla dostluğu hor gören bir anlayış vardır. Bu yüzden sosyal-demokrat gençlerle veya hiç bir siyasi fikri olmayan sıradan gençlerle gereksiz sürtüşmelere gidildiği sık sık görülmüştür. Unutmayalım ki, gençlik bütünü itibarıyla yurtsever ve ilerici bir nitelik taşımaktadır.

Eğer biz bir avuç saldırgan faşist dışında, gençlik kitlesinin bütünü ile birleşemiyor ve dostluk kuramıyor isek, siyasetlerimizde ve davranışlarımızda bazı hatalar var demektir.

Bugün faşist saldırganlar koyu bir yalnızlık içine düşmüşlerdir. Büyük burjuvazi içinde dahi, Ülkü Ocaklıların saldırganlığına karşı sesler çıkmaya başlamıştır. Onları en yakın dostları dahi koruyamaz duruma gelmişlerdir. Devrimciler bu elverişli şartları dikkatle değerlendirmelidir. Eğer biz en geniş çoğunlukla birleşen akıllı bir siya-set izlersek, «aşırı uçlar arasındaki çatışma» edebiyatı da etkisini tamamen yitirecektir.

Bu akıllı siyasetin esasları nelerdir?

Faşist komandoların saldırılarına en geniş kitleye dayanarak aktif bir şekilde karşı koymalıyız.
En geniş gençlik kitlesini birleştiren şiarlar ileri sürmeli, can güvenliği ve okuma özgürlüğünü savunmalıyız.
Mücadelemizi en geniş çoğunluğun kabul ettiği haklı bir zemin üzerinde yürütmeliyiz, meşru savunma çizgisini izlemeliyiz.
Hedefi daraltmalı ve bütün gençlik içinde düşüncelere saygı temelinde sağlam bir dostluk kurulması için çalışmalıyız.

Kaynakça
Kitap: DOĞRU EYLEM NEDİR?
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir