Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Niçin "Olağanüstü Yetki"

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Niçin "Olağanüstü Yetki"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 04:20

NİÇİN «OLAĞANÜSTÜ YETKİ»

Ecevit hükümeti, anarşi meselesini çözmek için olağanüstü yetkiler peşinde. Büyük burjuva basını bunun adını «sivil sıkıyönetim» koydu. Hakim sınıfların çeşitli parti ve kesimleri hep bir ağızdan baskı tedbirleri istiyor.

Bugün Türkiye'nin ekonomik manzarası nedir?

İşsizliğin hızla artması, yokluk, darlık, pahalılık, kara-borsa, işçi ücretlerine dikilen gözler, emekçi halk içinde artan yoksullaşma.
Bu manzara karşısında bir hükümet için iki yol olabilir. Birincisi halkı seferber ederek, emperyalizme, işbirlikçi burjuvaziye ve toprak ağalarına karşı mücadele açmak ve bunlara baskı uygulamak. İkincisi emperyalistlerle, işbirlikçi burjuvazi ve toprak ağalarıyla birleşerek halkı ezmek.
Ecevit, şimdi bu ikinci politikayı artık herkesin göre-bileceği şekilde benimsemektedir. İşçi ücretlerini fiyat artışlarının altında tutmayı kafasına koyan bir hükümet başka ne yapabilirdi? IMF'nin dayattığı şartlara boyun eğen, Sovyet sosyal-emperyalistlerine avuç açan bir hükümet başka nasıl bir politika izleyebilirdi?

«Özgürlük» ve «ak günler» derken, Ecevit döndü dolaştı ve Demirel'in bulunduğu yere geldi: Olağanüstü yetkiler ve baskı tedbirleri.

Lockheed rüşvetçileri, 1 Mayıs katliamının düzenleyicileri, Doğan Öz'ü öldürenler, Server Tanilli'ye suikast düzenleyenler, Sirkeci ve Yeşilköy'de sabotaj yapanlar, İstanbul Üniversitesinin kapısında yedi öğrenciyi, Ümraniye'de beş işçiyi katledenler niçin bulunamıyor ve niçin mesleklerini icra etmeye devam edebiliyorlar? Hükümet olağanüstü yetkilere sahip olmadığı ve sıkıyönetim uygulamadığı için mi?

Cinayet şebekelerinin yok edilmesi için öyle olağanüstü yetkilere ve baskı tedbirlerine gerek yok. Bunlar hükümetin yanıbaşında, çeşitli devlet kurumlarının içinde cirit atıyorlar. Hadi diyelim ki, katilleri araştırmak ve ortaya çıkarmak için biraz zahmet gerekiyor. TİKP kurucusu Mehmet Çetin'i Demirciler köyünde herkesin gözü önünde namluyu kafasına dayayarak öldüren jandarma çavuşu Hüseyin Tosun'u araştırmak için zahmete bile gerek yok. Katil aynı yerde jandarma çavuşluğuna ve zulme devam ediyor. Aslında hükümet katillerin ve canilerin üzerine gitmek niyetinde değil. Niyeti olsa, 12 Mart'ın işkencecilerini, birçok kanlı tertibin sorumlularını terfi ettirir mi, POL-DER'i kapatmaya kalkar mı?

Üstelik cinayet şebekeleri, bulundukları mevkilere 12 Mart ve sonraki dönemin «olağanüstü tedbirleri» ile geldiler. Yeni olağanüstü yetkiler, aslında bunların eline verilecektir. Cinayet ve tertiplerine daha yetkili olarak devam etsinler diye.

Hükümeti işsizliğin artışı düşündürüyor, ücretleri bastırma kararı nasıl uygulanacak? Bu da ayrı bir mesele. Baksanıza Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan bu politika yeni bir grev dalgasını çağırıyor. Sonra Doğu meselesi var. Yüzyılların baskısı ve zulmünü devam ettirmek kolay değil.
En son Ceylanpınar'ın tarım işçileri üzerine yollanan tanklar ve askeri birlikler gerçeği apaçık ortaya serdi.

Hükümetin cinayet şebekeleri ile tertipçilerle, iki süper devletin ajan şebekeleri ve yıkıcı faaliyetleriyle alıp veremediği bir şey yok. Hükümetin meselesi, Ceylanpınar işçisiyle, topraksız köylüyle, özgürlük isteyen öğrenci ile, hayat pahalılığı altında ezilen halkla ve milli baskıya yeter diyen Doğulu ile.
Olağanüstü yetkiler de, «sivil sıkıyönetim» de hep bunun için isteniyor.

Oysa Türkiye'deki anarşiye son vermenin tek bir yolu vardır: İki süper devletin yıkıcı faaliyetleri ile mücadele, cinayet şebekelerinin üzerine gitmek, devlet organlarını bunlardan temizlemek, Kontrgerillayı ve MİT'i dağıtmak, 141-142. maddeleri kaldırmak, halkın dernek kurma, toplanma, yürüyüş vb. bütün özgürlüklerini gerçekleştirmek.

İşte 12 Mart'ın tecrübesi, işte yıllardır Türkiye'de uygulanan «sivil sıkıyönetim»! Hangisi anarşi meselesini çözdü?
İki süper devletin ajanlarına, katillere ve cinayet şebekelerine baskı, halka özgürlük, işte tek çözüm budur!

Kaynakça
Kitap: ANARŞİNİN KAYNAĞI VE DEVRİMCİ SİYASET
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron