1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Halkın Mezarlığa Değil Özgürlüğe İhtiyaci Var

MesajGönderilme zamanı: 20 Nis 2011, 04:12
gönderen TurkmenCopur
HALKIN MEZARLIĞA DEĞİL ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACI VAR

Ellerinden gelse, Türkiye'de insan oturan her yeri mezarlık haline getirecekler.

Duvar yazılarında en çok geçen kelimelerden biri de mezar:

«Falanca mahalleyi komünistlere mezar yapacağız».
«Filanca mahalleyi faşistlere mezar yapacağız».
«Şu okulu komünistlere mezar yapacağız».
«Öteki okulu faşistlere mezar yapacağız».

Çocukken başka mahallelerin çocuklarıyla taş kavgaları yapardık. Halkı bölerek ayakta duran emperyalizm ve gericilik küçük kafalarımıza bu mahalle kavgalarından başka ne sokabilirdi ki. Hepsi birbirine benzeyen çocuklar, ilerde aynı kaderi paylaşacak yaramazlar birbirlerinin kafasını gözünü yarıp dururlardı. Karşı mahalle sizden daha çok zayiat verdiyse zafer sizin demekti.

Bugün bu mahalle kavgaları büyüklere de bulaştı. Eskiden Gedikpaşalı kabadayılarla Üsküdarlı külhanbeyler arasındaki kanlı kavgalar, bugün gençliğin bir kesimini sarmış bulunuyor. İşin kötüsü, bunun adına «sınıf mücadelesi» diyenler de var.

Gençliğin emperyalizme ve faşizme karşı savaşması, ülkenin geleceği için her zaman bir güven kaynağı, bir umut kaynağıdır. Türkiye tarihi bu mücadelelerin çok güçlü örnekleriyle doludur. 1960'ın 28-29 Nisanları, Amerikan emperyalizmine karşı gençlik hareketleri, gençliğin, köylü kitleleriyle birlikte verdiği mücadeleler ve son yıllardaki kitle eylemleri Türkiye halkının bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine güçlü katkılarda bulundu.
Ne var ki, bugün maceracıların «sınıf mücadelesi» adı altında gençliği parçalayan eylemleri, devrimci eylemlerin tam tersi bir rol oynuyor ve taşızmı güçlendiriyor.

Ülkü Ocaklıların her önüne geleni düşman görmelerinde ve her yanı mezar yapma iddialarında anlaşılmayacak bir şey yoktur. Bu tutum, onların hizmet ettikleri sınıfların karakterinden ileri geliyor. Bir avuç emperyalist uşağı ve azgın gerici için, kendisi dışında bütün halk düşmandır.
Devrimcilerin bakış açısı ise, bunun tam tersidir. Bir avuç emperyalist uşağı ve gerici dışındaki herkes, yani 45 milyonluk halk devriminin dostudur. Emperyalist ve gerici ideolojilerin baskısı altındaki her insan, bir devrimci için yarın aynı saflarda omuz omuza savaşacağı bir arkadaştır.
Devrimci düşünceler, ilk başta daima küçük bir azınlık tarafından benimsenir. Bu ilk uyananlar, yani mücadelenin öncüleri, eğer kendi görüşlerinde olmayan herkesin üstüne «seni mezara gömeceğim» diye giderlerse, devrimi başarabilirler mi? Buna imkan yoktur.
Devrimci, bütün halka mezar değil, özgürlük vadederek, bugün hangi görüşte olursa olsun, bütün halkın menfaatlerini savunarak saflarını genişletir ve düşmanı tecrit eder. «Yurtlarda yalnız benim kafadarlarım yatabilir, okullara yalnız benim düşüncemde olanlar girebilir» diyen adam, kendisine «devrimci» adını verse de hala esas olarak faşist ideolojinin etkisinden kurtulmuş değildir.

Devrim yalnız devrimci olan yoksul köylülere değil, bütün yoksul köylülere toprak dağıtacaktır. Ülkü Ocakları na kayıt yaptırmış köylü de toprağa ve hürriyete kavuşacaktır.

Devrim, yalnız devrimci olanlara değil, herkese iş sağlayacaktır. Tabii Ülkü Ocaklılara da.
Devrim, bütün halka hürriyet getirecektir. Ülkü Ocaklarına yazılmış halktan insanlar da, gerçek özgürlüğü o zaman tanıyacaklar.
Aynı şekilde devrim, bütün öğrencileri öğrenim öz-gürlüğüne ve can güvenliğine kavuşturacaktır. Eskiden Ülkü Ocaklarına üye yazılmış gençler de bu özgürlükten herkes gibi yararlanacaktır.

Önüne geleni mezara gömeceğini söyleyenler, şu veya bu okulu ya da mahalleyi mezarlık yapmak iddiası taşıyanlar, birçok aldatılmış insanı Türkeş'in kucağına itmekten başka hiç bir şeye hizmet etmezler.

Bugün Türkiye'de 1 milyon insan Türkeş'e oy vermektedir. Bunların ailelerini de eklersen birkaç milyon eder. Bunların büyük çoğunluğu, halk sınıfları içinde yer alıyor. Devrim, bu insanlara mezar değil, yoksulluktan kurtulmayı, özgür ve bağımsız bir ülkenin dürüst yurttaşları olarak yaşamayı vadediyor.
Mezara gömülmesi gereken bir şey varsa, faşist ve revizyonist ideolojilerdir. Maceracılık da bugün revizyonizmin gübreliğinde bitmektedir.

Bırakalım şu çocukluğumuzdaki mahalle kavgası anlayışı ile devrimcilik yapmayı! Bugün sınıf mücadelesi, iki süper devlete karşı 45 milyonluk halkı birleştirmek için verilen mücadeledir. Bu mücadele, mahalleleri ve okulları mezar haline getirerek değil, faşist ve gerici fikirlerin etkisi altındaki insanlara dostça yaklaşarak zafere ulaştırılabilir.

Kaynakça
Kitap: ANARŞİNİN KAYNAĞI VE DEVRİMCİ SİYASET
Yazar: Doğu Perinçek