Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Akıncı-Ülkücü Çatışması

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Akıncı-Ülkücü Çatışması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:08

AKINCI-ÜLKÜCÜ ÇATIŞMASI

Ancak, MHP ve Ülkü Ocakları, sokağın sağında kurdukları hegemonyanın sarsılmasına ve bu alanda kendilerine rakip olacak bir çıkış yapılmasına izin vermek niyetinde değildi.

Sonuçta, Ülkücülerle Akıncılar arasında silahlı çatışmaların yaşanması kaçınılmazdı. Öyle de oldu.
Nitekim Ülkücüler, 23 Şubat 1980 günü Fatih Camii'nin avlusunda Ak-Genç Genel Başkanı Metin Yüksel'i tabancayla vurarak öldürdüler. Bu olay Ülkücülerle İslamcılar arasındaki gerilimi doruğa çıkardı. Ülkücüler saldırılarını bu cinayetle sınırlamadılar ve birçok yerde Ak-Genç binalarını, MSP il ve ilçe örgütlerini basarak, silahla tarayarak ya da bombalayarak eylemlerini sürdürdüler. İslamcılar da bu saldırılara karşılık vermeye çalıştılar. Ülkü Ocakları'nın kapatılması üzerine yerine kurulan Ülkücü Gençlik Derneği'nin İstanbul bölge başkanlarından Recep Öztürk böyle bir karşı saldırı sırasında gözünden yaralandı (Prof. Ümit Doğanay ve Prof. Cavit Orhan Tütengil'i planlayarak öldürdüğü iddia edildi. Bu iddia,

42 dönemin MHP'sinin askeri kanat liderlerinden Yılma Durak'ın ifadelerinde yer aldı. Recep Öztürk, sözkonusu saldırıda yaralandıktan sonra "Kör Recep" diye anılmaya başladı). Ülkücülerin yoğun saldırılan karşısında İslamcılar fazla bir varlık gösteremediler ve geri çekildiler. Bu geri çekilişte Akıncıların sokak pratiğinin sınırlılığı ve silahlı mücadele geleneğinin bulunmayışı önemli rol oynadı. Bu dönemde yayımladıkları bildirilerinde MHP'yi "faşist parti", Ülkücüleri ise "ırkçı-faşist münafıklar" olarak nitelendiren Akıncılar yenildi. 1970'li yılların sonlarına doğru çeşitli nedenlerle cezaevlerine giren sınırlı sayıda İslamcı, az oldukları için kendilerine ayrı koğuşlar açılmadığından izin isteyerek solcularla birlikte kalıyorlardı.

İşte, bugün "Ak Parti" kadrolarının büyük ağırlığını, o dönemin MTTB ve Ak-Genç üyeleri oluşturuyor. Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan, MTTB ve Ak-Genç içinden yetişen bir isim. Abdullah Gül, MTTB'nin bir dönem İstanbul başkanlığını yaptı. Bülent Arınç da, ilk örgütsel deneyimlerini MTTB'de kazandı.

Daha da önemlisi, "Ak Parti"nin orta düzey yöneticilerinin (çekirdek kadrolarının) büyük çoğunluğu da Ak-Genç üyeliği yapan isimlerden oluşuyor. Bugün çoğu bakan olan ve daha önce Erdoğan'ın İstanbul belediye başkanlığı sırasında, belediyeye bağlı kuruluşlarda üst düzey görevlerde bulunan (bir çoğu yolsuzluk suçlamasıyla yargılanıyor) isimlerin tamamına yakını da 1970'li yıllarda Akıncı Gençlik Derneği üyeleriydi. Bir sıfat olarak "Ak" sözcüğü İstanbul Belediyesi'nin kimi projelerinde (Ak-Bil gibi) daha önce de kullanılmıştı.

İşte, "Ak" sıfatı, bir temizlik ve kirlenmemişlik göndermesinden çok -ki kuşkusuz böyle bir amaç da var- ortak bir siyasal tarihe, İslamcı hareket içindeki bir geleneğe ve aslında Erbakan ve arkadaşlarının temsil ettiği "fraksiyon" dan bir farka veya bir ayrılığa işaret ediyor. Özetle; "Ak Parti" ile ima edilen unsur "Akıncılar Partisi" oluyor.

Kaynakça
Kitap: BİR ABD PROJESİ OLARAK AKP
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir